MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

TMMOB 45. DÖNEM GENEL KURULU BAŞLADI



 
TMMOB 45. Dönem Genel Kurulu, 31 Mayıs 2018 tarihinde açılış konuşmalarıyla başladı. 24 Haziran seçimlerinin ülkenin geleceğini belirleyecek önemli bir yol ayrımı olduğu vurgulanan açılış konuşmalarında, tek adam rejiminin yarattığı karanlığa karşı özgür, demokratik ve laik bir Türkiye için oy kullanma çağrısı yapıldı. TMMOB Genel Kurulu çalışmaları, 3 gün boyunca TBB Avukat Özdemir Özok Kongre Merkezi’nde devam edecek ve son gün TMMOB Öğrencievi’nde gerçekleştirilecek seçimlerle sona erecek.
 

  

TMMOB 45. Genel Kurulu, Türkiye Barolar Birliği (TBB) LİTAİ Konukevi Avukat Özdemir Özok Kongre Merkezi`nde Divan`ın oluşturulmasıyla çalışmalarına başladı. Divan Başkanlığı`na 2004-2016 döneminde TMMOB Yönetim Kurulu Başkanlığı`nı yürüten Mehmet Soğancı seçildi. Divan Kurulu üyeliklerine de Mimarlar Odası`ndan Leman Ardoğan, Peyzaj Mimarları Odası`ndan Nejla Yörükoğlu, Gıda Mühendisleri Odası`ndan Mukaddes Şamiloğlu, İçmimarlar Odası`ndan Hanze Gürkaş, Jeoloji Mühendisleri Odası`ndan Nejla Şaylan ve Ziraat Mühendisleri Odası`ndan Mehtap Ercan BİLGEN seçildiler. Divan Başkanı Mehmet Soğancı, TMMOB`nin geçmişten gelen mücadeleci kimliğine değinerek, önümüzdeki dönemde aynı anlayışla ve kararlılıkla çalışmalarına devam edeceğine olan inancını dile getirdi. Soğancı, katılımcıları "Bu ülkenin aydınlık yüzlü mühendis, mimar ve şehir plancıları, buradan tüm Türkiye`ye umudu, coşkuyu, direnmeyi ve mücadeleyi aşılayacaklar. Hepiniz hoş geldiniz" diyerek selamladı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı`nın okunmasının ardından Genel Kurul gündemi oybirliğiyle kabul edildi. Gündem uyarınca, Genel Kurul adına Anıtkabir`e gerçekleştirilecek ziyaret için Çelenk Komisyonu ve 10 Ekim Katliamının yaşandığı Gar önüne çiçek bırakmak üzere ziyaret heyeti oluşturuldu. Daha sonra açılış konuşmasını yapan TMMOB 44. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Gezi Direnişi ve bu direniş sırasında yaşamını kaybedenleri anarak sözlerine başladı. Koramaz, "Anılarını ve hayallerini mücadelemizde yaşatmaya devam edeceğiz ve mutlaka öyle bir Türkiye`yi kuracağız" dedi.

Genel Kurulun ülke tarihinin en önemli kırılma anlarından birinde gerçekleştirildiğine işaret eden Koramaz, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri`nin anayasal demokrasi ve parlamenter rejimin ya da en net ifadesiyle Cumhuriyetin kaderinin belirleneceği seçimler olacağını söyledi. Genel Kurul`da topluma verilecek her mesajın tarihi bir önem taşıyacağını belirten Koramaz, TMMOB`nin, "faşizme, gericiliğe ve baskılara karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda en deneyimli, en birikimli örgütlerden birisi olduğuna dikkat çekti.

Koramaz, geçtiğimiz iki yılda terör saldırıları ve darbe girişiminin yaşandığını, OHAL`in ilan edildiğini, hukuksuz biçimde 130 binin üzerinde kamu emekçisinin işten atıldığını, siyasi kararlarla siyasi parti başkanları, milletvekilleri ve gazetecilerin tutuklandığını, belediyelere kayyum atandığını ve şaibeli Anayasa Değişikliği Referandumu gerçekleştirildiğini anımsattı. Cerablus ve Afrin`e yönelik sınır ötesi operasyonlar yapıldığını ve 2 yıldır boyutları giderek artan ekonomik krizin Türkiye`nin en önemli gündemlerinden biri olduğunu anlatan Koramaz, şunları söyledi:

"2 yıl gibi kısa bir dönemde birbiri ardına yaşanan bu sarsıcı olaylar, ülkemizin ekonomik, siyasal ve toplumsal anlamda derin bir krizin içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu kriz yönetememe krizidir, bu kriz iktidar krizidir. Bu krizin sorumlusu AKP iktidarıdır. AKP`nin siyasal alanda tek adam, toplumsal alanda muhafazakarlık ve ekonomik alanda neoliberalizme dayalı Yeni Rejim-Yeni Türkiye inşa etme hevesi, ülkemizi uçurumun kıyısına getirmiştir. Bugün ülkemizde Anayasa tümüyle askıya alındı. Parlamento işlevsizleştirildi. Devlet kurumları çalışamaz hale geldi. Başta mahkemeler olmak üzere halkın hiçbir resmi kuruma güveni kalmadı. Hayat pahalılığı, işsizlik, yoksulluk ve borçluluk sürdürülemez boyutlara ulaştı. Enflasyondan döviz kurlarına, cari açıktan dış borçlara kadar her şey kontrolden çıktı. Toplum büyük bir parçalanma ve kutuplaşma yaşıyor. Kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin birbirine şüpheyle yaklaştığı, korkuyla dolu bir toplum haline geldik."

TMMOB`nin nasıl ve kimler tarafından yönetileceğine demokratik biçimde karar verilebilmesi için temsilciliklerden başlayarak tüm üyelerin katılımıyla 6 ay süren genel kurullar süreci örgütlenirken, ülkeyi yönetenlerin, ülkenin kaderini belirleyecek en önemli seçimleri sadece 64 güne sıkıştırdıklarını anlatan Koramaz, şu görüşleri dile getirdi:

"Seçimlere bir buçuk yıl kala ilan edilen bu baskın seçim, siyasal iktidarın ülkeyi yönetmedeki başarısızlığının itirafı olduğu kadar, 16 Nisan Referandumu ile inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sistemi`nin işlevsizliğinin de göstergesidir. 16 Nisan Referandumu öncesinde ‘Hayır` kararımızı açıklarken ‘Üzerinde asgari mutabakat dahi bulunmayan bu anayasa değişikliğinin demokrasi ve istikrar getirmeyeceğini söylemiştik. Tarih bir kez daha bizleri haklı çıkardı. 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimi, Anayasa Değişikliği Referandumunun ikinci ve son ayağı niteliğindedir. Tek adam rejimini durduramadığımız takdirde ülkedeki siyasal, ekonomik ve toplumsal kriz derinleşecek, ülkemiz geri dönüşü mümkün olmayan bir kabusun içine sürüklenecektir. Bu nedenle 24 Haziran`da gerçekleştirilecek seçimler adaylar arasında bir tercih değil, ülkemizin geleceğinin tayin edileceği bir yol ayrımıdır. TMMOB olarak bu yol ayrımında, cumhuriyet değerlerine ve hukukun üstünlüğüne dayalı anayasal demokrasiden taraf olduğumuzun bilinmesini isteriz.

"Oyumuzu ve Geleceğimizi Çaldırtmayacağız"

Bizler 24 Haziran seçimlerinde, Tek Adam egemenliğine karşı halk egemenliği için oy kullanacağız; Baskı ve zorbalığa karşı demokrasi için oy kullanacağız; Yasama-yürütme ve yargının Tek Adamın kontrolüne girmesine karşı, güçler ayrılığı için oy kullanacağız; Siyasallaşmış ve yozlaşmış adalet anlayışına karşı hukukun üstünlüğü için oy kullanacağız; Gerici-muhafazakâr devlet politikalarına karşı laiklik için oy kullanacağız; Ayrımcı-inkârcı düşmanlık politikalarına karşı kardeşçe bir arada yaşam için oy kullanacağız; Toplumsal yaşamı piyasa ilişkilerine göre şekillendiren politikalara karşı, paylaşımcı, dayanışmacı, eşitlikçi, toplumcu, kamucu politikalar için oy kullanacağız; Rant ekonomisine karşı üreten, sanayileşen, hakça bölüşen ekonomi için oy kullanacağız; Şiddet, yok sayma ve değersizleştirme uygulamalarına karşı kadınların eşitliği ve özgürlüğü için oy kullanacağız; Emperyalizme karşı bağımsızlığımız ve komşularımızla barış içinde yaşamak için oy kullanacağız; Kentlerimizin, doğal çevremizin ve tarihsel mirasımızın yok edilmesine karşı doğamızı ve tarihimizi savunmak için oy kullanacağız; Tarikatların kontrolünde, hurafelerle dolu, kindar ve biatçı eğitim anlayışına karşı bilimsel, demokratik ve laik eğitim için oy kullanacağız; Meslek alanlarımızı ve faaliyetlerimizi değersizleştirmek isteyen anlayışa karşı meslek haklarımız ve onurumuz için oy kullanacağız ve oyumuza sahip çıkacağız. Oyumuzu ve geleceğimizi çaldırtmayacağız! Ve bu kez mutlaka biz kazanacağız."

