MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

SON 20 YILLIK ENERJİ POLİTİKALARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ.


BASIN AÇIKLAMASI

 
Bursa-Elektrik Mühendileri Odası 38. Dönem 3. Koordinasyon Kurulu, 21 Aralık 2002 tarihinde bir basın toplantısı yaptı. Basın toplantısında, Türkiye'nin enerji sorunun nedenleri sıralanarak, yeni hükümetim kimi sorulara yanıt vermesi istendi. Toplantıda ayrıca EMO'nun eleştiri ve önerileri de belirtilerek, yeni hükümetin ülke ve kamu çıkarı için yapacağı çalışmalarda EMO'nun yardımcı olmaya hazır olduğu belirtildi.
 

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) merkez Yönetimi, Onur ve Denetleme Kurulu ile 13 ?ube Yönetim kurulu üyelerinin katıldığı Bursa'daki 3. Koordinasyon toplantısında; 58. Hükümetin enerji politikaları mercek altına alındı. EMO yaptığı toplantıda, Hükümetin elektrik enerjisini ucuzlatacağı vaadinin, IMF politikaları ile gerçekleştirilemeyeceğini belirtti. EMO, elektrik fiyatarının ucuzlatılması için hükümet programında yer alan özelleştirmeye ilişkin görüşlerin terk edilerek, ulusal ihtiyaçlardan kaynaklı merkezi planlamaya dayalı bir politikanın uygulanmasını istedi.





Yapılan toplantıda;


1.Enerjideki özelleştirmelerden vazgeçilmesi gerektiğini,


2.Elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtımın tek elden kamu tarafından yapılması gerektiğini,


3.Elektrik enerjisi üretiminde doğal kaynaklarımıza öncelik verilmesi gerektiğini,


4.Daha önce iktidarlar tarafından enerji alanında halkın cebinden sermaye kesimine rant aktarma politikasından vazgeçilerek bu yönde yapılan Yap-İşlet (Yİ), Yap-İşlet-Devret (YİD) sözleşmelerinin iptal edilmesini istedi.





3 Kasım seçimlerinin ardından AKP'nin oluşturduğu hükümet, yapılan konuşmalarda elektrik fiyatlarının ucuzlatılacağından bahsetmektedir. Hükümetin ucuz elektrik için önerdikleri; işletme hakkı devri sözleşmelerinin sonuçlandırılması, TRT'nin elektrikten aldığı % 3.5'lik payın kaldırılması, kayıp kaçak oranının düşürülmesi ve bölgesel tarifeye geçilmesi, elektrikteki yüzde 18'lik KDV'nin yüzde 8'e düşürülmesi olarak ifade edilmiştir.





Aslında tüm bu söylenenler yeni hükümetin de enerji konusundaki sıkışmışlığını göstermektedir. Bu sıkışıklık son yirmi yıllık enerji politikalarından kaynaklanmadır. Ancak Türkiye'nin enerji sorunu kısa dönemli politikalarla ve kısmi düzeltmelerle çözülemez. Mevcut enerji politikaları ve enerji sistemi toptan masaya yatırılmalıdır.





Geçmiş Politikaların Tahribatı Makyajla Düzeltilemez





AKP'nin seçim bildirgesinde ve hükümet programında geçmiş enerji politikaları eleştirilerek ''Geçmiş hükümetlerin, son dönemde uyguladıkları politikaları ile enerji alanını Türkiye için acil ve içinden çıkılması zor bir sorun haline getirdikleri, ülkemizin öngörülebilir büyüme perspektifleri ile bağdaşmayan ''al-ya da öde'' anlaşmaları, imtiyaz ve işletme hakkı devir sözleşmelerinin, Türkiye'yi taşınması giderek zorlaşan bir mali külfet ile karşı karşıya bıraktığı belirtilmektedir. Kuşkusuz bu durumun görülebilmesi bizim açımızdan sevindiricidir. Ancak görünen o ki, 58. hükümet de son yirmi yılın özelleştirmeci enerji politikasını benimsemekte, enerji sektörünü serbest piyasaya açmayı savunmakta, üstüne üstlük pahalı, riskli ve sorunlu bir teknoloji olan nükleer santralı yeniden gündeme getirmektedir.





Tercihler yanlıştır, çünkü enerji alanında yaşanan sorunlar son yirmi yıldır elektrik hizmetinin bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılıp sermayeye devredilmesi ve rekabete açılması mantığından kaynaklanmaktadır. Ulusal enerji kaynaklarımızın gözardı edilip, kaynaklar konusunda dışa bağımlı olmamızın altında dünyadaki neo liberal dalgaya teslim olmak ve uluslararası enerji tekellerinin isteklerine gönüllü boyun eğmek yatmaktadır. Geçmiş politikaları eleştirmek tek başına yeterli değildir. Yirmi yıldan beri uygulanan enerjide liberalleştirme politikalarını benimsediğiniz zaman dönüp dolaşıp aynı noktaya varırsınız ve makyaj değiıiklikler dışında bir şey yapamazsınız. Tek tek sorunlara müdahale etmek yetmez, enerji politikalarının baştan aşağıya ve kökten bir biçimde değiştirilmesi gerekmektedir.





Bu politikaların temeli, merkezi planlamadan vazgeçilerek sektörü yöneten TEK'in önce ikiye, sonra da amip gibi 4 genel müdürlük ve 11 başlı ortaklık'a bölünmesidir. Bunların yanında bir de özerk EPDK oluşturulmuştur.





Bölünmeyle birlikte sektörün dışa bağımlılığı artmış, aslında kamu tekeli olarak kalması zorunlu olan elektrik hizmeti adım adım serbest piyasaya geçirilme sürecine başlanmıştır.





Sektör yakın gelecekte işletilemez noktaya gelecektir. Sektördeki sermaye kesimlerinin çıkar kavgaları nedeniyle kamu büyük zarar altındadır ve zarar tahammül edilemez boyutlara ulaşacaktır. Hükümet, yapılan sözleşmeler ve uluslararası anlaşmalar nedeniyle bu konuda açmaz içerisindedir.





Şeffaflık Politikası Sözünün Gerçekleşmesini Bekliyoruz





Bunun yanısıra, yeni Hükümet tarafından kamuoyuna açıklanan ''Acil Eylem Planı'' ve ardından Mecliste onaylanan Hükümet Programı incelendiğinde, kendi içerisinde çelişkili ve eksik yanlarıyla beraber programın ciddi taahhütler de içerdiği görülmektedir.





Burada açıkça belirtmek isteriz ki Elektrik Mühendisleri Odası, hükümetin enerji, telekomünikasyon, bilişim ve alanımızı ilgilendiren konularda kamu yararına, ülkenin çıkarlarına gerçekleştireceği çalışmalarda emeğini ve bilgi birikimini toplum yararına hazırdır. Siyasetçilerin EMO'nun bugüne dek söyledikleri ve yaptığı uyarıları dikkate almasını öneririz. Unutulmamalıdır ki EMO, enerji ve telekomünikasyon alanlarında bugüne kadar ne söylediyse doğru çıkmıştır. Beyaz Enerji davasında ortaya çıkan gerçekler, AKTAŞ örneği, Türk Telekom'la yapılan arabağlantı anlaşması, ÇEAŞ, Kepez ve Kayseri Elektrik örneği, Yİ ve YİD santrallerinin durumu, işletme hakkı devirlerinde karşılaşılaşacak olan sorunlar ve enerji piyasasına geçmemizle yaşayacağımız sorunlar EMO tarafından yüzlerce kez dile getirildi ancak dinleyen olmadı. Yeni hükümetin vermiş olduğu şeffaflık ve odalarla çalışma sözüne sadık kalmasını bekliyoruz.





Bu Soruların Yanıtını Öğrenebilecek Miyiz?





Şeffaflık politikası gereği sanırız bundan sonra aslında bizim nedenlerini bildiğimiz ve önceki hükümetlerden yanıtını alamadığımız bazı soruları yeni hükümete sormamız herhalde mümkün olacaktır. Örne?in:





-Sanayi kuruluşlarında ve konutlarımızda kullandığımız elektrik enerjisi için neden fahiş fiyatta para ödemekteyiz?





-Bununla bağlantılı olarak, enerji üretiminde doğal kaynaklarımızın neden ihmal edilmektedir?





-Elektrik enerjisi üretiminin yüzde ellisinin ithal bir kaynak olan doğalgaz ile karşılanması zorunluluk mu yoksa siyasal bir tercih midir?





-İthal edilen ve ''ticari sır'' olarak kamuoyundan gizlenen doğalgaz alım fiyatları gerçekte ne kadardır ve neden gizlenmektedir?





-Özel şirketlerle yapılan alım garantili Yap-İşlet-Devret ve Yap-İşlet sözleşmeleri ile her santral için yapılan sözleşme bedelleri gerçekte kamu yararı içermekte midir?





-1997 yılından bu yana bekletilen İşletme Hakkı Devri Sözleşmelerinin tekrar gündeme ne şekilde alınacağının belirsizliği sürerken, diğer taraftan yüksek birim fiyatlı alım garantili sözleşmeler TAHKİM Yasası karşısında hangi mantıkla yeniden gözden geçirilecektir?





-Özel üretim şirketleri, yapılan sözleşmeler gereğince tam kapasite çalışmakta ve kamuya yüksek maliyette enerji satmaktadır. Buna karşı devlet kendi termik santralleri ile daha ucuza elektrik üretiminden neden vazgeçer bir noktaya gelmiştir, bunun kamuya olan maliyeti nedir?





-Ülkemiz 2001 yılında yaşanan iki büyük krizin olumsuz etkileri ile bir taraftan enerji tüketiminde bir önceki yılın değerlerini ancak yakalamış, 2002 yılında ise devreye alınan yeni doğalgaz santralleri ile enerji üretiminde ciddi bir arz fazlalığı ile karşı karşıya kalmış iken, bugün bütün gelişmiş ülkelerin bir program dahilinde elden çıkardıkları pahalı, eski ve sorunlu bir teknoloji olan nükleer santraller, bütün olumsuzlukları bilindiği halde neden yeniden gündeme getirilmektedir? Nükleer santral için gerekecek bedelin miktarını ve bu bedelle enerji sektörüne ne denli büyük yatırımlar yapılabileceği, eleman yetiştirilebileceği konusunda bir fikriniz var mıdır?





-1993 Yılında TEK'in ikiye ayrılması ile başlayan ve bugün 4 ayrı Genel Müdürlük ve 11 (genel müdürlük statüsünde) bağlı ortaklık biçimine dönüşen çok başlı dağınık yapı bugün sektörün hangi sorunlarını kolaylaştırıcı ve daha işlevsel bir rol üstlenmiştir? Bu yapı ülkenin hangi ihtiyaçlarına göre oluşturulmuştur?





-Uygulanan özelleştirme programı çerçevesinde, Enerji Bakanlığı bünyesinde yer alan kuruluşlar özel işletmecilere devredilmiştir. Bu işletmelere tek çivi çakılmamaktadır. Son 15 yıldır yapılmayan yatırımların sonucu olarak ne tür işletme sorunlarıyla karşı karşıya kalınmıştır ve bu durumun ülkeye zararı ne kadardır?





-Planlama anlayışının terk edilip kurumlara yeni teknik eleman alımına gidilmediği bu uzun yıllar içerisinde, başta mühendisler olmak üzere giderek azalan teknik eleman sayısının sonucu olarak, üretim santrallerinde ve dağıtım şebekelerinde ne tür sorunlar yaşanmıştır?, Bakım ve yenileme faaliyetleri ne oranda yapılabilmiı, meydana gelen arızaların hızla giderilmesine yönelik teknik bir altyapının ve donanımın yeterli hale getirilmemesi sonucu oluşan kamu zararı hangi boyutlara ulaşmıştır?





-Türkiye'nin kamu birikimleri ile uzun yıllar içerisinde oluşturduğu ulusal bilgi ve iletişim altyapısı hangi gerekçelerle çok uluslu tekellerin denetimine açılmıştır?





-Buna yönelik olarak Türk Telekom'un yeniden yapılandırılması adı altında Amerika'nın en şaibeli danışmanlık şirketi olan ''Arthur Andersen'' tarafından hazırlanan rapor uyarınca, Türk Telekom'un sekiz ayrı şirket ve bir holding olmak üzere dokuza bölünerek, en karlı kısımlarının kısa sürede elden çıkarılmak istenmesi, hangi ulusal ihtiyaçlardan kaynaklı olarak gündeme getirilmiştir?





-Başta Türk Telekom olmak üzere meslektaşlarımızın yoğun olarak çalıştığı kurumlarda, son yıllarda iyice yoğunlaşan


siyasal yandaşlık temelinde yapılan partizanca uygulamaların sonucu olarak kimler asli görevleri ve uzmanlık alanlarından hangi gerekçelerle uzaklaştırılmıştır?





-Ülkemizin gelişmesinde üretim ve sanayileşmenin temel unsuru olan, şantiyelerde, fabrikalarda, işletmelerde, atölyelerde bilgi, deneyim ve emekleriyle üretim sürecinin içerisinde yer alan mühendislerin ulaşımdan haberleşmeye, enerjiden madenciliğe kadar yaşamın her alanında proje çizerek, onaylayarak, istihkaklara imza atarak kamunun sorumluluğunu taşımalarına rağmen neden ekonomik ve sosyal haklarının düzeltilmesine yönelik ciddi bir çalışma yapılmamıştır? Kamuda çalışan ve yoksulluk sınırında yaşayan mühendislerin insanca yaşam talepleri neden gözardı edilmektedir?





ÖNERİLERİMİZ





*Enerjinin ekonomik boyutu yanında sosyal ve çevresel boyutları da dikkate alınmalıdır. Sektördeki yeni düzenlemeler piyasayı serbestleştirmekten çok tröstleştirmektedir, kamu mülkiyeti yerine yerli ve yabancı tekellerin etkin olmasını getirecek Elektrik Piyasası Yasası'nda olumsuzların en aza çekilmesi yönünde, gerekli değişiklik ve düzenlemeler süratle yapılmalı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun yetki ve görevleri yeniden belirlenmelidir.





*Mevcut politikalar doğrultusunda, neredeyse tümüyle dışarıdan alınan doğal gazın, elektrik üretiminde bu denli yüksek oranda kullanılmasının getirdiği ve getireceği sonuçlar gözöne alınarak, kaynak çeşitliliğine gidilmelidir.





**Bu dönemde aslında enerjide fazlalık vardır. Ancak önümüzdeki yıllar dikkate alınarak projeleri tamamlanmış hidroelektrik santralların yapımı hızlandırılmalı ve ulusal kaynaklara dayalı işletme maliyeti düşük bu santralların sisteme girmesi konusundaki bürokratik engeller kaldırılmalıdır.





*Dağıtım şebekelerinin yenilenmesi; kayıpların azaltılması konuları öncelikle ele alınmalıdır. Elektrikteki kayıplar gözardı edilmekte, en temel sorun kaçak elektrik olarak ele alınmaktadır. Üstelik sanayideki kaçak kullanımı gizlenerek, özellikle gecekondu bölgeleri ve Doğu illerinde yaşayan vatandaşlarımız suçlanmaktadır. Kaçak elektrik kullanımı salt polisiye önlemlerle değil sosyal politikalarla ve elektrik fiyatının ucuzlatılmasıyla azaltılabilir. Ekim ayında sanayideki kaçak elektrik kullanımına karşı mücadele ettiği için görevi başında öldürülen arkadaşımız Hasan Balıkçı unutulamalıdır. Vatandaşla TEDAŞ görevlilerini karşı karşıya getirme politikası arkadaşımızın canına malolduğu gibi, diğer TEDAŞ görevlilerinin de can güvenliği tehlikededir.





*Abonelerin tarife seçme özgürlükleri göz önüne alınarak, elektronik sayaç uygulamasında dayatma yapılmamalı Elektrik Tarifeler Yönetmeliği'ndeki bu madde kaldırlmalıdır. 8 Aralık 2002 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan elektronik sayaçlar yönetmeliğinin getirdiıi özellikler, ülkemizde bugün satılan elektronik sayaçların çoğunda mevcut değildir. Ülkemiz yakında bir elektronik sayaç çöplüğüne dönebilir. Bu durum aslında sektördeki plansızlık, programsızlığın bir sonucudur.





*Elektriği ucuzlatmak için gündeme getirilen TRT'nin elektrikten aldığı payı kaldırma önlemi hem boşunadır hem de kamu zararınadır. Elektrik fiyatları bu şekilde ucuzlamayacaktır, çünkü esas sorun Yİ ve YİD santrallarında pahalıya elektrik üretilmesi ve garantili alım sözleşmeleridir. TRT bu gelirden mahrum bırakılarak adım adım özelleştirilmek istenmektedir. Bugüne kadar iktidarların borazanı olarak ta yayın yapsa TRT korunmalı ve gerçekten özerkleştirilerek siyasi iktidarların basıncından kurtarılmalıdır.





*Sektördeki bölünmeye son verilmeli, elektrik kullanımının bir hak olduğu gözönüne alınarak üretim, iletim ve dağıtım merkezi planlamayla kamu eliyle yapılmalıdır.





Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu


21 Aralık 2002-Bursa



FOX TV- ÇALAR SAAT

24.07.2019
 


Çok Okunanlar


“KAYYUM REJİMİ” KABUL EDİLEMEZ!

NKP EŞGÜDÜM TOPLANTISI ANKARA’DA YAPILDI

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM BASIN TOPLANTISINA ÇAĞRI: YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR!..

EMO YÖNETİM KURULU’NDAN ESKİŞEHİR ŞUBE’YE ZİYARET

TMMOB BELEDİYE BAŞKANLARININ GÖREVDEN ALINMASINI KINADI

EMO’DAN KARADENİZ ÇIKARMASI (YALÇIN BAYER-HÜRRİYET)

İYİ BAYRAMLAR...

HİROŞİMA`NIN 74. YILINDA NÜKLEER SANTRALLERE KARŞI MÜCADELE ÇAĞRISI (EVRENSEL.NET)

AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ İNŞAATI DERHAL DURDURULMALI (GÜNLÜK EVRENSEL)

NÜKLEER ÇÖZÜM DEĞİL TEHDİTTİR (GÜÇLÜ ANADOLU)

Okunma Sayısı: 1933


Tüm Basın Açıklamaları

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2019 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri