MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 ADANA ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 ADANA   HATAY   OSMANİYE 
 

 
MİSEM ONLİNE BAŞVURU
 
YALNIZ DEĞİLSİN

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

EMO ADANA ŞUBESİ "ENERJİNE SAHİP ÇIK, GELECEĞİNİ KARATMA" KAMPANYASI İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAPTI.


BASINA VE KAMUOYUNA  

"ENERJİNE SAHİP ÇIK, GELECEĞİNİ KARARTMA"  

Elektrik Mühendisleri Odası olarak 26 Aralık 2006 tarihinde "Enerjine Sahip Çık, Geleceğini Karartma" adlı bir kampanya başlatmış bulunuyoruz. Neden böyle bir kampanya düzenlediğimizi kamuoyu ile paylaşmak istediğimiz için sizleri buraya davet ettik.
Ancak bu konuya girmeden önce bir açıklama yapma gereğini duyuyoruz. Bildiğiniz gibi Başbakan Erdoğan‘ın Lübnan dönüşünde "Enerji dağıtımında özelleştirmeyi şu anda düşünmüyoruz. Özel sektör zam yapar, faturası hükümete çıkar" demesi 19 Ocak 2007‘de yapılacak 3 bölgenin Elektrik Dağıtım ihalesinin erteleneceğinin sinyalini vermişti. Erteleme 9 Ocak 2007‘de Bakanlar Kurulu‘nda kararlaştırıldı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından uygulamaya konuldu.
ÖİB ve Enerji Bakanlığı‘nın erteleme gerekçeleri içinde, Elektrik Dağıtım hatlarının yer altına alınması için yapılan yatırımların tamamlanması görüşü yer almaktadır. Eğer bu yatırımlar kamu tarafından yapılacaksa o zaman neden özelleştirmeye çıkıldığı sorusu yanıtsız durumdadır. Bugüne kadar yapılmayan yatırımların hemen özelleştirme öncesinde yapılmaya kalkılması, elektrik dağıtım şirketlerinin sorunsuz ve karlı olarak özel şirketlere devredilmesi kaygısından başka bir anlama gelmemektedir. Bu da özelleştirmelerin, öz itibariyle kamunun değerlerinin özel sermayeye aktarılması olduğunu ileri süren görüşleri doğrular niteliktedir.
Şimdi kampanya ile ilgili açıklamalarımıza dönersek; böyle bir kampanya düzenleme gereğinin anlaşılabilmesi için öncelikle elektrik alanında mevcut durumu değerlendirmek istiyoruz.  

YATIRIM YAPILMIYOR, KARANLIKTA KALACAĞIZ  

Bugün Türkiye, elektrik alanındaki özelleştirme uygulamaları nedeniyle karanlıkta kalma tehdidiyle karşı karşıyadır. EPDK Eylül 2006 itibariyle 6 bin 586 megavatlık yeni tesis için lisans vermiştir. EPDK Başkanı Yusuf Günay‘ın en son 10. Enerji Kongresi‘nde yaptığı açıklamaya göre bu lisansların 1600 megavatlık bölümü işletmeye girmiştir. Yani EPDK‘nın lisanslama faaliyetine başladığı ve kamunun yatırım yapmasının yasaklanmış olduğu dönemde yıllık ortalama 400 megavat kurulu güçte özel sektör yatırımı faaliyete geçebilmiştir. Bu ise, 2006 yılı ilk yarısı itibariyle Türkiye‘nin kurulu gücünün yalnızca yüzde 1‘ine denk gelmektedir. Oysa, düşük senaryoyu baz alsak bile yıllık 2 bin 520 megavat kurulu güçte santral yapımı gerekmektedir. Bildiğiniz gibi Enerji Bakanlığı, yüksek senaryoya göre enerji talebinin yıllık yüzde 8.4, düşük senaryoya göre ise yüzde 6.3 artacağını varsaymaktadır.
EPDK‘nın yatırımları denetlediği iddiaları ise gerçeklikten uzaktır. Kendi internet sitelerinde yayımladıkları 167 adet inşa halindeki santralden 28 tanesinin inşa süreci hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını açıklamaktadırlar. Bu nedenle bir an evvel kamunun yatırım yapabilmesini yollarının açılması gerekmektedir. Arz güvenliği özel sektöre bırakılamayacak kadar önemlidir.  

 ÖZEL SEKTÖR PAHALI ELEKTRİK ÜRETİYOR  

Bu yılın ilk yarısı itibariyle elektrik üretiminde kamu santralleri toplam kurulu gücün yüzde 57.6‘sına sahip olmasına karşın üretimdeki payları yüzde 47.4‘e geriletilmiştir. Yani üretimin yüzde 52.6 ile yarıdan fazlası özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Özel sektör tarafından pahalı elektrik üretiminin yansıması bugün TETAŞ‘ın fiyatlarını önce yüzde 23 ardından 2007 yılından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 8 düzeyinde artırmasına neden olmuştur. Daha dağıtım özelleştirme süreci başlamadan tüketicilere yansıtılacak zam tartışması başlamıştır.
TETAŞ, 2005 yılında özel sektör santralleri olan Yİ‘lerden 6.67 cente, YİD‘lerden 8.26 cente, işletme hakkı devredilen santrallerden 6.18 cente elektrik satın alırken, kamu santrallerinin bu yılın ilk yarısı itibariyle bile ortalama üretim maliyetleri 4.4 cent olmuştur. TETAŞ‘ın özel sektörden yaptığı alımlarla, bu yıl için beklenen ortalama birim maliyeti 8 cent ile neredeyse kamu santrallerinin üretim maliyetinin 2 katıdır. Görüldüğü gibi üretimdeki özelleştirme kamuya ve halka pahalı elektrik olarak geri dönmüştür. Bu süreç dağıtım özelleştirmelerinin de yapılmasıyla katlanarak devam edecektir.  

 SAADET ZİNCİRİ  

Elektrik alanında özelleştirme ve piyasalaştırma talebiyle oluşturulan sistem zaten pahalı elektriği ve zamları kaçınılmaz kılmaktadır. Önce üreticinin maliyetleri+kar, sonra toptan satış şirketinin işletim giderleri+kar, iletim sistemi maliyeti+kar, ardından dağıtım sistemi giderleri+kar, perakende işletim giderleri+kar olmak üzere yeni bir saadet zinciri öngörülmektedir. Bu şirketlerin hiç yatırım yapmadıklarını düşünsek bile, üreticiden başlayacak olursak yakıt ve işletim giderlerinin 100 birim olduğunu varsayalım. Üreticinin yüzde 10 kar payı eklendiğinde fiyatı 110 birime ulaşan üretilmiş elektrik, önce toptan satıcıya gittiğinde, burada yüzde 10‘luk kar payı ve işletim gideri ile 133.1 birim fiyata ulaşacaktır. İletim sisteminden geçerken de önce yüzde 10 işletim gideri ardından yüzde 10‘luk kar payı ile 174.2 birime, dağıtım ve perakende hizmeti için de 2005 yılı verileri üzerinden yüzde 20 işletim gideri olduğu dikkate alındığında 209 birime, bunun üzerine yüzde 10‘luk önce dağıtım karı, ardından da yine yüzde 10‘luk perakende kar payı eklendiğinde yaklaşık 253 birim fiyata kadar yükselecektir.
Görüldüğü gibi 100 birimlik üretim maliyeti olan elektrik, araya girecek çeşitli özel sektör kuruluşlarıyla yaklaşık 2.5 katına tüketiciye satılacaktır. Bunun üzerine vergi ve fon payları da eklendiğinde birim maliyet 300‘e kadar ulaşabilecektir.
Kamu, tek elden bu işi yürütüyor olsa idi, 100 birime üretilen elektrik, toptan satış şirketine gerek kalmaksızın iletim ve dağıtım şebekelerine sunuluyor olacaktı. Bu durumda iletim ve dağıtımın işletim giderleri dikkate alınırsa iletim işletim gideriyle 110, üzerine dağıtım işletim gideriyle de 132 birime ulaşacaktı. Elektrik hizmetinin kar esasına dayandırılabilecek bir iş değildir. Ancak yeni yatırımlar için de yüzde 10 kar payı eklediğimizde elektriğin 145.2 birim fiyatıyla tüketiciye sunulması söz konusu olabilecektir ki bu fiyat piyasa mantığıyla ulaşılan fiyatın yaklaşık yarısı düzeyindedir. Kaldı ki bu hesaplamada üretim maliyetleri özel sektör ve kamu elinde aynı sayılmıştır. Oysa yukarıda verdiğimiz elektrik satış fiyatlarında da görüldüğü gibi özel sektör kamudan çok daha pahalıya elektriği satmaktadır. Bu da kamu elinde üretimin yapılması durumunda fiyatların bir o kadar daha düşeceğini göstermektedir.  

3 BÖLGE İLE ÖZEL SEKTÖR KARA, KAMU ZARARA GEÇECEK


Dağıtım bölgelerinin özelleştirme gerekçeleri de gerçekleri yansıtmamaktadır. Öncelikle kayıp-kaçak oranlarını dikkate alan bir bölgesel planlama yapılmamış, bu yapılmadığı gibi kayıp-kaçak oranı Türkiye ortalamasının altında ve görece karlı 3 bölge öncelikle satışa çıkarılmıştır. Bu 3 bölgenin 2005 yılı vergi sonrası karı, 195 milyon 870 bin YTL‘dir. 20 bölgeden oluşan TEDAŞ‘ın 162 milyon 183 bin YTL olan vergi sonrası karından bu 3 bölgenin karı düşüldüğünde TEDAŞ 33 milyon 688 bin YTL zarara geçmektedir. Görüldüğü gibi kamunun zararına yol açacak bir özelleştirme yöntemi belirlenmiştir. Önümüzdeki yıllarda TEDAŞ adına halkın vergilerinden her yıl artan miktarda tutar kamu zararı olarak ödenecektir. Ancak bu arada 3 bölgeyi satın alan şirket ya da şirketler karlarına kar katacaklardır.
Nitekim bugüne kadar yapılan elektrik alanındaki özelleştirmelerde özel sektör karı, kamu zararı üstlenmiştir. Kamunun zarar tablosu milyarlarca dolara ulaşmıştır ve bu zararla Türkiye‘nin yatırım açığını çoktan kapatması mümkündür. Bu hesabı sizlere dağıttığımız kitapçıkta ortaya koyduk.  

 40 KALEMLİK FATURA HALKA YANSITILACAK  

Nitekim özelleştirme için belirlenen yöntemde dağıtım ve perakende işini üstlenecek, üzerine istediği kadar üretim hakkına da sahip olarak yatay ve dikey olarak tekelleşme olanağı verilen bu şirketler, 40 kalemden oluşan her türlü giderlerini tarife aracılığıyla halktan tahsil edeceklerdir. Bu kalemler içerisinde işletim giderlerinin dışında yatırım ve işletme hakkı devir bedeli de öngörülmektedir. Yani şirketler, dağıtım bölgeleri için ihalede belirlenecek tutarın tamamını, fazlasını ya da bir bölümünü işletme hakkı devir bedeli olarak halktan tahsil edeceklerdir. Yapacakları yatırım maliyetlerini de tarifeler aracılığıyla halktan toplayacaklardır. Kamunun kaynağı bulunmadığı söylemi bu noktada geçerliliğini yitirmektedir. Özel sektöre yalnızca kredi bulma işi düşmektedir ki, devletin kredi bulması durumunda çok daha ucuz faizle kredi bulabileceği açıktır. Dolayısıyla özel sektör aracılığıyla yapılacak yatırımlar ülkemize pahalıya mal olacaktır.  

BATIK ENRON DA İHALEDE  

3 dağıtım bölgesinin özelleştirilmesi için açılan ihalede, "şeffaflık" ilkesine aykırı olarak hangi kriterlere dayandığı belli olmayan bir biçimde şirketlere ön yeterlilik verilmiştir. Başvuran şirketler incelendiğinde Elektrik Mühendisleri Odası‘nın bugüne kadar dağıtım özelleştirmeleri konusunda gündeme getirdiği tekelleşme ve kamu hizmeti açısından kaygılarının ne kadar geçerli olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.   Ön yeterlilik verilen şirketlerden biri olan Prisma‘nın aslında batık Enron‘u devralan bir şirket olduğu belirlenmiştir. Enron‘un finansal oyunlar dahil olmak üzere bulaştığı yolsuzluk ortaya çıkmış, bunun bedelini ise Kaliforniya eyaletinde yaşayanlar ödemişlerdir. Kaliforniya‘da 27 Şubat 2001‘de yaşanan ve o bölgedeki abonelerin yalnızca yüzde 2‘sini kapsayan kesintinin bedeli 45 milyar dolar olmuştur. Prisma bu batık Enron şirketini devralmış olan bir şirkettir. Prisma‘nın yalnızca geçmişi değil, bugünü de karanlık görünmektedir. Prisma‘nın sahibi Ashmore Energy International Limited olarak görülmektedir. Bu şirketin adresi ise Cayman adalarıdır. Ashmore‘un arkasında ise bir yatırım fonları yönetim şirketi görünmektedir.   İhaleye giren E.ON, Avrupa‘nın en büyük 3 tekelinden birisidir. Almanya kökenli olan bu şirket, 26 ülkede faaliyet göstermekte olan çok uluslu bir şirkettir. Yine Almanya‘nın 3. büyük enerji şirketi olan EnBW‘de ihaleye katılmaktadır. Bu şirketin yüzde 45 hissesi Avrupa‘nın 3 büyük tekelinden birisi olan EDF‘ye aittir. EnBW, 5 ülkede faaliyet göstermektedir.   İtalya‘nın en büyük şirketi olan ve bir kamu şirketi görünümündeki Enel de, Türkiye‘de kamu mülkiyetinden çıkarılmak istenen 3 bölge için ön yeterlilik almış, Avrupa‘daki 7 büyük şirketten birisidir. Kuzey Amerika ve Latin Amerika‘da da faaliyet gösteren Enel, Bulgaristan, Slovakya, Romanya ve Rusya‘da da enerji alanında çeşitli ortaklıklara sahiptir. Enel‘de kontrol yetkisi kamuya aittir. Enel‘in yüzde 21.4‘ü doğrudan İtalya Ekonomi Bakanlığı‘na, yüzde 10.2‘si de dolaylı bir şekilde devlete aittir. Kalan paylar da yatırım fonları, sigorta fonları, emeklilik fonları gibi çeşitli kuruluşların elindedir.
Türkiye‘den ön yeterlilik alan şirketlerin ise, yabancı şirketlerle ortaklık kurma arayışında oldukları görülmektedir. Bu durum tek başına yerli şirketlerin bu ihaleyi alma şansları olmadığını gösterdiği gibi, yabancıların yanında yerli şirketlerin de taşeron olacağı izlenimini yaratmaktadır.
Tüm bu gerçekler ortada dururken, ÇEAŞ, AKTAŞ gibi yaşanmış örnekler bu kadar taze iken, aynı hatalı uygulamada ısrar etmenin mantığını anlayamıyoruz. Bir ülkenin geleceğini yakından ilgilendiren bir alan olarak enerji politikalarının, çeşitli lobilerin talepleriyle değil, kamu yararı gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle kamuoyuna "Enerjine Sahip Çık, Geleceğini Karartma" çağrısında bulunuyoruz. Kampanya çerçevesinde http://www.enerjinesahipcik.org/ adresinde bir web sitesi hazırladık.


ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ

· 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu ile kaos ortamına sürüklenen Elektrik Enerjisi Kurumları yeniden bütünlüklü bir yapıya kavuşturulmalıdır.

· Enerji alanında yeni bir yapının inşa edilmesinin yolu, sağlıklı verilerin elde edilebileceği, gerçekçi değerlendirme ve planlamanın yapılabileceği ortamın yaratılmasından geçmektedir. Bunun için de IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların ve şirketlerin baskısından uzak, bağımsız, Türkiye‘nin kendine özgü koşulları ve ihtiyaçlarına göre planlama yapılmalıdır. Bu anlamda bir planlama ve uygulamayı gerçekleştirebilecek tek adres kamudur.

· Bir ülkede enerji politikalarının belirlenebilmesi için büyüme öngörülerinin gerçekçi olması şarttır. Sanayi, tarım, ulaşım gibi enerji kullanımı açısından önem taşıyan alanlar birlikte ele alınmalı, dış politika dahil olmak üzere izlenecek politikalar için bütünlüklü bir çerçeve çizilmelidir.

· Yıllar itibariyle yüzde 40‘ları aşan sapmalar gösteren elektrik talep tahminleri yok sayılarak, bütüncül planlamalar doğrultusunda ülke koşullarına uygun yeni modeller geliştirilmeli ve gerçekçi talep tahminleri ortaya konulmalıdır. Türkiye‘nin öz kaynak potansiyeline ilişkin yıllar öncesine dayanan veriler güncellenmelidir. Kaynak potansiyelimiz gerçekçi bir şekilde yeniden ortaya konulmalıdır.

· Elektrik ihtiyacının karşılanmasına yönelik yatırım planlamasında, yerli kaynaklara öncelik verilmelidir. Bugün elektrik üretiminde yüzde 50‘leri aşan dış kaynak bağımlılığı hızla azaltılmalı, yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi için kamu eliyle yatırımlar yapılmalıdır.

· Kaynaklarımızın verimli ve en etkin şekilde değerlendirilebilmesi için tek elden yatırım yapılmalıdır. Şirketlerin karlı gördüğü alanlara yatırım başvurusu yaptığı, ekonomik bulmadığı kaynaklarımızı atıl durumda bıraktığı bugünkü modelden derhal vazgeçilmelidir.

· Dünyadaki eğilimlerin ışığında enerji kaynaklarında çeşitlendirmeye gidilmelidir. Geleceğin enerji kaynakları olarak görülen çevreyle uyumlu güneş, rüzgar, jeotermal gibi kaynaklar değerlendirmeye alınmalıdır.

· Enerji alanında teknolojik gelişimin sağlanabilmesi için araştırma-geliştirme çalışmalarına kaynak ayrılmalıdır.

· Bilim adamlarımıza daha fazla araştırma yapma olanağı sağlanmalıdır.

· Enerjinin etkin kullanımının sağlanması için Enerji Tasarrufu ve Verimlilik Yasası çıkarılmalıdır. Bugün yüzde 20‘ler düzeyinde olan elektrik kayıp ve kaçak oranları OECD ortalaması olan yüzde 6 seviyelerine çekilmelidir.

• Tüm bunların sağlanabilmesi için elektrik dağıtım bölgeleri başta olmak üzere enerji alanındaki tüm özelleştirmeler derhal durdurulmalı, enerji alanında yeniden kamulaştırma hareketi başlatılmalıdır.

  17.01.2007
EMO ADANA ŞUBESİ
YÖNETİM KURULU



EMO ADANA ŞUBE YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET MAK, ELEKTRİK KESİNTİLERİ VE KAYIP-KAÇAK KONUSUNDA DEĞERLENDİRMELERİ

13.11.2014
 


Çok Okunanlar


Okunma Sayısı: 1310


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2024 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ : emo.merkez@hs01.kep.tr

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.