TMMOB`nin geçtiğimiz iki yıllık çalışma döneminde, 1970`li yıllardan bu yana izlediği eşitlik, özgürlük ve demokrasiden yana ilerici-toplumcu çizgisinden bir milim bile sapmadığını vurgulayan Koramaz, "OHAL döneminin antidemokratik uygulamalarına, sokakları esir alan devlet şiddetine, yönetim kurullarımıza uygulanan baskılara rağmen susmadık, geri adım atmadık, boyun eğmedik" diye konuştu.

15 Temmuz Darbe Girişimi`ne nasıl karşı çıktılarsa, AKP`nin darbe bahanesiyle yürürlüğe koyduğu sivil darbesine de aynı kararlılıkla karşı çıktıklarını anlatan Koramaz, tüm baskı, tehdit ve yıldırma girişimlerine rağmen, 16 Nisan Referandumunda yürüttükleri Hayır kampanyası ile halkın vicdanındaki saygın yerlerini pekiştirdiklerini kaydetti. "Adalet Yürüyüşünde de vardık. Vicdan ve Adalet Nöbetlerinde de" diyen Koramaz, OHAL rejimine karşı emek ve demokrasi güçleriyle birlikte ortak basın açıklamaları, eylemler ve kampanyalar gerçekleştirdiklerini anımsattı. KHK`lar ile haksız ve hukuksuz biçimde işlerinden atılan mühendis, mimar ve şehir plancılarının işlerine geri dönmeleri için girişimlerde bulunduklarını, KHK`ların iptal edilmesi için mücadele ettiklerini kaydetti.

TMMOB`a Yönelik Saldırılar

Koramaz, geride bıraktığımız dönemde TMMOB, odalar ve İKK`lar tarafından 200`ü aşkın kongre, kurultay ve sempozyum düzenlendiğini aktardı. Hukuki mücadele sonucu şehirler, kıyılar, madenler, tarihi eserler ve kültürel mirasın yağmalanmasına karşı önemli davalar kazandıklarını belirten Koramaz, üye haklarını koruma ve teknik yönetmeliklerin mesleki ilkelere uygunluğu noktasında da önemli kazanımlar elde ettiklerini kaydetti. Bu kararlı ve mücadeleci tutum nedeniyle iktidarın çok yönlü saldırılarıyla karşılaştıklarını ifade eden Koramaz, şözlerini şöyle sürdürdü:

"Kamusal denetim yetkilerimizi buduyorlar. Oda gelirlerimizi düşürüyorlar. Torba yasalar ile kuruluş kanunumuzda yapılmaya çalışılan değişikliklerle susturulmak, parçalanmak ve bertaraf edilmek isteniyoruz. Bunun yöntemi kimi zaman Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu oluyor, kimi zaman yönetmelik değişikliği, kimi zaman da bakanlıkların İdari ve Mali Denetlemesi oluyor. Dönem içerisinde hukuksuz olarak yapılmak istenen denetleme girişimine direndiği gerekçesiyle açılan davada, ilgili mahkeme Kimya Mühendisleri Odamızın Yönetim Kurulunun görevden alınmasına karar verdi. Hukukun tümüyle ayaklar altına alındığı, yüksek mahkeme başkanlarının Saray salonlarında el pençe divan durduğu bu dönemde mahkemenin verdiği bu karar bizleri şaşırtmamıştır. Karar henüz kesinleşmedi üst mahkemede itirazımız görüşülüyor. Kimya Mühendisleri Odamızın seçim süreçlerini olağan haliyle tamamladık. Nasıl ki mahkeme sürecinde 24 Odamızla birlikte tek yürek olup Kimya Mühendisleri Odası yönetim Kurulumuzun yanında durduysak, yeni dönemde de Birliğimizin özerk yapısını hedef alan bu tür girişimlere aynı kararlılıkla direneceğiz."

İktidarın TMMOB örgütlülüğüne yönelik saldırılarının, Afrin operasyonuyla birlikte yeni bir düzeye sıçradığını belirten Koramaz, "savaş psikolojisindeki kamuoyunun hassasiyetlerini arkasına alarak ‘yerlilik ve millilik` söylemi üzerinden başlatılan bu yeni saldırıyla, sadece TMMOB değil, tüm akademik meslek odalarının isimleri, statüleri, denetim yapısı ve seçim sisteminin değiştirilmek istendiğine dikkat çekti. Bu amaçla hazırlanan yasa taslağının şimdilik seçimler nedeniyle şimdilik Meclis gündemine taşınamadığını aktaran Koramaz, şunları söyledi:

"Bizlere ‘yerlilik ve millilik` konusunda söz söylemeye cüret edenler önce aynada kendilerine baksınlar. Daha dün uluslararası gıda tekelleri istiyor diye bu ülkenin öz kaynaklarıyla kurulan şeker fabrikalarını haraç mezat satanlar hangi ‘yerli ve milli` duruştan söz ediyorlar? Phaselis`i imara açanlar, Alliaoni`yi, Hasankeyf`i sular altında bırakanlar, Sur`u, Nusaybin`i binlerce yıllık tarihi kentleri yerle bir edenler, AOÇ`yi, Fırtına Vadisi`ni, Munzur`u, Cerattepe`yi talan edenler, Atatürk Kültür Merkezi`ni yıkmakla övünenler, sahte ÇED raporlarıyla Nükleer Enerji Santrali temelleri atanlar yerlilik ve millilikten bahsedebilir mi?

Bu ülkede her dört yeni mezun mühendis ve mimardan biri işsizken yabancı mühendislerin diploma denkliği bile aranmadan ülkemizse serbestçe çalışmasını sağlamaya çalışanlar yerli ve milli olabilir mi? SGK ile Birliğimiz arasındaki Asgari ücret protokolünü işverenlerin baskısıyla hukuksuz olarak tek yanlı olarak fes edenlere, milyonlarca lira SSK primi ve vergi kaybına neden olanlara, bizleri düşük ücretlerle kayıt dışı biçimlerde çalışmaya, geleceğimizde ise düşük emeklilik ücretlerine mahkûm edenlere yerli ve milli diyebilir miyiz? Hayır arkadaşlar, biz biliyoruz ki bunlar ne yerli ne milli. Ne insana, ne doğaya, ne kültürel mirasa, ne de tarihi dokuya değer veriyorlar. Onların tek derdi daha fazla rant yaratmak, yandaşları için daha fazla gelir kapısı açmak. Onların derdi ne yerlilikle ne de millilikledir. Onları derdi, birliğimizin kamusal statüsü ve toplumcu mücadele anlayışıdır.

Bizlere Anayasayla verilen görevlerimizi, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını koruma görevimizi, mesleğimizin kamu ve ülke çıkarları doğrultusunda uygulanmasını sağlamak görevimizi hakkıyla yerine getirdiğimiz için bizlere saldırıyorlar. Yasamızı değiştirmek istiyorlar. AKP`nin rahatsızlığının asıl nedeni budur. Toplumsal olanı koruma yolundaki inadımız ve gayretimizdir. Fabrikalarımızın, madenlerimizin, kıyılarımızın, ormanlarımızın, parklarımızın satılmasına, ülke tarımının bitirilmesine karşı kamusallığı savunmamızdır. Gerici, muhafazakar uygulamalar karşısında ilericiliği, çağdaşlığı, laikliği savunmamızdır. Faşizan, baskıcı, ayrıştırıcı politikalara karşı eşitliği, özgürlüğü, kardeşliği savunmamızdır. Sermayenin sınırsız sömürü isteğine karşı emeği ve alın terini savunmamızdır. Demokratik seçimlerle yandaşlarını yerleştiremedikleri Birliğimize ve Odalarımıza, yukardan aşağı operasyonlarla nüfuz etmeye, etkisiz kılmaya çalışıyorlar."

Önümüzdeki süreçte de temel gündemi bu tür baskıcı girişimlerin oluşturacağını,  TMMOB`nin 64 yıllık mücadele tarihinde benzerine az rastlanan bu saldırılara karşı, daha sık saf tutulması gereken günlerden geçildiğini vurgulayan Koramaz, Genel Kurulun hem saldırıları püskürtmek, hem de ülkenin geleceğine yönelik direnç haritasını ortaya çıkarmak için önemli olduğunu kaydetti. Koramaz, "Yarınlar bizim olacak, yarınlar güzel olacak! İnsanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye ve dünya umuduyla, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum" diyerek konuşmasını tamamladı.

Konuk Konuşmaları

Koramaz`dan sonra kürsüye ilk olarak Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği Başkanı Seran Aysal çağrıldı. Aysal, demokratik ve özgürlükçü düşünce, ülkesinde ve dünyada barış için mücadele veren meslek örgütlerinin yöneticilerinin, sırf görüşünü açıkladığı için tutuklanması ya da hedef gösterilmelerinin kabul edilemeyeceğini kaydetti. Kıbrıs TMMOB olarak bunu kınadıklarını belirten Aysal, isim değişikliği tartışmalarına da tepki gösterdi. Bu düşünce yapısının artık Türkiye`den gitmesi gerektiğini vurgulayan Aysal, 24 Haziran seçimlerinin "OHAL`in olmadığı, demokrasinin yeniden tescil edildiği, insan hakları ve özgürlüklerin kısıtlanmadığı" bir sonuç getirmesini diledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, baskı döneminde dimdik ayakta duran TMMOB`yi kutlayarak başladığı konuşmasında, OHAL rejimi altında seçime gidildiğine işaret etti. Adıgüzel, "Çeşitli bahanelerle ve eski ortakları FETÖ`yü de bahane ederek yönettikleri bir OHAL sürecindeyiz. Birçok masum çalışan hukuki altyapısı olmayan gerekçelerle işlerinden edildi. 20 Temmuz 2016`dan beri OHAL bahanesiyle yurttaşlarımız çeşitli şekillerde baskı altına alınıyor" diye konuştu.

"Tek Adam Anlayışı Başarısız Olacak"

AKP`nin baskıcı ve otoriter anlayışına karşı ciddi bir sesin de yükseldiğini vurgulayan Adıgüzel, şöyle konuştu:

"Sivil toplum kuruluşlarını, demokratik kitle örgütlerini, sivil inisiyatifleri görmezden gelseler de -bugün saygı ve özlemle anıyorum Gezi Parkı`nda kaybettiğimiz arkadaşları- biliyorlar ki karşılarında çok ciddi bir güç var. Türkiye`nin her noktasından çoban ateşi gibi yanan bir güç var. Gezi onların korkulu rüyası oldu, hala şoku atlamadılar. Gezide mücadele eden, baskılara ve zulümlere, katliamlara rağmen ayakta duran ve referandumda hayır diyen milyonlar var. 24 Haziran`da bu milyonlar başarılı olacak. Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar tek adamı merkeze koydukları anlayışın başarılı olamayacağını görecekler."

24 Haziran seçimlerinin, Türkiye`yi özgür, demokratik ve hukuk önünde herkesin eşit olduğu bir ülke yapabilmek için fırsat olduğunu anlatan Adıgüzel, "24 Haziran Türkiye`de karanlık günlerin son bulduğu, aydınlık günlerin başladığı bir dönüm noktası olacak" dedi.

"Demokrasi mi, Diktatörlük mü?"

HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, TMMOB`nin mücadelesi sonucu elde edilen kazanımlara dikkat çekerek, "Kar ve ranttan başka gözü hiçbir şeyi görmeyen bir hükümetin TMMOB`nin duruşundan ne denli rahatsız olduğunu gayet iyi biliyoruz" diye konuştu. TMMOB`nin doğrudan hedef gösterildiğini, KHK`larla yüzlerce demokrat mimar ve mühendisin işini kaybettiğini ve hazırlanan yasalarla odaların mesleki denetim yetkisinin ellerinden alınmaya çalışıldığını belirten Kerestecioğlu, bu baskılara rağmen TMMOB`nin halkın yararını korumak için mücadeleye devam ettiğini kaydetti. Kerestecioğlu, şunları söyledi:

"24 Haziran demokrasi mi diktatörlük mü diye sorulacağı ve hepimiz tarafından cevaplanacağı bir seçim. Mücadele uzun solukludur. Eğer AKP devam ederse ekonomik krizin ne kadar derinleşeceğini ve meslek örgütlerinin baskılardan daha fazla payını alacağını biliyoruz. Bu nedenle içinde olduğumuz dönemeçte var gücümüzle bu hiç hak etmediğimiz tablonun değişeceğini umut ediyor ve bunun için çalışıyoruz."

"Sağlıkta Dönüşüm Programı Çöktü"

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Raşit Tükel, 15 yıldır Türkiye`nin ağır bir dönemden geçtiğini, bu dönemin Cumhuriyetin geleceğine, emeğe, demokrasiye, özgürlüklere karşı büyük bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Tükel, "Bu karanlık dönemin içinde olduğumuzu bilerek seçime gidiyoruz. OHAL, emeğin baskılandığı, grevlerin yasaklandığı, sendikal halkların, özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı bir dönem oldu" diye konuştu. Sağlık açısından da zorlukların yaşandığını, dönüşüm programı ile sağlığın piyasalaştırıldığını aktaran Tükel, bu programın çökmek üzere olduğunu kaydetti. Tükel, şunları söyledi:

"Sağlıktan kar elde etmenin sonuna gelinmiştir. Kamu hastanelerinin şirketleştirildiği, ticarileştirildiği bir işletmeye dönüştürüldüğü model kapanmıştır. Bu programın son döneminde ortaya çıkan şehir hastaneleriyle, kamu kaynaklarının özel sektöre aktarıldığı buna karşılık hasta yatak sayısında bir artmanın görülmediği, şehir dışında hastanelerin kurulduğu, ulaşımın, sağlığa erişimin giderek güçleştiği bir döneme girdik. Üniversite hastaneleri iflas etmek üzere. Sağlığın tüm alanlarında olduğu gibi üniversite hastanelerinde de çöküş yaşanıyor."  

OHAL koşulları altında emekçilere düşük ücret, ağır çalışma koşulları ve taşeronlaşmanın dayatıldığını vurgulayan Tükel, "TTB olarak öncelikle hedefimiz piyasacı sağlık anlayışına son vermek ve bilimsel sağlık politikalarını hayata geçirmek. Özgür, demokratik, laik bir Türkiye için emekçiler ve tüm halkımızın kendini ilgilendiren her alanda söz yetki ve karar hakkına sahip olması için ‘Tamam` diyoruz. Toplumsal sağlığımız için, bu karanlık dönemi aşmak için ‘Tamam` diyoruz. Oyumuzu demokrasiden, emekten, barıştan, özgürlükten yana kullanıyoruz" diyerek konuşmasını tamamladı.

"En İşçi Düşmanı Hükümet AKP"

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, zor ve karanlık bir dönemin içinden geçilse de 24 Haziran seçimleri nedeniyle geleceğe umutla baktıklarını belirterek, "24 Haziran seçimleri, Türkiye tarihinin kader anlarından bir tanesi. Sandığa gittiğimizde kimin milletvekili, kimin cumhurbaşkanı olacağını değil ülkemizin geleceğini belirleyeceğiz" dedi. DİSK`in 16 yılda işçilerin yaşadığı kayıpları raporlaştırdığını aktaran Çerkezoğlu, şunları söyledi:

"Cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş en işçi düşmanı hükümetlerinin AKP hükümetleri olduğunu bütün rakamlar ve yaşanan süreçler gösteriyor. Türkiye`nin adım adım diktatörlüğe sürüklendiği bu dönemde tek adam rejimine teslim olmadık, olmayacağız. Gezi direnişi devam ediyor. DİSK üyesi olsun olmasın, sendikalı olsun olmasın, ücretiyle emeğiyle geçinen tüm işçileri, emekçileri; bizleri bu insanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarına mahkum edenlere, cumhuriyetin demokrasi ve laiklik ilkeleriyle, hukuk devletiyle, temel yurttaşlık haklarıyla çatışan bu düzene karşı hep birlikte ‘Tamam` demeye çağırıyoruz. Yol arkadaşlığımız bundan sonra da kuvvetlenerek devam etmeli."

"Meslek Etiği ve Onuruna Sahip Çıkmalıyız"

Kamu Emekçi Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Cumhurbaşkanı`nın OHAL`i kullanarak grevleri yasaklamakla övündüğünü anımsatırken, özelleştirmeler ile kamunun tasfiye edilmesine tepki gösterdi. Eğitimde yaşanan sorunlara dikkat çeken Gezen, "Her türlü meslek etiğinden arındırılmış üniversite eğitimiyle karşı karşıyayız. Doğayı meta olarak gören, yağma ve talan eden AKP iktidarına karşı aynı zamanda meslek etiği ve onuruna da sahip çıkmalıyız" diye konuştu.

24 Haziran seçimlerinin önemine dikkat çeken Gezen, "İş güvencesini elimizden alanlara, özelleştirmelerle kamu kaynaklarını yağmalayanlara oy yok! Oy kullanmak güçtür. Bu gücün ötesinde bir gücümüz var. Biz üretenleriz, yönetenler de biz olacağız" dedi.

"Demokrasinin Azı, Çoğu Olmaz"

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı Masis Yontan, demokrasinin gelişmediği bir ülkede ekonomi, sosyal hayat, eğitim ve sanatın da gelişmeyeceğine işaret etti. "Dolayısıyla bir ülkede demokrasi ya vardır, ya yoktur. Demokrasinin azı, çoğu olmaz" diyen Yontan, meslek odalarının demokrasinin vazgeçilmez temel taşları olduğunu kaydetti. Yontan, "Kayıt dışı istihdamın bu kadar yüksek olduğu bir ülkede refah olur mu? Belli bir kesim için olur. Şu anda ulusal gelirin yüzde 80`i, yüzde 20`lik dilim tarafından tüketilmektedir" diye konuştu.

Avrupa ve gelişmiş ülkelerin aksine Türkiye`de dolaylı vergilerin çok yüksek olduğuna işaret eden Yontan, vergi sisteminde adaletin sağlanmasının önemine dikkat çekti. 

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Ali Rıza Aydın, TMMOB`ye yönelik saldırıların birliğin gücü sayesinde yaşama geçirilemediğine dikkat çekti. Aydın TMMOB Genel Kurulu`nun 24 Haziran seçimleri öncesine denk gelmesi nedeniyle daha da önem kazandığını belirtti.

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, AKP iktidarının siyasal alanda biriken sorunlar, ekonominin yarattığı yıkım ve emeğin üzerinde kurduğu baskı ve yasaklarla seçimlere gittiğini kaydetti. Bu rejimin kurmaya çalıştığı bblukaya rağmen greve devam eden emekçilerin mücadelesini selamlayan Gürkan, "tek adam tek parti gidişinin durdurulması" için 24 Haziran seçimlerinin önemli bir eşik olduğunu söyledi.

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi İlknur Başer, TMMOB`nin nerede talan, ekolojik yıkım ve yağma varsa bu bozuk düzenin karşısına çıktığını ve çıkmaya da devam edeceğini kaydetti. Başer, "Söz yetki karar ve iktidarın halkta olduğu bir rejim ancak faşist, tek adam rejimini yenebilir diye düşünüyoruz." dedi

Genel Kurulun açılışında, İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan, Mülkiyeliler Birliği Başkanı Dinçer Demirkent, Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Sabriye Tuncay da söz aldı.

 

 

 

 



EMO’NUN ELEKTRİK ZAMMINA YÖNELİK AÇIKLAMASI CEM TV’DE DUYURULDU

02.10.2018
 


Çok Okunanlar


SANAYİYE 1 AYDA REKOR ZAM GELDİ: YÜZDE 18

SANAYİYE 1 AYDA REKOR ZAM GELDİ: YÜZDE 18

EMO ŞUBE BAŞKAN VE SAYMANLARI TOPLANTISI

YÜKSEK GERİLİM TESİSLERİNDE İŞLETME SORUMLULUĞUNDA DURUM VE GELECEK ÇALIŞTAYI

EMO KADIN KOMİSYONU TOPLANTISI

`TÜRK TELEKOM REZALETİNİN ÇOK DAHA BÜYÜĞÜ YAŞANABİLİR` (HABER.SOL.ORG.TR)

SİNOP NGS’YE KARŞI AÇILAN DAVANIN DURUŞMASI YAPILDI

EMO KOMİSYON TOPLANTILARI

UM:AG GÜZ DÖNEMİ SEMİNERLERİ BAŞLIYOR

İKTİDAR AYRIMCILIK İÇEREN EĞİTİM POLİTİKALARINA DEVAM EDİYOR, HALA!

Okunma Sayısı: 181


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2018 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri