MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 ANKARA ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

IBAN DUYURUSU

   · 

AİDAT ÖDEME

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 AFYONKARAHİSAR   ANKARA   ÇANKIRI   ERZİNCAN   ERZURUM   KASTAMONU   KAYSERİ   KIRŞEHİR   KONYA   NEVŞEHİR   SİVAS   TOKAT   YOZGAT   AKSARAY   KIRIKKALE 
 

 
MÜGE EĞİTİMLERİ
 
HUKUKİ DESTEK
 

EMO Ankara Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 2018.1

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

AVRUPA’DAKİ SİYASİ MÜLTECİLER: GİDEN NEREYE GİDİYOR? – ÖNDER ÖZDEMİR (WWW.SENDİKA62.ORG, 08.03.2018)


BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

 
Her şeyden önce şunu bilmelisiniz ki; bu söyleşi dizisinde Avrupa güzellemesi olmayacak. Medeniyet ve demokrasi yuvasındaki mutlu ve bahtiyar insanların öykülerini okumayacaksınız. Politik mültecilerin özlemlerini, uğradıkları ayrımcılıkları, katlandıkları zorlukları ve mutsuzluklarını okuyacaksınız.
 

 

Artık bu ülkede yaşanmaz!" bu sözü son zamanlarda siz de benim gibi sıklıkla duymaya başladınız mı?

 

Bu sözün, bir yanıyla mevcut diktatörlüğe karşı öfkeyi ifade ederken, diğer yanıyla gerçeklikten, kavgadan ‘kaçış`ın yollarını hazırladığını düşünüyorum.

 

Baskıcı faşist bir yönetim karşısında halkın bugünkü mücadele araçları çok zayıf. CHP liderliğinin, diktatörlüğe geçişi durdurmaya yönelik inandırıcı bir stratejisi yok.

 

Kürt savaşının yeniden başlatılması, HDP`nin Türkiye solunun ana akım kitle partisi olmasının önüne geçti.

 

Referandumdaki hile, savaş hali, faşizmin kitle desteğinin ulaştığı yüksek seviye insanların geleceğe daha fazla umutsuz bakmasına neden oluyor.

 

Mücadeleden ümidini kesen, kendisini çaresiz ve işe yaramaz hisseden, kavganın kaybedildiği duygusu içinde kendisine ve ailesine "güvenli bir sığınak" arayan insanlar giderek artıyor. Bunların bir kısmı Avrupa`nın çeşitli ülkelerine iltica ediyor. İltica edemeyenler de  "laik-demokrat kaleler" olan Ege ve Akdeniz`in sahil kentlerine yerleşiyorlar. Hal böyle iken "Biz çoğunluğuz, haklıyız ve mücadele etmeliyiz" diyerek kavgayı sürdürmeyi seçenler  var.

 

Diğer yandan ilticacıların yurt dışındaki yaşamları, politik mülteciliğin gerçek dünyası ise şaşılacak biçimde çok az tartışılıyor. "Şaşılacak biçimde" diyoruz, çünkü "politik mültecilik" 12 Eylül`den bu yana Türkiye aydınının yaşamının bir parçası.

 

İşte az tartışılan bu konuya farklı açılardan bakmak istedik. En çok iltica edilen iki ülke İsviçre ve Almanya`ya son yıllarda iltica etmiş kişilerle söyleşiler gerçekleştirdik.

 

Son 5 yılda iltica etmiş değişik yaş ve profillerdeki siyasi mülteci dostlarımız bizi kırmadı ve sorularımızı yanıtladı. Bazıları özel sebeplerle gerçek adları yerine müstear kullanmak isterken bazılarının da kendilerinin izni ile gerçek adlarını kullandık.

 

Bu söyleşilerde bazen politik mültecilerin günlük hayatlarından enstantaneler okuyacaksınız. Yer yer Türkiye`de oldukça iyi eğitim almış, politik hareketlerde önemli mevkiler işgal etmiş insanların mülteci olup uzun yıllar Almanya, İsviçre ve Fransa`da taksi şoförlüğü yaptığı örnekler üzerine düşüneceksiniz. Mültecilerin merkez ülkelerdeki işbölümündeki rolleri ve mülteciliğin ekonomi politiği üzerine analizler de okuyacaksınız.

 

Çevre ülkelerden merkez ülkelere mülteci olarak gelen devrimcilerin özel programlarla ehlileştirilmesi projesi olarak mülteciliği düşüneceksiniz.

 

Her şeyden önce şunu bilmelisiniz ki; bu söyleşi dizisinde Avrupa güzellemesi olmayacak. Medeniyet ve demokrasi yuvasındaki mutlu ve bahtiyar insanların öykülerini okumayacaksınız.

 

Politik mültecilerin özlemlerini, uğradıkları ayrımcılıkları, katlandıkları zorlukları ve mutsuzluklarını okuyacaksınız.

 

Söyleşiler ilerledikçe şu soruların aklıma üşüştüğünü hissettim:

 

Hangi koşullarda mültecilik seçilir? Ve onca acıya, sıkıntıya, mutsuzluğa ne için katlanılır?

 

Kendi ülkemizde haklı olduğumuz ve gerçekleşmesini çok istediğimiz amaçlarımız için mücadelenin bedeli mi daha ağır? yoksa mülteciliğin sunduğu "güvenlik" ile beraber bir başka ülkenin ötekisi olarak yaşamak mı?

 

***

 

Emek Ulaş Suna 3 yıldır İsviçre`de siyasi nedenlerle bulunuyor. İlticası başvurusundan 1.5 yıl sonra kabul edilmiş. Kendisi ile Zürih`te Autonome Schule (Otonom Okulu) binasında buluştuk. İsviçre`deki Otonom örgütlenmeler mülteciler konusunda oldukça aktifler. Bu bina aynı zaman mültecilerin buluşma noktası gibi. Biz de mülteciler üzerine söyleşimizi mültecilerin uğrak yeri Autonome Schule ‘in yemekhanesinde gerçekleştirdik. Emek Ulaş Suna ile mültecilik üzerine, Zürih`teki hayatı üzerine söyleştik..

 

Kısaca kendini tanıtır mısın?

 

İsmim Emek Ulaş Suna. Gezi direnişi biterken yapılan operasyonla tutuklandım.

 

8 ay Edirne F tipi hapishanesinde kaldım. Hakkımda anayasal düzeni yıkmak gibi suçlamalarla toplam 64 yıl hapis cezası istendi.

 

Dava sürerken benim gibi "Geziciler" tahliye oldu ve tutuksuz yargılanmamız devam etti.

 

Yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan bir başka davayı emsal gösterip itiraz ettik ve yurt dışına çıkış yasağı kalktı.

 

Tahliye edildikten 7 ay sonra, 2014 yılı sonunda yurt dışına çıktım.

 

Şanslıydım ailemden dolayı yeşil pasaportum vardı.

 

Bu sayede doğrudan İsviçre`ye geldim. Ben şanslı olanlardandım.

 

Kaçak yollarla Yunanistan üzerinden gelenleri biliyorum.

 

Sırbistan üzerinden gelip organ mafyasının eline düşenler bile var. Ya da yollarda tecavüze uğrayan kadınlar var. Hatta hedefledikleri ülkeye hiç gelmeyi başaramayanlar var.

 

İsviçre`ye gelir gelmez iltica başvurusunu yaptım. Beni bir mülteci kampına yerleştirdiler.

 

Sonra belirli dönemlerde kaldığım kamplar değişti.

 

Her yeni kampa gittikçe etrafındakiler azaldı. Kamplarda beraber kaldığımız birçok kişi ülkelerine geri gönderiliyordu.

 

Özellikle ekonomik nedenlerle Afrika ülkelerinden göç edenler, Sri Lankalılar çok daha zor süreçler yaşıyorlar.

 

En iyi olan kampımız en son kaldığım kamp idi. Bu kampta bir odada 12 kişi kalıyorduk. En iyi olanı bu ise daha kötülerini kolayca tahmin edebilirsiniz.

 

Kampta herkesin farklı bir alışkanlığı vardı. Yemek kültürü farklı olanlar vardı. Duş almayı reddedenler vardı.

 

Dünyanın dört bir tarafından farklı kültürlerden insanlarla zaman geçiriyorsunuz. Örneğin Afrika`dan gelen ve sizinle aynı tuvalet kültürü olmayanlarla birlikte yaşıyorsunuz. Sizinle aynı banyo kültürü olmayanlarla perdesiz ortamda duş alman gerekiyor.

 

Hangi dille iletişim kuruyordunuz?

 

Tarzanca. En etkili iletişim biçimi. Ne Almanca ne de İngilizce biliyordum. Gerçi hala Almanca bilmiyorum.

 

Kamplarda toplam olarak 2 yıl kaldım.

 

Kamplarda hırsızlık çok yaygın. Kirli çorabına kadar çalınabiliyor.

 

Kamplarda ahlak anlayışı farklı insanlarla beraber kalıyorsun.

 

27 kanton var İsviçre`de. Her kantonun farklı yönetimi ve kuralları var.

 

Kaldığın kamp hangi kantonda ise o kantonun kuralları geçerli.

 

Kiminde günde 2 kez, bazılarında ayda 2 kez imza atmak zorunlu olan kamplar var. Benim kaldığım kampta haftada bir imza atma zorunluluğu vardı.

 

Sabah çıktıktan sonra kampa zamanında dönmek zorundasın.

 

Akşam 22.00 den sonra gelirsen ertesi gün cezalı oluyorsun ve zorunlu olarak günü kampta geçiriyorsun.

 

Kampta kitap okunamıyor. Günü diğer kültürleri ve insanları anlamaya çalışarak geçiriyorsun.

 

Bugünlerde Türkiye`de Kars`a Doğu Ekspresi seyahati yapmak popülermiş. İlginç bir deneyim yaşamak isteyen varsa iltica kamplarını da deneyimleyebilir. Avrupa`ya iltica etmek, başka medeniyetlerle tanışmak ve bunun sıkıntılarını çekmek Doğu Ekspresi`nden daha ilginç olabilir. Bu zorluğu çekince ülkeye koşa koşa geri döneceklerine eminim. (bu espriye beraberce gülüyoruz Ö.Ö.)

 

Benim iltica talebim başvurduktan 1.5 yıl sonra kabul edildi. Ama ev bulamadığım için 6 ay daha kamplarda kalmak zorunda kaldım.

 

İltica hakkın kabul edilince senin ev kiralama hakkın var. İltica kabul edilince makul bütçede kiraladığın bir ev gösterirsen devlet kiranı veriyor. Ama kiralık ev bulamıyorsun. Ev sahipleri mültecilere ev vermiyorlar. Yıkılma planı içinde olan evleri bile bize vermediler. Örneğin bir bina bir yıl sonra yıkılacaksa kirayı düşürüyorlar. Bari geçici olarak kiralayalım dedik ama böyle evleri bile mültecilere vermiyorlardı.

 

Bugün Türkiye`deki bazıları Suriyeli mültecileri sokaklarda gördüklerinde ırkçı ve milliyetçi tepkiler verebiliyorlar.

 

Aynısı Türkiye`den Avrupa`ya gelen ilticacıların başına geliyor.

 

Sen yabancısın diye sokakta İsviçreliler, kamu görevlileri kötü davranabiliyorlar. Bazı durumlarda anayasal haklarını kullanmana izin vermiyorlar.

 

İlticası kabul edilenlere geçici olarak ülkede kalma belgesi, yani ‘oturum` veriliyor. Bu oturum her yıl yenileniyor. Oturum her yıl yenilenirken bir sürenin sonunda süresiz oturum alınıyor.

 

İlk geldiğimde iltica kabul ettikten 5 yıl sonra süresiz oturum veriliyordu. Şimdi 7.5 yıl sonra süresiz oturum veriyorlar. Oturumunu yenilerken İsviçre`deki siciline bakıyorlar.

 

Seçme seçilme hakkı olmayan ama bir vatandaşın birçok hakkına sahip olacağınız bir durum bu.

 

3 yıldır İsviçre`desin. Türkiye`de özlediğin bir şey var mı?

 

Kamplarda 8 ay kadar kimseyi tanımadan yalnız yaşadım. Dostluğu arkadaşlığı çok arıyorsunuz burada… En çok Türkiye`de bıraktığım dostları ve arkadaşları özledim.

 

Almancayı neden öğrenmedin?

 

Brecht`in bir şiiri var:

 

(Anayurduna) Seni çağıran mektup, anadilinde yazılmış olmayacak mı?

 

Hukuki bir boşluk olsa da ülkeye geri dönsem diye araştırdım.

 

Bu topluma entegre olmamak için çaba harcadım.

 

Hep geri dönmek istedim. Ama 3 yıl geçti. Ama artık biliyorum burada yaşayabilmem için Almanca öğrenmem gerekiyor.

 

Ayrımcılığı hissediyor musun?

 

Evet. Mesela trende yolculuk yapıyorsun, 2 sivil polis geliyor ve kimliğini gösterip üst araması yapıyor.

 

Yanımdakilere neden aynı şeyleri yapmıyorsun dediğinde senin şüpheli davranışların var diyor.

 

Ne kadar şık Avrupai de giyinsen de ten rengin ve dilin seni ele veriyor ve ayrımcılığa tabi oluyorsun.

 

Polisler ve diğer kurumlar aslında her davranışı ile sistematik olarak size şunu söylüyor: "Seni istemiyoruz ama kahretsin ki yasalarımız böyle." 

 

İltica talebi reddedilen tanıdıkların var mı?

 

Çok fazla var. Geri göndermeye çalışıyorlar. Dava açılıyor. İtiraz ediyorlar mücadele ediliyor. 10 yıldır oturum almadan kaçak yaşayan var. Kağıtsızlar var. Sosyal devletten herhangi bir şekilde yararlanmıyorlar.

 

Kağıtsız olup oturumu olmayan ama burada çocuğu doğanlar var. Ama sosyal devletten hiçbir şey almıyorlar. Ancak bir suça karışmışsa hemen sınır dışı ediyorlar.

 

Çalışıyor musun?

 

Destek yardım alıyorum. Entegrasyon yardımı. 5 yıl süre ile veriliyor. O süre içinde entegre olman, bir işte çalışman bekleniyor.

 

Mülteci emeği çok ucuz burada. İsviçre vatandaşı saati 25-30 franka çalışırken aynı işi aynı süre saatte bir mülteci 7,5 franka çalışıyor.

 

Radyo Lora`da hafta da bir radyo yayını yapıyorum. 20 dilde yayın yapan bir çeşit komün radyosu.

 

Nerede kalıyorsun?

 

Bir oda kiraladım. Aslında aynı bir kamp gibi. Katta 5 kişiyiz. Apartman çok kokuyor.

 

Sağlık sorunu olduğunda ne yapıyorsun?

 

Örneğin diş sorunum var. 3 yıldır tedavi olamadım.

 

Sigorta kapsamında değil. Kanal tedavisi oluyorum.

 

Sosyal şefime tedavi masrafını karşılaması için yazı yazdılar. Ondan onay gelirse devam edecekler. Gelmezse tedavi devam etmeyecek.

 

Kolun bacağın kırılırsa çok zor durumda kalıyorsun.

 

Hastanelerde acil sistemi çok kötü.

 

Bizim için en düşük sigortadan ödeme yapıyor devlet.

 

Bu sigorta ambulansı bile karşılamıyor. Kolum kırıldı kendin ödeyeceksin.

 

Ancak kanser olursan sigorta devreye giriyor.

 

Burada her şey özel sağlık sigortası üzerine kurulu.

 

Farklı sigorta paketleri var. Birisinin seçilmesi gerekiyor.

 

Mesela bir tanıdığım her ay 250 frank ödüyor. Bir yıl süresince 2500 franka kadar olan sağlık sorununda kendisi ödüyor. Eğer 1 yıl içinde 2500 frankı geçerse ancak o zaman sigorta ödemeye başlıyor.

 

Sence hangi durumda iltica edilir?

 

Son yıllarda "Türkiye`den nasıl geliriz? Türkiye`de yaşanmaz artık?" diyerek o kadar arayan ve iltica koşullarını soran oldu ki… Ekonomik sebepleri öne sürüyorlar.

 

Buraya gelmek isteyenlere ilk sorum, "Neden gelmek istiyorsun?" oluyor.

 

Sonra "Türkiye`de 6 ay hapiste yaşayabilir misin?" diye soruyorum. Sonra da ondan daha kötüsüne hazırla kendini diyorum. Ortalama 2 yıl kampta kalabilirsin.

 

Türkiye`nin cezaevlerinden daha kötü kamp hayatı var.

 

Ben Türkiye`de 8 ay tutuklu kaldım. Cezaevinde kendimi tutsak gibi hissetmiyordum. Ama kamp hayatı öyle değildi.

 

Kamp görevlilerinin seni kamptan atma hakkı var. "Ehlileştirilemezsen" Türkiye`ye gönderme hakkı var. Yemek yasağı bile verebiliyorlar. Hayvan eğitmeni gibi seni ehlileştirmeye çalışıyor.

 

Çevremizde depresyona girenler çok var. Buraya geldiğinde tanıdığın kimsen yoksa hayat çok zor.

 

Yaşam koşullarından sıkıldıkları için İstanbul`dan Ankara`ya taşınır gibi Avrupa`ya iltica etmek isteyenlerle karşılaşıyoruz.

 

"Kadıköy çok bozuldu, bu ülkede yaşanmaz artık!" diyerek iltica etmek isteyenlere "Sakın gelmeyin!" diyoruz.

 

Türkiye ne kadar kötü olursa olsun burası zannedildiği gibi cennet değil.

 

İltica edenlere ise hayat çok daha kötü davranıyor.

 

Burada her yerde istenmeyensin, her zaman Türkiye`yi arayacaksın!

 

* * *

 

M. Ç. 3 yıldır İsviçre`de siyasi nedenlerle bulunuyor. Bir Almanya vatandaşı ile evlilik yaparak oturum hakkı alanlardan. Bu nedenle mülteci kamplarındaki bazı zorlukları yaşamamış. Ancak mültecilerin yaşamını yakından tanıyor. Kendisi ile Autonome Schule (Otonom Okulu) binasında buluştuk. M.Ç. ile Türkiyeli mültecilerin hayatı üzerine söyleştik.

 

İsviçre`ye iltica başvurusu süreçlerinden bahsedebilirsin?

 

İltica etmek isteyenler kendi ülkesinden doğrudan İsviçre`ye gelmişlerse iltica başvurusunda bulunuyorlar ve iltica süreci başlıyor.

 

Ama genelde doğrudan İsviçre`ye gelmek çok zor. Önce daha kolay gidilebilen Balkan ülkeleri veya İtalya gibi ülkelere ulaşıp oradan İsviçre`ye gelmişlerse o zaman işler karışıyor.

 

Eğer kendi ülkenden doğrudan İsviçre`ye gelmemişsen 6 ay kayıtsız olarak İsviçre`de kaçak yaşamak durumundasın. Ancak 6 ayın sonunda iltica için başvurabiliyorsun.

 

Bunun sebebi Dublin sözleşmesi. İltica talebinde bulunan kişi bu sözleşmenin iltica ile ilgili bir bölümüne dayanarak ilk ayak bastığı Avrupa ülkesine iade ediliyor. Dublin sözleşmesi AB üye ülkeleri ve Schengen üye ülkeleri arasındaki bir sözleşme. Birçok maddesi var. İltica talebinde bulunan kişinin bu sözleşmeyi kabul etmiş ülkeler arasından ilk hangi ülkeye ayak bastığına bakılıyor. İlk ayak basılan ülkenin ilticacıdan sorumlu olması maddesi mülteciler için çok önemli. Yani örneğin İsviçre`de iltica başvurusunda bulunduğunda, ilk olarak üye ülkelerden birine mesela İtalya`ya ayak bastığın kanıtlanırsa seni oraya geri gönderiyorlar. Bu süre en son olarak 6 aydı. Yani 6 ay içerisinde ilk hangi ülkede bulunduysan oraya gönderiyorlardı. 6 aydan sonra bulunduğun yerde iltica ettiğinde bu gerekçe ile artık geri gönderilmiyor.

 

Ben Almanya`ya vize ile geçmiştim. İsviçre`de 6 ay süre ile ‘kağıtsız` dediğimiz bir tarzda kaçak olarak yaşamak zorunda kaldım.

 

Bir Alman vatandaşı ile evlilik yaparak oturum aldım. Ancak evlilik yapsan da oturum alınamayan, ülkene geri gönderilen durumlar olabiliyor.

 

İltica koşullarının eskiye göre zorlaştığını söyleyebiliriz.

 

İltica etme gerekçelerini İsviçre devletine ispatlamak zorundasın.

 

Örneğin Türkiye`de bir cezan veya süren siyasi davanın olmasını belgelemen gerekebilir.

 

"Polis şiddetine maruz kaldım, HDP üyesiyim diyerek ya da Aleviyim ve bu nedenle baskı altındayım" gibi gerekçeler iltica için yeterli değil. Bu şekilde milyonlarca kişi var ve onlar Türkiye`de nasıl yaşıyor? Sen neden yaşayamıyorsun? Kanıtlamalısın? İkna etmelisin?

 

Belgelerini hangi kantonda isen o kantonun diline çevirtmek zorundasın. İsviçre`de birçok dil konuşuluyor.

 

İlk iltica başvurunda "Şu zamanda, şu şekilde geldim" diyerek ayrıntılı olarak ilk ifadeni veriyorsun. İltica nedenlerini ayrıntılı olarak açıklıyorsun.

 

İsviçre`ye ulaştığında ve ilk geldiğin Avrupa ülkesi İsviçre ise ilticaya başvurduğunda herhangi bir kampa hemen yerleştiriyorlar. Bu kamp ilk ulaştığın ve başvurduğun şehir olmayabiliyor.

 

Kampa yerleştikten kısa süre sonra ikinci ifade alınıyor. Bir çeşit çapraz sorgu ile ilk ve ikinci ifadelerin arasındaki çelişkilere bakıyorlar. Seninle sanki oyun oynuyorlar.  Yakaladıkları ilk açık ve çelişkili durumda iade sürecin başlatılıyor.

 

İnsanlar kaçak yollarla geliyorlar. Birden fazla ülkeyi geçerek İsviçre`ye ulaşıyorlar.

 

Kamp hayatı nasıl?

 

Kampta kalmadım ama kalan çok fazla kişi tanıyorum. İsviçre`de herhangi bir kantondaki kampa gönderebilirler. Kamplarda yalnızlaşabilirsin, İtalyan kantonunda tanıdıklarından çok uzak bir yere gönderebilirler.

 

Bazı kamplarda günde 2 kere imza isteniyor.

 

Bir çeşit yarı açık cezaevi gibi düşünebilirsiniz.

 

Bir odada çok kişinin kaldığı kamplardan bahsediyoruz.

 

Isınma sorunu olan depo gibi yerlerde kalıyorlar.

 

Bazılarının koşulları daha iyi olabiliyor. Bu tamamen şans.

 

İltica mahkemesi ne kadar sürüyor?

 

Belli olmuyor. Bir arkadaşımızın 4.5 yıl sürdü ve sonunda başvurusunu reddettiler ve Türkiye`ye geri gönderdiler. Çok fazla reddedilen iltica başvurusu var.

 

Bir arkadaşımız Kürt ve Aleviyim ve bu nedenla baskı görüyorum diyerek iltica başvurusunda bulundu ve sadece 3 ay sonra başvurusu reddedilerek geri gönderildi.

 

İltica başvurusu kabul edilince ne oluyor?

 

Mahkemeler en sonunda iltica başvurusunu kabul ederse, geçici bir oturum (ülkede kalma izni) veriyorlar.

 

Her yıl yenilenen oturumlar bunlar.

 

Herkesin sorumlu olduğu bir görevli var, bu sosyal sorumlu onun hakkında raporlar hazırlıyor. İltica başvurusu yapanın sorumlu şefinin verdiği raporlar ile oturum yenileniyor veya yenilenmeyebiliyor…

 

Bazın kantonlar iltica başvurusu yapanlara dil kursu ayarlıyor, dili öğrenmeni ve entegre olmanı bekliyorlar. Bazılarında ise bu olanaklar yok. Kişinin kendisinin kaynak yaratarak öğrenmesini bekliyorlar.

 

Sürekli oturum hakkı alıncaya kadar yani 7.5 yıl boyunca Türkiye`ye gidemiyorsun. Geçici oturumun varken Türkiye`ye gidersen "Demek ki Türkiye`de sorunun yok o halde oturumunu yenilemiyoruz" diyebiliyorlar.

 

İltica başvurusu kabul edilenler ne tür işler bulabiliyorlar?

 

İş koşulları oldukça zor. İsviçre`de bir işte çalışmak için meslek okullarından mezun olman lazım. Bir mülteci olarak yüksek okullara kabul edilmek oldukça zor. Üniversitede okumak daha da zor. Eğitimin önünde bir çok bariyer var.

 

Eğer 20`li yaşların başında isen okumak için şansın biraz daha var.

 

İsviçre`de ayrımcılık var mı?

 

Kesinlikle ayrımcılık var. Dili iyi bilmek gerekiyor. Kibarlar ama ırkçılar.

 

Örneğin bana, evlilik sürecinde kimseye çıkarmadıkları kadar zorluk çıkardılar. İsviçrelilere uygulanmayan bürokrasi bize uygulandı. Az kalsın süreyi geçirmem nedeniyle  geri gönderiliyordum.

 

Esmer bir erkeksen sokakta polis tarafından çevriliyorsun. Üst araması ve evrak kontrolü yapılıyor.

 

Hayat nasıl geçiyor?

 

Aslında İsviçre`ye iltica edenlere bazı imkanları en azından yasalar çerçevesinde yaratıyor devlet.

 

Hayatın birçok alanında ayrımcılık var ama yine de kendini zorlayarak üretimde bulunabilirsin.

 

İnsanlar buraya gelince bireycilikle karşı karıya kalıyorlar, ciddi bir düzeyde yalnızlaşma var.

 

Ülkedeki sosyal ilişkileri anlayıp "entegre" olman bekleniyor. Burayı sosyal ilişkileri anlamazsan daha da yalnızlaşıyorsun.

 

Diğer taraftan göçmenler, İsviçre`de yaşadığı sorunları çözmek için mücadele etmek yerine aynen Türkiye`deki gibi yaşanıyor. Örneğin Türkiye`deki siyasi anma günleri burada aynen devam ediyor.

 

İsviçre`deki otonom örgütler göçmenlerle ilgili eylemler yaparlar. Ama bu eylemlerde, etkinliklerde çok az Türkiyeli görürüm. Onlar genelde İsviçre gündemine ilişkin faaliyetlere katılmazlar.

 

Buradaki mültecilerin büyük çoğunluğu buradaki gerçek bir sorun için sokağa çıkmıyor, mücadele etmiyor.

 

Türkiye`de yaşanmaz diyerek bir şekilde Avrupa`ya gelmek isteyenlerden size başvuran oluyor mu?

 

Türkiye`den bakılınca İsviçre`deki ormanlar, göller, Alplerde kayak, medeniyet, sosyal devlet gibi şeyler insanlara uzaktan çekici geliyor. Türkiye`deki depresyon da eklenince burayı çözüm olarak görenlerin sayısı arttı. Birçok tanıdığım, tanıdığımın tanıdığı beni arayıp iltica koşullarını soruyor.

 

Siyasi ilticadan ve bir zorunluluktan çok ekonomik ihtiyaçlar ön planda. Türkiye`den yaşamdan mutsuz olanlar burayı alternatif olarak görüyor. Buraya bu sebeple gelinmez. İsviçre`nin görünen güzel şeyleri yaşanması, belli bir rahata erişmek için 10-15 yıl geçmesi gerekiyor. Mesela ben kaç yıldır buradayım daha kayak yapamadım. Yalnızlıkla başa çıkacaksın, ömrünce ırkçılıkla uğraşacaksın. Burada ilticası kabul edildiği halde Türkiye`deki hukuki koşulları çözülür çözülmez dönmek isteyen çok kişi biliyorum.

 

Bize nasıl geliriz diye soran bu arkadaşlara "Sakın gelmeyin!" diyoruz.

 

Türkiye`de yaşamanın, farklı bir yaşam kurmanın yolları her zaman var. Her zaman başka yolları bulunur.

 

"Siz İsviçre`de rahatsınız. Onun için böyle diyorsunuz" diyenler oluyor. Ama gerçek öyle değil.

 

Türkiye`ye gidememek, en basit şeyleri bile özlemek bizler için en büyük sorun.

 

Yalnızlaşıp psikolojik çöküşle karşılaşmaktan bahsediyoruz.

 

"Her zaman Türkiye`yi arayacaksın!"

 

Unutmayın herkes Avrupa`ya gidemez. Avrupa artık mülteci almıyor ve iltica koşullarını her geçen gün zorlaştırıyor.

 

 

  1. Söyleşimiz: AVRUPA`DAKİ SİYASİ MÜLTECİLER: GİDEN NEREYE GİDİYOR?
  2. Söyleşimiz: AVRUPA`DAKİ SİYASİ MÜLTECİLER: GİDERSENİZ ÖZLERSİNİZ!
  3. Söyleşimiz: AVRUPA`DAKİ GENÇ SİYASİ MÜLTECİLER: YENİ BİR ÜLKE BULAMAZSIN!
  4. Söyleşimiz: AVRUPA`DAKİ SİYASİ MÜLTECİLER: KENDİNİ KURTARMAK MI?
  5. Söyleşimiz: AVRUPA`DAKİ SİYASİ MÜLTECİLER: MÜLTECİLİĞİN EKONOMİ POLİTİĞİ

 

 

 



MOTİVASYON VE GÜÇLENME, DUYGUSAL ZEKA, RUHSAL ZEKA SEMİNERİ DÜZENLENDİ

11.06.2018
 


Çok Okunanlar


SAYILARLA MÜHENDİSLİK GELİŞTİRME EĞİTİMLERİ 2018 BAHAR DÖNEMİ

MOTİVASYON VE GÜÇLENME, DUYGUSAL ZEKA, RUHSAL ZEKA SEMİNERİ DÜZENLENDİ

BİLGİSAYAR DESTEKLİ İÇ TESİSAT PROJE HAZIRLAMA KURSUNA KATILANLARA BELGELERİ VERİLDİ

YILDIRIMLI GECE (HABERTÜRK ANKARA, 12.06.2018)

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM GENİŞLETİLMİŞ YÜRÜTME KURULU TOPLANTISI DÜZENLENDİ

TÜRKİYE`DE ELEKTRONİK İZLEME SİSTEMLERİ SEMİNERİ DÜZENLENDİ

ELEKTRONİK MESLEK DALI KOMİSYONU TOPLANTISI YAPILDI- MDK ÜYELERİ BELİRLENDİ

LOKAL SÖYLEŞİLERİ 4: “KÖY ENSTİTÜLERİNİ YENİDEN ANLAMAK” SÖYLEŞİSİ DÜZENLENDİ

EMO ÜYELERİ MİLLİ KÜTÜPHANE `SÜREKLİ GİRİŞ KARTI`NA SAHİP OLABİLİYOR!

BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ ODASI 6 .YAŞINI KUTLADI

Okunma Sayısı: 33


Tüm Basından Seçtiklerimiz

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2018 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18


 
 
KEY İnternet Hizmetleri