 |
“Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü 2013” düzenlenen törenle sahibini buldu. Bu yıl 11.’si düzenlenen törende ödül, “D-Boyutta Born-Infeld Kütleçekim Teorileri (Born-Infeld Gravity Theories in D-Dimensions)” başlıklı doktora çalışması ile ODTÜ Fizik Bölümü’nden Dr. Tahsin Çağrı Şişman’a verildi. Bu yıl ayrıca, Dr. Burcu Bekdeşer, Dr. Didem Gözüpek, Dr. Nalan Oya San, Dr. Fatih Şen ve Dr. Hilmi Yurdakul, “Serhat Özyar Onur Ödülü” ne değer görüldü.
24 Nisan 2002 tarihinde yaşamını yitiren bilim insanı Serhat Özyar‘ın anısını yaşatmak ve Türkiye‘de bilimi maddi bir güç haline getirmek amacıyla, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), Bilim ve Ütopya Kooperatifi ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Elemanları Derneği tarafından düzenlenen "Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü 2013" töreni, 24 Nisan 2013 tarihinde ODTÜ MM-25 Salonu‘nda gerçekleştirildi. Törene, EMO 43. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, EMO 41.DönemYönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tarık Öden, Serhat Özyar‘ın yakınları, meslektaşları ve çok sayıda arkadaşı katıldı.
Törende, Serhat Özyar‘ın yaşamından kesitlerin yer aldığı sunu perdeye yansıtılırken, törenin açılışında sırasıyla; EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Bilim ve Ütopya Kooperatifi adına Prof. Dr. Semih Koray, ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği adına Doç. Dr. Melek Yücel birer konuşma yaptı.
"Üniversiteler Kıskaç Altında"
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödül töreninde bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Göltaş, "Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü‘nü, ülkemizde bilimsel araştırmanın kurumsallaştırılması ve bilim gücümüzün inşası için, üniversitelerimizdeki doktora programlarının desteklenmesi ve ülkemizin bilim gündemiyle ilişkilendirilmesi amacı ile her yıl düzenlemekten gurur duyuyoruz" dedi.
Milliyet Gazetesi‘nin 24 Nisan 2013 tarihli Ege Eki‘nde, Feyzi Hepşenkal‘ın "Ödülün Haysiyeti" başlığı altında Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü‘ne ilişkin kaleme aldığı yazıya dikkat çeken Göltaş, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese şükran duyduğunu ifade etti. EMO‘nun meslek alanları kapsamındaki yükseköğretim kurumlarını ve bu alanlarda verilen eğitimi titizlikle takip ettiğine işaret eden Göltaş, bilimsel ve özgür bir eğitim ortamı sağlanmadan, ne bilimsel ne de teknolojik atılım yapılamayacağının altını çizdi. Göltaş, "Ne yazık ki bugün üniversiteler bir yandan bilimsel bilgiyi hızlıca nakite çevirmek isteyen sermayenin, bir yandan da otoriter rejimlerini olabildiğince kuvvetlendirmeye çalışan siyasal iktidarın kıskacı altındadır. Bilimsel çalışmaların desteklenmesi için ayrılan kamu kaynakları hala oldukça yetersiz düzeydedir. Bilim insanları bağımsız araştırma kaynağı bulmak konusunda sıkıntılar yaşamaktadır" diye konuştu.
"İktidar Baskısı Giderek Artıyor"
AKP Hükümeti‘nin üniversiteler üzerinde uyguladığı baskının şiddetini her geçen gün arttığını vurgulayan Göltaş, şöyle konuştu:
"Adalet Bakanı Sadullah Ergin‘in verdiği bilgilere göre, 31 Ocak 2012 tarihi itibariyle toplam 2 bin 824 öğrenci cezaevlerinde. Bunlardan 1778‘i tutuklu, 1046‘sı ise hükümlü. Tutuklulardan, 609‘u ‘silahlı terör örgütü üyeliği‘ suçundan tutuklandı. Hükümlü öğrencilerin 178‘i de ‘silahlı terör örgütü üyesi‘ olduğu gerekçesiyle hüküm giydi. En küçük bir protesto hareketi bile büyük bir sindirme operasyonu ile baskı ve şiddetin yanında çarpık bir kamuoyu baskısı ile etkisiz hale getirilmektedir. Siyasi iktidarın bu çabalarına ODTÜ öğrencileri ve bu salonda yer alan akademisyenler de ne yazık ki sık sık şahit olmaktadır. AKP İktidarının yarattığı psikolojik ortam ne yazık ki bilim ve bilim insanlarının da toplumda marjinalize edilmesi sürecini beraberinde getirmekte; özgür bilim, parasız eğitim, özerk, demokratik üniversite isteyenler terörist ilan edilmektedir. Siyasi iktidarın sözcüleri ‘yazıklar olsun bu öğrencileri yetişenlere‘ söylemleri ile bilim insanlarının üzerindeki baskının dozunu artırmıştır. Öğrencilerin üniversitelerde artan baskıya, soruşturma-ceza ve polis terörüne karşı gerçekleştirdikleri eylemler suç sayılmaktadır.12 Eylül ile hesaplaştığını ileri süren AKP İktidarı, 12 Eylül ürünü YÖK‘ün protesto edilmesine dahi izin vermemektedir."
Bilimsel bilgiyi üretmenin, bu bilgiyi üretecek insanlar yetiştirmenin ve üretilen bilgiyi toplumla paylaşmanın üniversitelerin temel hedefi olduğunu hatırlatan Göltaş, üniversiteleri bilgi üreten fabrikalara benzetti. Son yıllarda, üniversitelerin toplumsal işlevinden uzaklaşarak sermayenin hizmetine girdiğini, piyasanın bir aktörü haline getirilen üniversitelerin, sermaye için bilgi, teknoloji ve eleman üretim alanlarına dönüştürüldüğünü söyleyen Göltaş, sözlerini şöyle tamamladı:
"Demokratik üniversite, özgür gençlik için; üniversitelerin üzerindeki baskının kaldırılmasını, kampusların polis şiddetinden arındırılmasını, eşit ve parasız eğitimin sağlanmasını, üniversitede öğrencilere daha fazla söz, yetki ve karar hakkı verilmesini istiyoruz. Hükümetin bu sahte demokrasi anlayışını şiddetle kınıyoruz. EMO, olarak Sevgili Serhat Özyar dostumuzu bir kez daha saygıyla anarken yitirdiğimiz değerlerin yarattığı birikimler ile oluşan kurumsal kimliğimizi bağımsız demokratik mesleki örgüt yapımızla geleceğe taşımanın sorumluluğunu taşıyoruz."
"Topyekûn Saldırıya Topyekûn Bir Güçle Karşı Konabilir"
Bilim ve Ütopya Kooperatifi adına konuşan Prof. Dr. Semih Koray da, yılın genç bilim insanı seçiminde, Seçici Kurul‘un çok sayıda yetkin doktora tezi arasından hangisine ödül verileceği konusunda zorlandığını, bu gelişmenin üniversiteler ve araştırmalar adına son derece sevindirici olduğunu ifade ederek, bilim ve üniversitelerin ağır bir baskı altında bulunduğu bir dönemden geçildiğine işaret etti. Koray, görüşlerini şöyle aktardı:
"Eğer 18 Mart Üniversitesi‘nde bir öğretim görevlisi tarih alanında öğrencisi Çanakkale Savaşı‘nın meleklerin yardımıyla kazanıldığını yazmasını geçerli bir yanıt saymadığı için soruşturmaya uğruyorsa, Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi‘nde mescit açılmasına ‘Fen Fakültesi‘nin bütçesinin mescit açılması için değil, laboratuvarlar, yeni derslikler açılması için kullanılmalıdır‘ diyen bir öğretim üyesi soruşturmaya uğruyorsa, TUBİTAK evrim konusundaki kitapları, ‘bunların mevcudu tükendi‘ diye yeniden basmıyor, ülkenin her tarafında evrim konusundaki sansür kapsamı genişletiliyorsa, Prof. Dr. Rennan Pekünlü sırf Anayasa‘nın hükümlerini uyguladı diye 2 sene 1 ay hapse mahkûm ediliyor ve yeni hapis cezaları ile karşı karşıya kalıyorsa, Fazıl Say, dine hakaretten hapis cezası alıyorsa o zaman çok ciddi bir durumla karşı karşıyayız demektir."
"YÖK Çıktı Denetimi Yapacak"
YÖK Yasa Taslağı‘nı da değinen Koray, YÖK Yasa Tasarısı‘nın karşı devrimin üniversite, bilimlere karşı saldırı programından başka bir şey olmadığının altını çizdi. Koray, YÖK Yasa Tasarısı‘na ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Üniversiteleri şirket, üniversite konseyleri şirket yönetim kurulu, rektörler CEO, dekan ve bölüm başkanları departman şefi, öğretim üyeleri üretici personel, öğrenci ve üniversiteye iş yaptıran kurumları müşteri, başarı memnuniyeti de müşteri memnuniyeti diye alırsanız o zaman YÖK Yasa Taslağı‘nın getirmiş olduğu üniversitedir. Bu yasa taslağı ile farklı bilim anlayışlarının bir arada yaşatılması öngörülüyor. Bunun anlamı, artık bilim gerçeğin yegane kaynağı olmaktan çıkıyor. Çanakkale Savaşı‘ndaki melekler, Said Nursi bütün bunlar bilim dışındaki her şey bilimle eşit muamele görecek. Demokrasi adına üniversitelerde de bunlara eşit muamele yapılacak, ama farklı bilim anlayışları arasında bir seçim yapılması gerekirse de üniversiteler kıvama getirildikten sonra şimdiye kadar tahammül edilen bilim tamamen gündemden düşürülecektir. YÖK şimdiye kadar girdi denetimi yapıyordu, bundan sonra sürecin ve çıktılarında denetimini yapacak. Bilim karşıtlığının üniversitelere yayılması bilimin üniversitelerden uzaklaştırılması için bu denetimi yapacak, herkesin ensesinde olacak"
Bilime, üniversiteye yönelen saldırının, TMMOB, TTB ve bütün meslek odalarına yönelen saldırıların bir parçası olduğunu vurgulayan Koray, taşeronluğun artık sadece işçilerin başına dert olmaktan çıkartılarak tüm meslek guruplarına yönelik bir uygulama olacağını vurguladı. Koray, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu gün Serhat Özyar‘ı anıyorsak, bugün bilimi savunmadan Türkiye‘yi, Türkiye‘yi savunmadan da bilimi savunmanın imkânı yoktur. Topyekûn bir saldırıya ancak topyekûn bir güçle karşı konabilir. Onun için bu saldırıya uğrayan bütün Türkiye‘dir. Türkiye‘den yana olan bütün güçlerin, ‘Bilim bilimcilerin işidir, tıp doktorların işidir, mühendislik mühendislerin işidir‘ demeden, bizim mutlaka bu anma toplantısında böyle bir kararla çıkmamız gerekir."
"Ödülün Değeri Artıyor"
ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği adına konuşan Doç. Dr. Melek Yücel ise Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü‘nün yıllar geçtikçe değerinin arttığını belirterek, "Ödül, Özyar‘ın yaşamına, eserlerine, bu dünyada bıraktığı etkiye, çok büyük bir anlam kazandıran hepimizin gurur duyduğu bir ödül haline geldi. Serhat Özyar hepimiz için çok farklı bir insandı. Değerini toplum için hiç yılmadan çalışmasından alıyordu. Bilime, sanata ama ülkeye bağlılığı üst düzey olan ve yaşadığı günün her anını bir yarar oluşturacak şekilde harcamayı çok çok iyi bilen bir arkadaşımızdı. Serhat‘a çok yakıştığını düşündüğüm yılın genç bilim insanı ödülü, 2012 yıl içinde bitirilebilmiş bir doktora tezine verildi" şeklinde konuştu.
Seçici kurul ve tezlerin seçim aşamasına ilişkin bilgi aktaran Yücel, tez seçim aşamasında Seçici Kurul‘un büyük zorluklar yaşadığını, çok üst düzey tezleri değerlendirmeye almaktan duyduğu mutluluğu ifade etti. Yücel, ödül alamayan, törende adı geçmeyen tezler ve bunların sahipleri adına da bir burukluk duyduğunu belirtti.
"Özyarın Anısı Genç Bilim İnsanların Çalışmalarında Vücut Bulacak"
Törende, "D-Boyutta Born-Infeld Kütleçekim Teorileri (Born-Infeld Gravity Theories in D-Dimensions)" başlıklı çalışması ile ODTÜ Fizik Bölümü‘nden Dr. Tahsin Çağrı Şişman‘a ödülü, EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş tarafından verildi. Tezin kısa sunumunu yapan Şişman, ailesi ve tez danışmanına teşekkür etti.
Serhat Özyar‘ın herkes tarafından farklı bir yönünün vurgulandığını belirten Şişman, "Doktor Serhat Özyar. Bilimsel çalışmayı yalnızca uzmanları ilgilendiren teknik bir uğraştan ibaret görmeyen, bilimsel yaklaşımın düşünsel yaşamın tüm alanlarına egemen kılınmasının gereğine ve önemine inanmış bir aydınlanmacıydı. Bu inanışa sahip bir bilim adamının adının genç bilim insanlarına verilecek bir ödülde bulunması çok önemli. Bu ödülü koyan herkes en doğru şeyi yapmış. Özyar anısı bu genç bilim insanlarının çalışmalarında vücut bulacak ve bu ödülle beraber dilerim ebediyen yaşayacak. Kendisini minnet ve saygıyla anıyorum. Ödülü layık görenlere teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Ödülün kendi adına ve ülkesi adına büyük anlam taşıdığını ifade eden Şişman, konuşmasını şöyle bitirdi:
"Tezi hazırlarken ben kendi cennetimde yaşıyordum ama bitince gerçek dünyaya düştüm. Zormuş gerçek dünya. Zorlu süreçte, anlaşılamamak, sürecek mi, olacak mı, ülkem beni anlayacak mı? Endişesi taşıyordum. Bana, EMO, Bilim ve Ütopya Kooperatifi, ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği dedi ki: ‘Biz seni anlıyoruz. Sen güzel yolda ilerliyorsun, çalışmaya devam.‘ Ben bu mesajı aldım; kendilerine çok teşekkür ediyorum. Benim anlayışıma göre bilim, evreni anlama çabası ve büyük bir yapboz ve ‘ben medeniyet kurdum‘ diyen milletler bu yapbozda değişik parçaları yerleştirmişler. Bizim de bu yapboza birkaç parça yerleştirmemiz lazım. Ben bu çalışmayı bu ülke insanının o yapbozda bir parça yerleştirme çabası olarak görüyorum ve bunun için çok mutluyum." Onur Ödülleri Verildi Törende, "Serhat Özyar Onur Ödülü"ne değer görülen, İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü‘nden Dr. Burcu Bekdeşer, "Biyolojik Örneklerde Reaktif Oksijen Türleri Süpürme Etkinliği Ölçümü için Spektrofotometrik Yöntemler Geliştirilmesi" başlığı altında hazırladığı doktora tez çalışmasının ödülünü Prof. Dr. Osman Yavuz Ataman‘ın elinden aldı. "Aerobik Bakterilerin Nikel Alaşımlarının Korozyonuna Etkisinin Araştırılması" konulu tez çalışması ile ödül almaya hak kazanan Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü‘nden Dr. Nalan Oya San ise ödülünü Prof. Dr. İnci Gökmen verdi. "Doğrudan Metanol Yakıt Pilleri için Yeni Karbon Destekli Pt ve Pt+İkinci Metal Nanoparçacıklı Katalizörlerin Hazırlanması ve Analizleri" başlıklı tez çalışması ile ODTÜ Anorganik Kimya Bölümü‘nden Dr. Fatih Şen‘e de ödülü Prof. Dr. Aykut Gence tarafından sunuldu. "Geçirimli Elektron Mikroskopi (TEM) Teknikleri ile SiAlON Esaslı Malzemelerin Atomik Ölçekte Karakterizasyonu" konulu tez çalışması ile Anadolu Üniversitesi Seramik Mühendisliği Bölümü‘nden Dr. Hilmi Yurdakul da ödülünü Prof. Dr. İlker Özkan‘ın elinden aldı. "Merkezi Bilişsel Radyo Ağları için bir Çizelgeleme Modeli" başlıklı tez çalışması ile onur ödülü almayan hak kazanan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü‘nden Dr. Didem Gözüpek sağlık sorunları nedeniyle ödül törenine katılmadı. Onur ödülü almaya hak kazanın tez sahipleri tezlerinin kısa sunumunu katılımcılarla paylaştı.
Tören, düzenlenen kokteylin ardından sona erdi.
|
 |
|