MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

VII. ELEKTRİK TESİSLERİ ULUSAL KONGRE VE SERGİSİ DÜZENLENDİ



 
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına EMO İzmir Şubesi’nin düzenlediği VII. Elektrik Tesisleri Ulusal Kongre ve Sergisi çalışmalarına 1 Kasım 2023 tarihlerinde düzenlene açılış oturumuyla başladı. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde 1-2-3 Kasım 2023 tarihlerinde düzenlenen etkinliğe ülke genelinden binlerce mühendis katılım sağladı. Mühendisliğin geleceğine ışık tutan etkinliğine açılışında, bilim insanları, üreticiler, tasarımcılar, uygulayıcılar ile kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya geldiğine vurgu yapıldı.
 

EMO İzmir Şubesi`nin düzenlediği VII. Elektrik Tesisleri Ulusal Kongre ve Sergisi (ETUK 2023) düzenlen açılış töreniyle başladı. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi`nde Anadolu Salonu`nda gerçekleştirilen açılış töreni Cumhuriyetin 100 yılı temalı sinevizyon ve Efem Gençlik ve Spor Kulübü`nün sergilediği  zeybek gösterisi ile başladı.

Gösterinin ardından kürsüye gelen EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Tamer, ülke genelinde binlerce mühendis ve teknik elemanı Cumhuriyetin 100. yılında İzmir`de buluşturmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: 

"Salgın döneminde ara vermek zorunda kaldığımız etkinliğimiz, uzun soluk bir hazırlık çalışmaları ile gerçekleştiriliyor. Emeği geçen, geçtiğimizi iki yıl boyunca hummalı çalışmaya katkı sunan tüm üyelerimize teşekkür ederim. Kongre kapsamında Aydınlatma Türk Milli Komitesi ile birlikte düzenlediğimiz XI. Ulusal Aydınlatma Sempozyumu ise yarın çalışmalarına başlayacak.  Bu vesileyle Aydınlatma Türk Milli Komitesi`ndeki değerli hocalarımız katkılarını da teşekkür ederiz. Etkinliğin tamamlanmasının hemen ardından sekizincisinin hazırlık çalışmalarına başlayacak olan arkadaşlarımıza, meslektaşlarımıza ve Odamızın emektarlarına şimdiden teşekkür ederiz."

Etkinlikte "Enerji Sektöründe Dijitalleşme", "Elektrikli Araçlar ve Şarj Teknolojileri", "Fotovoltaik Sistemler", "Yangın Algılama ve Alarm Sistemleri", "Enerji Mevzuatı", "Enerjide Depolama", "Yapı Elektronik Sistemleri", "Yıldırımdan Korunma", "Karbon Nötr Bina", "Ulusal Yeşil Sertifikası", "Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar", "Hidrojen Depolama Teknolojileri", "Endüstriyel Bakım Teknolojileri", "Yapay Zeka ile Kestirimci Bakım", "Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik", "Sanal Gerçeklik Tabanlı Mesleki Eğitim", "Kesinti Yönetiminde Dijitalleşme", "Akıllı Şebekelerde Enerji Verimliliği" gibi konuların ele alınacağını hatırlatan Tamer, telekomünikasyonun geleceği ise beşinci ve altıncı nesil şebekelerin masaya yatırılacağı oturumlarda irdeleneceğine dikkat çekti. 

Kongrenin deneyim aktarma köprüsü işlevini de gördüğüne vurgu yapan Tamer, Türkçe ve İngilizce olarak 3 salonda eş zamanlı sunum gerçekleştirileceğine dikkat çekti.  Alanlarında uluslararası tanınırlığa sahip mühendislerin sunacağı bildirilere ilişkin de bilgi veren Tamer, konuşmasını şöyle sürdürdü:  

"Son olarak 2019 yılında gerçekleştirilen ve kamu kurum ve kuruluşlarından, üniversitelerden, elektrik, elektronik, inşaat başta olmak üzere taahhüt, sanayi sektörlerinden yoğun katılımı ile gerçekleştirilen etkinlikte, yerli ve yabancı özel çağrılı konuşmacıların yer aldığı bildiri oturumları, özel oturumlar, paneller ve söyleşiler gerçekleştirilmişti. Katılımcılar, yalnızca akademik, teorik bildirilerin yanı sıra uygulayıcı mühendislerin bildirilerini ve firmaların projelerine ilişkin sunumlarını da içeren bir bilgi ve deneyim paylaşımı platformunun parçası olmuşlardır. Bu yıl içerik olarak daha zengin, daha büyük bir organizasyonla karşınızdayız. 

