MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

EMO KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI


HABER


 
EMO 45. Dönem 5. Koordinasyon Kurulu Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, adalet çağrısıyla yürütülen demokratik etkinlikleri selamlarken, eğitimde bilimi yok sayan gericileşmeye tepki gösterdi. Önder, 19 Eylül TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü kapsamında TMMOB’nin asgari ücret mücadelesine sahip çıkılması çağrısı yaptı.
 

Elektrik Mühendisleri Odası 45. Dönem 5. Koordinasyon Kurulu Toplantısı, 9 Eylül 2017 tarihinde Ankara`da gerçekleştirildi. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, toplantının açılışında yaptığı konuşmada gündemdeki gelişmelere değinerek, Türkiye`nin 1 yılı aşkın süredir OHAL ile yönetildiğini ve bu süreçte bir Anayasa dayatmasıyla karşı karşıya kalındığını belirtti. FETÖ mücadelesinin iktidara muhalif olan kesimlere yöneltilirken, siyasi ayağının yok sayıldığını kaydeden Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün FETÖ`nün başı Fethullah Gülen`in yargılanmasının da önünü kapatacak bir adım atılmak üzere: Sözde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılacaklar. Bunlardan daha önemlisi ülkemizin geleceğini de karartan adımlar atılıyor olmasıdır. 2002 yılında işbaşına geldiği günden itibaren önce ‘muhafazakar demokrat`, ardından ‘ileri demokrasi`, ‘inanç özgürlüğü`, ‘Türk tipi başkanlık` diyerek yönetim biçimine yönelik derin müdahalelerde bulunan iktidar, bugün artık açıkça Cumhuriyet ile hesaplaşma noktasındadır. Artık bu kılıfların hiçbirine ihtiyaç duyulmadan pervasız şekilde insanların en temel haklarına saldırılmaktadır."

Can güvenliği, yaşam hakkı ve çalışma hakkının yok edildiğini, OHAL KHK`leriyle işlerinden edilen insanların başka yerlerde çalışma haklarının da ellerinden alındığını belirten Önder, açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça`nın cezaevinde gözlerden uzak tutularak ölümlerine seyirci kalındığını söyledi. Yüksel Caddesi`ndeki İnsanlık Anıtı`nın bile aylardır abluka altında tutulduğunu anımsatan Önder, şöyle konuştu:

"İktidarın yandaşı olmayan kurumlara ve insanlara yaşam hakkı tanınmamaktadır. İnsanların yaşam biçimlerine müdahale öyle bir düzeye gelmiştir ki, kadınlara açıkça saldırılar yapılmakta ve hatta bunlar savunulmaktadır. Haksız, hukuksuz tutuklamalar, gözaltılar, işten atmalar; her gün içeriye alınan, haklarında dava açılan gazeteciler, iktidarın borazanı haline gelmiş medyadan yükselen tek sesliliğin ağır baskısı; susmuş, sesi çıkmayan üniversiteler; iktidar karşısında el pençe divan durdurulup, önü iliklettirilen bir yargı; çocuklarımızın geleceğini karartan bilim ve akıldışı müfredat düzenlemeleri ile karşı karşıyayız.

Ne yazık ki ülkemizde bunların karşısında duracak tüm kurumlar da adım adım çeşitli operasyonlarla susturulmuş, sindirilmiş, vesayet altına alınmıştır. 1980`den itibaren yürütülen örgütlülüğü yok eden uygulamalar sonucunda halkın sesini duyurabileceği bir mekanizma da kalmamıştır. Sistem içerisinde mücadele veren siyasi partiler bile çepeçevre sarılmıştır. Her muhalif harekete, siyasi partilere terör örgütü yaftası yapıştırılmaktadır."

Demokratik kurumlar yok edilirken; tarikatlara, cemaatlere yer açıldığını; iktidarın beslediği yandaş sermayenin işadamları örgütleri, vakıfları ve derneklerinin alıp başını yürüdüğünü anlatan Önder, "FETÖ`ye paralel örgütlenme diyen iktidar, devlet içinde bile kendisine doğrudan bağlı, denetimsiz kaynak kullanımı yapabileceği paralel yapılanmalar yaratmaktadır" dedi. Varlık Fonu`nun bunun en açık örneği olduğunu belirten Önder, "Kapalı örneği ise ‘bağış` sistemidir. Devletin vergi alması yerine iktidarın yandaş kurumlarına zorla bağış yaptırılması yöntemi benimsenmiştir. Devletin vergi sistemi ise muhalif olan kesimlerin üzerinde sallanan bir sopa olarak kullanılmaktadır" diye konuştu.

Ekonomide Çöküş İşaretleri…

Hüseyin Önder, üretimin olmadığı, teknolojik gelişmenin ve bilimin yok sayıldığı bir yol üzerinde nereden geldiği belirsiz kaynak girişleriyle, sıcak paraya dayalı bir ekonomik yapının işletildiğine dikkat çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu ekonomik yapılanma tam bir çöküş sürecine işaret etmektedir. Ne yazık ki bu çöküşün bedelini iktidar değil, halk ödemektedir. Onlar kendilerine sırça köşkler yaptırmaya devam etmektedirler. Atatürk Orman Çiftliği`ni talan eden kaçak sarayın ardından şimdi Marmaris`te surları uzaydan görülen 3 milyon liralık klima sözleşmesi imzalanan 300 odalı yazlık saray yaptırılmaktadır. Kendilerine saraylar yaptıranlar, yurttaşlara kentsel dönüşüm ve yeni imar planlarıyla evsizliği reva görmektedirler. Barınma hakkını bile yok sayan uygulamaların en çarpıcı örneklerinden birini Sur İmar Planı oluşturmuştur. Rant amaçlı bir yaklaşımla tarihi doku da harap edilmektedir. 12 bin yıllık tarihin taşıyıcısı Hasankeyf dinamitlerle patlatılmaktadır. Ilısu Barajı çalışmaları, açılmış onca davaya, bilimsel raporlara ve itirazlara rağmen devam ettirilmektedir."

Adında adalet olmasıyla övünen partinin ülkede adalet bırakmadığını anlatan Önder, adalet arayışının yakıcı bir sürece dönüştüğünü kaydetti. Adalet yürüyüşü, Adalet kurultayı ve Adalet nöbetlerinin içine sokulduğumuz bu cendereden kurtulmak için atılmış önemli demokratik adımlar olduğunu vurgulayan Önder, "Bunca baskının, tehdidin olduğu bir ortamda adalet arayışına katkıda bulunan tüm kesimleri selamlıyorum. Ülkemizde bu gidişata karşı dik duruşunu sürdüren, ender kurumlardan biri ‘Ne Şeriat Ne Darbe`, ‘Ne Darbe Ne Diktatörlük` diyen TMMOB olmuştur. Bu çerçevede TMMOB nezdinde katkı koyan tüm meslektaşlarıma da şükranlarımı sunmak isterim" dedi.

"Bilimsel, Laik Eğitime Sahip Çıkılmalı"

Hüseyin Önder, bir devletin var oluşunun temeli adalet ise geleceğinin temelinin de eğitim olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Adalet arayışı kadar bilimsel, laik eğitime sahip çıkılması da umudumuzu diri tutabilmemiz için zorunludur. Bugün ders kitapları ile nasıl bir inanç özgürlüğünü, nasıl bir yaşam biçimini dayattıklarını açıkça görüyoruz. Ateist ve diğer dinlerden kişilerle evliliğin kabul edilemezliğinden tutun, kadınlara ailede ve toplumsal yaşamda ikinci sınıf vatandaş muamelesini layık gören söylemlere varıncaya kadar akıl ve mantıktan uzak dinsel bir hegemonya kurulmaktadır. 

Bilimin yok sayılması, ‘inanç` kisvesi altında fikir özgürlüğünün yok edilmesi, düşünme ve sorgulamanın ortadan kaldırılmak istenmesinin ne büyük bir tehlike olduğunu mühendisler olarak en iyi biz fark edebiliriz. Mühendislik bilimle paralel gelişme göstermiş bir meslek alanıdır. Hatta zanaatkarlıktan mühendislik mesleğine geçiş süreci bilimsel temeller sayesinde gerçekleşmiştir. İşte biz mühendislerin bu bilimsel gerçekler ışığında iktidarın rantçı anlayışına karşı verdiğimiz mücadelenin eğitim sistemiyle bütünleştirilmesine ihtiyaç vardır."

İktidarın eğitim sistemine yönelik gerici müdahalesinin, mühendislik alanlarında eğitim veren üniversiteleri de etkilediğini aktaran Önder, öncelikle ortaöğretim düzeyinde okuduğunu anlama ve temel matematik bilgisinde büyük bir zafiyet yaşandığını, "seçmeli" adı altında dayatılan dini derslerle tüm okullar imam hatipleştirilirken; resim, müzik gibi sanatsal alanların yok sayıldığını kaydetti. Temel bilimlere dayanan derslerin içeriğinin dahi dinselleştirildiğini belirten Önder, "Bunun yarattığı bilimsel gerileşme PISA raporlarına yansımaktadır. Türkiye, 72 ülke içinde 50. sıradadır ve yapılan ölçümlerde yıl yıl gerileme görülmektedir" dedi.

"Nitelikli İnsan Gücü Yurtdışına Kaçıyor"

Üniversite sınavlarına yönelik kuşkuların her geçen yıl biraz daha arttığını, artık soruları bile açıklamayan bir üniversite sınavı gerçekleştirildiğini anlatan Önder, şunları söyledi:

"Sonuçları bile doğru açıklayamayan bir ÖSYM yaratılmıştır. Barajı geçen öğrencilerden tercih yapmayanların sayısı artmaktadır. Altyapısız, öğretim üyesi olmayan üniversiteler/bölümler açılmakta; üniversitelerin görüşleri dikkate alınmaksızın kontenjanlar artırılmaktadır. Öğrenciler bırakın yüksek lisans, doktorayı, üniversiteyi ve liseyi bile yurtdışında okumanın yollarını aramakta; yetişmiş nitelikli insan gücü yurtdışına kaçmaktadır. Yabancı öğretim üyeleri artık ders vermek için Türkiye`ye gelmekten korkmaktadırlar. Son yapılan üniversite sınavındaki yerleştirme verileri üzerinden EMO`nun mesleki alanlarına yönelik yaptığımız inceleme, çoğu vakıf üniversitelerinde olmak üzere bine yakın kontenjanın boş kaldığını göstermiştir."

Üniversitelerin akademik kadrosunun boşaltıldığını, mühendisliği besleyen temel bilimlerin geri plana itildiğini belirten Önder, artık üniversite okumuş olmanın anlamı kalmadığını, gençlerin işsizliğin pençesinde farklı arayışlara yöneldiklerini vurguladı. Bu durumun mühendislik gibi yüksek puanlarla öğrenci alan EMO`nun meslek alanları için de geçerli olduğuna dikkat çeken Önder, şöyle konuştu:

"Dergimizin son sayısında yer verdiğimiz araştırma EMO`nun mesleki alanlarında mezun olmuş gençlerin büyük bir işsizlik açmazıyla karşı karşıya olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen hiçbir istihdam planlaması yapılmamaktadır. İşsizlik sorununa bakış açısı, işadamlarına verilen ‘Herkes 10 kişiyi işe alsın` gözdağından ibarettir. Ülkenin ihtiyaçlarını dikkate alan ekonomik planlama anlayışı tamamen yok edilmiştir. Sermayenin hangi alanda en karlı olacağına göre işleyen bir ekonomik yapılanma içerisinde gençlerimiz işsizler ordusuna katılmaktadır. İş bulabilen mühendisler ise belirlediğimiz asgari ücretin altında çalışmaya mahkum olmaktadır."

Asgari Ücret Mücadelesi

SGK`nin TMMOB ile arasındaki asgari ücret protokolünü tek taraflı olarak feshettiğini anımsatan Önder, buna karşı TMMOB tarafından yürütmeyi durdurma istemiyle dava açıldığını ve mühendis meslektaşlarımızın haklarına sahip çıkmak üzere kampanya başlatıldığını belirtti. Tüm şubeler ve meslektaşlarımızı kampanyaya destek vermeye çağıran Önder, "19 Eylül 1979 tarihinde TMMOB`nin çağrısıyla gerçekleştirilen 1 günlük iş bırakma eylemi nedeniyle tarihsel olarak anlam taşıyan 19 Eylül TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü`nde bu yıl asgari ücret mücadelemize sahip çıkan bir anlayışla etkin bir duruş sergilemeliyiz" dedi.

EMO`nun çalışmaları hakkında da bilgi veren Önder, başarılı bir akreditasyon denetim süreci geçirildiğini, küçük eksikliklerin giderilmesiyle akreditasyon sürecinin tamamlanacağını belirtti. Norm Geliştirme Merkezi Usul ve Esasları Yönetmeliği`nin de Resmi Gazete`de yayımlandığını anımsatan Önder, böylece norm geliştirmeye yönelik yasal altyapının sağlandığını söyledi.

EMO`nun sempozyum ve kongrelerinin yapılacağı yoğun bir döneme girildiğini anlatan Hüseyin Önder, "EMO`nun üyeleriyle doğrudan ilişki kurmasına yardımcı olan, mesleki alanlarımızın gelişimine katkı sağlayan bu etkinliklerimiz, tek sesli hegemonyanın sürdürüldüğü ortamda bilimsel bilgi ışığında tespitlerimizi ve önerilerimizi kamuoyuna aktarmanın bir aracıdır. Bu çerçevede emeği geçen herkesi şimdiden kutluyor, başarılı bir etkinlik dönemi geçirilmesini umut ediyorum" diyerek konuşmasını tamamladı. 

Toplantıda daha sonra oda ve şube etkinlikleri, mesleki çalışmalar, bütçe ve mali durum ele alındı. 



KANAL B- GÜNCEL

01.11.2017
 


Çok Okunanlar


YAZ SAATİ OYUNLARINDA YENİ PERDE

EEMKON BAŞLIYOR

YAZ SAATİ OYUNLARINDA YENİ PERDE

9. YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI SEMPOZYUMU BAŞLIYOR

9. YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI SEMPOZYUMU BAŞLADI

RAPORLARI KAMUOYUNA AÇIKLAYIN!

RAPORLARI KAMUOYUNA AÇIKLAYIN!

ELEKTRİKLİ RAYLI ULAŞIM SİSTEMLERİ SEMPOZYUMU BAŞLIYOR

ELEKTRİKLİ RAYLI ULAŞIM SİSTEMLERİ SEMPOZYUMU BAŞLADI

KANAL B- GÜNCEL

Okunma Sayısı: 246


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri