2007

   · ETKİNLİK Giriş Sayfası

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

MARMARA ENERJİ FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ


M A R M A R A   E N E R J İ   F O R U M U

S O N U Ç   B İ L D İ R G E S İ

  

 Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği adına düzenlenen ve sekretaryası Elektrik Mühendisleri Odası tarafından yürütülen TMMOB VI. ENERJİ SEMPOZYUMU, 22-24 Ekim 2007 tarihinde Ankara‘da gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık 12 yıllık geçmişi olan bu sempozyumlar; ülkemizdeki dayatmaları sorgulayan, eleştiren ve doğru enerji politikalarının üretilmesine katkı sağlayan içerik ve yapısıyla, önemini her geçen gün daha da artırmaktadır.

VI. Enerji Sempozyumu‘na temel olması ve katkı sağlaması amacıyla, EMO‘ nun bölgesel Enerji Forumları düzenlenmesi kararı doğrultusunda; EMO Bursa, İstanbul ve Kocaeli Şubeleri tarafından  Marmara Enerji Forum‘ u düzenlenmiştir.

7-8 Eylül 2007 tarihinde İstanbul‘da Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum‘unda gerçekleştirilen forumda; Prof.Dr.Tolga YARMAN‘ın sunduğu açılış bildirisi sonrasında 3 oturum ve 2 panel düzenlenmiştir.

"ENERJİ KAYNAKLARININ BÖLGESEL İNCELENMESİ" başlığı altındaki birinci oturumda;

•·         Birincil enerji kaynaklarının durumu ve rezerv miktarları,

•·         Rezervlerden yararlanılabilirlik oranı ve gerekçeleri,

•·         Bölgede elektrik enerjisi üretimi,

•·         Enerjide kaynaklar incelenmiştir.

İkinci oturum, "ENERJİDE İLETİM ve DAĞITIMIN BÖLGESEL İNCELENMESİ" başlığı altında yapılmış;

•·         Bölgede elektrik enerjisi iletim-dağıtım ve tüketimi,

•·         Enerjide arz güvenliği,

•·         Enerji Sektörünün yapısı alt başlıklar olarak değerlendirilmiştir.

Üçüncü oturumda, "ENERJİDE VERİMLİLİK, KALİTE ve TÜKETİCİ HAKLARI" başlığı altında;

•·         Enerji kullanımı ve Verimlilik,

•·         Elektrik şebekesi işletmeciliği,

•·         Enerji kullanımında tüketiciyi bilinçlendirme,

•·         Bölgede enerji verimliliği ve enerji tasarrufu çalışmaları hakkında sektörel bilgilendirme,

•·         Enerji Verimliliği Kanunu ele alınmıştır.

Birinci Panelde, "ENERJİ SEKTÖRÜNDE DIŞA BAĞIMLILIK",

İkinci Panelde ise, "KÜRESEL ISINMA ve ENERJİ POLİTİKALARI"  konuları ilgili kamu kurum ve kuruluşların yetkilileri ve konunun uzmanlarının katılımları ile masaya yatırılmıştır.

 

MARMARA BÖLGESİNE GENEL BAKIŞ

 2000 yılı nüfus sayımına göre Marmara Bölgesindeki yıllık nüfus artış hızı binde 26.6‘ dır. Kilometrekareye düşen insan sayısı ise 250‘ dir. Bu bölge; ülkemizdeki toplam sanayi gelirinin 1/3‘ünü, ulaşım ve ticaret gelirinin 1/4‘ünü karşılamaktadır. Milli gelire katkısı ise, toplam gelirin 1/5‘ini geçmektedir. Rakamlardan da anlaşılacağı gibi; bölgedeki enerji planlaması ve yatırımları, bölgenin ülke ekonomisindeki yeri, nüfusu ve nüfus artış hızı, sanayi yatırımları ve sanayi bölgelerinin gelişimi göz önüne alındığında enerji açısından büyük taleplerin olduğu bir gerçektir.

Buna rağmen, bölgemizdeki üretim, iletim ve tüketimin kamusal bir yarar sağladığını; sağlıklı bir alt yapının oluşturulduğunu; enerjinin güvenilir, ucuz ve temiz olarak sağlandığını söylemek mümkün değildir.

"Başının Çaresine Bak", "Kendi Enerjini Kendin Üret", vb. mesaj ve teşvikler bölgemizde etkili olmuş; doğalgaz santralleri ve otoprodüktörler yaygın bir şekilde üretimde yer almıştır. TEİAŞ raporlarına göre, bölgemizdeki 54 santralin 33‘ü otoprodüktör santrali, 15‘i Serbest Üretim Santrali, 3‘ü Yap-İşlet-Devret santrali ve diğer 3‘ü de EÜAŞ santralidir.

Üretimdeki bu çok başlılık dağıtımda da kendini göstermekte; 5 dağıtım şirketi bölgemizde faaliyette bulunmaktadır. Özelleştirme gündeminde olan bu şirketler gerekli yatımları yapamadıkları gibi, mevcut sisteminde bakım ve onarımlarını yeterince yapamamaktadır. BEDAŞ  rakamlarına göre, 1997‘de 2519 olan personel sayısı, 2006 yılında 1864‘e düşmüştür. Oysa, aynı dönemde abone sayısının %40 arttığı düşünülürse verilen hizmetin kalitesizleştiğini söylemek mümkündür. Bunun yanında, personel kalitesinin düştüğünü, hizmetin sadece karı düşünen özel şirketlere devredildiğini göz önünde de bulundurmak gerekir.

TEDAŞ verilerine göre Marmara Bölgesinin;

•·         Abone sayısı Türkiye toplamının % 34‘üdür.

•·         Kişi başına elektrik tüketimi, Türkiye ortalamalarının üzerindedir.

•·         Toplam elektrik enerjisi tüketimi, Türkiye toplamının % 36‘ sıdır.

•·         Kayıp-kaçak oranı %15 ile Türkiye ortalamasının altındadır. Ancak kWh bazında oldukça yüksektir.

•·         Enerji sektörümüzde hızlı bir talep artışı söz konusudur. (Önümüzdeki 20 yıllık dönemde; Dünya enerji talebinde artış: yıllık ortalama % 2 iken Türkiye enerji talebinde artış: yıllık ortalama % 6-8‘ dir.)

Artan talep ve yerli kaynaklarımızın yetersizliği nedeniyle, ithal kaynaklara bağımlılık önümüzdeki dönemde de sürecektir. Artan talep, enerji sektörünün tüm alanlarında yüksek yatırım ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla arz güvenliğine yönelik temel strateji, dışa bağımlılığın azaltılması olmalıdır.

 

MARMARA BÖLGESİNDEKİ

ELEKTRİK ÜRETİM ve TÜKETİMİ

 

Türkiye elektrik iletim sistemi, yüksek gerilim seviyesi olarak bilinen 66 kV, 154 kV ve 400 kV şebekeden oluşan  tümleşik bir sistemdir. Bu nedenle iletim sisteminin bölgesel veya il bazında sınırlarını belirlemek mümkün değildir. Ancak il sınırları içindeki trafo kapasiteleri, bu iller için elektrik potansiyeli hakkında bir fikir verebilir. Yine de tümleşik elektrik sistemi gereği il içinde bulunan bir trafo il sınırları dışındaki başka bir trafo merkezine irtibatlı olabilmekte, ayrıca il içerisindeki bir üretim tesisi aynı il içinde veya başka bir il sınırları içinde bir trafoya bağlanmış olabilmektedir.

İstanbul İli Anadolu Yakası‘nda halen mevcut bulunan 400 kV gerilim seviyesindeki trafoların toplam kapasitesi 2250 MVA; 154 kV gerilim seviyesindeki trafoların toplam kapasitesi 3469,25 MVA‘ dır.

İstanbul İli Avrupa Yakası ve Trakya bölgesinde bulunan 400 kV‘lık trafoların kapasitesi 5355 MVA dır. 154 kV‘lık trafo kapasitesi ise  8420 MVA dır.

Kocaeli‘nde 400 kV gerilim seviyesindeki trafoların toplam kapasitesi 702 MVA, 154 kV gerilim seviyesindeki trafoların toplam kapasitesi 1775 MVA‘dır.

Bursa‘da 400 kV gerilim seviyesindeki trafoların toplam kapasitesi 900 MVA, 154 kV gerilim seviyesindeki trafoların toplam kapasitesi 2860 MVA düzeyindedir.

ÜRETİM

  İstanbul (Anadolu Yakası) il sınırları içinde toplam 2 santral bulunmaktadır. İstanbul (Anadolu Yakası) il sınırları içinde yer alan santrallerin toplam üretim kapasitesi 25,1 MW olup, bu kapasitenin tamamı doğal gaz kaynağına bağlıdır.

KAYNAK

SANTRAL

KURULU GÜÇ (MW)

KAYNAK TOPLAMI (MW)

KAYNAK DAĞILIMI (%)

DOĞAL GAZ

BERK ENERJİ

23,1

25,1

100

DOĞAL GAZ

SİMKO SİEMENS

2,0

 

 

Dolayısıyla İstanbul‘un elektrik ihtiyacının neredeyse tamamının 400 kV sistemden oto trafolar üzerinden sağlandığı ortaya çıkmaktadır.

İstanbul (Avrupa Yakası) ve Trakya bölgesinde 5055 MW‘lık kurulu güç bulunmaktadır. Toplam 5055 MW kurulu gücün yaklaşık %90 ı doğalgaz kaynaklı, geri kalan %10‘un çoğunluğu fuel oil olmak üzere kalanı mazot, LPG, nafta ve rüzgardan oluşmaktadır. Bölgemizdeki 3 adet  toplam 17,25 MW kurulu gücündeki rüzgar santralinin bölgemiz kurulu gücüne oranı ise %0,3 (16 MW) tür.

Türkiye kurulu gücünün yaklaşık 1/8 i Trakya bölgesindedir. Kaynakların çoğunluğu İstanbul il sınırlarında  iken, otoproduktörler ise en çok Kırklareli il sınırları içerisindedir.

Kocaeli ilinde toplam 25 santral bulunmaktadır ve bu santrallerin toplam üretim kapasitesi 1083 MW olup bu kapasitenin büyük çoğunluğu doğal gaz kaynağına bağlıdır.

Benzer durum Bursa için de geçerlidir. Bursa‘da yer alan santrallerin toplam üretim kapasitesi 2398 MW olup bu kapasitenin büyük çoğunluğu doğal gaz kaynaklıdır. Bursa ilinde bulunan üretim tesislerinin listesi ile bu tesislerin kurulu güçleri ve kaynakların kurulu güç içindeki payları aşağıdaki gibidir.

TÜKETİM

  Elektrik enerjisinde toplam tüketimle beraber puant talep değeri de önemli bir göstergedir. İstanbul, Trakya, Kocaeli ve Bursa puant talebinin son dört yıllık değerlerine bakıldığında, Türkiye ve Kuzey Batı Anadolu bölgesi puantlarının artışlarına uyumlu ve bir miktar da üzerinde bir artış olduğu görülmektedir.

2003 yılından 2006 yılına kadar Türkiye, Kuzey Batı Anadolu Bölgesi, İstanbul, Trakya,  Kocaeli ve Bursa illeri yıllık puant talep değerlerindeki artış oranları şu şekildedir.  2003 yılından 2006 yılına kadar yıllık ani puant Türkiye‘de %27, Batı Anadolu Bölgesi‘nde %26 artarken, İstanbul‘da (Anadolu Yakası) %30, İstanbul (Avrupa Yakası) ve Trakya bölgesinde %18-20;  Kocaeli‘nde %31,  Bursa‘da %28 olarak gerçekleşmiştir.

İstanbul, Trakya,  Kocaeli ve Bursa illeri puant değerleri ile Kuzey Batı Anadolu Bölgesi puant değeri, Türkiye toplam puant değeri ile genellikle paralellik göstermekte olup her üç puant değeri de 2003 yılından 2006 yılına kadar Aralık ayında (istisnalar hariç) gerçekleşmiştir. 2003-2006 yılları arasındaki aylık en yüksek tüketim değerleri de Türkiye genelinde olduğu gibi Aralık ayında gerçekleşmiştir.

Elektrik enerjisinin kullanılmasında verimliliğin göstergelerinden birisi de belirli bir dönem içinde tüketilen en yüksek anlık güç ile en düşük anlık güç arasındaki farktır. Bu fark için genel kabul görmüş sabit bir değer olmamakla birlikte, farkın küçük olması elektrik enerjisinin daha yoğun ve verimli kullanıldığını göstermektedir.

Bilindiği üzere elektrik enerjisi tüketimi sürekli olarak aynı seviyede değildir. Tüketim ihtiyaca göre şekillendiği için gün içinde saatler arasında önemli miktarda tüketim miktarında değişimler görülebilmektedir. Elektrik enerjisi kullanma ihtiyacı mevsimlere göre de değişmekte, dolayısıyla mevsimler arasında da elektrik kullanma miktarlarında belirgin değişiklikler olmaktadır. Belirlenen bir dönem içinde kullanılan toplam elektrik enerjisi miktarının aynı dönem içindeki anlık en yüksek tüketime oranı Yük Faktörü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle, Yük Faktörü, tüketim eğrisinin altında kalan alanın en yüksek anlık tüketim seviyesindeki toplam alana oranıdır.

2006 yılında İstanbul (Anadolu Yakası) ilinde anlık en yüksek güç 1623 MW ve anlık en düşük güç 486 MW, toplam yıllık elektrik tüketimi 8.694.758 MWh olarak ölçülmüştür. Görüleceği gibi, en düşük gücün en yüksek güce oranı %29,9 ve bu değerlere göre İstanbul (Anadolu Yakası) ilinin 2006 yılı Yük Faktörü %61,2‘dir.

Her ayın kendi içindeki en düşük ve en yüksek anlık güç değerleri ile aylık toplam güce göre hesaplanan Aylık Yük Faktörü değerleri de aşağıda gösterilmektedir.

İstanbul (Anadolu Yakası) ili için 2006 yılı aylara göre yük faktörü değerleri %70-%80 arasında iken yıllık yük faktörü %61 seviyesindedir. Yük faktörünün mümkün olduğunca büyük olması elektrik tüketiminin saatlere göre çok büyük değişiklik göstermemesi anlamına gelmektedir ki bu da elektrik enerjisi kullanımında verimliliğin bir ölçüsü olarak kabul edilmektedir. Yıllık yük faktörünün aylara göre yük faktörü değerlerinden düşük olması elektrik tüketim değerlerinin mevsimler arasında büyük farklılık göstermesinden kaynaklanmaktadır.

MAKSİMUM YÜK (MW)

MİNİMUM YÜK (MW)

MİNİMUM / MAKSİMUM

TÜKETİM (MWh)

YÜK FAKTÖRÜ (%)

OCAK

1.447

569

39,3

738.367,190

68,6

ŞUBAT

1.437

639

44,5

722.997,444

74,9

MART

1.358

628

46,2

758.868,411

75,1

NİSAN

1.253

579

46,2

681.566,789

75,5

MAYIS

1.265

569

45,0

695.587,524

73,9

HAZİRAN

1.328

590

44,4

683.643,330

71,5

TEMMUZ

1.275

620

48,6

692.324,940

73,0

AĞUSTOS

1.343

604

45,0

739.466,010

74,0

EYLÜL

1.249

633

50,7

680.358,160

75,7

EKİM

1.383

486

35,1

695.779,840

67,6

KASIM

1.512

964

63,8

774.025,910

71,1

ARALIK

1.623

819

50,5

831.772,800

68,9

       

 İstanbul (Anadolu Yakası) ili 2006 yılı aylara göre elektrik tüketimi ve kullanımına ilişkin değerler.

İstanbul Avrupa yakası dahil, Trakya bölgesindeki anlık en yüksek güç 5145 MW ve anlık en düşük güç 1313 MW‘tır.  Yıllık elektrik tüketimi  28.845.778 MWh değerindedir. Bu bölgenin yük faktörü de %74,8 dir.

   Trakya Bölgesi 2006 Yılı Aylara Göre Elektrik Tüketimi

2006 yılında Kocaeli ilinde anlık en yüksek güç 1433 MW ve anlık en düşük güç  551 MW, toplam yıllık elektrik tüketimi 8.911.310 MWh olarak ölçülmüştür. En düşük yükün en yüksek yüke oranı %38,45 ve bu değerlere göre Kocaeli ilinin 2006 yılı Yük Faktörü %70,98‘dir.

Her ayın kendi içindeki en düşük ve en yüksek anlık güç değerleri ile aylık toplam güce göre hesaplanan Aylık Yük Faktörü değerleri aşağıda gösterilmektedir. Kocaeli ili için 2006 yılı aylara göre yük faktörü değerleri %70-%84 arasında ve yıllık yük faktörü %71 seviyesindedir.

MAKSİMUM

 YÜK (MW)

MİNİMUM

 YÜK

MİNİMUM / MAKSİMUM

TÜKETİM

(MWh)

YÜK FAKTÖRÜ (%)

OCAK

1.273

551

43,28

671.968.280

71

ŞUBAT

1.267

960

75,76

691.097.954

81

MART

1.220

828

67,86

757.447.440

83,44

NİSAN

1.257

856

68

741.706.410

81,9

MAYIS

1.255

804

64

759.721.391

81,36

HAZİRAN

1.290

889

68,9

743.018.078

80

TEMMUZ

1.281

909

70,96

750.525.300

78,74

AĞUSTOS

1.305

959

73,48

769.044.584

79,2

EYLÜL

1.290

992

76,89

740.356.761

79,71

EKİM

1.288

817

63,43

729.017.393

76,07

KASIM

1.352

1.060

78,4

766.066.519

78,69

ARALIK

1.433

763

53,24

791.339.969

74,22

       

Kocaeli ili 2006 yılı aylara göre elektrik tüketimi ve kullanımına ilişkin değerler

 

2006 yılında Bursa ilinde anlık en yüksek güç 1348 MW ve anlık en düşük güç  346,7 MW, toplam yıllık elektrik tüketimi 8.443.508 MWh olarak ölçülmüştür.  En düşük yükün en yüksek yüke oranı %23,44 ve bu değerlere göre Bursa ilinin 2006 yılı Yük Faktörü %71,5‘tir.

Her ayın kendi içindeki en düşük ve en yüksek anlık güç  değerleri ile aylık toplam güce  göre hesaplanan Aylık Yük Faktörü değerleri aşağıda gösterilmektedir. Bursa ili için 2006 yılı aylara göre yük faktörü değerleri %62-%82 arasında iken yıllık yük faktörü %77 seviyesindedir.

MAKSİMUM YÜK (MW)

MİNİMUM YÜK (MW)

MİNİMUM / MAKSİMUM

TÜKETİM (MWh)

YÜK FAKTÖRÜ (%)

OCAK

1.247

316

25,34

583.734

62,92

ŞUBAT

1.231

739

60,03

643.530

69,36

MART

1.198

650

54,26

727.875

78,45

NİSAN

1.076

769

71,47

675.351

72,79

MAYIS

1.183

643

54,35

718.079

77,40

HAZİRAN

1.216

724

59,54

692.282

79,07

TEMMUZ

1.190

727

61,09

726.658

78,32

AĞUSTOS

1.316

789

59,95

765.888

82,55

EYLÜL

1.272

727

57,15

735.821

79,31

EKİM

1.180

372

31,53

684.143

73,74

KASIM

1.297

968

74,63

734.410

79,16

ARALIK

1.348

508

37,69

755.737

81,46

       

Bursa ili 2006 yılı aylara göre elektrik tüketimi ve kullanımına ilişkin değerler

  

ÜRETİM-TÜKETİM DENGESİ

İstanbul (Anadolu Yakası) ilinde elektrik enerjisi üretim tesislerinin toplam kurulu kapasitesinin 25,1 MW olduğunu belirtmiştik. Üretim kapasitesinin çok düşük olması sebebiyle İstanbul için sadece tüketimden bahsedilebilir.

Tüm Trakya Bölgesinin (İstanbul Avrupa Yakası dahil) elektrik enerjisi üretim tesislerinin toplam kurulu kapasitesinin 5055 MW olduğunu belirtmiştik. 2006 yılında Trakya Bölgesinde içinde toplam 23,1 Milyar kWh üretim yapılmışken 28,8 Milyar kWh tüketim gerçekleşmiştir. 2006 yılında en yüksek tüketim Aralık ayında, en düşük tüketim ise Ekim ayında gerçekleşmiştir. Bu tüketim özelliği Türkiye toplam tüketimi ile paralellik göstermektedir.

Kocaeli ilinde ise, kurulu gücün ortalama üretim kapasitesi yıllık 9,48 Milyar kWh, aylık 0,80 Milyar kWh ve günlük 32,9 Milyon kWh dolayındadır. Üretim tesislerinin işletme koşullarına göre bu değerler mevsimsel olarak bir miktar azalabilmekte veya artabilmektedir. 2006 yılında Kocaeli ili sınırları içinde toplam 7 Milyar kWh üretim yapılmışken 9 Milyar kWh tüketim gerçekleşmiştir.

Bursa ilinde elektrik enerjisi üretim tesislerinin toplam kurulu kapasitesi 2398 MW ve bu kapasitenin karşılığı olan üretim yıllık 21 Milyar kWh, aylık 1,75 Milyar kWh ve günlük 58 Milyon kWh dolayındadır. 2006 yılında Bursa ili sınırları içinde toplam 10,5 Milyar kWh üretim yapılmışken 8,5 Milyar kWh tüketim gerçekleşmiştir.

2006 YILI KİŞİ BAŞINA ELEKTRİK TÜKETİMİ

TÜKETİM (milyon kW-h)

NÜFUS (2000 Sayımına Göre)

Kişi Başına Düşen Elektrik Tüketimi (kW-h / yıl)

TÜRKİYE

174.600

67.803.927

2.575

İSTANBUL (And. Yak)

8.691

3.477.142

2.499

KOCAELİ

8.911

1.206.085

7.388

BURSA

8.444

2.125.140

3.973

SAKARYA

1.759

756.168

2.326

ESKİŞEHİR

1.639

706.009

2.322

BİLECİK

1.199

194.326

6.170

BOLU

700

270.654

2.586

KÜTAHYA

894

656.903

1.361

 

BÖLGENİN ENERJİ KAYNAKLARI ACISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

DOĞALGAZ: Marmara Bölgesinde doğal gazın çıkartılması için yapılan çalışmalar ve açılan kuyular ile BOTAŞ‘ ın bölgedeki doğalgaz depolama çalışmaları olumlu çabalardır.

Ancak, bütün Marmara Bölgesine konutların ısınmasında, elektrik üretiminde, sanayi ve imalat sektöründe, bu denli dış kaynaklı doğalgaza bağımlı kılınması son derece tehlikeli ve tedbir alınması gereken bir durumdur.

LİNYİT ve KÖMÜR: Dünyada birincil enerji arzının kaynaklara dağılımında son yıllarda % 34.4 ile petrol ilk sırada yer almaktadır. Daha sonra % 24.4 ile kömür ve % 21.2 ile doğalgaz gelmektedir. İleriye yönelik yapılan tahminlerde kömürün enerji teminindeki payının fazla değişmeyeceği ön görülmektedir.

Kömür, diğer birincil enerji kaynakları ile karşılaştırıldığında tartışmasız çok fazla olan rezerv ömrü ve yeryüzündeki geniş dağılımı nedeniyle özellikle 2030 yılından sonra çok daha büyük önem kazanacaktır. 2004 yılı sonu itibariyle dünya toplam kanıtlanmış kömür rezervi 909 milyar ton olup günümüzdeki üretim düzeyi dikkate alındığında, kömür rezervlerinin ömrü 200 yıl olarak hesaplanmaktadır. Bu süre petrol için 40 yıl, doğalgaz için 67 yıl olarak verilmektedir.

Dünya kömür üretiminin yaklaşık % 69 u elektrik enerjisi üretimi amacıyla yapılmakta olup oranın 2030 yılında % 79 düzeyine yükseleceği hesaplanmaktadır.  Dünyada elektrik üretiminde kullanılan enerji kaynakları içerisinde ilk sırayı % 40.1 ile kömür almaktadır.

Kömürü % 19.4 ile doğalgaz, % 15.9 ile hidrolik, %15.8 ile nükleer, % 6.9 ile petrol ve % 1.9 ile diğer kaynaklar izlemektedir.

Türkiye‘ de ise 2005 yılında elektrik enerjisi üretiminin kaynaklara göre dağılımda ilk sırayı % 43.5 ile doğalgaz almıştır. Bunu % 25.6 ile hidrolik, % 19.3 ile yerli kömür, % 6.2 ile ithal kömür ve % 5.4 ile diğer kaynaklar izlemiştir. Ülkemizde yaklaşık 1.3 milyar ton taşkömürü ve yeni bulunan rezervler ile 9 milyar ton civarında linyit bulunmaktadır. Bu miktar, devam eden çalışmalar ile 10 milyar tonu geçecektir.

Ülkemizdeki linyit rezervinin yaklaşık %5‘i (0,38 108 ton) bölgemizde bulunmaktadır. Özellikle Trakya bölgesinde bulunan bu rezervlerin ısıl değeri de ülkemizdeki ortalama linyit ısıl değerinin üzerinde (2500 kcal/kg) bulunmaktadır.

Son yıllarda, çevre faktörü ön plana çıkarılarak elektrik enerjisi üretiminde tek kaynak haline getirilen doğal gaz nedeniyle ülkemizde enerji güvenliği tehlikeye girmiş olup yerli kaynaklarımızın bu amaçla kullanımı her zamankinden önemli hale gelmiştir. Ülkemizdeki linyit kaynaklarına dayalı yeni termik santraller kurulması ve kurulmuş olanlara yeni üniteler eklenmesiyle kurulu gücümüzün bugün için yaklaşık 10 000 MW artacağı hesaplanmaktadır.

Ülkemiz linyit açısından küçümsenemeyecek bir potansiyele sahiptir. Özellikle gelişen yakma teknolojileri, iyileştirilmiş kömür madenciliği uygulamaları ve Avrupa ülkeleri gibi ülkemizde de gündeme gelen doğalgaz kısıtlamaları bu potansiyeli daha çekici kılmaktadır.

Geçtiğimiz yılın (2006) başlarında sürdürülebilir enerjinin önemi, sürdürülebilir enerji için yerli kaynaklarımızın önemi ve yerli kaynaklarımız içinde de kömürün önemi çok iyi anlaşılmıştır. Büyük bağımlılığımız olan doğalgazın gelişindeki azalma, enerji güvenliğimizin ne denli kötü durumda olduğunu göstermiştir.

Sürdürülebilir enerji için yerli kaynaklarımız içinde en önemlisi olan linyitlerimizi kullanmak üzere yeni termik santraller planlanmalı ve linyit aramacılığına kazandırılan ivme arttırılarak devam ettirilmelidir. Ülkemizde enerji güvenliğini sağlamak için, enerjiye kolay ve ucuz ulaşabilmek için kömürlerimiz elektrik üretimi amacıyla etkin olarak devreye sokulmalıdır. 

Çoğunlukla düşük kaliteli linyitler sınıflamasında yer alan ülkemiz linyitlerinin termik santrallerde değerlendirilmesi sürdürülebilir bir enerji ve dolayısıyla sürdürülebilir kalkınma için kaçınılmazdır. Yakın gelecekteki önemi yanında kömür, 21. Yüzyılın ikinci yarısında daha da önemli bir enerji hammaddesi konumuna gelecektir.

Fosil yakıtlar arasındaki rekabet ve arz güvenilirliği göreceli olarak son derece yüksektir.

Yakma teknolojilerindeki gelişmeler emisyonlardan kaynaklanacağı öngörülen "Global İklim Değişikliği" endişesini gittikçe azaltmaktadır.

Rezervler bakımından kömür, fosil katı yakıtlar içerisinde başı çekmektedir ve geniş yayılım göstermektedir. Günümüz üretim ve kullanım düzeyine göre, belirlenmiş kömür rezervleri 200 yıl süre ile talebi karşılayacak durumdadır. 

Üretimi, kota veya düzenlemeler ile sınırlanmamakta olup istikrarlı bir fiyata sahiptir.

Arz güvenliği yüksek olup tüm dünyada 50 den fazla ülkede üretildiğinden politik riskler taşımamaktadır.

Günümüz kömür üretimi 60 milyon ton/yıl dır. Ülkemizde kömür aramalarının hızı kesilmemeli, artırılarak devam edilmelidir. Artan rezervler ile üretim 100 milyon ton/yıl‘ a yükseltilmelidir. Ülkemizde enerji güvenliğinin sağlanmasında en kolay ve emin yol budur.

Temiz kömür teknolojileri ve modern yakma sistemlerinin geliştirilmesi yönündeki araştırma ve uygulamalar özendirilmeli ve desteklenmelidir.

Ülkemizin enerji planlamalarında, yerli kaynakları içerisinde kömür bulunmayan ülkelerin, elektrik üretiminde kömürün payı olarak korudukları    % 45 düzeyi kesinlikle ülkemizde de oluşturulmalıdır.

Dışalım ile kullanılan doğalgaz ve petrolün payı elektrik üretiminde % 20‘ yi geçmemelidir.

 

JEOTERMAL: Ülkemiz jeotermal enerji açısından dünyada önemli rezervlere sahiptir. Ülkemizdeki jeotermal enerjinin %7,5‘i bölgemizde bulunmaktadır.  Sadece sağlık-kaplıca amaçlı kullanılan bu enerjinin, hızla elektrik ve ısı enerjisi amaçlı da kullanılması gerekmektedir.

Jeotermal enerji arama-araştırma ve üretim konusunda yasa çalışmaları sürmektedir. Yeni yasal düzenlemeler ile ülkemizde jeotermal enerji yatırımları büyük bir ivme kazanabilecek ve böylece yenilenebilir enerji kaynakları kullanımında ülkemizde önemli bir yere gelinebilecektir.

Ancak bugün gelinen noktada, jeotermal kaynaklara sahip bölgelere bile hızla ısınma kaynaklı doğalgaz yatırımları yapıldığı görülmektedir.

Marmara Bölgesinde jeotermal açıdan öneme sahip ve potansiyel bulunan sahalar;

Balıkesir; Bigadiç, Hisarköy, Hisaralan, Gönen, Yıldız, Balya-Ilıca, Havran, Pamukçu

Bursa; Orhaneli Sadağ, İnegöl-Oylat; Kaynarca Çekirge

Çanakkale; Tuzla, Kestanabol, Çan-Etili, Hıdırlar, Biga-Kırıkgeçit, Küçükçetmi,

Kocaeli; Yazlık,

Sakarya; Kuzuluk, Taraklı,

Yalova; Termal, Armutlu, olarak sayılabilir.

Ayrıca 2007 yılı içersinde MTA Genel Müdürlüğü tarafından; Balıkesir; Bigadiç, Hisarköy, Hisaralanda ve Bursa Orhaneli, Keramette detay jeotermal etütler yapılmış olup, Çanakkale Küçükçetmi, Ezine ve Tuzla-Kestanbol arasındaki kuşakta ise detay jeotermal etütler devam etmektedir.

Marmara Bölgesinde MTA Genel Müdürlüğü tarafından 1962 yılından bu yana 51 adet sondaj MTA projesi ve ücretli olarak açılmıştır. Bu sondajlarda toplamda 17881 m derinliğe ulaşılmış olup, ülke jeotermal enerji potansiyeline 59,41 MWt kazandırılmıştır.

Yapılan bu sondajlarda elde edilen enerji, Balıkesir Gönen, Hisaralan, Hisarköy, Pamukçu, Susurluk, Edremit, Manyas Çamlıdağ da, Sakarya Akyazı da, Çanakkale Tuzla, Kestanbol, Hıdırlar, Ozancık, Kırkgeçit de konut ısıtmacılığı, ayrıca diğer alanlarda da balneolojik ve termal turizm amaçlı kullanılmaktadır.

Bölgemizde, Çanakkale-Tuzla sahasında hem sıcaklık (174oC.) hem de kapasite  (80 Mwe) anlamında elektrik üretimine uygun jeotermal kaynak bulunmaktadır.

Bu bağlamda;

1- Jeotermal enerji yerli, ucuz, yenilenebilir enerji olduğu için, yatırımlar desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.

2- Reenjeksiyon mutlaka yapılmalıdır: Jeotermal rezervuar parametrelerinin korunması ve çevreye jeotermal akışkanın kontrolsüz atılmaması ve reenjeksiyonu için mutlaka denetlenmelidir.

3- Jeotermal kaynakların araştırma ve üretimine yönelik çalışmalar artarak devam etmelidir

4- Çevre ile uyumlu, yenilenebilir, yerli, ucuz, üstün ve pahalı teknoloji gerektirmeyen zengin jeotermal kaynak potansiyelimizden, bilimsel, teknik ve ekonomik esaslara dayalı olarak, etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde elektrik enerjisi üretimi ve diğer değerlendirme alanlarında (ısıtma, termal turizm, kimyasal madde eldesi, endüstriyel uygulamalar vb) daha fazla yararlanabilmek amacıyla, bu kaynakların aranması, geliştirilmesi, korunması, üretimi ve kullanılmasına yönelik çalışmalara, ülkemiz enerji arz çeşitliliğinin sağlanabilmesi için, her zaman öncelik verilmelidir.

 

VERİMLİLİK

Enerjinin verimli ve etkin kullanımını gösteren "Enerji Yoğunluğu" değerlerinin hızla gelişmiş ülke düzeylerine düşürülmesi için gerçekçi, uygulanabilir politikalar oluşturulmalı ve bunların altyapıları hazırlanmalıdır.

Çıkarılan "Enerji Verimliliği Yasası" nın alt mevzuatı hızla ülke gerçekleri de dikkate alınarak, ilgili tüm kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin de katılım ve oluru ile hazırlanarak gerekleri yerine getirilmelidir.

Enerji yoğunluğu rakamlarını düşürebilmenin en önemli şartı, en verimli makine, cihaz ve ekipmanların kullanılmasıdır. Bugün, puant gücün yükselmesinin sebebinin, hızla yayılan kalitesiz, ucuz ve yüksek enerji tüketen (verimsiz) klimalar olduğu en yetkili kişiler tarafından da söylenmektedir. Bu da, ülkemize dışarıdan giren veya burada üretilen makine, cihaz ve ekipmanların, tarafsız ve yetkin bir kurum tarafından kontrol ve onayından sonra satışının yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Son 20 yıldır yürütülen enerjide liberalleşme ve özelleştirme politikaları sonucunda gelinen nokta karanlıktır. Enerji kalitesizliğinin de en önemli nedenlerinden biri olan bu sorunun tek çözümü, enerji alanının, özel sektörün kar inisiyatifine bırakılmaması ve bu alana tekrar kamunun yatırım yapmasının önünün açılmasıdır.

Geçmişte ve bugün yaşanan kötü örneklerden yola çıkarak, dağıtım özelleştirme çabalarına da son verilmelidir. Enerji kalitesizliğinin en önemli nedenlerinden biri olan, dağıtım hatları için yeterli kaynak ayrılarak gerekli yeni yatırım ve iyileştirmelere hız verilmelidir.

Enerjinin etkin ve verimli kullanımı için, okul öncesinden başlamak üzere kişilere gerekli eğitim ve bilgilerin verilmesi, gereksiz birçok enerji yatırımını da önleyeceği göz önüne alınarak, gerçekçi bir planlama ile yaygınlaştırılmalıdır.

Enerji kalitesizliğinin ekonomik boyutunun tespiti yanında, bu konuda yapılacak bilimsel ve teknik çalışmalarla bir veri bankası oluşturulmalıdır. Bu konuda ilgili kamunun koordinasyonunda ilgili tüm tarafları bir araya getirecek çalışmalara başlanmalıdır. Bu çalışma sonrası oluşturulacak politika ve eylem planları ile fiili uygulamalara başlanmalıdır.

Enerjide, geçmişte birçok kötü örneklerini yaşadığımız enerji özelleştirmelerinin yanlışlığını, bugün enerji yatırımlarının yetersizliği nedeniyle yaşanmaya başlayan sorunlarda bize bir kez daha ispatlamaktadır.

 

KAYIP - KAÇAK ve ENERJİ ÇEŞİTLİLİĞİ

Son dönemlerde dağıtım şirketlerinin kayıp-kaçak oranlarındaki düşüşleri de dikkat çekicidir.  Dağıtım şirketleri bu "düşüşleri" övünç kaynağı olarak görmektedir.  Oysa rakamların güvenilirliği tartışmalıdır. Örneğin BEDAŞ  2006 yılı için verdiği kayıp-kaçak oranlarını incelediğimizde, Ekim 2006 daki kayıp-kaçak oranı %6.83 iken Kasım ayında hızlı bir artışla %21.41‘e yükselmiş, bir sonraki ay da (Aralık 2006)%12.43‘e düşmüştür. Bu üç ay içinde neler olmuş da oran önce düşük iken, sonra yükselmiş, akabinde de yine düşmüştür.

Böylesine inişli çıkışlı rakamların varolduğu bir durumda kayıp-kaçak oranının "düştüğünü" söylemek mümkün değildir. Kaldı ki, bu rakamlar kabul edilse dahi, Marmara bölgesindeki kayıp-kaçak  %15.1‘lik bir oranla kabul edilemez değerdedir.

Enerji çeşitliği açısından da, durum iç açıcı değildir. 4628 sayılı Elektrik Piyasası Yasası ve 4046 sayılı Özelleştirme Yasası ile birlikte, ülke genelinde olduğu gibi, bölge genelinde de temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları yerine, dışa bağımlı; çevreye ve insana duyarlı olmayan enerji kaynaklarına yönelinmiştir. EÜAŞ raporlarına göre; toplam kurulu güçte hidrolik güç %32.23 iken Doğalgazda %31.43‘ e ulaşmıştır. (Elektrik üretiminin %45‘i)  Güneş, jeotermal, kömür ve rüzgardan yeteri kadar yararlanılmamaktadır.

Oysa "hidrolik potansiyelimiz 128 TWh/yıl olup bunun % 35‘i kullanılmaktadır. Jeotermal potansiyelimiz ise, ısı enerjisi için 31500 MWt olup bunun % 4‘ü kullanılmaktadır.

Elektrik enerjisi için ise, potansiyel olarak  tahmini 550 MW‘dır. (keşfedilen 13 saha) Fiili kurulu güç ise 2006 Nisan itibariyle 29 MW olup, 19 MW üretilmektedir.

Rüzgar enerjisi teorik potansiyeli  olarak 88000 MW olup, ekonomik potansiyel 10000 MW‘dır. Kurulu güç ise 50 MW‘dır.

Güneş enerjisi ise tahmini (1983 yılı) ortalama 2640 güneş ışığı saat /yıl‘dır. Türkiye‘de kurulu güneş kollektörü yüzey alanı 10 milyon m2 olup yaklaşık 0.35 Mtoe enerji üretilmiştir.

Biyogaz enerji üretim potansiyeli 1.5 - 2 Mtoe kabul edilmektedir. Kurulu güç 5 MW‘ dır. Ticari biokütle ve atıkları, biokütle atık yakmalı kurulu gücümüz (2003 yılı) 27.6 MW‘ dır. Biokütle kaynaklı enerji santralımız bulunmamaktadır. Biokütlenin çoğu evlerde ısınma amaçlı kullanılmaktadır" (MTA Genel Müdürlüğü Enerji Dairesi kaynaklarından)

Enerji alanındaki dışa bağımlılık arttıkça var olan enerji kaynaklarımızın "heba" olması kaçınılmaz olmaktadır. Uluslar arası tekellerin isteklerine yönelik planlamalar yapılması, her yıl %7-8 civarında artan enerji talebimizin karşılanamayacak noktaya gelmesini de sağlamaktadır.

Son 5 yıl göstermiştir ki, her yıl yapılması gereken 2000-2500 megavatlık enerji yatırımı gerçekleşmemiştir. Devlet yatırım alanından çekildiğine göre, bu yatırımlar özel şirketlere düşmektedir. İstatistiklere göre her yıl 3-4 milyar dolarlık yatırım yapılması gerekirken özel şirketler 600 milyon dolarlık yatırım planlamıştır. Bu da, özel şirketlerin 5 yılda 700 megavatlık yatırım yaptığı anlamına gelmektedir.

Elektrik enerjisi, kar amacı gütmeyen, arz güvenliğini temel alan, ucuz, temiz ve verimli kullanılmasını amaçlayan bir politikanın öznesi olmalıdır. Nasıl ki, su, hava, sağlık, ulaşım gibi temel insan ihtiyaçlarının hiç çıkar gözetilmeden sağlanması temel bir insan hakkı ise, elektrik de temel insan hakkıdır. İnsanını ve doğayı düşünmeyen bir enerji politikası, hangi gerekçelerle sunulursa sunulsun kabul edilemez.

1 Temmuz 2006 ve 2007 yaz aylarındaki gibi kesintiler, ülkemizdeki enerji politikalarının iflasının tipik örnekleri olmuştur. Forumumuzda da görüldüğü gibi, bu tip kesintilerde yetkili hiçbir kurum sorumluluğu üstlenmemektedir. Her kurum görevini yeteri kadar yaptığını iddia etmekte, karşısındaki kurumu suçlamaktadır. Oysa insanlarımızın karanlıkta kaldığı, sanayinin üretemediği, elektrik enerjisiyle çalışan her alanın "mağdur" olduğu gerçeği göz ardı edilmektedir.

Enerji verimliliği üzerine çalışmalar hiçbir gerekçenin ardına sığınılmadan gerçekleştirilmelidir.  Mevcut yasanın uygulanabilirliği, ülkemiz gerçeklerinden bağımsız, idealist bir yaklaşımla ele alınamaz. Bu konuda, gerekli eğitim, yaptırım ve uygulamaların hayata geçirilmesi zorunludur. Verimlilik, enerji kaynaklarının değerlendirilmesinden ve üretimin sağlıklı ve üretken oluşundan tutunda; iletim-dağıtım şebekesinin azami verimliliğine kadar uzanmalıdır. "Enerji Tasarrufu" sadece tüketicilerin görevi değil, özel şirketlerin ve kamunun olmazsa olmaz görevi olmalıdır.

Sonuç olarak, enerjiyi toplumsal bir hizmet anlayışı olarak ele almadan yapılan ve yapılacak olan her tür yasa, uygulama, genelge ve anlayış ülkemizi geri dönülmez bir karanlığın içine itecektir.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER

  •·         Marmara Bölgesi‘nin enerji kaynakları, üretim birimleri, enerji yoğunlukları, sanayi ve nüfus durumu ile bu bölgenin enerji üretim ve tüketim miktarları karşılaştırılarak bölgedeki birincil enerji kaynaklarının durumları açık olarak Forumumuzda ortaya konmuştur.

•·         Marmara Bölgesi ülkemizin sanayisini, dolayısıyla nüfusunun en yoğun olduğu bölge olarak ülke elektrik enerjisinin yaklaşık 1/3 ni tüketmektedir.

•·         Özelikle EÜAŞ ‘ın 2007 hedefleri ve Kamu üretim santrallerinin (Özellikle Termik ve HES‘ler ) rehabilitasyon uygulamaları ile daha fazla verim alabilmeye yönelik  çalışılması önemli bir adımdır. Yapılan rehabilitasyonlar ile aynı santrallerde %22 lik bir güvenilir üretim artışı görülmektedir. 

•·         Türkiye‘nin Enerji politikasındaki dışa bağımlılığının, arz güvenliği açısından önemi ve riskleri tekrar ortaya konularak; Türkiye genelinde enerji üretimimizin  %51‘nin,  Marmara bölgesinde ise  %77-81 inin  Doğalgaz santralları tarafından karşılanmasının yanlışlığı ve bir an evvel yerli kaynaklar kullanarak üretimin süratle arttırılması gerekliliği ortadadır.

•·         Özellikle kömür santrallarının ve yeni yakma teknolojilerinin ön plana çıkartılarak bu konularda yeni yatırımların yapılması gerekmektedir.

•·         Enerji sektöründe ülkemizin önünü tıkayan, kamunun  yatırım yapmasına engel teşkil eden 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Petrol Piyasası Kanunu‘nun acil olarak iptal edilmesi gereklidir.

•·         Nükleer santrallerle enerji üretiminin,  bilinçsiz bir şekilde, tepeden inme tercüme yaklaşımlarla;  kopya   yasalarla sokulmak istenmesinin karşısında durulmasının  gerekliliği tekrar tekrar net olarak ortaya çıkmaktadır.

•·         Kamu kurumları arasında bir hiyerarşik düzen dışında kopuk ve dağınık bir bilgi kirliliği açık ve net olarak görülmektedir. 

•·         Dağıtım şirketleri olarak tüm bölgelerdeki ortak sorun , gerekli yatırımın yapılabilmesi için kaynak ayrılmaması ve yeterli sayıda kalifiye eleman sıkıntısının olduğudur. 

•·         Kayıp-Kaçak oranını Dünya ve Avrupa normlarına düşürmek için yapılan çeşitli çalışmalar olmasına rağmen dağıtım şirketleri arasında hesaplama ve oran değerlendirmelerinde kamuoyunu yanıltan  farklılıklar görülmüştür.(Tahakkuk eden,satın alınan enerji,satılan enerji ve tahsilat vb. net olarak değerlendirilememektedir.)  

•·         Üretim, İletim, Dağıtım ve Pazar (Tüketici) faaliyetlerinin serbestleştirildiği ülkemiz elektrik piyasasında; Piyasa faaliyetlerinin çok sayıda farklı şirket tarafından yürütülmesi, Her şirketin, sorumluluklarının ve ekonomik önceliklerinin farklı olması; gerektiğinde, sistem işletmesi ve kamu hizmeti anlayışının göz ardı edilebilmesi; piyasa içindeki faaliyetlerde sağlıklı bir koordinasyonun sağlanamaması, gibi hallerde sorunlarla karşılaşılmasının her zaman mümkün olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

•·         Serbestleştirme ile merkezi planlama anlayışından, piyasa katılımcılarına dayalı dağınık bir yönetim anlayışına geçilmiştir. Elektrik enerjisi planlaması; üretim, iletim, dağıtım ve tüketimin bütüncül bir anlayış içinde değerlendirildiği merkezi bir yapı içinde ele alınmalıdır.

•·         Dağıtım şirketlerinin DUY öncesi ve DUY sonrası enerji alış fiatları arasında yaklaşık %20 lik fark ile kamu zararı oluşmuştur. Özel üretim şirketlerine DUY ile aktarılan bu açık, yeni zamların habercisidir.

•·         Enerji verimliliğinin öneminin ortaya konulması ve Enerji Verimliliği Kanununun uygulanması gerekliliği; uygulamaya yönelik alt yönetmelik çalışmalarına hız verilip Odamızın bu işin içerisinde fiilen bulunması gerekliliği; enerjinin etkin kullanımının yeni bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi, enerjinin etkin kullanılmasının arttırılması ile ulusal kazancımızın artacağı, dışa bağımlılığın azalacağı ortadadır.

•·         Kyoto Protokolü‘nü AB sürecinin gerekliliği için değil uluslararası alanda kaybettiğimiz 15 yıllık  açığı daha hızlı kapatabilmek için; ulusal alanda ise; kaynaklarını, sanayisini, ekonomisini ve toplumunu daha sürdürülebilir bir rotaya çekebilmek için uygun koşullarda Kyoto Protokolü‘ne katılması veya katılmaması yönünde, halen uluslararası düzeyde tartışılmakta olan 2012 sonrasında da uygun yükümlülükler alabileceği yönünde kamuoyunu bilgilendirmek her türlü yatırım/uygulamanın karbon ayak izinin hesaplanmasını talep etmek, bu konuda mühendis/mimar ve plancıların teknik kapasitesini geliştirmek için acilen çalışma yapılması gerekmektedir.

•·         Küresel ısınma, sera gazı emisyonu gibi konularını konuşmadan önce, Türkiye‘nin gerçekçi sera gazı değerlerini belirlemek için bilimsel çalışmaları başlatmak ve bu kurullarda bulunmak için çalışmalara ortak olmak zorunludur.

Sonuç olarak Forumu‘muzda,  ülkemizin uzun vadeli bir enerji politikasının olmadığı, günü birlik çözümlerle bu sektörü ve ülkenin geleceğini her geçen gün karanlığa götürüldüğü çok açık biçimde, tüm yönleriyle ortaya konularak çözüm önerileri her konuda detayları ile verilmiştir.

Devletin tüm yetkililerine sesleniyoruz: "Enerji konusunda tren kaçmaktadır. Bu treni, siyasi kaygılarınızı bir tarafa bırakarak, yandaşlarınıza para kazandırma yarışından vazgeçerek, Avrupa Birliği‘ne girme sevdasına kapılıp tercüme yasaları, yönetmelikleri kaldırıp atarak yakalayın. Yakalamaz iseniz gelecek nesillere verecek ne taşınız, ne toprağınız, ne suyunuz, ne havanız ne de onurunuz olmayacak."

  

MARMARA ENERJİ FORUMU

  

         Yürütme Kurulu

  

(592 KB)

PDF uzantılı dosyaları okuyabilmeniz için
Acrobat® Reader®'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
Acrobat® Reader® yüklemek için

 
Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2022 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ :


Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.