Ülkemizde bilim ve mühendisliğin gelişimine kolektif bir katkı sağlamayı hedefleyen Kongre kapsamındaki 1647 metrekarelik olanda gerçekleştirilecek sergiye de ulusal ve uluslararası ölçekte 59 firma, kurum ve kuruluş katılım sağlamaktadır. Firmaların geliştirdiği yeni teknolojiler ve çözümlerin, ülkemizin dört bir yanından katılımcılarla buluşturulması hedeflemekteyiz. Alanda faaliyet gösteren firmalar ile mühendisler ve diğer profesyoneller arasında iletişim olanağı yaratan sergide, güç kalitesi, otomasyon, AG-OG şalt malzemeleri, jeneratör, kesintisiz güç kaynakları, transformatör, kablo, güneş enerjisi ve exproof sistemleri, aydınlatma, otomasyon, yangın ve güvenlik ekipmanlarından, veri merkezi ve bina kontrol sistemlerine varıncaya kadar geniş bir ürün yelpazesi yer alacak. Ziyaretçilerimiz ayrıca sergi alanında ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Elektrik‘ başlığı altında düzenlenen bir fotoğraf sergisi de gezme şansı da yakalayacaklar.  

Kongre programı uzun soluklu kolektif çalışmanın ürünü olarak oluşturuldu. Kongre Yürütme Kurulumuz, teorik bilginin yanı sıra uygulamalara ilişkin bilgi ve deneyimlerin de paylaşılması için özel bir çaba sarf etti. Serginin yanında oturumlarda uygulamaya dönük bildirilerin sunulmasına gayret göstererek, bu önemli eksikliği gidermeye çalıştı. 

2009‘dan bu yana her iki yılda bir düzenlediğimiz kongremiz ile bir yandan geleceğin mühendisliğinin şekillendirmeye katkı sağlamaya çalışırken bir yandan da teknolojinin yaşamı olumlu yönde değiştirmesine vesile olmayı hedefliyoruz. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) olarak, hem toplum genel yararı hem de üyelerimizin mesleki hak ve sorunluluklarını korumak amacıyla ülkemizin Ar-Ge ve bilgi yoğun ekonomik politikalarıyla yönetilmesi için mücadele ediyoruz. Meslektaşlarımızın geliştirdiği teknolojiler, ürünler ve hizmetlerle güvenli bir çalışma hayatına ulaşmaya dönük çabalarımızı düzenlediğimiz bilimsel etkinliklerle sürdürüyoruz."

Mühendislik Yoksullun Panzehiri

EMO`nun "enerji" ve "bilgi iletişim teknolojileri" yoksulluğu ile mücadele ettiğine dikkat çeken Tamer, şöyle devam etti:  

"EMO olarak düzenlediğimiz, kongre, sempozyum gibi bilimsel ve teknik çalışmaların yanında meslek içi eğitimlerle ülkemizdeki mühendislik hizmetlerinin seviyesini artırmak için sistemli bir çalışma yürütüyoruz. Özellikle genç meslektaşlarımızın bilgi ve deneyim eksikliklerinin kapatmak için üniversitelerle birlikte yürüttüğümüz kolektif çalışmaların ışığında, ülkemizde Ar-Ge yapacak, katma değer üretecek, teknoloji geliştirecek mühendislik birikimi bulunduğunu vurgulamalıyım. Çocuklarımızın geleceği için çevreye, kentsel ve tarihsel dokuya saygılı, bilgi yoğun, teknoloji yoğun bir sanayileşme politikasını yaşama geçirilmeliyiz. Enerji yoğunluğunu ancak yüksek katma değerli, çevre dostu, yerli üretim teknolojilerine dönük bir Ar-Ge ve sanayileşme politikasıyla düşürülebiliriz. 

Teorik bilgilerin yanı sıra deneyimlerin de aktarılması için bir platform işlevini gören etkinliğimizin, ülkemizin mühendislik birikimini artırması ve bu birikiminin kamu yararına katma değere dönüşmesine vesile olmasını diliyoruz. Yoksulluğun panzehirinin teknoloji üretmek oluğunu vurgulayarak, uzun soluklu hazırlık çalışmalarını yürüten, 3 gün boyunca bildirileriyle bizleri bilgilendirecek tüm katılımcılara meslektaşlarımız adına teşekkür ederiz. Bilgilerini aktarmak için bu salonda toplanan bilim insanlarımıza, deneyimli meslektaşlarımıza teşekkür ederken, genç meslektaşlarımızın geliştirecekleri çözüm ve ürünlerle geleceği yaratacaklarına olan inancımızı bir kere daha vurgulayarak, sözlerimi tamamlıyorum. 

"EMO olarak düzenlediğimiz, kongre, sempozyum gibi bilimsel ve teknik çalışmaların yanında meslek içi eğitimlerle ülkemizdeki mühendislik hizmetlerinin seviyesini artırmak için sistemli bir çalışma yürütüyoruz. Özellikle genç meslektaşlarımızın bilgi ve deneyim eksikliklerinin kapatmak için üniversitelerle birlikte yürüttüğümüz kolektif çalışmaların ışığında, ülkemizde Ar-Ge yapacak, katma değer üretecek, teknoloji geliştirecek mühendislik birikimi bulunduğunu vurgulamalıyım. Çocuklarımızın geleceği için çevreye, kentsel ve tarihsel dokuya saygılı, bilgi yoğun, teknoloji yoğun bir sanayileşme politikasını yaşama geçirilmeliyiz. Enerji yoğunluğunu ancak yüksek katma değerli, çevre dostu, yerli üretim teknolojilerine dönük bir Ar-Ge ve sanayileşme politikasıyla düşürülebiliriz."

Telekomünikasyon altyapısındaki sorunların, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki dışa bağımlılık, erişim ve kullanım sorunları, ülkemizde mühendislik faaliyetleri açısından da büyük açmazlar yaratmaktadır. "Yapay zeka" "Endüstri 4.0" gibi kavramları etrafında tartıştığımız gelişmeler, ekonomik gelişimin yönünü belirleyici niteliktedir.  Bu etkinliğimizde telekomünikasyon şebekesine geleceğini birlikte irdeleyeceğiz. Beşinci ve altıncı nesil şebeklere ilişkin bildirilerle, geniş bant şebekelerin evrimi masaya yatırılacak. Yapay zeka kullanımı, milli teknoloji geliştirilmesi ve patentlenmesi konuları da irdelenecek. Dünya genelinde yaşanan bu dönüşümün gerisinde kalmamak için ne yazık ki bilimsel ve teknik gelişmelerin paylaşılması tek başına yeterli değildir. Bilgi yoğun bir ekonomik modele geçilmesi için düzenlediğimiz bilimsel etkinliklere mücadele etmeye devam etmeliyiz. 

Teorik bilgilerin yanı sıra deneyimlerin de aktarılması için bir platform işlevini gören etkinliğimizin, ülkemizin mühendislik birikimini artırması ve bu birikiminin kamu yararına katma değere dönüşmesine vesile olmasını diliyoruz. Yoksulluğun panzehirinin teknoloji üretmek oluğunu vurgulayarak, uzun soluklu hazırlık çalışmalarını yürüten, 3 gün boyunca bildirileriyle bizleri bilgilendirecek tüm katılımcılara meslektaşlarımız adına teşekkür ederiz. Bilgilerini aktarmak için bu salonda toplanan bilim insanlarımıza, deneyimli meslektaşlarımıza teşekkür ederken, genç meslektaşlarımızın geliştirecekleri çözüm ve ürünlerle geleceği yaratacaklarına olan inancımızı bir kere daha vurgulayarak, sözlerimi tamamlıyorum." 


Ulusal Aydınlatma Sempozyumu 

Tamer`in ardından kürsüye gelen Aydınlatma Türk Milli Komitesi (ATMK) Başkanı Prof. Dr. Rengin Ünver ise kongre kapsamında düzenlenen Ulusal Aydınlatma Sempozyumu`nun ise bu yıl on birinci kez düzenlendiği hatırlatarak, etkinliğin ilkinin 2001 yılında İzmir`de gerçekleştirildiğini belirtti. Etkinliğin ikincisinin ilk kez EMO İzmir Şubesi işbirliğiyle düzenlendiğini belirterek, bu yıl da bilimsel ve uygulama bilgilerini birlikte paylaşılacağını kaydetti. Sempozyumun EMO İzmir Şubesi ile birlikte uzun soluklu bir çalışma ile düzenlendiğine vurgu yapan Ünver, "Bu uzun soluklu verimli çalışmanın devam etmesini temenni ediyoruz" diye konuştu. Aydınlatma Türk Milli Komitesi`nin 80`ni kurumsal 178 üyesi olduğu bilgisini veren Ünver, Aydınlatma Türk Milli Komitesi`nin 28 yaşına girdiğini kaydetti. Milli komitenin Uluslararası Aydınlatma Komisyonu`nun çalışmalarına da etkin olarak katılım sağladığına vurgu yapan Ünver, Prof. Dr. Sermin Onaygil`in Uluslararası Aydınlatma Komisyonu`nun Başkan Yardımcılığına seçildiğini kaydetti. Sempozyumun "Geleceğin Aydınlatma Sistemleri ve Dijitalleşme" ana teması altında düzenlenecek olan XI. Ulusal Aydınlatma Sempozyumu`nun programına ilişkin bilgiler aktararak, konuşmasını tamamladı. 


Ulutaş: Tarihsel Bir Kırılmanın Eşiğindeyiz   

Ünver`in ardından konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş ise etkinliğin bilim dünyası ve mühendisleri buluşturduğuna değinerek, "Kongre ve sergimizde yeni teknolojiler ilişkin katılımcılar 3 gün boyunca bilgilendirilecek. Aramızdaki uluslararası uzmanlar da dünya genelinde oluşan mühendislik birikimini sunumlarıyla meslektaşlarımıza aktaracaklar. Bu uluslararası köprüyü bir kez daha oluşturmakta duyduğumuz mutluğu tekrar vurgulamak isterim. Kongremiz, bilim insanları, üreticiler, tasarımcılar, uygulayıcılar ile kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren ender etkinliklerden biridir. Bilimsel bildirilerin yanı sıra, uzman mühendisler tarafından gerçekleştirilecek uygulama ve proje sunumlarıyla, ülkemizin mühendislik birikiminin artırılmasına katkı sağlanacak" diye konuştu. 

Ülkemizin tarihsel bir kırılmanın eşiğinde olduğunu ifade eden Ulutaş, konuşmasını söyle sürdürdü: 

"Türkiye bu noktaya bir günde ve siyasal iktidarların iş bilmezliği nedeniyle gelmedi, dahası kimi özgünlükleri olsa da yaşanan ülkeye özel bir durum değil. 12 Eylül darbesiyle solun üzerinden silindir gibi geçen sermaye, dünya kapitalist sistemindeki büyük neo-liberal dönüşüme paralel olarak ve uluslararası emperyalist hiyerarşi içindeki "bağımlı" konumunu daha üst düzeyde yeniden üretecek bir azimle bu kaosu bile-isteye ve adım adım inşa etti. Öyleyse bugünü oluşturan yapısal dinamiklere kısaca da olsa bakmak "kaosun ardındaki düzeni" ve "sistemin kendi kendisiyle özdeş olmadığı çelişki noktalarını" görmemizi kolaylaştıracaktır.

İyi bilinen noktaları maddeler halinde özetlersek;

-1970`li yıllarda sermayenin yaşamakta olduğu aşırı birikim krizi, emperyalist merkezlerde bir finansallaşma ve sanayisizleşme sürecinin eşlik ettiği neoliberal politikalarla çözülmeye çalışıldı. Bunun sonucu olarak çok uluslu sermaye adına temel malları ve hizmetleri, Batı`daki tüketiciler içinse düşük maliyetli mallar ve hizmetleri üretmek amacıyla küresel üretim, "Güney"e, bağımlı ve/veya eski sömürge ülkelere kaydırıldı.

-1980 sonrasında küresel üretim bağımlı ülkelere kayarken, merkez ülkeler için zorunlu olmadığı düşünülen otomotiv, gemi imalatı, tekstil ve demir-çelik gibi emek-yoğun, enerji-yoğun endüstrilerin "Güney"e kaydırılmasıyla, bu ülkeler emperyalist merkezlere kalıcı surette bağımlı hale getirildi. Türkiye`de tekstil, çimento ve demir-çelik sanayilerinin bu dönemdeki hızlı gelişiminin ardında da bu küresel sürecin olduğunu söyleyebiliriz.

-Bağımlı ülkelerdeki işçi sınıfının, küresel sistem içindeki payını hızla %50`lerden %80`lere çıkaran bu dönüşüm, sermaye için düşük ücretli, güvencesiz, büyük oranda henüz yeni tarımdan kopartılmış devasa bir işçi sınıfı yaratmak amacıyla,  IMF ve DB eliyle katı bir özelleştirme ve serbestleştirme programlarının ülkelere dayatılmasını mümkün ve gerekli kıldı. Neo-liberal finansallaşma çağında, 3.Dünya Ülkeleri ya ekonomilerini küresel sisteme uyumlu hale getirmek ya da sistemden dışlanmak seçenekleri ile baş başa bırakılırken;  işçi ve emekçi sınıfların bin bir emek ve mücadele ile kazanmış oldukları sosyal güvence, eğitim ve sağlık gibi temel altyapı alanları birer birer özelleştirilerek hem uluslararası sermaye için yeni kar alanlarına dönüştü hem de işçi sınıfı müthiş bir güvencesizlik sarmalına itildi. Ülkemiz de benzer süreci 1980 darbesi sonrası Özal iktidarının özelleştirme politikalara hız vermesiyle yaşamış ve günümüze kadar kamu kurumu adına ne kaldıysa hepsi birer birer özelleşmiştir. 

-Üretimin büyük oranda bağımlı ülkelere kaydırılmasıyla birlikte emperyalist hegemonya beş alandaki tekelin korunması ve bir silah olarak kullanılmasıyla sürdürüldü: finansal sistem, kitle iletişim teknolojileri, kitlesel imha araçları, teknoloji üretimi ve enerji kaynakları başta olmak üzere madenler ve doğal kaynaklara erişim. 1980li yıllardan bu yana doğal kaynakların çıkarılmasına dönük sektörlerin gelişimi, uluslararası tekellerin ve yerli işbirlikçilerinin tonlarca rezerve el koyup kontrol altına almasını, doğal kaynakları çıkarma hakkını satmak zorunda kalan devletlerin ise kar payı karşılığında desteğini gerekli kıldı. Büyük çaplı ekolojik felaketler ve çevresel yıkım pahasına yapılan bu tekelci el koymalar, verimli tarım arazilerini ve köyleri/kasabaları fiilen yok ederek güvencesiz işgücünü artıran bir etki yaratmanın yanında devletlerin bu süreçteki yeniden yapılanmasını da gösteren özlü birer örnek oldular.

-Bütün bu sürecin bir sonucu olarak mühendislik eğitimi ve mesleği de büyük bir dönüşüme uğradı. İthal-ikameci ve ulusal kalkınmacı dönemde büyük bir itibar gören, kalkınmanın ana öznesi olduğu için görece uluslararası standartta kaliteli bir eğitim almış olan, ülkenin gelişmişlik ve bağımlılık düzeyine uygun bir ulusal enerji, tarım, sanayi ve  kent inşasını gerçekleştirebilmiş olan mühendisler, bu dönüşümün sonucu olarak bakım, montaj ve satış gibi alanlarda yoğunlaşmaya başlamış, teknik eğitimin düzeyi hızla düşmüş, mühendislik mesleğinin ana çekirdeğini oluşturan AR-GE, proje ve tasarım alanlarından hızla uzaklaştırılmışlardır.  

Kısaca özetlenmeye çalışılan bu süreçle, Türkiye`de 1980 ve 90`lı yıllardaki ön-hazırlık aşamalarından sonra sermaye, AKP şahsında "mükemmel" öznesini buldu. 2002 sonrası Türkiye, orta düzeyde gelişmiş sermayesi ve dışa bağımlı ekonomisiyle, uluslararası konjonktürün etkisiyle ülke sermayesi için yeni pazarlar bulmaya dönük hırslı ve aceleci bir bölgesel politikanın itici gücüyle yaratılan, sıcak para girişine ve kentsel kültürel alanların ve doğanın talanına dayalı ekonomik büyüme modeli içerisinde kentleşme, tarım, enerji ve madencilik alanları başta olmak üzere hemen her alanda büyük bir yıkım yaşadı. Ulusal sanayiler ve kamu kurumları tasfiye edildi, mühendislik eğitimi değersizleştirildi, mühendisler tasarım sürecinden uzaklaştırıldı ve birbiri ardına plansız bir şekilde açılan üniversitelerle mühendis işsizliği büyük bir sorun haline geldi. Meslek alanlarımız, siyasi iktidarın yıllardır süregelen özelleştirmeye, piyasalaştırmaya, ranta dayalı politikaları sonucu hiç olmadığı kadar daraldı. Sanayi tesisleri, enerji santralleri, iletişim alt yapısı, demir-çelik ve petrokimya tesisleri, tarım arazileri haraç mezat satıldıkça ülkenin mühendislik-mimarlık alt yapısı ve üretim yeteneğimiz aşındırıldı."

Cumhuriyetimizin 100. yılında bir yol ayrımında olduğumuza vurgu yapan Ulutaş, görüşleirni şöy le aktardı:  

"Ulusların ve coğrafyaların emperyalist bağımlılık zinciri içindeki konumlarının enerji, sanayileşme, tarım-gıda, kentleşme ve ulaşım politikalarına etkilerini tartışmadan yaşadığımız yoksullaşmayı ve  mesleksizleşmeyi anlamak mümkün değil. Geldiğimiz noktada kamuda çalışan meslektaşlarımız düşük ve eşitsiz ücret, sözleşmeli istihdam, özlük hakkı kayıpları ve teknik personel ataması yapılmaması gibi sorunlarla yüz yüze. Serbest çalışan, küçük büro ve atölye sahibi meslektaşlarımızın pek çoğu artan maaliyetler, iş hacminin azalması, artan borç yükü nedeniyle iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. Ücretli çalışan meslektaşlarımızın tamamına yakını yatırımların durması, projelerin iptal edilmesi, reel sektörün tıkanması; mühendis, mimar, şehir plancıları için asgari ücret denetiminin yapılmasını engellenmesi gibi sorunlardan etkilendiler. Yeni mezun meslektaşlarımızın yüzde 40`ı işsiz. Birçok genç meslektaşımız, mesleki, maddi ve sosyal tatminsizlik nedeniyle geleceğini yurt dışında arıyor. İşsizlik, esnek çalışma, güvencesizlik, sağlıksız çalışma koşulları ve reel ücret kaybı gibi sorunlar ise tüm meslektaşlarımızı tehdit ediyor.

Bütün bu süreci tersine çevirmek için yapılması gerekenler de bir o kadar açık; İkinci yüzyılında Cumhuriyetimizin, bir Emekçi Cumhuriyeti haline gelmesi. Bu içi boş ve kitabın orta sayfasından bir slogan değil, yaşamsal bir zorunluluk.  Toplumun yararını esas alan, halkın ve endüstrilerin özgül koşullarının ve ihtiyaçlarının tanımlandığı ve belirlendiği; eşit, özgür, adil, dayanışmayı önemseyen demokratik bir toplum ve refah içinde yaşanacak bir ülkeye ulaşmak için; büyüme ile istihdamı ve adil bölüşümü kurgulayan, bölgeler arasındaki eşitsizliği ve toplumdaki gelir dağılımı arasındaki dengesizliği gidermeyi amaçlayan, temel bilimleri, teknoloji geliştirmeyi ve nitelikli üretimi temel alan bir sanayiyi geliştirmeyi; eğitim, sağlık, enerji, ulaşım, konut vb. hizmetlerin kamu eli ile verilmesini öngören bir kalkınmayı gerçekleştirebilecek planlı bir ekonominin inşası."

Ulutaş, "Endüstri 4.0" ya da "Nesnelerin İnterneti" diye adlandırılan gelişmelerin ülkemiz için de büyük önem taşıdığını vurguladı. Ulutaş, şu görüşleri dile getirdi:

"Şimdiden bu gelişmeleri yakından takip edip, bizzat yaratıcı üretici ülkeler arasına girebilmek için çabalamamız gerekiyor. Ancak bunu yapabilmek için ihtiyaç duyduğumuz mühendis kaynağına yönelik hiçbir planlama olmadığı gibi her geçen gün artan mezun sayısına paralel olarak işsizlik oranı yükselmektedir. Bu durum Türkiye`de mühendislik eğitiminin de yeni baştan gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Ülkemize dayatılan dar mühendislik tanımını kırmamız, mühendislik tanımının esasını oluşturan yaratıcılığı devreye sokabilmemiz zorunlu. Bunu yaparken en önemli kriter toplumsal yarar olmalıdır."

Ulutaş, fikirlerin gelişimi ve ekonomik olarak değerlendirilmesi noktasında "insani bir düzene" geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Ulutaş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: 

"Dünya genelinde oluşan bilgi birikiminin ve deneyimlerin de ülkemizdeki meslektaşlarına ulaşmasında aracılık eden bu etkinliğimiz geleceğin mühendisliğinin şekillenmesi anlamında kritik önemdedir. Binlerce meslektaşımızın katkısıyla bilim ve mühendisliğin gelişimini ivmelenmesine vesile olan İzmir Şubemizin değerli yöneticilerini, çalışanlarını kutlar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçene tüm meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunarız." 

Ulutaş‘ın konuşmasının ardından açılış töreni, kurdela kesimi yapılmasıyla tamamlandı.  


  Ayrıntılı Bilgi: https://etuk.org.tr 


 



35. DÖNEM KURULLARI BELİRLENDİ

04.02.2024
 


Çok Okunanlar


35. OLAĞAN GENEL KURULU İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

İŞLETME SORUMLULUĞU TESCİL BELGELERİ ERİŞİME AÇILDI

EMO İZMİR ŞUBESİ 35. OLAĞAN GENEL KURULU DÜZENLENDİ

35. OLAĞAN GENEL KURULU KAPSAMINDA SEÇİMLER GERÇEKLEŞTİRİLİYOR

EMO İZMİR ŞUBESİ 34. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

EMO İZMİR ŞUBESİ YENİ ÇALIŞMA DÖNEMİNE HAZIRLANIYOR

EMO İZMİR ŞUBESİ`NDE 35. DÖNEM ÇALIŞMALARI BAŞLADI

EMO İZMİR ŞUBESİ YENİ ÇALIŞMA DÖNEMİNE HAZIRLANIYOR

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ. UNUTMADIK!

TMMOB 3. İZMİR KENT SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

Okunma Sayısı: 177


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2024 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ : emo.merkez@hs01.kep.tr

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.