MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

ELECO 2017, BİLİM VE AKIL VURGUSUYLA AÇILDI



 
EMO Bursa Şubesi’nin; Uludağ Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) Türkiye Bölümü ile birlikte düzenlediği “10. Uluslararası Elektrik Elektronik Mühendisliği Konferansı (ELECO-2017)”, bilim ve akıl vurgusuyla açıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi’nde (BAOB) 3 gün sürecek olan etkinliğin ilk gününde yabancı ülkelerden gelen bilim insanlarının da yer aldığı davetli konuşmacıların bildiri sunumları gerçekleştirildi.
 

EMO`nun tüm mesleki alanlarını kapsayan bilimsel etkinlik olan ELECO 2017, Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi`nde 30 Kasım 2017 tarihinde açılış töreniyle başladı. Kısa bir müzik dinletisinin ardından ilk olarak kürsüye gelen EMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Çınar, ELECO`nun sağlam temeller üzerine kurulduğunu, uzun yıllardır kararlılıkla ve titizlikle sürdürülen çalışmaların konferansa gönderilen bildiri sayıları ve katılan ülke sayısındaki artış olarak sonuç verdiğini anlattı. "Meslek odamız bugün gerçekleştirdiği ELECO ile benzeri etkinliklerle bilime ve tekniğe verdiği önemi göstermektedir" diyen Çınar, ileri ülkeler düzeyine yetişilebilmesi için bilgi üretiminin gerekliliğini vurgulayarak, "Bilgi üretiminden koptuğumuz anda, gelecek nesillere ağır faturalar ödeteceğimiz günleri hazırlamış oluruz" uyarısını yaptı. Remzi Çınar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dünya genelinde bilimsel çalışmalar, Ar-Ge faaliyetleri, patent sayıları, nitelikli ürün üretme kapasiteleri incelendiğinde ülke olarak iyi bir noktada olmadığımızı görüyoruz. Türkiye`nin temel sorunu da ülkeyi ve ekonomiyi bilim ve teknoloji ulusal politikaları çerçevesinde yeniden inşa etme noktasında yaşanan eksiklik olarak değerlendirebiliriz. Bilim ve araştırmayla sorunları çözmeliyiz. Dünya bilim ve teknoloji üretimi ile yükseliyor ve refaha ulaşıyor. Çağdaş olmak, özgür düşünmeyle, özgür öğrenmeyle kesinlikle örtüşen bir davranıştır. Bunun için üniversitelerimizi nitelikli olarak hızla geliştirmeli ve bilim insanlarını özgür kılmalıyız."

Çınar, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk`ün "Manevi mirasım bilim ve akıldır" ifadelerinin yer aldığı görüşlerinden alıntı yaparken, "Aslında bize bugünlerde gerek ülkemizde gerek dünyada yaşanan sıkıntılar karşısında bakış açımızın ne olması gerektiğini net bir şekilde o yıllarda ortada koymuştur" dedi. "Kentimiz için de çok önemli olan böle bir kongreyi düzenliyor olmaktan mutlu ve gururluyuz" diyen Remzi Çınar, ELECO çalışmaları içerisinde yer alanlara, katkı ve destek verenlere teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.

ELECO Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Kuntman ise 18 yıl önce düzenlenen etkinliğin bu yıl uluslararası olarak 10.`sunun düzenlendiğini belirtti. Teknik programın geniş yelpazesine bakıldığında ELECO`nun Türkiye`de bugüne kadar yapılmış en geniş kapsamlı elektrik elektronik kongresi olduğunu belirten Prof. Kuntman, şunları söyledi:

"ELECO 2017 pek çok ülkeden araştırmacıyı bir araya getirmektedir. Bilim adamları için bir platform görevi üstlenmektedir. ELECO 2017`nin bugüne kadar yapılmış en büyük kongre olduğunu belirtmekten mutluluk duymaktayım. Bu yıl ELECO`ya 430 bildiri gönderildi. Hakem heyetinde gözden geçirildikten sonra 277`si sözlü, 39`u poster bildiri olarak kabul gördü. Bu yıl toplam 24 ülkeden ve 5 kıtadan bilimsel katkı geldi. 20 ülkeden 200`den fazla hakem bu sunumları gözden geçirdi."

ELECO 2017`de yapılan sunumların IEEE`ye ve 2 uluslararası dergiye de gönderileceğini kaydeden Prof. Kuntman, ayrıca analog sinyal işleme konusuna ilişkin sunumlarının da İTÜ Dergisi`nde yer alacağını açıkladı.  ELECO programı hakkında bilgi veren Prof. Kuntman, bugüne kadar düzenlenmiş olan ELECO etkinliklerinin düzenlenmesinde görev almış Yürütme Kurulu başkanlarının da isimlerini tek tek sayarak teşekkürlerini iletti.

"Mühendislik Sürekli Gelişiyor"

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, mühendislik mesleğinin durağan olmayıp bilimsel ve teknolojik gelişmelere paralel olarak sürekli gelişim gösterdiğini belirtirken, lektrik, elektronik, iletişim ve bilgi teknolojilerin bugün hem günlük yaşamı biçimlendiren hem de ekonomik hayata yön veren temel unsurlar olarak ön planda yer aldığına işaret eden Önder, artık elektrik ve bilgi teknolojilerinin yer almadığı herhangi bir ekonomik faaliyet alanından söz edilemeyeceğini kaydetti. Bu gelişmelerin mühendislik hizmetlerinin farklı ekonomik faaliyet alanlarıyla bütünleşmesini beraberinde getirirken, yeni alt disiplinlerin oluşmasına ve multidisipliner yaklaşımlara olan gereksinimin de artmasına yol açtığını anlatan Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Farklı disiplinlerin ortak çalışmasını içinde barındırırken, zaman içerisindeki gelişmelere paralel olarak kendisi başlı başına bir mühendislik alanı olarak kabul edilmeye başlanan meslek tanımları ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda EMO; elektrik, elektronik, haberleşme mühendislerinin yanında artık biyomedikal ve kontrol mühendislerinin de meslek örgütüdür. Elektrik Mühendisleri Odası olarak, iş alanlarımızı, iş tanımlarını bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında değerlendirmeye, bu değerlendirmelerin hem mevzuata hem uygulama alanlarına yansımasını sağlamaya çalışıyoruz. Mesleki alanlarımızdaki gereklilikleri saptayıp geliştirmeye; bu çerçevede hem mesleki alanlarımızı hem de bu alanlarda faaliyet yürüten meslektaşlarımızı kamu yararını temel alan bir noktadan korumak için çaba gösteriyoruz. Mesleki alanlarımızdaki gelişmelerin takip edilmesinde, gerçekleştirdiğimiz ELECO gibi bilimsel ve teknik etkinliklerin önemi büyüktür. Bursa Şubemizin düzenli olarak gerçekleştirmeyi başardığı ELECO, hem meslek alanlarımızı kapsayıcılığı hem de farklı mesleki alanlarda faaliyet yürüten meslektaşlarımızı bir araya getiren bir etkinlik olarak bilimsel ve teknik niteliğiyle EMO çalışmaları içinde de öne çıkmaktadır."

EMO`nun mesleki alanlarında gelişim açısından 3 önemli unsur üzerinde duran Önder, bunlardan ilkinin eğitim olduğunu belirtti. Mühendislik mesleğinin özünün; yaratıcılık, sorgulayıcılık, merak ve çözüm üretmeye dayandığını vurgulayan Önder, "Aynı zamanda mühendislik mesleği bilimsel ve teknolojik gelişmelerle ayrılamaz bir bağa sahiptir. İşte bu bilimsel ve teknolojik gelişmenin temelini de özgür, bağımsız ve bilimsel temellere dayanan üniversiteler oluşturmaktadır. İlkokuldan, belki anaokulundan başlayarak, hatta günlük yaşam içerisinde her alanda bilimsel gelişmelerin önünü açıcı bir yaşam anlayışının yer edinmesi gerekmektedir" diye konuştu.

"Bilimsel Özgürlük Sağlanmalı"

Mühendislik mesleğinin altyapısının; matematik ve fen bilimleri olarak adlandırılabilecek temel bilimler tarafından atıldığını anımsatan Önder, şunları söyledi:

"Ne yazık ki ülkemizde bugün bu temel bilimleri öteleyen bir yaklaşım sergilenmesi; geleceğimiz açısından endişelerimizin artmasına neden olmaktadır. Bilimsel aklı yok sayan, yap-boz tahtasına döndürülen bir eğitim sistemi içinde geleceğimizin savrulduğunu görmek gerçekten biz mühendisler için çok çok üzücüdür. Eğitim sistemine ilkokul ve ortaöğretim düzeyindeki müdahalelerle gelinen nokta ortadadır. PİSA raporları; okuduğunu anlama becerisinde ne kadar geri kaldığımızı göstermektedir. Milyonlarca çocuğumuzu ilgilendiren sınav sistemleri bir gecede bir kişinin lafıyla ortadan kaldırılmakta, yerine ne getirildiği dahi doğru düzgün açıklanamamaktadır. Üniversitelerin altyapı sorunları ortadayken; bir de akademik kadrolara yapılan müdahaleler ile özerk ve bilimsel eğitimin kökleri kırılmaktadır. Üniversite sınavlarına yönelik kuşkular her geçen yıl biraz daha artmakta, barajı geçen öğrencilerden birçoğu tercih dahi yapmamaktadır. Bu yıl örgün yükseköğretim programlarında 43 bine ulaşan rekor sayıda kontenjan boş kalmıştır."

Gelişmiş ülkelerin tüm dünyadan "fikir avcılığı" yaptıklarını, en iyi yetişmiş insanları kendi ekonomik dünyaları içerisinde bir şekilde yer alır hale getirdiklerini anlatan Önder, "Ne yazık ki ülkemizdeki eğitim sistemine yönelik darbeler bugün çocuklarımızı, geleceğimizin temeli olan insan kaynağımızı ‘imam hatip-özel okul` ikilemi arasında heba etmekte olduğumuzu göstermektedir" dedi.

Hüseyin Önder, Türkiye`nin kalkınması, dışa bağımlılıktan kurtulması, üretim ve istihdamın artırılması için öncelikle gelişen teknoloji ve gereksinimlere göre eğitim programlarının yenilenmesi, temel bilimlere gereken önemin verilmesi, altyapı eksikliklerinin tamamlanması ve bilimsel özgürlüğün sağlanması gerektiğini bildirdi. Bilimin yok sayıldığı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı toplumlarda, bilimle paralel gelişme gösteren mühendisliğin de gerilemesinin kaçınılmaz olduğu uyarısını yapan Önder, "Bu nedenle laik ve bilimsel eğitime sahip çıkmak biz mühendisler için ideolojik bir tercihin ötesinde mesleki olarak da yaşamsal önemdedir" diye konuştu.

"Teknoloji Destekleri Nesnel ve Bilimsel Kriterlere Dayanmalı"

Mühendisliğin gelişiminde ikinci önemli unsurun teknolojik gelişmelere yönelik desteklemeler olduğunu belirten Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bilimsel gelişmelere açık bir yaşam biçimi oluşturulması yanında teknolojik gelişimi sağlayacak bir sistem yaratılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Çok popüler olarak ‘ekosistem` şeklinde ifade edilen bu ortam neyi içermektedir? Elbette eğitim başattır, ancak eğitimin yaşama geçirileceği ekonomik faaliyet alanının da yaratılması zorunludur. Bu faaliyet alanının ise tek başına ‘kar` temelli değil, kamu yararını gözeten bir noktada planlanması bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Özellikle teknolojik tekellerin oluşumuna ve etki alanlarına bakıldığında, yerli teknolojik üretimin sağlanabilmesi için ‘piyasa aktörleri` denilen kavramların ötesine geçilmesi gerektiği açıktır."

Bilimsel ve teknolojik gelişmelere yönelik daha çok kaynak ayrılması gerektiğini vurgulayan Önder, Türkiye`deki temel sorunun yeterli kaynak ayrılması gereksiniminin yanında bu kaynakların nasıl ve kimlere kullandırıldığını da içerdiğini kaydetti. Zaten sınırlı olan kaynakların en etkin ve verimli şekilde kullanılmasının önemine işaret eden Önder, "İşte ülkemizin teknolojiyi tüketen değil üreten yapıya kavuşması için yine ‘nesnel ve bilimsel` temellere dayanan kriterlerle kaynakların aktarılacağı bir ekonomik sistem kurulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu noktada sözünü ettiğimiz nesnellik ve bilimselliğin asla insanların yararından uzak olamayacağının da altını çizmek isterim" dedi.

"İstihdam ve Sanayi Gelişimi Birlikte Ele Alınmalı"

Hüseyin Önder, üçüncü önemli unsurun da eğitilmiş iş gücünün hak ettiği değere ulaşması için çalışmalar yapılması olduğunu bildirdi. Bunun için yeni teknolojik gelişmelerin mesleki alanlara etkisinin titizlikle takip edilerek, çizilecek ekonomik gelişim modeli kapsamında ülke ihtiyacının belirlenmesi gerektiğini anlatan Önder, sözlerini şöyle tamamladı:

"Örneğin ELECO kapsamında ele alınacak olan ‘Siber Güvenlik` başlığı altında yeni bir mühendislik iş alanı ortaya çıkmıştır. Buna yönelik ülkemizin ihtiyaçları dikkate alınarak, eğitim ve istihdam planlaması yapılmalıdır. Yine ELECO`nun önemli gündem maddelerinden olan nesnelerin interneti, akıllı binalar, akıllı ulaşım, sinyal işleme, kontrol, güç elektroniği, elektrikli araçlar ve depolama sistemleri, biyomedikal mühendisliği alanları da mesleki alanlarımız içinde cazip iş alanları olarak dikkat çekmektedir. Sermayenin kriz sürecinden çıkış noktası olarak gördüğü ve teknolojik gelişmeler açısından devrim olarak nitelendirilen Endüstri 4.0`ın ve biraz evvel saydığım alanlardaki gelişmelerin insanlığa yararlı bir noktaya evirilebilmesi için istihdam ve sanayinin gelişim politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir."

"Mesleki Sorunlar, Ülke Sorunlarından Ayrılamaz"

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş, bilim ve özgür eğitimin önemine vurgu yaparak konuşmasına başladı.  TMMOB`nin çalışmaları hakkında bilgi veren Göltaş, "Bilimsel düşüncenin başta eğitim olmak üzere teknoloji, üretim, sanat ve siyaset ile yoğrulduğu, aydınlanmaya, çağdaşlaşmaya dair 64 yıllık yol öyküsüdür aynı zamanda TMMOB`nin adı" dedi. Göltaş, TMMOB bünyesinde düzenlenen bilimsel etkinliklere ilişkin olarak şu bilgileri verdi:

"Üyelerimizin yanı sıra akademisyenlerin, sanayi ve kamu kurumu temsilcilerinin, öğrencilerin ve uzmanların da katılım sağladığı etkinliklerimiz, TMMOB`nin 70`li yıllardan beri savunduğu ‘bilimi ve tekniği halkın yararına kullanma çabasının` bir parçasıdır. TMMOB olarak üyelerimizin bilim ve teknolojiyi kendi faaliyetleriyle kavramaları, edindikleri deneyim ve bilgileri topluma yaymaları için gerekli ortamları oluşturmayı amaçlamaktayız. Düzenlediğimiz kongre, sempozyum, çalıştaylar, çıkardığımız kitaplar, dergiler bir yanıyla bu amaca hizmet etmektedir."

Mesleki sorunların ülke sorunlarından bağımsız ele alınamayacağına işaret eden Göltaş, mühendislik faaliyetlerinin yaşamın tüm alanlarını doğrudan ilgilendirdiği ve hatta belirlediği koşullarda bilimin, teknolojinin, mühendislik uygulamalarının demokrasi, özgürlükler, barış ve adalet ekseninde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Göltaş, şunları söyledi:

"Bizler biliyoruz ki barışın ve demokrasinin olmadığı koşullarda bilimin ve teknolojinin geliştiği, mühendislik hizmetlerinin kamusal bir sorumluluk ile sürdürüldüğü bir ortamın oluşturulması mümkün değildir. Tam da bu nedenle Türkiye`de biz mühendislerin ve onların örgütlerinin bir yandan teknoloji, üniversiteler ve eğitim, sanayi, AR-GE, inovasyon derken bir yandan da hak ve özgürlükler, eşitlik ve adalet deme sorumluluğumuz var. Bu yüzden masamızın bir ucunda bilimsel dergiler, kongreler, sempozyumlar, makaleler varken, masamızın diğer ucunda megafonlarımız, pankartlarımız, toplumsal yaşamla buluşturduğumuz bildirilerimiz, halk muhalefeti ile yan yana yüzümüzü sokağa çeviren bir mücadele anlayışımız var. Sanıyorum dünya ölçeğinde böyle bir özgünlüğe sahip tarihsel kökleri olan ikinci bir örgüt yoktur."

TMMOB`ye Yönelik Saldırılara Karşı Tepki

TMMOB`nin 64. kuruluş yılında, hiçbir dönem yaşamadığı bir saldırı ile karşı karşıya geldiğini anlatan Göltaş, "Gerici ve piyasacı AKP İktidarı, TMMOB ve odalarımızı ülkemiz kaynaklarının yağma ve talanına karşı duruşu nedeniyle cezalandırmak istiyor. Herkesin şahit olduğu gibi son yıllarda AKP eliyle kamusal-toplumsal varlıklarımızın piyasalaştırılması için acımasız vahşi bir program uygulanıyor" dedi.

TMMOB`nin yandaş medya organları tarafından hedef yapılmasına tepki gösteren Göltaş, şöyle konuştu:

"Ülkemizin yağmalanması sürecini ‘prestij projeler` olarak tanımlayan bu anlayışa göre bizler nükleer santrallardan, Kanal İstanbul Projesi`ne, AKM`nin yıkılmasından, 3. Boğaz Köprüsü`ne her şeye karşı çıkıyor, meslek değil siyaset ile uğraşıyormuşuz. Bu yalan ve iftiralara yanıtımız bilime, tekniğe ve demokrasiye olan inancımızla yaptığımız üretimlerimizdir. 1970`li yıllardan bu yana mühendislik-mimarlık alanlarında, mevcut sorun alanlarına ilişkin yaşadığımız tüm toplumsal tartışmalarda temel bir yaklaşımımız var. Hangi konuda bir çalışmayı önümüze koyarsak koyalım, o konuyla ilgili tüm kurum ya da bireyleri, yani konunun bütün kesimlerini bir araya getirerek özgür ve demokratik bir tartışma platformu yaratmayı gözetiyoruz."

"Yanlışlıklara Ortak Olmayacağız"

TMMOB`nin son dönemde çıkardığı kitapları sıralayan Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu ve benzeri çalışmalarımızla ülkemizde yaşanan ve dünyada ilk beş sıraya girdiğimiz yolsuzluklara ve oluşan kamu zararlarına karşı çıktık ve çıkmaya devam ediyoruz. Bu bağlamda evet politika yapıyoruz. Israrla da politika yapmaya, yolsuzlukların olmadığı, üretim ve sanayileşmenin temel unsuru olarak, doğal kaynaklarımızın ve insan gücümüzün öne çıkarıldığı emekten ve demokrasiden yana bir Türkiye inancının her düzeyde takipçiliğini, Türkçesi politikasını yapmaya devam edeceğiz. Bu durum elbette geçmiş iktidarlar gibi AKP`nin de hoşuna gitmiyor. Onlar hep kendilerine itiraz etmeyen, yapılanlara göz yuman, hatta yanlışlara ortak olan kimliksiz ve kişiliksiz yapılardan hoşlanırlar."

Göltaş konuşmasında TMMOB`ye bağlı meslek odalarının; kentsel dönüşüm adı altında yeni rant alanlarının yaratılması başta olmak üzere; kendi uzmanlık alanları ile ilgili olarak imar planlarından kamulaştırmalara, özelleştirmelerden kamu ihalelerine, nükleer santrallardan, doğayı katleden HES projelerine, ithal kömür ve doğalgaz ile bağımlılığımızı arttıran enerji üretim modellerinden, tarım arazileri, orman alanları, doğal ve tabi SİT alanları, meralar, zeytinlikler ve yaban hayatının korunmasına varıncaya kadar, "bu memleketin havasına, suyuna taşına toprağına sahip çıkmak üzere" yapılan her yanlış uygulamanın karşısında taraf olduğunu ve olmaya da devam edeceklerini vurguladı.

TMMOB`nin yıllardır bu yağma düzenini durdurabilmek, kamusal değerleri ve ortak geleceği savunmak için büyük mücadeleler verdiğini anlatan Göltaş, "İktidar sahipleri aksini istiyor diye doğruları savunmaktan vazgeçecek değiliz" dedi. Ancak doğruları ve halkın çıkarlarını savunmanın bir bedeli olduğunu, yağma düzenine karşı mücadelenin en önemli mevzilerinden biri olan TMMOB`ye de bu bedelin ödetilmek istendiğini belirten Göltaş, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Kuruluş yasamızı değiştirerek, mesleki denetim yetkilerimiz kısıtlanarak, denetim adı altında vesayet uygulanmak istenerek, yandaş basın tarafından hedef gösterilerek, hakkımızda mesnetsiz suçlamalarla davalar açılarak, üyelerimizin hakları gasp edilerek, oda yönetim kurullarımız görevden alınmak istenerek bizleri susturmak, yıldırmak istiyorlar. Bugüne kadar örgütlü yapımıza karşı gerçekleştirilen tüm bu saldırıları üyelerimizle birlikte verdiğimiz mücadele ve demokratik kamuoyunun desteğiyle geri püskürttük. İktidarın tüm bu saldırılarına rağmen bizler doğrudan ve halktan yana tavır almaktan asla geri adım atmadık, bundan sonra da atmayacağız."

Kalp Krizini Önceden Tespit Eden Giyilebilir Teknoloji

Açılış konuşmalarının ardından IEEE`nin en yüksek üyelik derecesi olan Fellow Üyesi olarak ABD Wayne State Üniversitesi`nden Prof. Mohammed Ismail tarafından "Giyilebilir Sağlık Hizmeti İçin Özbeslemeli Bir Biyomedikal SOC (System on chip) Platformu" sunumunu yaptı. Prof. Ismail konuşmasında geliştirdikleri kalp krizini önceden saptamak üzere giyilebilir çipli bir teknoloji olarak geliştirdikleri ürünün çalışma prensiplerini anlattı.

Prof. Ismail, nesnelerin interneti denilen IoT sistemlerinin yakın gelecekte Amerika piyasasında çok önemli bir değeri olacağını ifade ederken, dünyada yaşayan 8 milyar insanın hemen hepsinde cep telefonu bulunduğunu, bu rakamların ne kadar çok nesnenin hayatımıza dahil olduğunu ve olacağını gösterdiğini, bunlarla uğraşılması gerektiğini ve 3 yıl içinde bu alanda bir patlama yaşanacağını ifade etti. Sunumunda tüketici elektroniği ve biyoelektronik anlamında geleceğimizi şekillendiren ürünlerde önemli noktalar olarak uzun pil ömrü gerekliliği, küçük ve günlük hayatta kullanılabilir olma unsurlarını saydı.

Giyilebilir cihazlarda öncelikle bir olgunun sensörler vasıtasıyla algılanması gerektiğini, ardından bu verilerin işlenmesi, işlemcinin elde ettiği sonuçların da başka yerlere aktarılması gerektiğini ifade eden Prof. İsmail, "Burada algılama, işleme, daha sonra da iletişim. Dördüncü kısım da bu adımların nasıl güç kazanacağı meselesi. Sensör kullanımı burada önemli. Burada işlemenin IoT`nin kritik noktası olduğunu belirtmek gerekiyor. Pil ya da enerji toplama ürünüyle bütün sistem işletiliyor. Kabaca öğeleri bu şekilde. IoT uzmanı olmayı düşünüyorsanız, bu adımları anlayarak uzmana dönüşebilirsiniz."

Yaptıkları çalışmayı ventriküler aritmi üzerinden yürüttüklerini, bu durumun hemen her yaş grubunda olabilen kaza ve kanserden daha fazla insan sağlığı üzerinde etkisi olan bir sorun olduğunu, mevcut işleyişte kalp krizi tanımlamak için EKG`nin kullanıldığını, ancak kendilerinin daha önceden kalp krizi öngörülebilir mi noktasından hareket ettiklerini anlatan Prof. İsmail, şöyle konuştu:

"Burada kullanılan çip teknolojisi. Giyilebilir bir cihaz olması önemliydi. Kol saati gibi olabilir. Kol saatinin şöyle bir avantajı var. Kolunuzu oynattığınızda ortaya çıkan enerji buradaki gerilimi voltajı artırıyor. Burada termoelektrik üreticisi var. EKG anlamında kalbin sağ ve solunda olacak şekilde 2 noktadan sinyale ihtiyacımız var. İkinci senaryo boyun etrafında bir şey kullanmaktı. Burada vücut ısısı elde etmek çok kolay değildi. Bu ikisinin bir kombinasyonunu yapabiliriz dedik. Boyunda EKG elektrotları var. Bir kadın için güzel bir kolye olabilir. Vücut ısısını alıyor, voltaja çeviriyor. Bildiğiniz gibi holter cihazı kalp atışınızı takip ediyor. Fakat bu cihaz kalp krizinin başladığını ve doktorla görüşmeniz gerektiğini söylüyor hatta bir doktor ayağı da var. Bir sinyal vasıtasıyla bu doktora da gidiyor. Sistem temel olarak vücut ısınızı toplayan, termal enerji 10 milivolt, 20 milivolt enerji ortaya çıkaran bir işleyişe sahip. 1-1.5 volt çipi çalıştıracak enerji elde etmek. Burada bunu alıp, enerjiye çevirecek sisteme ihtiyaç var. Grafen temelli bir sensörü tercih ettik. Kalp krizi başlangıcını öngörme şansı veriyor. Grafen çok iletken bir madde. Burada tabii bir sıvı oluşuyor. Muazzam EKG sinyallerini iletme becerisine sahip. Bu şekilde grafinoksit süspansiyonu elde edip bunu da bir materyalle desteklediğinizde, kumaşla desteklediğimizde bu da bizim iletkenimiz oluyor."



KANAL B- GÜNCEL

01.11.2017
 


Çok Okunanlar


EMO’DAN “TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRME RAPORU”

EMO AKREDİTASYON BELGESİNİ ALDI

EEMKON 2017 BAŞLADI

BİLİRKİŞİLİK UYGULAMA EĞİTİCİLERİ EĞİTİMİ

GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİN İLK KONUĞU YAPAY ZEKA

AKKUYU NÜKLEER SANTRALI ÇED DAVASI

ELECO 2017, BİLİM VE AKIL VURGUSUYLA AÇILDI

4. ATEX SEMPOZYUMU BAŞLIYOR

TMMOB 11. ENERJİ SEMPOZYUMU 14-15-16 ARALIK’TA ADANA’DA

ELECO 2017 BURSA’DA YAPILACAK

Okunma Sayısı: 175


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri