MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

TMMOB III. DANIŞMA KURULU TOPLANDI



 
TMMOB 44. Dönem III. Danışma Kurulu’nda Anayasa değişikliğine ilişkin halkoylaması sonrasında mücadele kararlılığı vurgulandı. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, halkın tepkisini sönümlendirmeye çalışan tutumların kabul edilemez olduğunu belirterek, “Cumhuriyetin kazanımlarının yok edilmesine karşı meslektaşlarımızda oluşan doğal tepki ile doğru ilişki kurmanın yolları, bütün Odalarımızda aktif bir şekilde aranmalıdır” dedi. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, Cumhuriyet değerlerine saldırılarak olmayan bir tarihin var kılınmaya çalışıldığı çirkin girişimlerle tarihsel bir operasyon yapıldığına dikkat çekti.
 

 

TMMOB 44. Dönem III. Danışma Kurulu toplantısı, 27 Mayıs 2017 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Toplantı Salonu`nda gerçekleştirildi. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz açış konuşmasında, referandum sürecindeki yoğun çalışmaları nedeniyle TMMOB örgütlülüğüne teşekkür etti. Koramaz, "TMMOB ve kadroları ikirciksiz, cesur, tarihi bir tavır ortaya koymuştur. Ülkemizin karanlığa teslim edilmesi karşısında sessiz kalmayacağımız ve boyun eğmediğimiz bir kez daha gösterilmiştir" dedi.

Anayasa değişikliğinde "kişi/lider-parti-devlet-toplum birliğine yönelik totaliter bir zorlama, dikta ve açık faşizm yönelimi" ile başta laiklik ve Cumhuriyet kazanımları olmak üzere, Türkiye toplumunu birçok açıdan geriye götüren yeni bir rejimin söz konusu olduğunu anlatan Koramaz, bu değişikliğin tarihsel ve toplumsal bir meşruiyeti bulunmadığını kaydetti. Koramaz, şunları söyledi:

"YSK kararı ile doruğa ulaşan hukuk dışılığın, hile ve şaibelerin, uluslararası kamuoyunda da karşılık bulduğu, ‘Evet` oyu veren birçok kesimde de rahatsızlık oluşturduğu bilinen bir durumdur. Olağanüstü hal koşullarına, baskılara, eşitsizliklere, bütün devlet olanaklarının seferber edilmesine, örtülü ödenek harcamalarına, bütçe-Hazine açıklarına yol açan seçim harcamalarına ve yapılan hilelere rağmen başa baş bir resmi sonuç çıkması, bu iktidarın neden olduğu toplumsal, siyasal yarılmanın pekişeceği anlamına gelmektedir. Bu durum, ülkemize, ne yazık ki sanıldığından daha fazla zarar verecek, güç kaybettirecektir. Kazandığını ilan eden ama derinliklerinde şaşkınlık yaşayan iktidar taşıması ağır bir yükün altına girmiştir."

Koramaz, tüm olumsuzluklara karşın referandum sürecinin ülkemizde demokratik duyarlılıkların geliştiğini; toplumun en az yarısının mevcut gidişe "Hayır" dediğini; özgür, yasaksız, baskısız, adil ve demokratik koşullarda bir seçim yapılabilse "Hayır`ın kazanacağını" gösterdiğini belirtti. Önümüzdeki dönemin yönetilmesi zor bir süreç olduğuna, bu nedenle OHAL ve KHK`lerle zor aracılığıyla yönetimin esas alındığını anlatan Koramaz, OHAL kararnameleriyle hukuk dışı bir şekilde ihraç edilen kamu çalışanlarını desteklediklerini, hukuk ve insanlık dışı uygulamaları kınadıklarını vurguladı. Koramaz, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça`nın haklı istemlerini desteklediklerini, ancak bu uzun soluklu mücadeleyi emek ve demokrasi güçleri ile hep birlikte sürdürebilmek için beden ve yaşamlarını korumaları gerektiğini kaydetti.

TMMOB`ye Baskıya Karşı Direnme Çağrısı

"Cumhuriyet, demokrasi ve laikliği yeniden ve bir üst boyutta kazanmak için mücadele ederken mesleklerimiz, meslek alanlarımız ve örgütümüz için onurlu direngenliğin, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde ilerlemek durumundayız" diyen Koramaz, iktidarın kamu yararını tasfiye eden neoliberal politikaları ve rant imparatorluğunun önünde bir engel olarak görülen TMMOB`nin daha fazla baskıya uğrayacağının belirgin olduğunu söyledi. Referandum sonrasında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı`nın itirazıyla daha önce verilen takipsizlik kararı bozularak; Anayasa`ya aykırı ve hukuksuz bir şekilde gerçekleştirmek istenen denetleme girişimine izin vermemesinden dolayı Kimya Mühendisleri Odası`nın Yönetim Kurulu`nun görevine son verilmesi istemiyle dava açıldığını bildirdi. Oda başkanları ve hukukçularla toplanarak, yapılması gerekenleri belirleyeceklerini kaydeden Koramaz, davanın görüşüleceği 15 Haziran 2017 tarihinde TMMOB`ye bağlı birimlerde çalışan tüm hukukçuları, Oda Başkan ve yöneticilerine davaya müdahil olmak üzere Adliye`de bulunmaları için çağrı yaptı.

Baskılar karşısında direnebilmenin ve TMMOB`ye sahip çıkmanın tek yolunun, referandum sürecinde ortaya konulan kolektif tavrı korumak ve güçlendirerek devam ettirmek olduğunun altını çizen Koramaz, "İçine girdiğimiz yeni baskı döneminde toplumsal muhalefetin diri kesimlerinin ortaya koyacağı direnç, baskı politikalarının tersyüz edilmesine de imkan tanıyacaktır. Bu anlamda önümüzdeki dönemin karanlığı aynı zamanda aydınlığa gebe olacaktır" diye konuştu.

Bu süreçte meslek odalarının mücadelesinin içe doğru bükülmesine izin verilmemesi gerektiğini belirtirken "Zira istibdat döneminde gerçekleri anlatmak ve savunmaktan geri adım atılamaz. Geri adım atmak düşünülse dahi iktidarın zorbalığından kurtulma imkanının olmadığı bilinmelidir" uyarısını yapan Koramaz, gelecek döneme yönelik mücadele hattını şöyle çizdi:

"TMMOB`nin durumu farklıdır, tutumu da farklı olmalıdır. Her zor dönemde ülkemizin sorumluluklarını sırtında taşıyarak boyun eğmeden bugünlere gelen TMMOB, mücadele süreçleri içinde birçok badireyi aşmasını bilmiştir. Önümüzdeki süreci de yine boyun eğmeden aşabileceğimize inanmamız ve Birliğimiz ile emek ve demokrasi mücadelesinin niteliksel gücüne ve geleceğine güvenmemiz gerekiyor. Sadece meslek alanlarıyla ilgilenen ve ülkede yaşanan gelişmelerden kopuk davranan meslek örgütlerinin deneyimi önümüzde durmaktadır. Bazı meslek örgütleri izlediği bu yol ile meslektaşlarının sorunlarına dahi yanıt üretemeyen, bürokratik yapılara dönüşmüş, iktidar ve rant oyunlarına teslim olmuş durumdadır. Meslek ve meslektaş sorunlarını ülkenin ve halkın sorunlarından ayırmadan yürüme tutumunda ısrarcı olunmalıdır. TMMOB`yi büyüten, geliştiren, meslektaşları ve kamuoyu nezdinde itibarlı, güvenilir kılan bu tutumdur. Bu hattın, önümüzdeki dönem Odalarımız başta olmak üzere bütün birimlerimizde güçlendirilmesi gerekmektedir."

Meslekler ve meslek örgütlerinin Cumhuriyet-demokrasi koşulları içerisinde kimliklerini kazandığını ve bu değerlerin aşındırılmasına karşı mücadele içinde bugünlere geldiğini vurgulayan Koramaz, "Bu nedenle Cumhuriyetin kazanımlarının yok edilmesine karşı meslektaşlarımızda oluşan doğal tepki ile doğru ilişki kurmanın yolları, bütün Odalarımızda aktif bir şekilde aranmalıdır" dedi.

Referandum Sonrası Mücadeleye Devam

Referandum sonrasında "Hayır Daha Bitmedi" sloganıyla bütünleşen tavrın mücadelenin ipuçlarını sunduğunu ve 1 Mayıs mitinglerine ‘Hayır`ın damga vurduğunu anlatan Koramaz, iktidara etkisiz muhalefeti de eleştirdi. Koramaz, "Referandumun iptaline neden olması gereken mühürsüz pusulaların kabul edilmesi kararı ve ‘Atı alan Üsküdar`ı geçti` sözleriyle ilan edilen sonuçların ardından, muhalefetin bazı kesimleri tarafından gösterilen ikircikli ve özünde kabullenici tavır, yaygın memnuniyetsizliklere yol açmıştır" dedi. Yandaş medya üzerinden eylemlere yönelik olarak yürütülen dış güçlerin ülkeyi karıştırmak için sokağı kullandığı yönündeki kara propaganda karşısında, muhalefetin bazı kesimlerinin geri adım atmasının, eylemcilere yönelik "cadı avını" da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Koramaz, şöyle konuştu:

"Halkın hile, hırsızlık, hukuk dışılık karşısındaki itirazını sönümlendirecek hiçbir tutum kesinlikle kabul edilemez. Referandumda yaşananları görmezden gelen ve 2019 yılında yapılması düşünülen seçimlere yönelik, üstelik Cumhurbaşkanlığı adaylığı vb. yanlış yerlerden bir ‘muhalefet hattı` kurulmaya çalışılması, halkın tepkilerinin kırılmasına ve saray iktidarının oyunlarına kapı açan büyük yanlışlardır. Referandum sürecinde halkımızın Cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, ülke kaynak ve varlıklarına sahip çıkma temelinde belirginleşen tavrını diri tutmak, Birliğimizin öncelikli görevleri arasında yer almaya devam etmelidir."

İktidarın şiddet tekeli ve avantajlarına bakarak karamsar bir tutum belirlenmemesi gerektiğini vurgulayan Koramaz, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bugün, toplumsal muhalefetin ve halkımızın gerçek potansiyellerini ve etki gücünü açığa çıkaracak bir yaklaşım ve özgüvene gereksinim var. Tarihte hep gördüğümüz gibi hiçbir olumsuzluk, mutlak ve kalıcı değildir. Halkın bütün yaşam alanlarına dokunan meslek alanlarımızla yeni rejim arasındaki bağları kurup gösterebilmeliyiz. Tarihsel haklılığımıza inanarak mücadele etmeli, asla diz çökmemeli, umutların gerçeklenmesi ile mücadele arasındaki bağları önce kendimiz görmeli ve bu yaklaşımı genelleştirmeliyiz."

Anayasa Değişikliğinin Meşruluğu Yok

Danışma Kurulu`nda söz alan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, OHAL koşullarında yoğun baskı ve tehdit altında bir referandum sürecinin yaşandığını, bu baskı ve tehdit ortamının halkoylamasında yeni şaibelerle katmerlendiğini belirtti. "Demokratik ve eşit koşullarda bir referandum süreci yaşanmadığı gibi seçim güvenliği ve sonuçlarına ilişkin güvenilirlik de zedelendi" diyen Yeşil, hem OHAL koşullarında dayatılan Anayasa değişikliğinin hem de açıklanan sonuçların meşruiyetinin kalmadığını kaydetti.

Anayasa değişikliğinin demokrasinin temel kurallarını yok sayan bir içeriğe sahip bulunduğuna işaret eden Yeşil, şöyle konuştu:

"Demokrasiyi araç yaparak demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedef alan bir düzenleme söz konusu olduğu için de bu Anayasa değişikliğinin meşruluğu yoktur. Özetle, demokrasiden nasibini almamış bir zihniyetin demokrasicilik oyununa tanıklık ettik. Bu demokrasicilik oyununun en açık ifadesi de halkoylaması sonrasında en yetkili ağızdan ‘Atı alan Üsküdar`ı geçti` sözüyle ortaya konulmuştur. Ne yazık ki Anayasa değişikliği sonrası ortaya çıkan söylemler, artık görünüşte bile ‘balkon konuşmasına` ihtiyaç duymayan bir iktidar gücüyle karşı karşıya olduğumuzu da göstermiştir."

Parti Devlet Sorunu

Yaşadığımız süreçte en ufak muhalif bir duruşa dahi tahammül gösterilmediğine dikkat çeken Yeşil, son olarak Sözcü Gazetesi`nin bundan nasibini aldığını ve CNN Türk sunucusu Nevşin Mengü`nün de Trump-Erdoğan görüşmesine ilişkin "Girdisi çıktısı 23 dakika sürdü" ifadesi nedeniyle yayından çekildiğini anımsattı. Gerçeklerin sansürlendiğini belirten Yeşil, şunları söyledi:

"Uzun zamandır otosansürü insanlar içselleştirmiş olarak yaşamaktadır. İnsanların örgütlenme haklarını; en demokratik hak olan toplanma, gösteri ve yürüyüş hakkının OHAL kapsamında yok sayılmasını da bir yana bırakın iki kişi bir araya gelip konuşmaya korkar olmuştur. Çünkü çok basit somut bir gerçekliğin söylenmesi bile insanların ‘çalışma haklarının` ellerinden alınması, terör yaftası vurulması ve tutuklanmasıyla sonuçlanmaktadır. Gerçeklerin sansürlenmesinin ötesinde yandaşların iktidara yaranmak için sarf ettikleri çabalar dahi ‘üst akıl` tarafından uygun görülmediğinde hedef tahtasına konulabiliyor. Onlar belki buna çok şaşırıyorlardır. Ama bizler şaşırmıyoruz. Çünkü artık parti devlet kurulmuş ve parti-devlet bir kişiye endekslenmiştir."

Gerçekleri Yok Eden Saldırılar

Bu "parti devlet"in tüm gerçekleri yok etmek ve olmayan gerçekliklerin inşası için görev başında olduğunu anlatan Yeşil, şu görüşleri dile getirdi:

"Bugün yaşadığınız gerçeklik yarın bir bakmışsınız başka bir şey olarak önünüze servis ediliyor. Yani algı müdahalesiyle gerçekler karartılmaktadır. Bırakın bugünü, yakın geçmişi, tarihsel gerçekliklere de saldırılmaktadır. Abdülhamit döneminde yasaklanan, Cumhuriyet döneminde ise Türkçeye çevrilen İbni Haldun`dan tutun Atatürk`ün manevi kızı Afet İnan`a dek uzanan çirkin saldırılarla tarihsel bir operasyon yürütülmektedir. Cumhuriyet değerlerine saldırarak olmayan bir tarihi var kılmaya çalışmaktadırlar. George Orwell`in 1984`ünde olduğu gibi insanlara sürekli format atılmaktadır. Bu parti devlete biat anlayışı içinde ‘kara` olana ‘ak` demek üzere biçimlendirme yapılmaktadır. Bu biçimlendirme çabasının ardındaki güç gerici bir iktidardır.

Her şeyi bildiklerini zannetmektedirler. Gerçek olmayan, inançlara dayalı bu bildiklerinin o an için değişmez gerçek olarak algılanmasını talep etmekte, sonra bu gerçekliği yeniden dönüştürmektedirler. Fethullah`ın hizmet için var olduğuna, saygıdeğer bir hocaefendi olduğuna o kadar inanıyorlardı ki… Sonra ne oldu, bir çıkar kavgası, her şey ters yüz. Şimdi terörist, şimdi Amerikan, İsrail ajanı. Bu her şeyi bilme durumu insanlığı kara bir yazgıya götürmektedir. Cehalet denilen şey işte tam da bu her şeyi bilme haline denk düşmektedir. Çünkü bilim, bilmemek ve kuşku üzerinde yükselir. Nasıl ki geçmişte en karanlık düşünceleri bilimsel kılıfa sokma arayışına karşı çıkmışsak; bugün de bilim ve aklın karanlık bir dehlize sokulmak istenmesine karşı durmak zorundayız. Pozitivizm ve modernizmin insanlığın aleyhine kullanılmasına nasıl karşı çıkmışsak; teknolojinin, kamunun, insanlığın, doğanın yararına işletilmesini nasıl talep ediyorsak; bugün de pozitivizm ve modernizmin dinsel bir gericiliğe hapsedilmesine karşı çıkmak durumundayız."

OHAL Eleştirisi

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, 10 aydır uygulanan OHAL`in kalkmayacağının ilan edildiğini anımsatarak, "Diyorlar ki işyerleri açık, işinize mi gidemiyorsunuz? Eğer böyleyse siz neden OHAL`a ihtiyaç duyuyorsunuz diye sormak hakkımız değil midir? Kaldı ki evet insanlar işlerine gidemiyorlar. Hak arama yolları tıkanmış OHAL kararlarıyla insanlar işten atılıyor. FETÖ bahanesiyle tüm muhalif kesimlere yönelik toplu kıyım uygulanıyor. Bu insanlar yalnızca işten atılmış da olmuyor, başka yerlerde çalışmaları da engelleniyor. Yani işsiz ve aşsız bırakılıyorlar. İşini geri isteyen, bunun için bedenini ortaya koyan insanlara gözaltı, polis müdahalesi reva görülüyor" diye konuştu.

Anayasa değişikliğiyle tüm bu OHAL adı altındaki hukuksuzluklara yasal kılıfın geçirilmiş olacağını vurgulayan Yeşil, halkoylamasının umutsuzluk kaynağı değil, umut olarak görülmesi ve daha çok çalışılması gerektiğini kaydetti. Yeşil, "Çünkü tüm hukuksuzluklara; bunca baskı ve tehdide karşın sonuçlara bakıldığında ülkemizde demokratik, laik, sosyal hukuk devleti mücadelesini sahiplenen geniş bir taban olduğu açıktır. 1980`den itibaren yürütülen gericileştirme projesine, bilimi ve aklı yok saymaya yönelik atılan onca adıma; eğitim sisteminin çürütülmesine, kültür endüstrisiyle toplum mühendisliği yapılmaya soyunulmasına karşın Cumhuriyet değerlerini yok edememişlerdir" dedi.

Ancak 40 yıllık gericileştirme sürecinin bir çırpıda durdurulup aydınlık bir geleceğe evrilmesine imkan olmadığını belirten Yeşil, "Bizler öyle safsata mucizeler peşinde değiliz; akıl ve bilim ışığında atacağımız adımlara olan inancımızla mücadelemizi sürdürmeliyiz. İşte tam da bu nedenle umudumuz sona ermemiş, tam tersine güçlenmiştir. Bu halkoylaması 1990`lardan bu yana ilk kez İstanbul, Ankara gibi metropollerden yükselen bir değeri ortaya koymaktadır. Eğitim oranı yükseldikçe gericiliğe verilen primin azaldığının görülmesi çok çok önemlidir" diye konuştu.

Yılgınlık Yok

Yeşil, demokratik, laik, hukuk devleti ve Cumhuriyet`e inanan tüm toplum kesimleri için bu dayatmacı Anayasa değişikliğine karşı verilmiş mücadelenin büyük bir kazanım olduğunu kaydetti. Bu süreçte TMMOB`nin gösterdiği onurlu duruş ve mücadelenin çok önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirten Yeşil, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tüm kurumların susturulduğu, zapturapt altına alındığı, sindirildiği bir ortamda TMMOB tarihsel birikimine de uygun bir şekilde korkmadan tavrını ortaya koymuştur. Stantlarıyla, broşürleriyle halka sokakta birlikte olmuştur. Bu birliktelik iktidarın pek çok baskı aracını devreye sokmasına karşın gelecek güzel günlere inanan yüreklerin direnciyle sağlanmıştır. İktidarın kamu kurumlarından toplayıp TMMOB önüne yığmaya kalktığı güruha geçit verilmemiştir. Stant kurma ve TMMOB`nin ‘Hayır` kampanyasını engelleme ve yasaklarına boyun eğilmemiştir. Referandum sonrasında ne ‘Hayır` süreci sona ermiştir, ne de TMMOB`nin tarihsel görev ve sorumluluğu. Evet de çıksa hayır da çıksa mücadelemize devam edeceğimizi daha önce söylemiştik. Şimdi ‘Herkesin ‘Hayır`ı kendisine` denebilecek şekilde örgütlenen kampanyanın ve ortak değerlerin daha inançla savunulması gerekmektedir.

Elbette işimiz kolay değildir. Zaten hiç kolay olmadı. O nedenle yılgınlık yok. Bu mücadeleyi yok etmelerine imkan da yok. Neden? Çünkü bu mücadelenin insan olmaya dayanan haklılığı ve meşruluğu vardır. İnsanı dünyadaki tüm varlıklardan ayıran en temel özelliği; değerler sistemiyle yarattığı kendine özgü dünyasıdır. Din ne kadar sömürü aracı olarak kullanılırsa kullanılsın insan hayatına verilen değer, özgür düşüncenin durdurulamaz oluşu, gerçeğin ışıldayan parlaklığı bu mücadelenin haklılığını her zaman ortaya koyacaktır. Yani referandum kaybedilse de vicdanlarda kazanan demokratik, eşit, laik, hukuk devleti kurma özlemine dayanan Cumhuriyet ve özgürlükçü düşünce olacaktır. Kimi tarihsel dönemeçlerde yenilmiş gibi görünen bu değerler mutlaka ama mutlaka kazanacaktır."



KANAL B- GÜNCEL

01.11.2017
 


Çok Okunanlar


EMO’DAN “TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRME RAPORU”

EMO AKREDİTASYON BELGESİNİ ALDI

4. ATEX SEMPOZYUMU BAŞLADI

BİLİRKİŞİLİK UYGULAMA EĞİTİCİLERİ EĞİTİMİ

GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİN İLK KONUĞU YAPAY ZEKA

AKKUYU NÜKLEER SANTRALI ÇED DAVASI

ELECO 2017, BİLİM VE AKIL VURGUSUYLA AÇILDI

TMMOB 11. ENERJİ SEMPOZYUMU 14-15-16 ARALIK’TA ADANA’DA

4. ATEX SEMPOZYUMU BAŞLIYOR

ELECO 2017 BURSA’DA YAPILACAK

Okunma Sayısı: 171


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri