MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

ENERJİ SEKTÖRÜNDE KRİZ BÜYÜYOR: ACİLEN YENİDEN KAMULAŞTIRMALAR YAPILMALI (16PUNTO.COM)



 

Türkiye`nin enerji alanı, her dönem tartışmalı konuların başında geliyor. Elektrik faturaları, enerjide dışa bağımlılık, HES`lerin doğaya ve ekolojik dengeye verdiği zararlar, nükleer santral projelerinin yüksek maliyeti ile riskleri ve enerji şirketlerinin ödeyemediği borçları gibi bir çok başlıktan oluşan enerji alanını Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek ile konuştuk.

Türkiye`nin enerji ihtiyacındaki değişimden yükselen enerji üretim maliyetlerine kadar pek çok konuda sorularımızı yanıtlayan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek ile röportajımızı okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

Türkiye`nin enerji ihtiyacı ve üretim kapasitesi son 10 yılda nasıl değişti? Bu değişimin her iki başlıkta da temel sebepleri nelerdir?

Ülkemizin 2009 yılında 44 bin 761 MW olan santral kurulu gücü, 2019 Temmuz ayı itibarıyla 90 bin 449 MW`a çıkmıştır. 2008 yılında 198.4 milyar kWh olan elektrik üretimi ise 2018 yılında 303.9 milyar kWh olarak gerçekleşmiştir. Kurulu güç ve üretim kapasitesindeki artışa rağmen, enerji ihtiyacı aynı oranda artmamış dolayısıyla gerçekçi verilere dayanmadan yapılan plansız yatırımlar nedeniyle elektrik üretiminde arz fazlası meydana gelmiştir. 

Enerji sektöründeki yatırımların finansmanında kullanılan banka kredilerinin geri ödenememesini hangi nedenlere bağlıyorsunuz? Enerji üretim maliyetlerinde bir artış var mı? Maliyet artışı dışında hangi değişkenler mevcut?

Sektörde kullanılan krediler döviz bazlı olduğu için yaşanan kur artışları bu kredilerin ödenmesini güçleştirmiştir. Yenilenebilir enerji dışında santrallara verilen satın alma garantileri enerji üretim maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Bu garantilerin yol açtığı maliyetin, 2018 yılı itibarıyla toplam tüketim içindeki payının yüzde 25`e kadar YEKDEM kapsamında, ayrıca diğer fosil yakıtlarla birlikte daha da yükseldiği belirtilmektedir.

Türkiye 1990`lı yıllarda yap-işlet ve yap-işlet-devret modeliyle kurulan satın alma garantili sistemin maliyetinden yeni kurtulacakken, nükleer dahil birçok santral için tekrar satın alma garantisi verilmek istenmesini anlamak mümkün değildir. Özellikle nükleer santrallar devreye girerse Türkiye diğer kaynaklara göre 2-3 kat pahalıya elektrik satın almak zorunda kalacaktır.

Nükleer santrale normalin 3 katı pahalıya alım garantisi

Örneğin Akkuyu Nükleer Güç Santralı, öngörüldüğü şekilde 2023 yılında bitirilmesi halinde toplam 4 bin 800 MW`lık kurulu gücü ile 35 milyar kWs güç daha devreye girecektir. Buna karşılık santrala 15 yıllığına 12.35 dolar/sent üzerinden alım garantisi verilmiştir. Bu rakam bugünkü piyasa fiyatlarının neredeyse 3 katına denk gelmektedir.

Türkiye`de enerji alanının ihtiyaca karşılık gelen bir rasyonellikte işlediğini düşünüyor musunuz? Bu işleyişi biraz açıklar mısınız?

Rasyonel bir işleyiş olduğunu düşünmüyorum. Yıllardır Türkiye`nin gerçekleri ve gereksinimlerini yansıtmayan projeksiyonlar ile çok fazla enerji yatırımı yapılmış, zaten kısıtlı olan kaynaklarımız atıl kalacak ya da kapasitelerinin çok altında çalışacak santrallar için harcanmıştır. Satın alma garantili zorunlu alımlar maliyeti artırmaktadır.

Bugün elektrikte açık değil, arz fazlası bulunmaktadır. EPDK`nın projeksiyonlarına göre mevcut yatırımlar 2030 yılına kadar tüm ihtiyacı karşılayabilecek düzeydedir. Buna rağmen yatırım aşamasında olan çok fazla proje de vardır.

Kayıp kaçak azaltılmalı ve enerji verimliliği artırılmalı

Yeni yatırımlardan ziyade enerji alanında çözüm bekleyen iki önemli sorun bulunmaktadır. Birincisi, dağıtımdaki kayıp ve kaçak oranı uygun bir seviyeye çekilmelidir. İkincisi, enerji verimliliği ve bu konudaki toplumsal bilinç yükseltilmelidir. Bu iki sorunun çözülmesiyle zaten çok ciddi bir kaynak sağlanacaktır. Bunun ardından da hangi kaynaklardan enerji üretileceğinin gerçekçi biçimde planlanması gerekmektedir.

Halkın elektrik faturalarına üst üste yapılan zamlar ve genel olarak enerji fiyatlarındaki artışın enflasyona etkisi gibi faktörleri düşündüğümüzde bu kötüye gidiş daha ne kadar sürecek?

Enerji fiyatlarındaki artışın önümüzdeki günlerde de devam etmesi beklenmektedir. Yıllardır sürdürülen neoliberal politikalar ve özelleştirmeler ile enerji alanı piyasalaştırılmış, kamunun düzenleyici ve denetleyici olarak görev yapmasının önüne geçilmiştir.

Elektirik zamları ve enflasyona etkisi devam edecek

Toptan alım-satım yaparak fiyatların aşırı yükselmesini önleyen Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) de geçen yıl kapatılmıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı`nın açıkladığı "Maliyet Bazlı Fiyatlandırma Mekanizması" uyarınca döviz kurlarında yaşanacak artışlar önümüzdeki süreçte de elektrik fiyatlarına zam, dolayısıyla enflasyon artışı olarak halkımıza yansıyacaktır.

Bankalara borçlarını ödeyemeyen enerji şirketleri çalışamaz hale gelirse nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalırız? Türkiye`yi bir enerji krizi mi bekliyor?

Enerji şirketlerinin 47 milyar dolar civarında kredi borçlarının olduğu, şu ana kadar ödenemeyen borç miktarının da 12 milyar dolar düzeyine çıktığı belirtilmektedir. Zor durumdaki şirketler için kamunun devreye girerek çözüm arayışını sürdürdüğü basına da yansıyan bilgiler arasındadır.

Acilen yeniden kamulaştırmalar yapılmalı

Borç batağındaki enerji şirketleri iflas ederse bir kriz çıkar mı sorusundan öte bize göre Türkiye zaten yukarıda da dile getirdiğimiz sorunlar nedeniyle uzun süredir bir kriz içinde bulunmaktadır. Özelleştirmenin acı sonuçları herkes tarafından görülmüş; EMO`nun yıllardır savunduğu üzere enerji alanının şirketlerin kar hırsı ile değil, kamu yararını hedef alan politikalarla yönetilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

Ülkemizin daha büyük açmazlarla karşılaşmaması için özelleştirme uygulamalarına son verilerek, acilen yeniden kamulaştırmalar yapılmalıdır.

HES`lerin ekonomiye son 17 yılda 174 milyar TL katkı sağladığı söylemlerini nasıl yorumluyorsunuz?

Üretimin temel girdisi olan enerjide dışa bağımlılık tüm sektörleri, dolayısıyla ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilemektedir. Cari açığı büyüten, istihdamı azaltan, halkın alım gücünü düşüren ve enerjinin pahalı kullanımına sebep olan dışa bağımlılığa karşı yerli kaynaklara öncelik veren ve ithalatı en aza indirmeye çalışan enerji politikaları uygulanmalıdır. Ancak burada kastedilen sınırsızca kullanım değil, bu kaynakların koruma-kullanma dengesi içinde gelecek nesillere aktarılabileceği bir sistemin oluşturulmasıdır.

HES yapılmasına ihtiyaç olmadığı ortadadır

EMO, Karadeniz Bölgesi`nde son dönemde su baskınları ve sel felaketlerinin artışıyla birlikte halkın HES`lere tepkisini göz önüne alarak, geçtiğimiz ay bölgeye teknik bir gezi gerçekleştirmiştir. Trabzon, Giresun ve Gümüşhane`deki bazı HES`lere gidilerek incelemeler yapılmış, yetkililerden bilgi alınmış ve yöre halkı dinlenmiştir. EMO`nun ilk izlenimlerine göre; yaşanan sorunların tamamıyla HES`lerden kaynaklandığı söylenemese de, dere yatakları değiştirilerek yapılan yatırımlar bölgenin ekolojik dengesini bozmuştur. Bugünkü "enerji fazlası" olgusu karşısında daha fazla HES yapılmasına ihtiyaç olmadığı ortadadır. EMO bu teknik incelemenin sonuçlarını bir rapor haline getirerek kamuoyu ile paylaşacaktır.

(www.16punto.com; 11.09.2019)

 

Bağlantılar

16punto.com/roportaj-enerji-sektorunde-kriz-buyuyor-acilen-yeniden-kamulastirmalar-yapilmali/
 


CEM TV - ANA HABER

04.10.2019
 


Çok Okunanlar


ELEKTRİKTE ZAMLAR HIZ KESMİYOR

ELEKTRİKTE ZAMLAR HIZ KESMİYOR

İLETİŞİMDEKİ DEPREM DAHA YIKICI OLDU!

EMO YÖNETİM KURULU’NDAN GAZİANTEP ŞUBE’YE ZİYARET

MEHMET MAK’A KUTLAMA ZİYARETİ

NKP MERSİN BULUŞMASI

EMO YÖNETİM KURULU DEMOKRASİ NÖBETİNE KATILDI

EMO MİSEM KOMİSYONU TOPLANTISI

`BU TOPRAKLARIN İHTİYACI ADALET, DEMOKRASİ VE BARIŞTIR`

19 EYLÜL MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI DAYANIŞMA GÜNÜ

Okunma Sayısı: 182


Tüm Yazılı Basında Odamız

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2019 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri