 |
Girmeyi umut ettiğimiz ve örnek almak istediğimiz Avrupa Birliği ülkeleri arasında Türkiye‘nin bilhassa ekonomik yönden parlayan bir yıldız olduğu yöneticilerimiz tarafından ifade edilirken; siyasal ve sosyal yıllardır bir arpa boyu yol alamadığımız dikkati çekiyor. İnsan hak ve hürriyetinin zirve yaptığı batı demokrasilerinde, hakların en yücesi olan "yaşama hakkı" na bilhassa önem verilirken, ülkemizde maalesef insan hayatının (su) dan ucuz olduğu görülüyor. Ülkemizin hergün değişen ve iktidar tarafından yenileri eklenen kabarık gündemi arasında sıklıkla yer alan asayiş konuları içinde ölümle sonuçlanan (iş kazaları) başta gelmektedir. OECD‘nin rakamları Türkiye‘nin, ölümlü iş kazalarında başı çektiğini bildirirken; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‘nın istatistik verileri de bunu doğrulamaktadır. Jandarma ve polise hemen hergün, yurdun dört bir yanından esef verici iş kazaları intikal etmekte, çalışanların ölümlerine yol açan ilgililer ve sorumlular, uzun süren kovuşturmadan sonra açılan dosyaların çoğunluğu kapatılmakta, ölenler öldüğü ile kalmaktadır. Geçen son üç ay içinde işyerlerinde toplu ölümler olmuş, İstanbul- Esenyurt‘ta bir inşaatta 11 işçi yanarak ölmüş, Adana‘da baraj inşaatında kapakların açılması yüzünden 14 işçi boğularak ölmüş ve halen 6‘sının ceseti bulunamamıştır. Geçen ay da, Erzurum‘daki Karasu-2 HES göletindeki elektrik arızasını tamire giden beş işçi, bindikleri botun devrilmesiyle boğulup ölmesinden sonra; önceki gün Giresun‘un Dereli ilçesi‘ndeki bir HES inşaatında 4 işçi birden can vermiştir. Dereli‘nin Kızıltaş Köyü‘nde özel bir şirkete ait Hidroelektrik Santralı inşaatında istinat duvarı çalışması sırasında meydana gelen heyelanda toprak altında kalan 5 işçiden Zafer Kırlak yaralı olarak kurtarılırken; Esen Erdem, Kerem Erdem, Kenan Özdemir ve Mustafa Yiğit hayatını kaybetti. HES firmasına ait iş makinelerinin kurtarma çalışması sırasında kullanılmasına izin verilmediği iddia edilirken, Dereli Devlet Hastanesi önünde ölü ve yaralı yakınları yetkililere büyük tepki gösterdi. Olaydan önce de bölgede heyelan tehlikesi nedeniyle uyarı yapıldığı öğrenilirken, daha önce de benzer şekilde aynı inşaatta bir‘işçinin hayatını kaybettiği öğrenildi. Dereli Belediye Başkanı Zeki Şenlikoğlu, Karadeniz Bölgesi‘nde HES yapımlarında çok zaman büyük sorunlar yaşandığını belirterek, "İnşaat bölgesinde su kalıpları için açılan yerde, kar sularından toprak yumuşadığı için heyelan olmuş. Tedbirsizlik mi, kaza mı bilemiyoruz" derken; ölenlerden Mustafa Yiğit‘in kuzeni Şener Yiğit, orada çalıştığını, fakat vardiya saati olmadığı için ölümden kurtulduğunu belirterek önlem almayan işvereni suçladı. YÖNETMELİK HİÇE SAYILIYOR Meydana gelen iş kazaları, genellikle ilgili yasalar ile başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere ilgili çeşitli kuruluşların çıkardıkları yönetmelikleri tam olarak uygulamadıkları, ilgililerin de gerekli ve yeterli denetimleri yapmadığını ortaya koyuyor. TMMOB‘ne bağlı Elektrik Mühendisleri Odası‘nın (EMO), Erzurum‘daki Karasu -2 HES Göleti‘nde Mustafa Arifoğulları, Ahmet Sait Turan, Şahin Baykal, Feridun Öztürk, Rıdvan Takım isimli 5 çalışanın boğulması ile ilgili raporu, olayın iş kazası değil, "âdeta cinayet" olduğunu ortaya koyuyor. Beş çalışanın ölümü ile ilgili EMO raporunda, "Üretim ve dağıtımın parçalanması nedeniyle, üretim tesisi için nakil hattı sulu zemin içine kurulurken, suya gömüleceği bilinen elektrik hatları için gerekli önlem alınmamıştır. Karasu -2 HES için etütten projelendirilmesine ve geçici kabulünün yapılarak işletmeye alınmasına kadar geçen süreçte, "Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği yok sayılmıştır" deniliyor. İşten anlayan-anlamayan kişilerin iyi para getiren HES işine soyunduğunun eleştirildiği raporda şöyle denildi: "Serbest piyasanın acımasız kuralları ile HES‘in bir an önce üretime geçmesi sağlanmış, insanlar için can güvenliği bile göz ardı edilerek iş kazasına zemin hazırlanrmışür. Dağıtım ve üretim hizmetinde yaşanan taşeronlaşma nedeniyle yetkisiz ve ehil olmayan kişilerle çalışma yürütülmüştür. Yapılan bakım ve onarım işi çok tehlikeli işler sınıfına girmekte olup "İşçi Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıflan Listesi Tebliği" gereği (A) sınıfı iş güvenliği uzmanı bulundurulması gerekirdi. Ne kamu şirketi olan (Araş Dağıtım), ne taşeron şirket (Temel Enerji), ne de özel elektrik üreticisi şirket (İdeal Enerji), İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği şartlarını sağlamamıştır. Mesai saati dışında kamu çalışanın bakım yapmaya gitmesini sağlayan baskılar olduğu anlaşılmaktadır. Elektrik sisteminin parçalanması ve özelleştirme uygulaması nedeniyle işin sorumluluğunda karmaşa yaşanmış olup, iş sahiplenilmeyip uzaktan kumandalarla çalışanların inisiyatifine bırakılmıştır.Olaydan birkaç gün önce 31 Mart‘ta Çat ilçesini besleyen nakil hattının gölet içinde kalan bir direği yıkılarak kazanın habercisi olmuş, ancak kaza gününe kadar bir planlama yapılmamış, hatta kaza sonrası enerji nakil hatlarının farklı yerlerden beslenmesi şeklinde alınan önlemler, kaza öncesinde hiç düşünülmemiştir. Enerji nakil hattının 2 direği halen gölet alanı içindedir. Direklerin yatması, iletken kopması, izolatör patlaması gibi arızalara müdahale edilmesi, gerekli önlemler alınarak güzergâhın değiştirilmesi can ve mal güvenliği açısından zorunluluğunu korumaktadır." (İstanbul; 17.05.2012)
|
 |
|