MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

EMO 4. KOORDİNASYON KURULU BASIN AÇIKLAMASI


BASIN AÇIKLAMASI

 
Değerli Basın Mensupları

4.Koordinasyon Kurulunu ülkemiz ve bölgemiz açısından olağanüstü günler yaşadığımız bir dönemde yapıyoruz. Amerikan Emperyalizmi hiçbir kural tanımadan Irak'a ait tüm yerleşim birimlerini ve sivil halkı günlerdir acımasızca bombalıyor. Bu savaşın gerçek nedenini aslında hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu savaş Amerikan emperyalizminin Orta Doğu üzerindeki egemenlik alanlarını daha da geliştirmek ve bu amaçla bölgenin enerji kaynaklarına sahip olmanın ötesinde hiçbir anlam ifade etmiyor.
 

21.Yüzyılın barbarlarını biz geçmiş sicillerinden de çok iyi tanıyoruz. Her gittikleri yerin tüm kaynaklarını sömürürken daha fazla yoksulluk, daha fazla kan ve gözyaşı taşımışlardır. Vietnam'da, Şili'de, Somali'de, Grenada'da, daha dün Afganistan'da neler yaptıklarını unutmadık.

Ülkemiz ise böylesine kirli bir savaşta, hiçbir siyasi, hukuki ve ahlaki temeli olmayan emperyalist bir saldırganlığın maşası yapılmak isteniyor.

TMMOB başından beri bu savaşa kararlı bir şekilde hayır diyor. Barıştan yana tüm demokrasi güçleriyle birlikte savaş karşıtı eylemlerde etkin bir şekilde yer alıyor. Amerikan askerlerinin ülkemize yerleşmesine karşı çıkıyor. İskenderun-Silopi yolunun ipek yolu, barış yolu olduğunu haykırıyor.

Değerli Arkadaşlar

Dünyada yaklaşık 140 Milyar ton olan ham petrol rezervinin yüzde 65'i Orta doğu ülkelerinde bulunmaktadır. Bugün yılda 3.5 Milyon ton olan petrol tüketiminin yüzde 26'sı Dünya nüfusunun yüzde 4.7'sine sahip olan ABD tarafından tüketilmektedir.

Bugün Orta Asya ve Hazar bölgesinde zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına geçiş yolunda önemli bir kavşak noktasında bulunan Orta Doğuda egemenlik alanının genişletilmesi, Amerika için hayati bir önem taşıyor.

Ünlü yazar Eduardo Galeano'nun dediği gibi, "Petrolle ilgisi yok dediler. Ama Irak petrol yerine turp üretiyor olsaydı, işgali ciddi olarak düşünen birileri olur muydu?

Bush, Dick Cheney ve Condoleeza Rice, petrol sanayindeki üst düzey görevlerinden gerçekten vazgeçtiler mi? Tony Blair Iraklı diktatör hakkında neden bu kadar takıntılı?

Bunun nedeni Saddam'ın 30 yıl önce British Irak Petrol şirketini ulusallaştırması olabilir mi? Ve Jose Maria Aznar, Irak paylaşıldıktan sonra kendisine kaç petrol kuyusu düşeceğini bekliyor?

Petrol sarhoşu tüketim toplumu petrol kaynaklarının bitmesi belirtilerinden ölümüne korkuyor. Ve Irak kara iksir'in en ucuz ve belki de en bereketli olduğu yer."

Bu savaş bir kez daha göstermiştir "Küreselleşme" edebiyatı ile dünyaya dayatılan, çok uluslu şirketlerin pazar paylarını arttırmak üzere daha fazla sömürü ve daha fazla savaştır.

Bizler, daha fazla ekmek ve daha fazla özgürlük isteyen insanlar olarak, barış, demokrasi ve dünya nimetlerinin herkes için yaşamsal bir hak olduğu başka bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz.

Elektrik Mühendisleri Odası, enerji kaynaklarının kullanımı ve üretim politikalarında bölüşümün adil olarak sağlandığı bir dünya yaratılması ve bunu sağlamak üzere bilim ve teknolojinin insanlığın yararına kullanılmasını savunmaya devam edecektir.

Hükümetin çok çalışıyor!
Dünya ve ülkemiz bir savaş rüzgarının içinden geçerken, hem 57. hem de 58. Hükümet diğer konularda zaman kaybetmeden büyük bir çalışkanlıkla çeşitli uygulamaları ve yasaları gündeme getirmektedir.
Bütçenin düzenlenmesinde, Enerji sektöründe, madencilik alanında büyük bir cevvallik sözkonusu. 2003 Bütçesi 2002, 2001 ve daha önceki iktidarlar tarafından hazırlanan bütçelerden farklı değildir. Ülkemizde yıllardır uygulanan programlar doğrudan doğruya daraltıcı para ve maliye politikalarına dayanmakta ve uluslararası sermaye hareketlerine odaklanan, yabancı sermayeye bağımlı bir iktisadi yapıyı öngörmektedir. Bu programlarda "istikrar" kavramı ile aslında kastedilen, yabancı sermaye girişlerinin özendirilmesini sağlamak için ulusal mali piyasalarda yüksek reel getirinin temin edilmesini sürdürmek ve iç-dış borç ve faiz ödemelerini aksatmamaktır. Diğer bir deyişle bu programlarda anılan istikrar kavramı, uluslararası mali sermayenin ülke ekonomisini kullanma koşullarına ilişkin bir kavramdan ibarettir.
Bütünüyle ele alındığında 2003 bütçesi, geçmiş yıllarda da olduğu gibi, sanayileşmeye dayalı bir kalkınmayı ve kamusal hizmet üretimini planlamak yerine rantiye sınıfına kaynak aktarma işlevinin bir aracı olmaya devam etmektedir. İşbaşına gelirken "üretime önem vereceğini" söyleyen iktidar, 2003 bütçesinde bu söylemini de gözardı etmiştir. 600 civarında yatırım projesini iptal eden hükümetin, bütçeden yatırıma ayırdığı miktar sadece 7.5 katrilyon TL'dir.
2003 Bütçesi, geleceğe güvenle bakmamızı sağlayacak hiçbir olumlu unsur taşımadığı gibi, daha önceki iktidarların yaptığını da gündemde tutmaktadır. Çalışanlara ve emeklilere yeni yükler getirilirken, sermaye gelirleri ve özellikle finansal kazançlar vergi dışında tutulmaktadır. Vergi gelirlerinin içinde en adaletsiz vergi olan dolaylı vergilerin 2/3'e ulaşmaktadır. Yani bu siyasal iktidar da, vaatlerine aykırı olarak, bütçeyi sermaye sınıfının gelirlerini korumak ve ekonomik krizin maliyetini emekçi kesimlerin üzerine yıkmak amacıyla kullanmaktadır

Mevcut iktisat politikalarından farklı yukarıdaki yaklaşımlara yönelmedikçe iç ve dış borç sarmalından kurtulmak, vergi adaletini sağlamak, eğitim, sağlık, yatırım ödeneklerini artırarak yoksulluk ve işsizliğe karşı toplumun işçi, çiftçi, memur, mühendis, mimar, işsiz kısaca büyük kesimin beklentilerine yanıt vermenin olanaksız olduğu görülmektedir.

EPDK
3 Mart 2003 günü EPDK tarafından Abant'ta "Enerji Sektörünün Yeniden Yapılandırılması" konulu bir toplantı düzenlendi. Önceleri gizli tutulan bu toplantıya, konunun taraflarından biri olmasına karşın TMMOB ya da EMO çağrılmadı. Toplantıda uygulamanın sıkıntılı olacağı yönünde işaretler verildi. EPDK Başkanı Yusuf Günay, yeni dönemde gerçek maliyetleri yansıtan bir fiyatlandırmanın yaşama geçirilmesi gerektiğine vurgu yaparken, "Kamunun şu an ürettiği elektriğin gerçek maliyetini bilmediğini ve rekabetçi piyasaya geçmenin koşullarının henüz sağlanamadığını" vurguladı. Günay'ın; bedeli 2.2 katrilyon TL. olarak hesaplanan enerji kayıpları, DSİ Hidrolik Santralları'nın devrinin yapılamamış olması ve ülkemizde soygun fiyatları ile elektrik üreterek kamuya satan ve bedelini kamu eliyle toplayan Yİ ve YİD sözleşmelerinden dem vurduğu öğrenildi.

Enerji piyasasında 3 Mart tarihinden itibaren uygulamaya sokulacağı belirtilen "rekabet dönemi" (!) başladı. EPDK, yeterince tartışılmayan bölgesel tarife uygulamasına geçiş için hükümetten onay alamayınca yeni bir tartışma yaratacak olan "il bazında elektrik tarifesi" kararı açıkladı. Bu tarife uygulamasına 2003 Temmuzunda geçilecek.

Yüksek Planlama Kurulu engeline takılan bölgesel elektrik tarifesi yerine, EPDK daha vahim olan il bazında elektrik tarifesi kararı ile elektrik enerjisi fiyatları 43 ilde azalırken, 38 ilde yükselecek,. En düşük fiyat İzmir'de (mesken) 101.100.-TL/kW ve en yüksek fiyat ise Hakkari'de 292.920.-TL/kW olacak.

EPDK Tarafından açıklanan bu tarifeye dayanak olarak illerdeki kayıp-kaçak oranı gösterildiği bilinmektedir. Garip olan durum ise EPDK Başkanı Günay'ın, "Nedenlerini araştırıyoruz. Mutlaka enerji enstitüsü kuracağız. Kayıp-kaçak oranlarından bile şüphe ediyorum. Rakamlar birbirini tutmuyor" ifadesini kullanmasıdır.
Yeni uygulama için referans aldıkları kayıp-kaçak oranlarının güvenilir değerler olmadığını açıklamasına karşılık, bu oranlara bağlı olarak illere göre elektrik fiyatı açıklaması ise EPDK Başkanı Günay'ı ayrı bir garabete sürüklemektedir!.
Yeni açıklanan tarifeler hükümet onayı olmasa bile uygulamaya geçecektir.

Amaç boyutu: Elektrik alanında verimlilik, rekabete açılma, kaliteli, ucuz enerji söylemiyle, kârlı bölgeler özelleştirmeye yönelik olarak parçalanmaktadır.
Kayıp/Kaçak boyutu: Bu iki kavram birlikte kullanılarak kafa karıştırılmakta, kavramlar yanlış kullanılarak kârlı iller özelleştirme için ayrılmaktadır. Kayıplar enerji alanında yanlış politikalar sonucu oluşan yatırımsızlıkla, kaçaklar ise bu politikalar ve ülkede uygulanan genel politikaların sonucunda ortaya çıkan yoksullukla (da) beslenmektedir. Bu sonuçların düzeltilmesi sağlanmadan kayıplar ve kaçaklar önlenemeyecektir.
Gerçeklik boyutu: İzmir iline göre yaklaşık % 290 daha pahalı fiyata elektrik kullanacak olan Hakkari ilinde bu fiyat kaçak kullanıma nasıl etki yapacaktır?. Elektrik zaten kaçak kullanılıyorsa fiyatını arttırmak işe yaramayacak, olan dürüst bölge yurttaşına olacaktır.
Sosyal boyut: Güneydoğu illerinde uzun yıllar yaşanan acı gelişmelerin değerlendirildiği süreçte ortaklaşılan, bölge ve bölge insanının ihmal edildiği, sosyo-ekonomik kalkınmasının mutlaka sağlanması gerektiği, bunun için ise bölgede yaşayan insanların iş-aş sahibi yapılmasının önemi vurgulanmıştır. Bu uygulama ile gerçekler göz ardı edilmektedir. Güney doğu illerinin makus talihi EPDK kararlarına bağlanamaz!.
Yatırım ve bölge ayrımcılığı boyutu: Bu uygulama ise bölgede birçok ilin yatırım yapılmayacak yöre oluşunu kesinleştirerek, ülkenin batısı gizli ve haksız yatırım teşviki almakta, yatırım yapacaklara batı illeri tavsiye edilmektedir. Böylece bir yandan yatırımlar yönlendirilerek EPDK'nın özelleştirme için batı illerini altın tepside sunma hazırlığı yaptığı gözlenmektedir. Bu kabul edilemez.
Hukuk boyutu: Elektrik enerjisi temel ve kamusal ürün niteliğindedir. Ülkede yaşayan yurttaşların tamamı bu üründen yararlanmada eşit haklara sahiptir. Ülkenin bir bölümünde yaşayan yurttaşlar bu uygulama ile kayırılmaktadır. İzmir ve Hakkari'de yaşayan, tükettiği elektriği çalmayan ve bedelini zamanında ödeyen iki yurttaş arasında ayrım yapılması Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Uluslararası boyutu: AB'nin enerji koridoru özelliğindeki Türkiye, ABD'nin yakın doğuya yerleşmesi ile enerji alanında bir zorlamayla karşı karşıya kalabilir. Dünyanın gözü bu bölgenin enerji kaynaklarının üzerindeyken Türkiye'nin hala deneme-yanılma uygulamalarla zaman ve kaynak yitirmesi kabul edilemez. İvedilikle ulusal enerji politikası oluşturulmak üzere bir süreç başlatılmalı

EPDK Tarafından düzenlenen toplantıda Anayasal bir kurum olarak EMO'nun davet edilmemesine karşılık Dünya Bankası temsilcisinin bulunması kabul edilemez. A.Chibber, Türkiye'nin İtalya ve Portekiz'den sonra Avrupa'da en yüksek elektrik fiyatına sahip ülke olduğunu, son 5 ila 7 yılda Hazine garantili yapılan enerji yatırımlarının Türkiye'ye maliyetinin 10 milyar dolar olduğunu söylemekle EMO'nun 1990 yılında yaptığı açıklamaları bugün tekrarlamaktan öteye gidememiştir.

EPDK Ülkemiz için yanlış bir kurumdur. Bugüne kadar hazırladıkları yönetmelikler olduğu gibi yurtdışından getirilmiş ve Türkçe'ye çevrilmiştir. Çoğunun da uygulanabilirliği yoktur. Derhal kapatılarak, uygulamaları ortadan kaldırılmalı, enerji sektöründe kamu eksenli, siyasal etkilerden arındırılmış, merkezi bir yapı oluşturulmalıdır.

Aksi taktirde, Ajay Chibber gibileri 10 yıl sonra yine gelecek ve çok daha büyük boyutta ülke kayıpları açıklayacaktır!.

Maden
Kısacası, ortalık toz duman. Öylesine toz duman ki, çoğunluk ülke kaynaklarının el değiştirmesini hedefleyen yasal değişikliklerin TBMM'nin gündemine girmeye başladığının farkında bile değil!
O çoğunluk ki, AKP'nin 57. Hükümet sırasında muhalefet yaptığı yasa değişikliklerini iktidara gelince savunmayacağını sanıp!.. IMF'yle olan pazarlıkları savaş nedeniyle askıya aldığını zannetmekte!
O çoğunluk ki, yapısal uyum programının getirdiği yasal düzenlemelerle savaşın nedenlerinin örtüştüğünü anlamamakta ısrarlı!
Savaşın ABD'nin paranoyası olduğunu zannedenlerin böyle bir gaflete düşmesini anlamak mümkün! Gelin görün ki, kapitalist sistemin tarihinin en uzun süreli krizinden çıkmasının ulus ötesi sermayenin maden ve enerji kaynakları üzerinde kuracakları egemenliğe bağlı olduğunu bilenlerin böyle bir lüksü yok.
Hal böyle olunca... AKP'nin muhalefetteyken karşı çıkıp bugün yılmaz savunucusu kesildiği 3213 Sayılı Maden Yasası , TBMM'nin Irak'taki savaşa tezkere vermesi kadar önem kazanmakta. Zira, yasanın bordan kroma savaşın girdisi olan madencilik faaliyetlerini teşvik etmek ve kolaylaştırmak gibi çok önemli bir hedefi var!
.....lık bor rezervlerini..... toryum ..... holyum ..... hatırlayıp, ''Geç bile kalındı, daha önce nerelerdeydiniz?'' diye söylendiğinizden eminim. Ne var ki, yasa tasarısının maddelerini okudukça ''nasıl ve kimin için teşvik'' sorusunu sormaya başlayacağınızdan da eminim.
Zira tasarı, madenciliğin çevre yasasının getirdiği kısıtlamalar nedeniyle gelişmediği gerekçesine dayanılarak hazırlanmış! Yani, su, orman ve park alanlarını, tarihi ve kültürel değerleri korumak amacıyla konan yasal kısıtlamalar kaldırıldığında Türkiye madenciliğinin gelişeceği savı üzerine oturmakta.
Yerli ve ulus ötesi sermayeye yasa gücüyle kârlı bulduğu her alanda madencilik faaliyeti yapma özgürlüğü kazandıran bu durum : Özel kesimin çıkarlarının kamunun önceliğinin yerine geçmesi demektir ki!.. Endüstri Bölgeleri Yasası'nın içeriğini hatırlayanlar için tabii ki bunun şaşırtıcı bir yanı yok. Zaten, tasarının ''Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'' başlığı altında hazırlanması da bu nedenle değil mi?
Kaldı ki tasarı :
* Maden arama ve işletme sırasında alınan ÇED raporunu gereksiz bulmakta ve çalışmaların taahhütnamelerle yürütülmesini önermektedir. Yani, Çevre Bakanlığı'nı devre dışı bırakarak kamu önceliğini yok varsaymaktadır. Şimdi anladınız mı Tayyip Erdoğan 'ın Çevre Bakanlığı'nın kaldırılacağı müjdesini kimlere ve neden savaşa 5 kala verdiğini.!
* Koruma Yüksek Kurulu'nun bileşimini de değiştirmiş; kültürel varlıklar yerine maden ve bağlı alanlarda uzman 4 bürokrat ve 4 bakanlık temsilcisini de kurula katmıştır. Böylelikle, yeni bir ''kültür ve tabiat varlığı'' nın ilan edilerek korumaya alınması kararında maden şirketleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı birlikte karar verecektir. Örneğin, ne denli zengin ve nadide olursa olsun milli park alanlarının oluşturulmasında öncelik madencilerin olacaktır.
* Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma, 2872 sayılı Çevre, 2873 sayılı Milli Parklar, 3621 sayılı Kıyı, 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü ve Seferberlik, 4342 sayılı Mera, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'da yapılacak değişikliklerle sürdürülebilirlik tezlerini de ortadan kaldırmaktadır.
Hal böyle olunca... Tasarının ne kalkınmanın sürdürülebilirliğini ne de madencilik kesiminin sorunlarına çözüm getirmeyi amaçladığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, mevcut yasadaki kısıtlamaları ortadan kaldırarak ulusötesi şirketlerin daha kolay ve düşük maliyetle üretim yapması için alan açtığını rahatlıkla savunabiliriz. Kısacası, 80 yıl önce silah gücüyle becerilemeyen paylaşım bugün yasa gücüyle gerçekleştirilmekte!

1) Taşocakları Nizamnamesi yürürlükten kaldırılarak kapsamındaki maddeler Maden Kanunu'na dahil edilmelidir.
2) Maden Kanunu'nun uygulanmasını kolaylaştırmak bakımında bürokrasi azaltılmalıdır.
3) Maden hakları verilecek kişi ve kuruluşlarda mali ve teknik yeterlilik aranmalı, teknik elemanlarca hazırlanan raporların geçerli olabilmesi için ilgili meslek odalarınca vize edilmesi şartı aranmalıdır.
4) Her maden işletme faaliyeti için en az bir maden mühendisinin istihdamı zorunlu olmalıdır.
5) Madencilik sektöründen alınan vergiler diğer sektörlerle eşit hale gelmelidir.
6) Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun havzadaki taşkömürü işletme hakları korunmalıdır.
7) Bor sahalarının kamu eliyle işletilmesine devam edilmelidir.



ŞAKİR AYDOĞAN VE TAHSİN YILMAZ ANILDI

24.01.2019
 


Çok Okunanlar


ŞAKİR AYDOĞAN VE TAHSİN YILMAZ ANILDI

EMO YÖNETİM KURULU SAYMANI ŞAKİR AYDOĞAN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

ŞAKİR AYDOĞAN VE TAHSİN YILMAZ ANILIYOR

KOMİSYON TOPLANTILARI

TMMOB 45. DÖNEM II. DANIŞMA KURULU TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ SORUNLARI ÇALIŞTAYI YEREL FORUMLARI BAŞLIYOR

BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLERİ TOPLANTISI

ALIŞKANLIKLAR DEĞİŞMELİ (CUMHURİYET)

TEKNİK KOMİSYON TOPLANTISI

TMMOB III. KADIN SEMPOZYUMU: “KRİZ, KENT, KADIN`

Okunma Sayısı: 1492


Tüm Basın Açıklamaları

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2019 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri