MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

4. ATEX SEMPOZYUMU BAŞLADI


GÜNDEM

 
EMO Kocaeli Şubesi’nin “4. ATEX (Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumu”, 7 Aralık 2017 tarihinde Zonguldak’ta başladı. Bülent Ecevit Üniversitesi’nde 2 gün sürecek sempozyum; çalışanlar, üreticiler, kullanıcılar, denetim sürecinde yer alanlar ve mevzuat yapıcıları bir araya getirerek, deneyim ve bilgi birikiminin paylaşılması ile sorunlara çözüm üretilmesini hedefliyor. Sempozyumun açılış konuşmalarında patlayıcı ortamlarda güvenli çalışma koşullarının sağlanmasının önemi vurgulanırken, özellikle denetimsizlik ve eksikliklerden kaynaklanan iş kazaları ve işçi ölümlerinin artık son bulması istendi.
 

Elektrik Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi`nin "4. ATEX (Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik) Sempozyumu", 7 Aralık 2017 tarihinde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi`nde açılış konuşmalarıyla başladı.

ATEX Düzenleme Kurulu Başkanı Bülent Özgümüş, patlayıcı ortamlarla ilgili olarak; çalışanlar, üreticiler, ürün geliştirenler, kullanıcılar, denetim sürecinde yer alanlar ile mevzuat yapıcıları bir araya getirerek, deneyim, bilgi birikimi, yeni düzenlemeler, araştırmalar, ürünler, sorunlar ve çözümleri paylaşmak; böylece patlayıcı ortamlarda güvenli çalışmayı sağlamak hedefiyle 2011 yılından itibaren ATEX sempozyumları düzenlendiğini belirtti.

İlki 2011 yılında Ankara`da, ikincisi 2013`te Gebze`de, üçüncüsü 2015`te Kocaeli`nde gerçekleştirilen ATEX Sempozyumlarının bu yıl dördüncüsünün yapıldığına işaret eden Özgümüş, sempozyumda, 6 oturumda ikisi uluslararası davetli olmak üzere toplam 20 bildirinin sunulacağını ve "ATEX Direktifleri Kapsamında Denetim" konulu bir panel yapılacağını kaydetti. Sempozyumun düzenlenmesinde görev alanlar ile destekleyen kuruluşlar ve katılımcılara teşekkür eden Özgümüş, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Odamızın geleneksel bir etkinliğine dönüşen ATEX Sempozyumumuzun, ulusal ve kamusal fayda sağlamak üzere, çok tehlikeli ortamlarda üretim yapan sektörlerde çalışanların yaşam kaybı ve yaralanmaları ile tesislerin zarar görmesinin önüne geçilmesi, ulusal ve uluslararası deneyimlerin paylaşılması ve güvenli çalışmayı sürdürülebilir kılma yolunda önemli kazanımlar sağladığına inanarak, sürdürülmesini diliyoruz."

EMO Kocaeli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sözen, konuşmasına 4 Aralık Dünya Madenciler günü ve 5 Aralık Kadın Hakları Günü`nü kutlayarak başladı. ATEX Sempozyumu`nu daha fazla enerji ve emek harcama pahasına olsa da Zonguldak`ta düzenlemelerinin özel bir anlamı olduğunu belirten Sözen, sözlerine şöyle devam etti:

"Ülkemizde kara elmas olarak da adlandırılan kömür madenciliği Zonguldak havzasında 1828 yılında keşfedilmiş ve 1848`de işletilmeye başlanmıştı. Madencilik bilinen en eski sektör olmasının yanında kömür, elektriğin keşfi ve elektrik ile çalışan ekipmanların gelişimine kadar, sanayi devriminin ilk ve tek enerji girdisi olmuştu. Patlayıcı ortamlarla ilk karşılaşma kömür madeni ocaklarında gerçekleştiği için patlayıcı ortamlarla ilgili önlemlerin ve exproof teknolojisinin öncülüğünü de bu sektör yapmıştır. Patlayıcı ortamlarda güvenlik yani ATEX sempozyumunu bu şehrimizde gerçekleştirmek, sempozyumun ruhuna da çok uygun düşecekti. Bugün bu kararımızın ne kadar doğru olduğunu görüyor ve sizlere katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyoruz."

Patlayıcı ortamlardaki güvenlik konusunda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye`de de madencilik sektörünün öncülük ettiğini anlatan Sözen, bu alanda yönetmelik ve standartların da oluşturulduğu veya çeviri yöntemiyle Avrupa`dan edinildiğine işaret etti. Sözen, "Bu alanda bilginin üretilmesi, ürün ve hizmetlere dönüştürülmesi anlamında, önemli bir devlet desteğine ihtiyaç olduğu gibi yönetmeliklere olumsuz baskı ve müdahalelerden de kaçınılması gerektiği açıktır" dedi.

"Her Yıl 270 Milyon İş Kazası Oluyor"

Dünyada her yıl ortalama 270 milyon iş kazasının meydana geldiğini, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre her gün ortalama 5 bin, yılda ise 2 milyon işçinin öldüğünü ve 160 milyon işçinin meslek hastalığına yakalandığını belirten Sözen, şunları söyledi:

"Hükümetin 2012`de çıkardığı kanun pek çok açıdan Avrupa Birliği standartlarında hükümler getirerek, Türkiye`de işyeri denetimleri ve işçi eğitimleri konusunda bir milat kabul edilmişti. Ancak geçen 5 yıllık süre zarfında iş yerlerindeki denetimsizlik ve eksikliklerden kaynaklanan işçi ölümleri artarak devam etti. 13 Mayıs 2014`te meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma Faciası Türkiye`de yaşanan en büyük işçi kazası olarak kayıtlara geçti. 2016 yılında ise işçi ölümleri Türkiye tarihinin rekorunu kırarak 1970`e ulaştı. 2016`da yaşamını yitirenlerin 1.682`si işçi ve memur, 288`i ise çiftçi ve esnaf olurken, aynı dönemde güvencesiz çalışan 56 çocuk, 110 kadın ve 96 göçmen işçi de iş kazalarında can verdi."

İşçi ölümlerinin bu yıl da çok ciddi rakamlara ulaştığını, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2017`nin ilk 6 ayında ölen işçi sayısının 906 olduğunu bildiren Sözen, tüm bu olumsuz gelişmeler ve güvenliksiz patlayıcı ortamların yaratacağı can ve mal kaybı göz önüne alındığında ATEX Sempozyumu`nun daha da önemli hale geldiğini kaydetti. Sözen, sempozyum düzenleme, danışma ve yürütme kurulu üyelerine, delege ve izleyicilere, destek ve katkı sunan kurumlara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

Zonguldak`tan Tüm Madencilere Selam

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Önder, 4. ATEX Sempozyumu`nun "kara elmasın başkenti" Zonguldak`ta düzenlenmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, "Zonguldak`tan, insanlığın dünyasını aydınlatmak için yeraltında alın teri döken tüm madencilerimizi selamlıyor; Karadon`da, Soma`da ve nice maden facialarında yitirdiğimiz tüm şehitlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyorum" diye konuştu.

İnsanlığın sürekli bir gelişim içerisinde olduğuna dikkat çeken Önder, salt teknolojik ya da ekonomik değil; teknolojinin ve ekonominin insanlık için yararlı olacak şekilde geliştirilmesini esas alan uygarlığın gelişiminden söz etmek istediğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Uygarlığın ilerlemesi ‘insana, tüm canlılara ve doğaya` verilen değerle özdeşleştirilirse eğer gelişim kavramının gerçek özünü kavramış olacağımızı düşünüyorum. Uygarlığın gelişiminin ATEX ile bağlantısı nedir diye soracak olursanız? Yanıt ATEX kavramının içindedir. Ancak ATEX denildiğinde kamuoyu ile ilgisi olmayan çok teknik bir konudan söz ettiğimiz zannedilebilmektedir.

Odamız tarafından ilk kez ATEX konusunda sempozyum düzenlendiği zaman, ülkemizde bu konuyla yakından ilgili olan sektörlerde faaliyet gösterenlerin bile bilmediği tanımadığı bir kavramdı ATEX. Yine de konunun öneminin farkında olan değerli insanlarımız ve kurumlarımız, daha ilkinde ATEX Sempozyumu`na büyük önem verdiler ve bizlere destek oldular. EMO`nun da içinde yer aldığı çalışmaların katkısıyla artık ATEX kavramının bilinirliği ve tanınırlığı konusunda oldukça aşama kaydetmiş durumdayız. Bugün ATEX; patlayıcı ortamlarda güvenlik anlamıyla, buna yönelik standartlar ve kurallar bütünü olarak karşımızda duruyor."

"ATEX Yıllardır Sorunlu Bir Alan"

ATEX`in 2000`li yıllarda ortaya çıkmış yeni bir alan gibi algılansa da aslında çok uzun yıllardır insanlığın sorunlu bir alanı olduğunu belirten Önder, EMO Elektrik Mühendisliği Dergisi`nin son sayısının dosya olarak "Yangın ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik" konusuna ayrıldığına işaret etti. Dergideki Özkan Karataş`ın yazısına göre, tarihte gaz algılamaya ilk kez madenlerde ihtiyaç duyulduğunu ve bunun "kafasında yanan uzun bir fitil ve omuzlarında ıslak battaniye ile kömür madenine inen cesur madenciler" tarafından yapılmaya başlandığını anlatan Önder, bu örneğin insanlığın ne kadar "vahşi" bir "gelişim" sürecinden geçtiğini gösterdiğini kaydetti. Önder, şunları söyledi:

"Sanayi Devrimi`nin pırıltılı yüzünün gerisindeki acımasız ve vahşi kapitalizmden bugün kurtulduğumuzu, bu anlamda ilerleme sağladığımızı söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Elbette süreç içerisinde emekçilerin de verdiği mücadelelerle önemli kazanımlar olmuş, can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik teknolojik gelişmeler sağlanmış, çeşitli standartlar oluşturulmuş, kurallar konmuş, mevzuat çıkarılmıştır. Onca mevzuata ve kurallar bütününe rağmen bugün yeniden vahşi kapitalizme dönüşün yaşandığından söz etmek gerekmektedir.

Günümüzde geçerli olan standartların ve mevzuatın eksiklikleri olmakla birlikte patlayıcı ortamlarda can güvenliği alanındaki en büyük engeli bu eksiklikler değil; patlayıcı ortamlarda güvenlik konusunda atılması gereken adımları mali külfet olarak değerlendiren yaklaşım oluşturmaktadır. Bu yaklaşım; kimi zaman mevzuat düzenlemesinin geciktirilmesi, kimi zaman mevzuatın yok sayılması, kimi zaman mevzuat içerisinde tanınan muafiyetler, kimi zaman denetimsizlik olarak kendisini göstermektedir."

"Güvenlik Önlemi, Gereksiz Maliyet Değildir"

Önder, kar güdümünün başat olduğu ekonomik sistemin işleyişinde, can güvenliği ve bunun için alınması gereken önlemlerin gereksiz maliyet olarak görüldüğünü; iç içe geçmiş siyasi-ticari ilişkilerin belirleyiciliğinde kamunun güvenliğinin yok sayıldığını belirtti. Yine bu anlayışın yansıması olarak teknolojik ve ekonomik gelişimin öncelendiğine, can ve mal güvenliğinin ise ötelendiğine tanık olduklarını ifade eden Önder, "Oysa bunlar uygarlığın gelişimi için bütün olarak ele alınmalıdır. İnsanın değerinin olmadığı bir ekonomik sistem kurgusunun sürdürülebilirliği yoktur, olamaz" dedi.

Teknolojik ve ekonomik gelişmelere paralel olarak patlayıcı ortamlarda güvenlik konusunun da gelişen bir alan olması gerektiğini ancak bu anlamda da paralel bir gelişim olduğundan söz edilemeyeceğini vurgulayan Önder, şunları söyledi:

"Son zamanlarda ATEX`in de başlı başına bir sektör haline gelmesiyle ekonomik dünya içerisinde diğer sektörlerle eşdeğer bir yarış içerisine sokulduğu görülmektedir. Oysa patlayıcı ortamlarda güvenlik konusunun yalnızca ticari bir sektörün gelişimi olarak ele alınamayacağı açıktır. Bu alan siyasi ve ticari ilişkilerin ötesinde kamusal bir anlayışı gerektirmektedir. Bunun için de sektörlerin lobicilik faaliyetlerinden uzak, uygarlığın gelişimine yaraşır bir bakış açısıyla kamunun can güvenliğini gözeten düzenlemeler ve kurallara, bu kuralların işletilmesine ve denetlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır."

Türkiye`nin özellikle 2000`li yıllarla birlikte küresel kapitalizme entegre olma sürecinin son hızla tamamlanmasıyla planlama ve denetim anlayışının her alanda göz ardı edildiğini belirten Önder, şöyle konuştu:

"Fıtrat ve Kader Yaklaşımları Reddedilmelidir"

"Bu durumun olumsuz yansımalarını patlayıcı ortamlarda güvenlik alanında çok acı deneyimlerle yaşadık, yaşıyoruz. Yaşadığımız madenci katliamları bu acıların en büyüğünü oluşturmaktadır. Bu facialara, ‘fıtrat` ve ‘kader` yaklaşımını reddetmek patlayıcı ortamlarda güvenlik alanında gelişme gösterebilmek için temel yaklaşım olmak zorundadır. Ne yazık ki OSTİM, Soma gibi büyük yankı uyandıran ve yaşanan can kayıplarının içimizi yaktığı büyük patlamaların ardından konu gündeme gelmekte, kurallardan, denetimlerden söz edilmekte, sonra hiç bu olaylar yaşanmamış gibi davranılmaktadır. Örneğin Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği`nde 10 Mart 2015 tarihinde getirilen teçhizatlara ilişkin zorunlu düzenleme; 4 Ağustos 2015 tarihinde çıkarılan Bakanlar Kurulu kararıyla yok hükmünde kılınmıştır. Bu kararın yürütmesi TMMOB`nin açtığı dava sonucunda Danıştay tarafından durdurulmuştur. Ancak iktidar inatla 30 Haziran 2016 tarihinde çıkardığı "Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemler ile İlgili Yönetmelik (2014/34/AB)" ile 30 Aralık 2006 tarihli 94/9/AT Yönetmeliği`ne uygun olarak 20 Nisan 2016`dan önce piyasaya sunulan ürünlerin kullanılmasına olanak sağlamıştır."

Patlayıcı ortamlarda güvenlik konusuna yurttaşlar ve çalışanların yabancılaştırılmasına karşı mühendisler ve EMO`nun sorumluluğuna dikkat çeken Önder, konuşmasını şöyle tamamladı:

 "Teknolojik gelişmelerde ve ekonomik sistemde üstünlüğü olan gelişmiş ülkelerin ve şirketlerin, her alanda olduğu gibi bu alanda da standartların düzenlenmesinden, patlayıcı ortamlarda güvenlik alanında kullanılacak ekipmanların üretimine varıncaya kadar belirleyiciliğe sahip oldukları görülmektedir. Bu belirleyicilik kullanılan dile bile yansımaktadır. Ülkemizde standartların ve mevzuatın bile tercümeye dayanması mesleki alanımızdaki gelişim açısından üzücüdür. Bu nedenle bu alanda daha fazla etkin olmalı, çalışmalar yürütmeli, ne kadar teknik bir içeriğe sahip olursa olsun kavramları anlaşılır bir şekilde kamuoyu gündemine getirmeye çalışmalıyız. Bunun için çaba gösteren, ATEX Sempozyumu`na katkı koyan ve katılan tüm meslektaşlarımızı kutluyor, EMO bünyesinde çalışmaların daha da etkin olarak devam edeceğini düşünüyorum. Bu değerli çalışmaların siyasi irade tarafından da ticari ilişkilerin dışında kamusal bir yaklaşım için ciddiyetle ele alınmasını istediğimizi burada bir kez daha ifade etmek isterim."

"Türkiye İş Kazalarında Avrupa`da 1. Sırada"

Bülent Ecevit Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Azar, sempozyumun üniversitelerinde yapılmasından büyük onur duyduklarını belirtti. İnsanlık tarihinde el emeğine dayalı olarak başlayan üretimin, sanayi ve endüstri toplumuna geçişle birlikte daha çok makine kullanımına dayalı hale geldiğine dikkat çeken Azar, enerji sektöründeki çeşitlenme ve farklı türlerde yakıt kullanımının birtakım riskleri de beraberinde getirdiğini kaydetti. Patlayıcı ortamlarda işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çeken Azar, şöyle konuştu:

"Yapılan çalışmalar ve alınan onca önleme rağmen dünyada ve ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıklarında can alıcı, can yakıcı birtakım hastalıklar, kazalar sürekliliğini korumaktadır. Bugün Türkiye ILO ve Dünya Sağlık Örgütü`nün raporlarında iş kazaları ve işçi ölümleri açısından Avrupa`da birinci, dünyada maalesef üçüncü sırada yer almaktadır."

İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda eğitim kurumlarına, üniversitelere önemli görevler düştüğünü belirten Azar, bu alanda ortaöğretimden başlayarak bütün okullarda eğitimler verilmesi, üniversitelerde lisans ve lisansüstü programlar açılması ve çeşitli etkinliklerle konunun sürekli gündemde tutulmasını önerdi. 

"İş Kazaları ve Can Kayıpları Son Bulsun"

Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir de, sempozyumu düzenleyen kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, kömür ocakları, tersaneler ve patlayıcı ortamlardaki işletmeler başta olmak üzere tüm işletmelerde yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının son bulması dileğini ifade etti. 

 

Açılış konuşmalarının ardından Polonya Devlet Madencilik Kurumu`ndan Roman Sasiadek "Polonya Kömür Madenlerinde Güvenlik" konulu sunumunu yaptı. 



KANAL B- GÜNCEL

01.11.2017
 


Çok Okunanlar


EMO’DAN “TÜRK TELEKOM ÖZELLEŞTİRME RAPORU”

EMO AKREDİTASYON BELGESİNİ ALDI

EEMKON 2017 BAŞLADI

BİLİRKİŞİLİK UYGULAMA EĞİTİCİLERİ EĞİTİMİ

GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİN İLK KONUĞU YAPAY ZEKA

AKKUYU NÜKLEER SANTRALI ÇED DAVASI

ELECO 2017, BİLİM VE AKIL VURGUSUYLA AÇILDI

4. ATEX SEMPOZYUMU BAŞLIYOR

TMMOB 11. ENERJİ SEMPOZYUMU 14-15-16 ARALIK’TA ADANA’DA

ELECO 2017 BURSA’DA YAPILACAK

Okunma Sayısı: 220


Tüm Gündem

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri