2013

   · ETKİNLİK Giriş Sayfası

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

KOCAELİ ENERJİ FORUMU


15.03.2013 - 15.03.2013 (Dr. Şefik Postalcıoğlu Salonu‘nda (Leyla Atakan Kültür Merkezi, Fuar İçi, İzmit ))

 

Haberler

KOCAELİ ENERJİ FORUMU 13.02.2013

    

Şubemiz tarafından düzenlenecek olan Kocaeli Enerji Forumu 15 Mart 2013 Cuma günü Şubemiz tarafından 15 Mart 2013 Cuma günü 09:00 - 17:00 saatleri Dr. Şefik Postalcıoğlu Salonu‘nda (Leyla Atakan Kültür Merkezi, Fuar İçi, İzmit ) gerçekleştirilecektir.

 

Genel Bilgiler

 KOCAELİ ENERJİ FORUMU 15 MART CUMA GÜNÜ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

 

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Kocaeli Şubesi tarafından düzenlenen Kocaeli Enerji Forumu, 15 Mart 2013 tarihinde Leyla Atakan Kültür Merkezi Dr. Şefik Postalcıoğlu Salonu`nda gerçekleştirildi. Forumun açılışında konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, enerjide ithal bağımlılığı ile serbestleştirme ve özelleştirme uygulamalarının yaratığı sorunlara dikkat çekti. Göltaş konuşmasında Kocaeli`nde yaşanan çarpık sanayileşmenin getirdiği çevresel sorunları da değerlendirdi.  

 

Kocaeli Enerji Forumu, açılış konuşmalarıyla çalışmalarına başladı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen özel bir oturumla, "Kocaeli Elektrik Sorunlarının Tespit Etme Anketi Sonuçları" açıklandı. Daha sonra etkinlik programı kapsamında "Enerji Verimliliği ve Enerji Tasarrufu" başlıklı birinci oturum ve "Kocaeli İli Elektrik Enerji Altyapısı, İşletme, Yatırımlar ve Tüketici Sorunları" başlıklı ikinci oturumda çok sayıda sunum gerçekleştirildi. Forum çalışmaları, katılımcıların sorularının yanıtladığı son oturum ile tamamlandı. Forum 100‘ ün üzerinde katılımcı ile gerçekleştirildi.   

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Kocaeli Enerji Forumu‘nda açılış konuşmasına elektrik enerjisinin stratejik bir kamu hizmeti alanı olduğuna dikkat çekerek başladı. Elektrik enerjisinin günümüzde insan hayatında vazgeçilmez bir gereksinim olarak önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Göltaş, "Halkın artan gereksinimi olarak, sosyal ve ekonomik yaşam üzerindeki belirleyici rolü nedeniyle stratejik bir kamu hizmeti alanıdır. Bu anlamda da tüketicilere ucuz, kesintisiz ve kaliteli olarak sunulmalıdır" diye konuştu.

Elektrik enerjisinin üretildiği anda tüketilmesi gereken bir özelliğe sahip olduğunu belirten Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Üretim, iletim ve dağıtım zincirinin herhangi bir halkasını zayıflatacak uygulamaların, giderilmesi zor sonuçlar yaratması da kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenledir ki talep tarafını da kapsayacak şekilde planlamanın kamu yararını gözeten merkezi bir anlayışla yapılması zorunludur. Ancak ne var ki ülkemizde 1980‘lerin ikinci yarısından itibaren sürdürülen serbestleştirme ve özelleştirme politikaları, elektrik enerjisindeki merkezi planlama anlayışını yok etmiştir. Bu alan, öncelikleri ve beklentileri farklı toplam sayıları 2 bini aşmış olan kamu ve özel şirketin yer aldığı ticari bir piyasaya dönmüştür."

Elektrik üretiminde ithal kaynak bağımlılığının devam ettiğini vurgulayan Göltaş, ekonomide oluşan cari açığın en önemli etkenlerinden birinin enerji ithalatı olduğuna dikkat çekti.

İthal Bağımlığı Büyüyor

Türkiye‘nin doğalgazda yüzde 98, petrolde de yüzde 93 dışa bağımlı olduğunu ifade eden Göltaş, "Buna karşın ikincil bir enerji kaynağı olan elektrik enerjisi üretiminde de 2012 yılı sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 56-57 seviyelerinde ithal kaynağa bağımlı bir politika izlenmiş ve elektrik üretimi için kullanılan ithal kaynağa yaklaşık 36 milyar dolar ödenmiştir" dedi. Elektrik üretiminde ithal kaynak bağımlığında doğalgazın ilk sırada yer aldığını belirten Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Elektrik enerjisi üretiminde; 1999 yılı öncesinde yüzde 30‘un altında olan doğalgaz bağımlılığımız 2000 yılında yüzde 37‘ye, 2002 yılında yüzde 40,6‘ya, 2005 yılında yüzde 45,3‘e, 2008 yılında yüzde 49,7‘ye kadar çıkmış ve 2012 yılında da yüzde 43,5 olmuştur. Her ne kadar 2009 yılında yayımlanan Strateji Belgesi‘ne göre elektrik üretiminde doğalgazın payının yüzde 30‘a indirilmesi öngörülmüş olsa da Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu‘nun bugüne kadar verdiği ve halen inceleme aşamasında olan lisans işlemlerine bakıldığında siyasi iktidar tarafından belirlenen yüzde 30‘luk sınır sadece niyet beyanı olarak kalmıştır."

Halkaya İthal Kömür de Eklendi

Elektrik enerjisi üretiminde son yıllarda ithal kömürün payının hızla yükseldiğini vurgulayan Göltaş, 2000 yılına kadar ithal kömüre dayalı elektrik üretiminin olmadığını bildirdi. Elektrik Piyasası Kanunu‘nun 2001‘de yayımlanmasının ardından kamunun üretim yatırımlarından çekilerek, yerini özel sektöre bırakmasına paralel olarak ithal kömüre yönelik tercihlerin söz konusu olduğunu belirten Göltaş, ithal kömür kullanımına yönelik bir kısıtlama olmaması sonucunda, bu kaynağın elektrik üretimindeki payının 2003 yılında yüzde 1‘e, 2004 yılında yüzde 6.3‘e, 2012‘de ise yüzde 12.2‘ye yükseldiğini kaydetti.

Dışa bağımlı birincil kaynağa dayalı elektrik enerjisi üretimi modelinin yalnızca arz güvenliğinde tehdit oluşturmadığına, bunun yanı sıra cari açık gibi genel ekonomide de bir dizi soruna neden olduğuna işaret eden Göltaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Girdi olarak kullandığınız birincil kaynakların uluslararası pazardaki fiyatları, döviz kurlarında yaşanan değişiklikler üretim maliyetlerini etkileyecek ve tarifeler de zamlanacaktır. Yapılan zamların da muhatabı her zaman olduğu gibi vatandaş olmaktadır. Enerji politikalarının ana eksenini oluşturan ithal kaynak bağımlılığı doğal sonuçları itibariyle pahalı elektrik tarifeleri olarak en geniş çalışan toplumsal kesimleri elektrik yoksulluğuna zorlamaktadır. Özelleştirme ve piyasalaştırma esasına dayandırılmış elektrik sektörünü 2012 yılı için tüketiciler açısında değerlendirdiğimizde karşımıza karamsar bir tablo çıkmaktadır. Çünkü son bir yıl içinde zorunlu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak mal ve hizmet sektörlerinde yaşanan fiyat artışları ile elektrik tarifelerine yapılan zamlar göz önüne alındığında karşımıza her geçen gün artan oranda elektrik yoksulluğu çıkmaktadır."

TÜİK verilerine göre ülke nüfusunun yüzde 16,1‘unun yoksulluk sınırı altında, yüzde 18,5‘i sürekli yoksulluk riski altındadır. Bu gerçeği önümüze koyduğumuzda, elektrik yoksulluğu ile karşı karşıya kalan tüketici sayısında da her geçen gün artış olması kaçınılmazdır. Ulusal bir gazetenin 15 Haziran 2012 tarihli sayısında, 2010 yılı içinde elektrik faturalarını ödemeyen 7.8 milyon abonenin elektriklerinin kesilerek açma-kapama bedeli tahsil edildiği haberi yaşanan durumu göstermesi açısından önemlidir.

Tüketiciler açısından tarifelerin yanında bir de elektrik enerjisinin sürekliliği, kalitesi ve özel şirketlerin hizmet sunumundan yana bir dizi sorunlar yaşanmaktadır. Periyodik bakımları zorunlu değişim olarak tüketiciye yansıtan ve sayaç değişikliği ile vatandaşı canından bezdiren uygulamalara zamanlı zamansız elektrik kesintileri de eklenince tüketiciler haklı olarak şikâyet etmekte ancak yaşananlara muhatap bulunamamaktadır."

2.3 Milyar Liralık Ek Yük

Önümüzdeki yılında tüketiciler acısından olumlu geçmeyeceğini kaydeden Göltaş, "2013-2015 yılları için geçerli olmak üzere 2012 yılının son aylarında yaklaşık yüzde 50 artışa karşılık gelecek şekilde brüt kar marjında yapılan değişikliğin tüketicilere yıllık olarak yaklaşık 400 milyon TL bir yük getirmesi söz konusu olacaktır" dedi. 2013-2015 yılları için geçerli olmak üzere Boğaziçi, Dicle, Vangölü, Aras ve Toroslar dağıtım bölgelerinde kayıp-kaçak hedefi oranlarında yapılan revizenin de bu dönem süresince tüketicilere toplamda yaklaşık olarak 21,9 milyar kilovaatsaat yük getireceğini ifade eden Göltaş, bu enerjinin 2012 yılı toptan satış fiyatları ile bedelinin yaklaşık 2.3 milyar TL‘yi bulacağını kaydetti.

Bu yıl başından itibaren uygulanan elektrik tarifelerine görünürde zam yapılmadığına dikkat çeken, Göltaş, "Ancak 2013 yılı başından itibaren Türkiye Elektrik Taahhüt ve Ticaret A.Ş (TETAŞ) tarafından dağıtım şirketlerine satılan toptan elektrik fiyatlarında yüzde 14.8 indirim yapılmış olmasına karşı bu indirim maliyet bazlı fiyatlandırma mekanizmasının gereği olarak tüketici tarifelerine yansıtılmamıştır" diye konuştu. Tüketici tarifelerine yapılan zamlarda maliyet bazlı fiyatlandırma mekanizmasının gerekçe gösterilmesine rağmen, indirim yapılması gerektiğinde ise mekanizmanın görmezlikten gelindiğini kaydeden Göltaş, "Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2012 yılında da sistemin yükü tüketicilere bindirilmiştir. 2012 yılında alınan kararlar ile 2013 yılında da benzer uygulamalar yaşanacağı zaten bilinmektedir" dedi.  

Elektrik enerjisinde yaşanan piyasalaştırma uygulamaları nedeni ile arz ve talebin birbirine yakın gerçekleştiği dönemlerde dengeleme piyasası adı verilen karaborsada elektrik fiyatları saatlik bazda akıl almaz rakamlara ulaşabildiğini belirten Göltaş, "Adına serbest piyasa denilen bu yapı içinde üreticiler bir anda ve bir saat dilimi içinde akıl almaz kazanımlar elde ederken bu maliyetler doğal olarak tüketicilere yansımaktadır. Üreticilerin akıl almaz kazanımlarını rekabet ihlali olarak görüp şikâyette bulunan piyasa katılımcılarına verilen yanıt ise ‘gerçekleşen yüksek fiyatların, elektrik arz ve talep dinamiklerinin bir sonucu olduğu kanaatine varılmıştır‘ şeklinde olabilmektedir" diye konuştu.

Bu dönemin en önemli sorunlarından birinin hem elektrik üretimi hem de dağıtım alanında yapılan yatırımların denetlenmemesinin oluşturduğunu kaydeden Göltaş,  "Mülkiyeti kamunun olan ve tarifelere yansıtılarak tüketiciler tarafından karşılanan dağıtım varlıklarına ait yatırımlar fiziki, teknik ve ekonomik denetimden yoksun olarak özel sektör insafına terkedilmiş durumdadır. Kamunun asli görevi olan denetim hizmetinin kamu kurum veya kuruluşlarınca ve kamu görevlilerince yürütülmesi yönünde Anayasa Mahkemesi kararları mevcut olmasına karşın ısrarla bu hizmeti özel şirketler eliyle yürütmek üzere yasal düzenleme yapılmasını da anlamak mümkün değildir" diye konuştu.

Kocaeli‘nde Sanayi Ağırlığı

Göltaş konuşmasında Kocaeli‘ndeki elektrik tüketimine ilişkin şu bilgileri veridi:

"2011 yılı verileri ile Kocaeli ilindeki elektrik tüketimine sektörler bazında baktığımızda, ülke genelinden çok farklı bir dağılım karşımıza çıkmaktadır. Ülke genelindeki sektörel dağılım içinde yüzde 23,79 oranında bir paya sahip olan mesken tüketimlerinin Kocaeli ilindeki oranı yüzde 8,72 olarak gerçekleşmiştir. Ülke genelindeki sektörel dağılım içinde yüzde 10,77 oranında bir paya sahip olan Demir-Çelik Üretimi ve İşleme Sanayi tüketimlerinin Kocaeli ilindeki oranı yüzde 28,26 olarak gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Makine, Elektrikli Aletler ve Ulaşım Araçları Yapımı bazındaki tüketim ülke genelinde 2,93 oranında bir paya sahip iken bu oran Kocaeli ilinde yüzde 12,71 olarak gerçekleşmiştir. Ağaç İşleri ve Kağıt Sanayi, Kauçuk-Lastik ve Plastik Sanayi ile Kimya Sanayi içinde benzer durum söz konusudur. Bu anlamda Kocaeli ilinin bir sanayi kenti olduğunu ifade etmek bilinen bir gerçeği tekrarlamak olacaktır."

Sorunlar Çözüm Bekliyor

Sanayi kenti olmanın Kocaeli‘nde istihdama, ekonomiye ve sosyal hayata katkısı olduğunu, ancak iş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla yaşandığı kentlerden birinin haline de geldiğini ifade eden Göltaş, şunları söyledi:

"Bir diğer önemli konu da toplum yaşamını ve sağlığını yakından ilgilendiren çevresel boyutta yaşanan kirliliktir. Sanayileşmenin ve denetimsizliğin bölgede yarattığı çevre kirliliği halkın yaşamını tehdit eder hale gelmiş, tedavisinde tıbbın çaresiz kaldığı hastalıklarda yüksek oranlı artışlar gözlemlenmiştir. Kentin ve özellikle Dilovası Bölgesi‘nin durumu ‘Tehlike aşaması geçilmiştir; ‘risk vardır‘ demek için elimizdeki bulgular nettir. Bunlar hastalık yapabilecek hale gelmiştir. Gün tartışma günü değil, artık bunu bertaraf etme günüdür‘ diyerek yapmış olduğu çalışmalarla ortaya koyan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu‘nu da buradan bir kez daha kutlamamız gerektiğine inanıyorum."

Göltaş, kentin sanayileşme ve çevre sorunlarında ilişkin sorunlarına değindiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yıllardır sanayi atıklarının, evsel atıkların ve gemilerin sintine sularının doğrudan Körfez‘e bırakıldığı bilinen bir gerçek. Sanayi tesislerinin baca gazı arıtma ve toz tutma kapasitelerinin yetersiz oluşu çevre kirliliğini büyüten önemli bir etken. Körfez‘de bulunan 38 limana aylık ortalama 1200 gemi girip çıkmakta. TBMM Araştırma Komisyonu Raporu‘na göre sanayi tesisleri ve limanlardan kaynaklanan tehlikeli atıkların toplayıcı firmalar tarafından satın alındığı biliniyor, ancak bu atıkların nasıl bertaraf edildiği belirsiz. Bu toplayıcı firmaların ‘Tehlikeli Atıkların Kontrolü‘ne ilişkin yönetmeliğe uygun faaliyet gösterip göstermediği ve bu firmaların lisanlı olup olmadığı da diğer belirsizlikler."

Kocaeli‘nin elektrik dağıtımı hizmetinin özelleştirilmesi ile birlikte sık sık elektrik kesintileri, yanlış sayaç okumaları sebebiyle yüksek faturalandırma, keyfi sayaç değişimi ile sayaç değişim bedeli talep edilmesi gibi sorunlar yaşanmaya başladığına dikkat çeken Göltaş, "10 binlerce yurttaşın yaşadığı toplu konut bölgelerindeki (Yahya Kaptan, Yuvam Akarca Konutları, Kent Konut, Gündoğdu Dünya Bankası Kalıcı Konutları, TOKİ Konutları) sokak lambalarında elektrik kesintileri olmakta; vatandaş karanlığa mahkum edilmektedir" diye konuştu.

Özelleştirilen doğalgaz dağıtım şirketi İZGAZ‘ın maliyet yüksekliği gerekçesiyle bazı bölgelere (İzmit ilçesi Akmeşe bölgesi, Alikahya, Kullar, Yuvacık, İhsaniye ve Karamürsel köyleri) halkın talebine rağmen doğalgaz bağlamayı reddettiğini kaydeden Göltaş, "Hava kirliliği sorunuyla baş başa olan halk bir de kömür yakmaya mecbur bırakılmaktadır" dedi.

Dilovası‘nda Çevre Kirliliği  

Ülkemizde kurulu 500 dev fabrikanın yüzde 10‘unun üzerinde kurulu olduğu Dilovası İlçesi‘nde 1960‘lardan beri devam eden plansız ve çarpık sanayileşmenin yol açtığı zehirli atıklar ve çevre kirliliğinin insan sağlığını tehdit eden bir boyuta geldiğini kaydeden Göltaş, şu bilgileri verdi:

"Dilovası Bölgesi‘nde yaklaşık 20 bin işçi çalışmakta ve bu işçilerin büyük bir çoğunluğu yine bölgede ikamet etmektedir. Dünyada kansere bağlı ölüm oranı yüzde 12.5, Türkiye‘de yüzde 12.9 ancak Dilovası‘nda ise yüzde 33‘tür. Dilovası‘nda hava, ABD ve Avrupa standartlarının 3, 5 katı, Kandıra‘da ise 1, 7 katı daha kirlidir.

Bölgeye ilişkin ciddi çevre felaketi oluşturan bir diğer sorun da toplam uzunluğu 12 km olan ve Gebze Çöplüğü‘nün de kirini taşıyan Dilderesi‘dir. Dilderesi resmi kaynaklara göre İzmit Körfezi‘nin yüzde 40‘tan fazlasını kirletmektedir. Dilderesi‘nin kirlilik sorunu artık Dilovası‘nın sınırlarını aşmış, bölgesel hatta ülke çapında bir sorun haline gelmiştir.

Bizler hep eleştiri yapmakla muhalefet etmekle deyim yerindeyse pişmiş aşa su katmakla suçlanırız. Oysa kral çıplak diyen toplumun aklı ve vicdanı olan meslek örgütlerinin seslerinin kısılmak istenmesi kimi egemen çevrelerin ve işbirlikçi siyasal iktidarların temel hedefi olmuştur. Sadece eleştirmiyoruz. Çözüm önerilerimiz de var, kamuoyu ile sık sık paylaştığımız."

Göltaş konuşmasında Türk Tabipler Birliği‘nin 2011 yılında yayımladığı Dilovası Raporu‘nda yer verilen, ancak hayata geçirilmeyen önerileri de sıraladı. EMO‘nun enerjinin gündeme geldiği her platformda "çevreyi, sanayiyi, kalkınmayı, ulaşımı, bütünüyle yaşamı ve insanı" konuştuğunu vurgulayan Göltaş, "Bu çerçevede düzenlenen enerji formunun bütün yaşamsal alanlarımıza kamusal yarar ekseninde vurgu yapan önemli bir etkinlik olacağına duyduğum inançla hepinizi yeniden saygıyla ve dostlukla selamlıyorum" diyerek konuşmasını tamamladı. Açılış konuşmalarının ardından başlayan panellerimizde;

Panel yöneticiliğini EMO`ndan Olgun SAKARYA` nın yaptığı "Enerji Verimliliği ve Enerji Tasarrufu"panelimizde EMO`nı temsilen Musa ÇEÇEN; Enerji Fiyatları,Tasarruf Cihazları ve Uygulamaları , Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünü temsilen Bora OMURTAY; Enerji Verimlili Mevzuatı ve Uygulamaları , ENVERDER` i temsilen Ferda HACIVELİOĞLU; Enerji Verimliliği ile İlgili Yatırımlara Sunulan Destekler ile ilgili sunumlarını katılımcılar ile paylaştılar.

Panel yöneticiliğini Mustafa KÜPÇÜ` nün yaptığı "Kocaeli İli Elektrik Enerji Altyapısı, İşletme, Yatırımlar ve Tüketici Sorunları" konulu ikinci panelimizde SEDAŞ` ı temsilen Osman ÖZER; Kocaeli İli Elektrik Dağıtım Şebekesinin Mevcut Durumu ve Planlanan Yatırımlar, Nuh Enerji` yi temsilen Erol YILDIRIM; Kocaeli` de Elektrik Enerjisi Üretiminin Durumu ve Elektrik Piyasası Mevzuatları, Kocaeli Sanayi Odası` nı temsilen  Ahmet BAŞARAN ve Tüketici Hakem Heyet Başkanlığını temsilen Salih KARABEY ; Elektrik Enerjisi Tüketicilerinin Yaşadıkları Sorunlar  konularıyla alakalı sunumlarını paylaşarak gerekli bilgilendirmeleri gerçekleştirdiler.

EMO` dan Kamil ERBAY Kocaeli Elektrik Sorunları Anket Çalışmasının sonuçları açıkladı.

 

Enerjinin güvenilir, kaliteli ve kesintisiz karşılanması, verimli kullanılmasına yönelik Planlama ve hizmetler; Üretim, İletim ve Dağıtım aşamalarında yaşanan sorunlar ve çözümleri tartışıldı.

Bölgemizde ve ülke genelinde sıkça yaşanan Elektrik kesintilerinin yerel ve Ulusal ölçekte sürekli olarak izlenmesi, yaşanan ve yaşanması muhtemel sorunların doğru tanımlanarak çözüm önerilerinin oluşturulması için, ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri, düşünce ve görüşlerini açıkladılar.

Bu çerçevede elektrik enerjisi, üretim iletim ve dağıtımının planlanmasında, bölgemiz gereksinimlerinin doğru tespit edilmesi yanında gerekli yatırımların planlanması ve zamanında gerçekleştirilmesinin önemi yanında, Tüketiciler açısından enerjinin ucuz, kesintisiz ve kaliteli olması önemi vurgulandı. Bunun sağlanabilmesi ise üretim, iletim ve dağıtım faaliyetlerinin uyum içerisinde yürütülmesinin gerekli olduğu anlatıldı.

Devlet Kurumlarının iyi hizmet üretemediği, serbest rekabet ortamının da yaratılarak ucuz, kaliteli ve kesintisiz enerji sunulacağı belirtilerek yapılan Elektrik Özelleştirmelerinin, Elektrik fiyatlarını arttırdığı vurgulandı.

Kocaeli Elektrik Sorunları Anket Çalışmasının sonuçları açıklandı ve sonuca yönelik olarak Tüketici Hakem Heyetinden panelistimiz gerekli bilgilendirmeleri gerçekleştirdi.

Meskenlerde 2007-2013 arasında Elektrik Fiyatlarının % 128,8 oranında zamlandığı, Elektrik Fiyatlarına zam yapmamak için, Toptan Elektrik satışı yapan TETAŞ, Ocak 2013 itibari ile, Elektrik Dağıtım Şirketlerine % 14,8 indirim uygulamaya başladığını, Bu indirimin Tüketicilere yansıtılmadığı, % 14,8 indirimin Elektrik Dağıtım Şirketlerinin kar hanesine yazıldığı belirtildi.

Elektrik zamlarının hayatı olumsuz etkilediği, bunu fırsat bilenlerin, tasarruf cihazı adı altında kirli bir kampanya başlatarak, halkı aldatmaya yönelik tezgahlar kurduğu belirtildi.

Forumun sonunda katılımcılardan soru ,cevap ve öneriler alınarak kapanış gerçekleştirildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kocaeli‘de elektrik enerjisi ile ilgili; üretim alanının elektrik piyasası mevzuatları açısından, iletim ve dağıtım alanlarının altyapı, işletme ve yatırımlar açısından , tüketici açısından ise enerji fiyatları, sayaçlar, tasarruf cihazı aldatmacaları ve enerji tasarrufuna yönelik bilgilendirmelerin yapılarak, önerilerin sunulacağı etkinliğimizde ‘‘Enerji Verimliliği ve Tasarrufu‘‘ ve ‘‘ Kocaeli İli Elektrik Enerji Altyapısı , İşletme, Yatırımlar ve Tüketici Sorunları ‘‘ konularında 2 adet panel düzenlenecektir.


 

Fotoğraf albümü

 
 
 
  
 
Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri