|
Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Fukuşima Felaketinin yıl dönümünde “Nükleer Cin Şişeden Çıkmaya Devam Ediyor” başlıklı bir açıklama yaptı. “İnsanlığın nükleer gibi pahalı kirli ve riskli teknolojilerden uzak bir gelecek kurmaya hem hakkı hem de ihtiyacı vardır. Çocuklarımıza nükleersiz bir gelecek bırakalım.” denilen açıklama haberimizin devamındadır.
 NÜKLEER CİN ŞİŞEDEN ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR Sonsuz, ucuz hatta bedava, zararsız masallarıyla gündeme gelen ve yıllar içinde dünyanın bazı yerlerinde devreye alınan nükleer güç santrallarının hiç de masum olmadığını zaman bize gösterdi. Önce ABD tarafından 1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki`ye atılan atom bombaları, sonrasında nükleer santrallarda yaşanan irili ufaklı kazalar gösterdi ki insan eliyle yaratılan felaketler listesinde nükleer de var. Özellikle Japonya hem atom bombalarına maruz kalmış hem de 2011 yılında Fukuşima nükleer santral kazasını yaşamıştır. Fukuşima`da yaşanan kaza, kendine nükleer uzmanı diyenlerin hiç beklemediği yerden gelen sınav sorusu gibiydi. Sözde her türlü önlemler alınıyor, riskler hesaplanıyor, yedek sistemler ve güvenlik mekanizmaları kuruluyor ancak hiç hesap edilmeyen bir sebeple tsunami dalgaları soğutma sistemlerini besleyen jeneratörleri devre dışı bıraktığı için nükleer kaza yaşanıyor. Esasen atık sorunu hâlâ kalıcı biçimde çözülememiş olan ve tüm önlemlere rağmen sızıntı riskleri nedeniyle ciddi tehlikeler barındıran bu sistemler, çoğu zaman vaat edildiği gibi ucuz bir enerji kaynağı da değildir. Nükleer santralların yüksek kurulum maliyetleri, uzun inşaat süreleri ve alım garantileri enerji fiyatları üzerinde önemli bir yük oluşturabilmektedir. Ülkemizde yapım aşaması devam eden Akkuyu örneğinde görüldüğü gibi, üretilecek elektriğin uzun yıllar boyunca belirli fiyat garantileriyle satın alınması tüketiciler açısından ciddi maliyetler yaratma potansiyeline sahiptir. Ayrıca nükleer enerjinin, teknoloji ve işletme süreçlerinin büyük ölçüde dışa bağımlı olması, enerji alanında gerçek bir bağımsızlık sağlamaktan ziyade yeni bir dışa bağımlılık ilişkisi yaratmaktadır. Öte yandan, son birkaç yıl içinde yinelendiği gibi nükleer santrallar bir yandan çatışmalı zamanlarda saldırı hedefi olarak seçilebiliyor bir yandan da nükleer teknolojiye sahip olma kapasitesi bazı ülkelere saldırı için gerekçe olabiliyor. Yaşanmış nükleer santral kazaları da cabası. Son günlerde Ortadoğu`da ABD-İsrail saldırganlığı sonucu yaşanan sıcak savaşın önemli parametrelerinden birisi olan İran`ın nükleer silahlardan uzak tutulması iddiası başlı başına kara mizah niteliğindedir. "Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı" atasözümüzde olduğu gibi, nükleer silaha sahip olan emperyalist ABD ve İsrail Gazze`de, Venezüella`da ve dünyanın başka coğrafyalarında yaptıkları katliamların ve operasyonların hesabını vermeden İran`a ayar vermek istiyor. Elbette baskıcı ve diktatoryal İran rejiminin savunulacak tarafı yoktur ancak İran halkının özgürlüğü ABD`den ithal yoluyla gelmeyecektir. İnsanlığın nükleer gibi pahalı kirli ve riskli teknolojilerden uzak bir gelecek kurmaya hem hakkı hem de ihtiyacı vardır. Bir daha Hiroşima ve Nagazaki istemiyoruz. Bir daha Three Mile Island, Çernobil veya Fukuşima felaketlerini yaşamak istemiyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde nükleer silah ve nükleer santral istemiyoruz. Çocuklarımıza nükleersiz ve temiz bir gelecek bırakalım. EMO Ankara Şubesi 28. Dönem Yönetim Kurulu 11.03.2026
 |
Fotoğraflar |
|
|
|
|
|