MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

ENERJİDE KAOS BÜYÜYOR...


BASIN AÇIKLAMASI

 
Basınımızın Değerli Temsilcileri,
Enerji Sektöründe yaşanan son gelişmelere ilişkin olarak düzenlediğimiz Basın Toplantısına hoş geldiniz.

Son günlerde değişik basın organlarına ve TV ekranlarına yansıyan tartışmalarda, elektrik enerjisi üretimi yapan santrallerimizin bir kısmının elektrik enerjisi arzında yaşanan fazlalıktan dolayı ya tamamen çalıştırılmadığı ya da kapasitelerinin düşürüldüğü iddia edildi.

Bilindiği gibi bu iddialar üzerine Enerji Bakanı Sayın Zeki Çakan yaptığı basın toplantısında, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, santrallerin normal olarak çalışmalarına devam ettiğini belirtti.

 

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Enerji Bakanlığı ile bir sermaye grubu arasında (hangi gerekçeyle olursa olsun) başlayan bir tartışmaya sonradan dahil olmayacak kadar ilkeli ve yıllardır neyi nasıl söylediğini herkese göstermiş bir kurumdur.

Bu nedenle, EMO Yönetim Kurulu bu tartışma sürecini bir süre izlemeyi ve bu tartışmalardan bağımsız olarak konuya ilişkin görüşlerini yaşanan gerçekler üzerinden ifade etmeyi doğru bulmuştur.

Değerli Basın Mensupları,

Bugün, enerji sektöründe kamu hizmeti anlayışının terk edilerek, merkezi bütünsel yapının parçalandığı, sektörde yaşanan özelleştirmelerin bir sonucu olarak da enerji alanının bilinmeze sürüklendiği bir dönemi yaşıyoruz.

Bütün bu uygulamaların, başından itibaren ulusal ihtiyaçlardan kaynaklı yeni düzenlemeler olmadığını, enerji sektörünün, niyet mektuplarıyla tanımlanan ve IMF denetiminde uygulanan yapısal bir değişim sürecine girdiğini yıllardır söylüyoruz.

Bugün gelinen durumda ise, sektörde yaşanan özelleştirmelerin bir sonucu olarak yıllardır yapılan abartılı talep tahminlerin neticesinde elektrik enerjisinde bir üretim fazlalığının oluştuğunu artık bütün kesimler kabul etmektedir.

I- 2002 Yılında Elektrik Enerjisi Üretim ve Tüketiminde Mevcut Durum :

Elektrik Enerjisi üretimi ve tüketiminde son iki yıl (2000-2002) dikkate alındığında;

Toplam Kurulu Güç, Puant, ve Tüketim Miktarları aşağıdaki gibidir.


Yıl Kurulu Güç Puant Brüt Üretim +
Dışarıdan Alınan
2000 27.264,8 MW 19.389 MW 128.275.000.000 Kwh

2001 28.447 MW 19.612 MW 127.753.000.000 Kwh
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
2002 29.500 MW 16.500 MW 132-135 Milyar Kwh
(2002 Mayıs) (2002 Mayıs) (2002 Sonu Tahmini)


Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere, 2001 yılında Ülkemizde yaşanan ekonomik krizin etkileri elektrik enerjisi sektörüne doğrudan yansımış, 2001 yılında elektrik enerjisi tüketimi, bir önceki yılın değerlerini bile yakalayamamıştır.

2001 Yılında büyüme hızının negatif olduğu Ülkemizde, elektrik enerjisi sektörümüz üretimde %1, tüketimde ise % 0,2 küçülmüştür.

2002 Yılı elektrik enerjisi tüketimi incelendiğinde ise, ilk dört aylık dönemde (Ocak, Şubat, Mart, Nisan) tüketimde önemli bir artışın söz konusu olmadığı, halen 2001 yılı seviyelerinde bir tüketim seyri izlendiği görülmektedir.

Bugün Ülkemizde ENKA Santralleri olarak bilinen ve 2002 yılı sonbaharında sisteme dahil olacak olan santral inşaatları ise aşağıda belirtilmiştir.

- Gebze Doğalgaz Çevrim Santrali : 1550 MW
- Adapazarı Doğalgaz Çevrim Santrali : 750 MW
- Aliağa Doğalgaz Çevrim Santrali : 1550 MW

Yukarıda belirtilen ve inşaa halinde olan bu üç santralin en geç Eylül-Ekim 2002 aylarında devreye girmesi ile Toplam Kurulu Gücümüz; 29.500 + 3850 = 33.350 MW'a ulaşacaktır.

Bu arada, yine inşaa halinde olup 2002 yılı içerisinde devreye girecek olan değişik güçlerde oto prodüktör ve mobil santrallerin de hesaba katılmasıyla, 2002 yılı sonu itibariyle ülkemizin kurulu gücünün yaklaşık 34.000 MW'a ulaşması beklenmektedir.

Türkiye Kurulu gücü olarak öngörülen 34.000 MW'ın yaklaşık 12.000 MW'ı hidrolik, kalan 22.000 MW'ı ise Termik(Linyit, doğal gaz, taş kömürü, fuel-oil, motorin, ithal kömür) santrallerden karşılanmaktadır.

Bugün, ülkemizde bulunan hidrolik santraller ile, kuraklık ve su rejiminin azaldığı en kötü koşullarda bile en az 30 Milyar Kwh enerji üretilebilmektedir.

Yine, bir termik santralin yıllık çalışması incelendiğinde, dünyada genel kabul gören ortalama değerin 1 yılda 7500 saat olduğu dikkate alındığında,

2002 Yılında termik santraller ile yapılacak 22.000 MW'lık üretimin karşılığı olarak; 22.000 MW X 7500 saat = 165 Milyar Kwh.lik bir termik üretim ile, 30 Milyar Kwh.lik hidrolik
üretim kapasitesi dikkate alındığında, Türkiye'nin 2002 yılı sonbaharı itibariyle yıllık üretim kapasitesi 195 Milyar Kwh'e ulaşacaktır.

Değerli Basın Mensupları,

Yukarıda belirtilen tabloda, 2001 yılı sonu itibariyle elektrik enerjisi tüketimimizin 128 Milyar Kwh olduğunu, ülkemizdeki ekonomik göstergelerin düzelmesi, üretim ve sanayileşmenin dolayısıyla elektrik enerjisine olan talebin artması durumunda bile 2002 yılında elektrik enerjisi tüketiminin en fazla 135 Milyar Kwh'lere ulaşabileceğini belirtmiştik.

Bu durumda 2002 yılının ikinci altı ayı itibariyle elektrik enerjisi üretiminde 60 Milyar Kwh üretim kapasitesi fazlası bulunduğu ortaya çıkmaktadır.

Bütün bu hesaplamaların içine,

-İthal Kömüre dayalı Adana Yumurtalık'ta inşaa halinde olan ve 2003 yılında tamamlanması öngörülen 1210 MW gücündeki SU GÖZÜ TERMİK SANTRALİ,

-Elektrik Üretim A.Ş tarafından yaptırılan ve önümüzdeki yıllarda devreye girecek olan 1350 MW gücündeki ELBİSTAN-B TERMİK SANTRALİ,

-Ankara Temelli'de inşaa halinde olan 750 MW gücündeki DOĞALGAZ SANTRALİ,

-Samsun'da inşaa halinde olan ve önümüzdeki yıl devreye girecek olan 200 MW gücündeki MOBİL SANTRAL,

-Elektrik Üretim A.Ş tarafından yaptırılan Çanakkale-Çan TERMİK SANTRALİ,

-DSİ Tarafından yapımı devam eden ve önümüzdeki yıllarda devreye girecek olan HİDROLİK SANTRALLER,

Dahil edilmemiştir.

II- Bu durum karşısında Enerji Bakanlığı ne yapıyor ?

Evet, 2002 yılında elektrik enerjisi üretiminde fazlalık var. Enerji Bakanlığı elektrik üretim santrallerinin bir kısmının özelleştirilmesinin ardından, firmalarla yaptığı tahkime dayalı fiyatı baştan belirlenmiş alım garantili sözleşmeler nedeniyle, özel şirketlerce yapılan elektrik enerjisi üretiminde herhangi bir kısıtlamaya (yük düşümüne) gidemiyor.

Zaten, gerek BOTAŞ, gerekse Enerji Bakanlığı ithal bir kaynak olan ve alım garantili (al veya öde şeklindeki alış fiyatı ticari sır kapsamında kamuoyundan gizlenen) doğalgaz sözleşmeleri nedeniyle, özel şirketlerce çalıştırılan doğalgaz çevrim santrallerinde üretim kısıtlamasına gidilmesini istemiyor.

Diğer bir deyişle, özel sektör tarafından üretilen enerjinin tamamının Enerji Bakanlığı tarafından alınacağı taahhüt edilmiş olması nedeniyle, özel şirketlerce doğalgaz çevrim santralleri ve diğer termik santraller ile yapılan üretim kesintisiz devam etmek zorunda.

Hangileri bunlar;



Park-Teknik Çayırhan : 630 MW
Enron Trakya Elektrik : 500 MW
Unimar Trakya : 500 MW
Esenyurt İstanbul : 190 MW
Ova Elektrik Gebze : 250 MW
Çolakoğlu Gebze : 300 MW
Mobil Santraller Toplam : 500 MW
--------------------------
TOPLAM : 2870 MW

TOPLAM: 2870 MW'lık özel şirketlerce yapılan elektrik enerjisi üretiminde herhangi bir kısıtlamaya gidilmesi söz konusu değil.

Daha önce sözü edilen 2002 yılı sonbaharında(Eylül-Ekim aylarında) sisteme dahil olacak ENKA Firması tarafından yapılan doğalgaz santrallerinden söz etmiştik.

Gebze - Doğalgaz 1550 MW
Adapazarı Doğalgaz 750 MW
Aliağa Doğalgaz 1550 MW
-------------------------------
TOPLAM : 3850 MW

Bu 3850 MW'lık özel sektör tarafından yaptırılan santrallerin de devreye girmesi ile, özel sektör tarafından yapılan elektrik enerjisi üretiminin toplamı olan : 2870 + 3850 = 6720 MW'lık bir üretimde herhangi bir kısıtlama söz konusu olmayacaktır.

Şimdi, bir kez daha başa dönüp, Türkiye'nin 2002 yılında tüketiminin en fazla 135 Milyar Kwh olacağını hatırladığımızda;

1- Özel Şirket santrallerinde üretilen elektrik enerjisi : 6720 MW,
2- Kendi ihtiyacını karşılamak üzere otoprodüktör
şirketlerince üretilen elektrik enerjisi : 2500 MW,
---------------------------------
TOPLAM : 9220 MW

Toplam 9220 MW'lık gücün karşılığı: 69 Milyar 150 Milyon Kwh olarak dikkate alındığında;

Buna, 2002 yılı için mevcut hidroelektrik santrallerin asgari 30 Milyar Kwh.lik üretimi ilave edildiğinde,

Kesintiye gidilmeden yapılan zorunlu üretimin 99 Milyar 150 Milyon Kwh olacağı görülmektedir.

Sonuç olarak, Enerji Bakanlığı 2002 yılında yaklaşık 100 Milyar Kwh zorunlu üretim yapmak durumundadır.

Buna, Bulgaristan ile yaptığımız anlaşma gereğince yıllık 4 Milyar Kwh.lik dış alım ilave
edildiğinde, zorunlu üretim + dış alım olarak 104 milyar kwh.den söz ettiğimizde, 2002 yılı sonu itibariyle en iyimser tahminlerle 135 milyar kwh'e yükselecek olan elektrik enerjisi tüketim talebinin karşılanması için 31 Milyar Kwh.e ihtiyaç duyulduğu görülmektedir.

Yani yapılan bu hesaplara göre, Elektrik Üretim A.Ş 2002 yılında kendi santrallerinden 31 Milyar Kwh enerjiyi üretmek(talebi karşılamak) zorunda.

Elektrik Üretim A.Ş tarafından işletilen 3 doğalgaz santrali bu talebi karşılamaya yetiyor.

Hangileri Bunlar;




Bursa : 1432 MW
Ambarlı : 1350 MW
Hamitabat : 1200 MW
----------------------------

TOPLAM : 3982 MW = 29 Milyar 865 Milyon Kwh


Bu durum şunu göstermektedir. Elektrik Üretim A.Ş 2002 yılında sadece 3 adet doğalgaz santralini çalıştırması ile (BOTAŞ doğalgaz santrallerinin tam kapasite ile çalıştırılmasını istiyor), Türkiye'nin yıllık elektrik enerjisi ihtiyacı hemen hemen karşılanacaktır.


Peki, Elektrik Üretim A.Ş'nin işlettiği diğer santraller bugün ne durumda......?


Santralin Yakıt Bulunduğu Ünite Adet Top.Kurulu Mevcut
Adı Cinsi İl ve Güçleri Güç Durum

Ambarlı Fuel-Oil İstanbul 3x110 630 MW çalışmıyor
2x150
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hopa Fuel-Oil Artvin 2X25 50 MW çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çatalağzı Taş Kömür Zonguldak 2X150 300 MW 1 Ünite
Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Elbistan Linyit K.Maraş 4X340 1360 MW 3 Ünite
Çalışmıyor



------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Seyit Ömer Linyit Kütahya 4X150 600 MW 3 Ünite
Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Tunçbilek Linyit Kütahya 2X32 429 MW 4 Ünite
1X65 Çalışmıyor
2X150
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yatağan Linyit Muğla 3X210 630 MW 1 Ünite
Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kangal Linyit Sivas 3X150 450 MW 1 Ünite
Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kemerköy Linyit Muğla 3X210 630 MW 2 Ünite
Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soma Linyit Manisa 2X22 1034 MW 4 Ünite
6X165 Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Aliağa Motorin İzmir 6X30 180 MW Çalışmıyor
------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Bu duruma göre, Elektrik Üretim A.Ş tarafından işletilen TOPLAM : 4203 MW kurulu güç Nisan ayından buyana sistem dışında tutulmaktadır.

Bu ne anlama gelmektedir ......?

Kamu tarafından kendi doğal kaynaklarımız kullanılarak işletilen enerji santralleri ile daha ucuza yaptığımız elektrik üretiminden vazgeçip, doğalgaz santrallerini tam kapasite ile çalıştırmaya devam etmek.

Bugün 2001 yılını değerlendirdiğimizde, enerji sektöründe büyük yolsuzlukların çıktığı ve Ülke gereksinmesinin çok üstünde doğalgaz alım anlaşmalarının yapıldığına hep birlikte şahit olduk.

2001 Yılında elektrik enerjisi üretiminde ithal enerji olarak doğalgazın payı % 40'lar seviyesine ulaşmıştır. Önümüzdeki yıllarda yeni doğalgaz santrallerinin de devreye girmesi ile bu oranın % 60'lar seviyesine ulaşması beklenmektedir.

Günümüzde doğalgaz kaynaklarına sahip olan ülkelerin elektrik enerjisi üretiminde bile doğalgazın payı % 15'leri geçmezken, ülkemizin dışa bağımlı tek bir kaynağa bu kadar bağımlı hale getirilmesi tam bir politikasızlık örneği oluşturmaktadır.


III- Termik Santrallerin çalıştırılmaması nedeniyle oluşan günlük ve 1 aylık parasal maliyet incelendiğinde .......

2002 Nisan ayından buyana Elektrik Üretim A.Ş tarafından sistem dışında tutulan 4203 MW'lık kurulu güç eğer devrede olsaydı, bunun sadece 1 günlük parasal tutarı ;

4203 MW X 24 saat = 100.872 MWh = 100.872.000 KWh olarak dikkate alındığında ve Üretim A.Ş tarafından Termik santrallerde üretilen 1 kwh elektrik enerjisi maliyeti ortalama 3 cent olarak hesaplandığında;




100.872.000 X 3 Cent
__________________ = 3.026.160 Dolar Günlük olarak çalıştırılma maliyeti

100

3.026.160 X 30 = 90.784.800 Dolar Aylık olarak çalıştırılma maliyeti ortaya çıkacaktı.

Bu santrallerin çalıştırılmayıp, ortalama 8 cent üzerinden özel şirketlerce yapılan elektrik enerjisi üretimi karşılığı olan parasal tutar ise;

100.872.000 X 8 Cent
__________________ = 8.069.760 Dolar olarak hesaplanmaktadır.

100

Sonuç Olarak;

1 Günlük Parasal Maliyet = 8.069.760 3.026.160 = 5.043.600 Dolar

1 Aylık Parasal Maliyetin ise = 5.043.600 X 30 = 151.308.000 Dolar olarak pahalı bir üretim olarak gerçekleşmektedir.


IV- Bu Duruma nereden ve nasıl getirildik......?

Türkiye, 1980'li yıllardan itibaren uygulanan neo-liberal politikaların bir sonucu olarak elektrik enerjisinde ÖZELLEŞTİRME faaliyetlerine girmiştir.

Bu amaçla 1984 yılında çıkarılan 3096 sayılı özelleştirme yasasından bugüne bir dizi uygulama hayata geçirilmiştir.

Türkiye Elektrik Kurumunun (TEK) 1993 yılında TEAŞ ve TEDAŞ olarak ikiye ayrılması, ardından elektrik enerjisi özelleştirmelerinde Yap İşlet, Yap İşlet Devret ve İşletme Haklarının Devri gibi modellerle üretim santrallerinin bir kısmının özelleştirilmesi, yine, TEDAŞ'a bağlı dağıtım şebekelerinin 29 görev bölgesine ayrılarak özelleştirilmelerinin önünün açılması, yasal mevzuatı ve hukuksal süreci kolaylaştırmak için Tahkim Yasasının çıkarılması, Elektrik Piyasası Kanunu ve son olarak da TEAŞ'ın Üretim, İletim ve Ticaret A.Ş olarak 3'e ayrılması ile enerji yönetiminde dağınık ve çok başlı bir dönem oluşturulmuştur.

Elektrik Mühendisleri Odası yıllardır, sektörde faaliyet gösteren EİEİ, DSİ, MTA, ETİBANK, İLLER BANKASI, TKİ, TTK gibi kuruluşların Enerji Bakanlığının eşgüdümünde ortak politikaları birlikte belirlemesinin Ülkemiz için yaşamsal önemde olduğunu sık sık vurgulamıştır.

-Elektrik enerjisi, sanayileşmenin ve kalkınmanın en temel unsuru olarak Ulusal Bağımsızlığımız açısından en hayati sektör olmasına,

-Büyük ölçekli yatırımları gerektirdiği için stratejik bir ulusal planlama mantığıyla hareket edilmesi gerekmesine,

-Depo edilememe özelliği nedeniyle üretim-iletim ve dağıtımının merkezi bütünsel bir yapıya sahip olması gerekmesine,

Sonuç olarak doğal bir KAMU TEKELİ olması gerekmesine rağmen,

Enerji Sektörünün bütünlüklü yapısı adım adım tahrip edilmiştir.

Değerli Basın Mensupları;

Daha öncede belirttiğimiz gibi bugünlere adım adım uluslararası sermayenin ihtiyaçlarına uygun bir politika tarzı ile getirildik. Hatırlarsınız, 1990'lı yıllarda önce "Enerji Krizi" var denildi. Karanlıkta kalacağız söylemleriyle dünyada işsiz kalan Nükleer Santral Firmalarına pazar olanakları yaratılmaya çalışıldı. Ardından, enerji krizi bahane edilerek, birçok Yİ, YİD projeleri hiçbir denetim ve planlamaya bağlı olunmaksızın Enerji Bakanlığı tarafından onaylandı.

Aslında bu durum, Elektrik Mühendisleri Odası dışında 1999 yılında Devlet Planlama Teşkilatının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yazdığı uyarı yazılarıyla da dile getirilmişti.

2002 Yılında ise yaşanan bu durum, DÜNYA BANKASI uzmanlarını bile şaşırtacak bir noktaya gelmiştir.

Dünya Bankası Uzmanları James Moose, Ranjit Lamech ve Dejan Ostojik tarafından hazırlanan 28 Mart 2002 tarihli ENERJİ MİSYONU isimli Raporda;

"Türkiye'nin Yap İşlet ve Yap İşlet Devret projeleri nedeniyle 2003-2005 yıllarında kullanamayacağı elektriği satın almak zorunda kalacağı, bunun hazineye önemli bir maliyet yükleyeceği" ifade edilmektedir.

Yine söz konusu raporda; Hazinenin, 2001 Yılında, YİD için 248 Trilyon 375 Milyar Lira ödediği, 2002 yılının ilk iki ayında ise, YİD projeleri kapsamında imzalanan -al ya da öde- anlaşmalarına verdiği garantiler nedeniyle 48 Trilyon 977 Milyar Lira ödemede bulunduğu ifade edilmektedir.

Bütün bunların bir sonucu olarak, Elektrik Üretim A.Ş yeniden yaptığı bir düzenleme ile, Yİ Modeli santrallerin devreye gireceği, 2002 sonbaharını dikkate alarak, Linyit ile çalıştırılan santrallerde üretimi kesecek olmasının bir sonucu Türkiye Kömür İşletmelerinden aldığı kömürde % 30 kısıntıya gidiyor.

2002 Yılında, TKİ'nin 29 Milyon Ton yerine % 30 kısıntıyla 20 Milyon Ton üretim yapması öngörülüyor.

Enerji Bakanlığına göre, 2002 Ocak, Şubat ve Mart döneminde aylık ortalama 1,5 Milyar Kwh olan linyit santrallerindeki üretim;


- Eylülde : 735 Milyon Kwh,
-Ekimde : 586 Milyon Kwh,
-Kasımda : 485 Milyon Kwh’e kadar düşürülüyor.

Değerli Basın Mensupları;

Bunun anlamı şudur. Önümüzdeki aylarda kömüre dayalı termik santrallerin üretim kapasiteleri ya tamamen ya da büyük oranda düşürülecek.

Enerji Bakanlığı bize pahalı ve riskli bir çözüm öneriyor. Yapılan doğalgaz alım anlaşmaları nedeniyle elektrik enerjisi hem pahalı üretilmiş, hem de tüketiciye pahalı olarak sunulmuş olacak.

Kendi doğal kaynaklarımızı neden yeterince kullanmadığımızı soranların ise yurt sevgilerinden şüphe edilecek.


Elektrik Mühendisleri Odası, Enerji Sektöründe yaşanan bu gelişmelerin TBMM'de oluşturulacak bir komisyon ile araştırılmasını ve sorumlulukları bulunanlar hakkında soruşturma açılmasını önermektedir.


V-SONUÇ VE ÖNERİLER

-Ulusal elektrik sisteminin ve enerji sektörünün öncelikli, temel gereksinimlerinin doğru saptanmasıyla kısa ve uzun erimli enerji yatırımlarının zamanında gerçekleşmesine dönük uygun politikalar ve kurumsal düzenlemeler yaşama geçirilmelidir.

-Elektrik üretim, iletim ve dağıtımında optimum yönetimi belirlemek, alternatif enerji kaynaklarının değerlendirilmesinde ulusal çıkarlar önceliğinde karar vermek bağlamında yerli ve özellikle yabancı çok uluslu sermaye baskı zincirinden kopmak zorunludur. Bu noktadan hareketle, yeni ve yenilenebilir enerji alanlarında ulusal teknoloji oluşturmaya yönelik AR-GE çalışmaları desteklenmeli, genel enerji planlamasına bağlı olarak yenilenebilir enerji kaynakları master planı oluşturulmalı, bu kaynakların kullanılmasına yönelik teşvikler (yatırımlara sübvansiyon, düşük faizli kredi, vergi iadesi, vergi muafiyeti vb.) belirlenerek, uygulamaya konmalıdır.

-Stratejik öneme sahip kamu hizmeti niteliği içeren enerji sektöründe planlama, eşgüdüm ve denetleme yönleriyle yeniden merkezi yapılanmaya gidilmeli, sektördeki özelleştirme uygulamalarına son verilerek koordinasyon, yetişmiş insan gücü ekonomik kaynak ve ileri teknoloji politikalarıyla güçlendirilmiş örgütlü ve etkin bir yapı oluşturulmalıdır.

-Enerjinin ekonomik boyutu yanında sosyal ve çevresel boyutları da dikkate alınarak,sektördeki yeni düzenlemeler ile piyasayı serbestleştirmekten çok tröstleştirmektedir, kamu mülkiyeti yerine yerli ve yabancı tekellerin etkin olmasını gerektirecek Elektrik Piyasası Yasasında olumsuzların en aza çekilmesi yönünde, gerekli değişiklik ve düzenlemeler süratle yapılmalı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun yetki ve görevleri yeniden belirlenmelidir.

-Üretim noktasından son tüketim noktasına kadar sanayi ve ulaşım sektörlerini de içine alan geniş perspektifte verimliliğin arttırılması ve bu konuda kişileri bilinçlendirmenin yanında, yaptırım uygulamasına dönük modeller geliştirilmelidir.

-Ülke potansiyelinin %2.97'sinden yararlanılan jeotermal enerjinin tümüyle kullanılmasına dönük yatırımlar yapılmalı, bu konuda araştırma ve kullanımla ilgili yasal düzenlemeler getirilmelidir. Bu çerçevede arama ve işletmeyi koordine edecek bir jeotermal enerji kurumunun kurulması gündeme alınmalıdır.

-Doğayı ve çevreyi kirleten enerji üretiminde vergi zorunluluğu getirilmeli, bu parasal birikim bir fonda toplanarak, yenilenebilir ve temiz enerji teknolojileri için kullanılmalıdır.

-Ülkemizde emisyon emen alanların; ormanların artırılması çalışmalarının sistematik bir şekilde başlatılması ile CO2 emisyonunun azaltılması hedeflenmelidir.
-Genel olarak enerji tasarrufunu sağlayacak politikalar ve zorunlu uygulamalar biran önce yürürlüğe konmalı, kamuoyu bilinçlendirilmelidir.

-Kojenerasyon uygulamaları konusunda ülke düzeyinde geçerli olacak uygulama kodları ve standartlar getirilmelidir.

-Mevcut politikalar doğrultusunda, neredeyse tümüyle dışarıdan alınan doğal gazın, elektrik üretiminde bu denli yüksek oranda kullanılmasının getirdiği ve getireceği sonuçlar gözönüne alınarak, kaynak çeşitliliğine gidilmelidir.

-Ülkemizin kalori değeri düşük, kükürt içeriği yüksek linyitlerinin değerlendirilmesi açısından, yakıt olarak linyitin kullanıldığı termik santrallarımızda akışkan yataklı kazan teknolojilerine geçirilmelidir. Yine SO2 emisyonunun yönetmeliklerle de belirlenen sınır değerlerinin üzerine çıkılmaması yönünde termik santrallarımızda baca gazı desülfüzasyon tesisleri kurulmalı ve sürekli devrede tutulmalıdır.

-Güneş enerjisinden yararlanma konusunda teşvik edici politika oluşturulmalı, 2010 yıllarından itibaren kuruluş maliyetleri düşeceği bilinen fotovoltaik piller konusunda AR-GE çalışmalarına başlanılmalıdır.

-Aydınlatma tesislerinde yapılacak tasarruf ve verimlilik analizleriyle, ortamdaki aydınlık düzeyleri belirlenen standart sınırlarda tutulurken, enerji tüketiminin en aza indirilmesi hedeflenmelidir. Enerji kullanımının tüm sektörlerde ve binalar bazında yakından izlenmesine, israfın engellenmesine yönelik mekanizmalar oluşturulmalıdır.

-Çevre dostu ve işletme maliyeti düşük olan rüzgar enerjisinde dünyadaki gelişmelere paralel olarak ülkemiz potansiyelini maksimum düzeyde değerlendirme yönünde ayrıntılı fizibilite çalışmaları yapılmalı, bu konuda gelişmiş teknolojilerle yatırım olanakları sağlanmalıdır.

-Ekolojik tahribata yol açmayan biyo kütle enerjisinin üretimi, yakıtın türü, kullanımı konularında standartlaşmaya gidilmeli, bu yönde kısa, orta ve uzun erimli enerji planlamaları yapılmalıdır.

-Projeleri tamamlanmış hidroelektrik santralların yapımı hızlandırılmalı ve ulusal kaynaklara dayalı işletme maliyeti düşük bu santralların sisteme girmesi konusundaki bürokratik engeller kaldırılmalıdır.

-Dağıtım şebekelerinin yenilenmesi; kayıpların azaltılması konuları öncelikle ele alınmalıdır.

Kamuoyuna Saygılarımızla.

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM KURULU

Not: Metnin word halini Odamızdan temin edebilirsiniz.



KANAL B- HABERLER

01.04.2018
 


Çok Okunanlar


TREN KAZASININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: BAKIM VE KONTROL ZAFİYETİ

KİRALIK MÜHENDİS UYGULAMASINA HAYIR!

TREN KAZASININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: BAKIM VE KONTROL ZAFİYETİ

EMO MİSEM DAİMİ KOMİSYONU TOPLANDI

EMO ÜCRETLİ VE İŞSİZ MÜHENDİSLER KOMİSYONU TOPLANDI

EMO 46. DÖNEM ETKİNLİKLER KOMİSYONU TOPLANDI

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ DERGİSİ YAYIN KURULU TOPLANDI

EMO İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KOMİSYONU TOPLANDI

EMO YÖNETMELİKLER KOMİSYONU TOPLANDI

EMO YÖNETİM KURULU’NDAN 4 ŞUBEMİZE ZİYARET

Okunma Sayısı: 3456


Tüm Basın Açıklamaları

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2018 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri