MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 GAZİANTEP ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 ADIYAMAN   GAZİANTEP   KAHRAMANMARAŞ   KİLİS 
 

 
FORMLAR
 
ŞUBEMİZ ÜYELERİNE FİRMALAR TARAFINDAN YAPILAN İNDİRİMLER VE SÖZLEŞMELER
 

EMO Gaziantep Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 7

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

ŞUBEMİZ YÖNETİM KURULU GELİŞEN OLAYLAR ÜZERİNE BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ.


YAZILI BASINDA ODAMIZ


 
Şubemiz Yönetim Kurulunca son günlerde gelişen olaylar ve özellikle TMMOB Yasasında baskınla yapılan değişiklikler üzerine Basın Toplantısı düzenledi. Grand Hotelde yapılan Basın Toplantısına Yerel yazılı ve Görsel Basının Temsilcileri katıldılar.
 

Değerli Basın mensupları,

Öncelikle sizlerin ve bütün Müslüman aleminin Ramazanını kutluyor Dünyaya, Ülkemize, Milletimize, Hemşerilerimize, Barış, Sağlık ve esenlikler getirmesini diliyorum.

MISIR‘DA YAPILAN DARBEYİ VE KATLİAMLARI KINIYORUZ.

Takip ettiğimiz üzere son dönemde dünya gündemi son derece yoğun ilerlemekte ve maalesef üzücü olaylara da şahitlik etmekteyiz. Özellikle Ortadoğu‘da  gelişen olaylar, İslam aleminin kargaşa ve kavga içinde kaynamaya başlaması, önemli bir süreçten geçtiğimizin  işaretidir. Şiddeti temel alan, Üç büyük dine mensup olanları birbirine düşürmek isteyen  zihniyetlerle karşı karşıyayız.

Halkının çoğunluğu Müslüman olan demokrasiyle idare edilen ülkemiz, hem Mısır hem de bölge ülkeleri için çok önemli bir referanstır. Ancak bölgenin parlayan yıldızı Türkiye‘yi de kaosa sürüklemek için gerek dış, gerek iç güçler ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu oyunun bozulmasının, söz konusu kirli odakların etkisinin ortadan kaldırılmasının ve Halkımızın birlik olarak huzur içinde yaşamalarının tek yolu, bu tür oyunlara gelmemek, sağduyunun hakim olmasıdır.

Yaşananlar gösterdi ki; Mısır‘da yaşananlara darbe diyebilen tek bir batılı liberal demokrasi yok. Yıllarca darbe karşıtı olan ABD ve AB ülkeleri bu konuda dünyada baş komiserlik yapmışlardı, aslında  bugüne kadar iyi rol yapmışlar.

Bildiğiniz gibi kardeş Ülke Mısır‘da maalesef kan gövdeyi götürüyor ve yakın bir zamanda da düzelecek gibi görünmüyor. Herkes bu kanlı darbeden kendini haklı gösterecek mesajlar çıkarmaya çalışıyor. Halbuki tek bir gerçek var o da demokrasiye indirilen darbe ve Mısır halkına yapılan katliamlar. Türkiye‘deki 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül ‘de ülkemizde yaşanan her darbenin Türkiye ‘yenin onlarca yılını kaybettirdiği bilinci ile Mısır‘da yaşanan darbeye ve her türlü darbeye şiddetle karşı çıkıyoruz. Bizler demokrasiyi savunuyor ve bu doğrultuda hareket ediyoruz.  Yaşam ile ölüm ne kadar birbirinin zıttıysa, darbe ile demokraside  bir bu kadar fazlasıyla birbirinin zıttıdır.

Ben Elektrik Mühendisleri Odası Gaziantep Şubesi olarak Mısır‘ da yapılan darbe ve katliamları şiddetle kınıyorum.

GECE YARISI OPERASYONLARIYLA MÜHENDİSLİK YOK EDİLİYOR

TBMM‘de 9 Temmuz 2013‘te gece yarısı önergeyle görüşülmekte olan Torba Yasa içerisine meslek odalarımızı, mesleğimizi ve meslektaşlarımızı ilgilendiren kimi hükümler eklenmiştir. İktidarın demokrasi karşıtı uygulamalarının yeni bir örneği olan bu yasa hükmüyle, Odalarımızın mesleki denetim yapma yetkileri ortadan kaldırılmak istenilmekte, serbest müşavir mühendislik ve büro tescil belgesi vermesine yönelik mevzuatı yok sayılmaktadır.

Çıkarılan bu yasanın TMMOB‘ nin ülke ve dünya gündemiyle ilgili konularda almış olduğu tavırın özellikle Gezi Parkı olaylarının çok büyük etkisi bulunduğuna inanıyoruz. Madem demokrasiden hatta ileri demokrasiden bahsediyoruz, o zaman tehammül etmeyi ve hemen bu ve bunun gibi olayları bahane edip kamu yararını hedef almış  meslek odalarını pasifize etmenin nasıl bir açıklaması olabilir ki?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘ndan yapılan açıklamada ve yasa önerisinin görüşülmesi sırasında iktidar milletvekilleri tarafından yapılan konuşmalarda, mesleki denetim uygulamasının mimar ve mühendisler tarafından istenmediği, çok sayıda şikayete neden olunduğu ve haksız olarak alınan denetim bedelinin ortadan kaldırıldığı iddia edilmektedir. Çeşitli nedenlerle mesleki denetim uygulamasına karşı olan meslektaşlarımızın bulunması, demokratik bir ortamda son derece olağan bir durumdur. Ancak serbest çalışan meslektaşlarımızın mesleki faaliyetlerinin bir güvencesi olan ve kamusal denetim sağlanan mesleki denetim uygulamasının meslektaşlarımızın onay ile yürütülmektedir.  Bu yönde Odamıza ulaşan ve halen ulaşmaya devam eden yüzlerce imzalı başvuru metni Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na gönderilmiş olmasına rağmen, meslektaşlarımızın iradesi yok sayılmıştır.

Gece yarısı operasyonuyla Odalarımıza yapılmak istenen darbe hukuksuzdur. Meslek örgütü olarak Anayasa, kuruluş yasası olan 6235 sayılı TMMOB Yasası ve yine Anayasa‘nın 124. Maddesinden aldığımız yetkiyle yürürlüğe koymuş olduğumuz yönetmeliklerimizi yok saymak hiç kimsenin haddine olmadığı gibi buna kimsenin gücü de yetmeyecektir.

Odalarımızın her kademesindeki yöneticilerinin herhangi bir ücret almaksızın gönüllü olarak bu görevlerini yürüttükleri de herkes tarafından bilinmektedir. Bu gerçeğe rağmen, TBMM çatısı altında "vekil" olarak bulunan bazı kimselerin TMMOB‘yi bir gelir kapısı gibi göstermesi karşısında suskun kalmayacağız.

GEZİ PARKI OLAYLARI PROVAKE EDİLDİ.

Gezi Parkı diye adlandırılan olaylar devam ediyor. Bu konu İktidarın dediği gibi ne sadece uzaktan yönetilen provakatif hareket, ne de muhalefetin veya bazı platformların dediği gibi masum bir protesto olayı. Masum başlayan ama sonradan çeşitli Örgütlerce terörize edilen bir hareket ile karşı karşıyayız. Türkiye‘deki belirli bir istikrar, refah ve  kalkınma ortamı bazı iç ve dış güçleri, batılı medya kuruluşlarını harekete geçirmiştir. Gezi Parkı‘ndaki masum insanların protestolarını fırsat bilip, ülkede kaos yaratarak,  hükümeti devirme girişimlerinin yeşille, ağaçla, çiçekle ilgisi yoktur. Tabi ki 31 Mayıs günü polis orantısız güç kullanmıştır, gaz kullanmıştır, Gezi Parkı‘ndaki çadırların yakılması kabul edilemez bir durumdur. Bu noktada sorumluların cezalandırılması gerekir. Devlet incitici olduğunu görmüştür. Ancak 31 Mayıs‘tan sonraki günlerde göstericilerin verdiği zararın maliyeti 100 milyar TL‘nin üzerindedir. Bu hareket Türkiye‘nin elektrik ve finans sistemine yönelik sistemli siber saldırılarıdır. Biz bu hareketi de kınıyoruz. Ülkemizin refah ve istikrarı için kaos oluşturan her türlü yapı ve örgüte karşıyız.

SURİYE KONUSU UNUTULDU,

Burada dikkat etmemiz gereken, gözden kaçırmamız gereken en önemli konu ise  "Gezi Parkı" ile başlayan rahatsızlık, Ülke, Millet ve Devlet güvenliğini yakından ilgilendiren Suriye sorunun gündemdeki önemini yitirmesine neden olmuştur. Suriye‘nin yaşadığı iç karışıklık, bu sebeple sınır güvenliğinin azalması, Suriye‘den Ülkemize giriş yapanların yeterli şekilde kontrol edilememesi, "mülteci" veya "misafir" statüsünde gelenlerin durumu, bu sırada Türkiye‘ye kaçak giriş yapanların yol açabilecekleri tehlikeler de gözardı edilmemelidir. Bu tehlikenin ne şekilde zarara dönüştüğü, boyutu ve ortaya koyduğu acı tablo, Hatay, Reyhanlı‘da kendisini net bir şekilde göstermiştir. Şehrimizde ise ev kiralarından, gayri menkullerde ki artışa, trafikde yaşanan kural ihlallerine, kaçak işçi çalıştırılmalarına göz yumulmakta bu tehlike için önlemler alınmalıdır.

BARIŞ SÜRECİNİ SONUNA KADAR DESTEKLEMELİYİZ.

Barış süreci ile ilgili olarak her kesim kendine göre farklı yorumlar yapmaya başladılar. Öyle algılar oluştu ki bu alternatif devlet kurulması, bölünme gibi söylamleri beraberinde getirdi. Asıl olan yarım asırdır devam eden terörün bitmesi, akan kanın durması değilmi. Eğer böyle ise bu süreci kim ne düşünce de olursa olsun sonuna kadar desteklemesi gerekmezmi. Fakat, "Barış süreci" adı ile yürütülen uzlaşma serüveninde asıl olan, eşit bir şekilde tüm vatandaşların ve insanların hak ve hürriyetlerinin, kültürlerinin, inanç, fikir ve yaşam biçimlerinin, birlik, beraberlik ve bütünlüğün gözetilmesi suretiyle korunup geliştirilmesi ve bugüne kadar yapıldığı düşünülen yanlışlardan dönülmesidir. Bunun dışında bir amaç ve hedef olamaz.

Kimlik, ırk, cinsiyet, inanç veya insanların birbirini ayrıştırmaya çalıştığı özelliklerden hareketle; ayrı polis teşkilatı, askeri güç, eyalet sistemi, farklı eğitim-öğrenim yapılanmasının hedeflenmesi, ayrı bayrak altında toplanma, halkın kamu kudretini kullanma yetkisini verdiği devletin elinden bu yetkinin alınmaya çalışılması ve bunun da olağan bir durum olarak gösterilmesi mümkün değildir. Üniter yapıya sahip bir ülkenin, hangi yerinde olursa olsun ayrı bir kolluk teşkilatlanmasına gidilemez.

Terör örgütünün silahlarını teslim etmek ve varlığına son vermek yerine, maddi güç, üye ve sempatizan toplamaya devam etmesi ile toplumun kavuşmak istediği barış, huzur ve güven ortamının bir ilgisi bulunmamaktadır. "Barış süreci" bu demek değildir. Bu süreçte, Devletin kamu kudretini kullanma yetkisi ve üniter yapısı hiçbir şekilde tartışmaya açılmamalı ve zaafa uğratılmamalıdır.

"Barış süreci" adı altında yürütülen "uzlaşma" ile ilgisi bulunmayan istek ve eylemler, Anayasa ve kanunlarda dayanağa sahip olmadığı ve aksine emir, yasak ve yaptırımlarla desteklendiğinden ve Millet tarafından da hiçbir şekilde benimsenmediğinden, bireyleri bu tür eylemlere azmettirenlerin ve bu eylemleri icra edenlerin, Ülkenin diğer yerlerinde suç işlediği iddia edilen insanlara yapılan yasal muamele ne ise aynı muameleye tabi tutulmak suretiyle adalet önüne çıkarılması elzemdir. Aksi halde, "hukuk devleti", "eşitlik", "adalet" ilkelerinin zedelenmesi ve kamu kudretini kullanan Devlette zafiyet yaşanması kaçınılmazdır.

Aksi halde, bugünleri dahi arayacağımızı şimdiden söylemek isterim. Hiç kimse, kuzu postuna bürünüp, kurt pozisyonunda hareket edenlerin eylemlerini "iyiniyetli" olarak değerlendirip, gerçekleri bulandırmamalı ve aşırı iyimserlik göstermeye çalışmamalıdır. Bu noktada elbette, insan hak ve hürriyetlerinin korunup geliştirilmesine yönelik düşünce açıklamaları, bu yönde gösterilen çabayı, kamu huzuru, barışı ve düzeni için atılan adımları desteklemek gerekir. İtiraz ve kaygı, amacından saptırılıp farklı niyet ve istekleri, demokratik hukuk toplumunun sağladığı nimetleri kötüye kullanan ve sistemi zedelemeye çalışanlardan kaynaklanmaktadır.

 MARKA ŞEHRİMİZ GAZİANTEP‘İN SORUNLARI NE OLACAK

KAMİL OCAK STADYUMUNUN ALANI: Bildiğiniz gibi son günlerde inanılmaz bir İmar tadilatı faciası yaşıyoruz. Kamil Ocak Stadyumunun yeri yeni yapılacak olan Stadyum İnşaatı için TOKİ‘ye devredilmişti. Şimdi öğreniyoruz ki Gaziantep Belediyelerinin ve yetkililerinin bilgisi olmadan bir İmar Planı değişikliği yapılarak burası serbest yükseklikte ve yoğunluklu konut+ticaret alanına dönüştürülerek Gaziantep‘in kalbine bir hançer misali saplanacakmış.

Bu alan yaklaşık 41.000 m2 büyüklüğündedir ve konut yapılırsa 2.000 adet 100 m2 lik konut sonrası oluşacak yaklaşık 8.000 nüfus ve 2.000 araç gibi bir kaos oluşumunu gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?

ŞEHRİN İÇERİSİNDE Kİ YÜKSEK GERİLİM HATTI :Sağlıklı yaşam parkındaki Y.G tehlike saçıyor, Büyükşehrimize yakışmıyor, bunu defalarca dile getirdik, buradan Sayın Bakanım ve ilgili kişilere sesleniyorum. Artık bu konuya da çözüm bulunsun. Birilerini suçlayacağımıza bu kadar yatırımlara para aktarana kadar bu konunun da bir önce çözülmesini arzu ediyoruz.

Her ülkede ,her toplumda olduğu gibi ülkemizde de doğru ile yanlış zaman zaman birbirine karışabilmektedir. Maalesef hak ve hürriyetlerin suistimali, karşılıklı suçlama, saf tutma, ötekileştirme, itibarsızlaştırma, küçümseme ve iş sıkışıklığa geldiğinde lüzumundan fazla taviz verme, gerçek niyetinin ne olduğu bilinmeyen birçok müdahaleye açık olma, sürekli tartışma konumuz ve alışkanlığımız haline dönüştü.

İnsanlarımızın huzursuzluk ve itirazları, iyi ile kötünün savaşı olarak görülmemeli, desteklediğimiz görüş lehine yapılan yanlışları haklı ve vicdanımıza uygun saymamalıyız. İnsanların farklı görüşlerde olması, ayrı yaşam biçimlerini, inanç ve kültürleri benimsemesi, bizi düşmanlaştırmamalı, ayrıştırmamalı ve ötekileştirmemelidir.

 

Dosyalar

Gaziantep Güneş (532 KB)

Gaziantep Haber Ajansı Bülteni (224 KB)

Gaziantep Hakimiyet (2504 KB)

Gaziantep Pusula (261 KB)

Gaziantep Sabah (3046 KB)

Gaziantep (Bölgesel) Yeni Çizgi (398 KB)



ŞUBEMİZ 10.DÖNEM FAALİYET SUNUMU

29.01.2016
 


Çok Okunanlar


ŞUBEMİZDE Y.G TESİSLERİNDE İŞLETME SORUMLULUĞU EĞİTİMİ DÜZENLENDİ

AKILLI ŞEHİR OLMAK BİZE UZAK MI?

GAMOB DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ DOLAYISIYLA ORTAK MESAJ YAYINLADI

BASIN AÇIKLAMASI

Okunma Sayısı: 822


Tüm Yazılı Basında Odamız

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18


 
 
KEY İnternet Hizmetleri