MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

VII. ELEKTRİK TESİSLERİ ULUSAL KONGRE VE SERGİSİ


HABER


 
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına EMO İzmir Şubesi’nin düzenlediği VII. Elektrik Tesisleri Ulusal Kongre ve Sergisi çalışmalarına başladı. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde 1-2-3 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinliğe ülke genelinden binlerce mühendis katılım sağlıyor. Mühendisliğin geleceğine ışık tutan etkinliğin açılışında, bilim insanları, üreticiler, tasarımcılar, uygulayıcılar ile kamu ve özel sektör temsilcilerinin bir araya geldiğine vurgu yapıldı.
 

 

EMO İzmir Şubesi`nin düzenlediği VII. Elektrik Tesisleri Ulusal Kongre ve Sergisi (ETUK 2023) açılış töreniyle başladı. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi Anadolu Salonu`nda gerçekleştirilen etkinlik, Cumhuriyetin 100 yılı temalı sinevizyon ve Efem Gençlik ve Spor Kulübü`nün zeybek gösterisi ile açıldı.

Gösterinin ardından kürsüye gelen EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Tamer, ülke genelinde binlerce mühendis ve teknik elemanı Cumhuriyetin 100. yılında İzmir`de buluşturmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Salgın döneminde ara vermek zorunda kaldığımız etkinliğimiz, uzun soluklu bir hazırlık çalışması ile gerçekleştiriliyor. Emeği geçen, geçtiğimiz iki yıl boyunca hummalı çalışmaya katkı sunan tüm üyelerimize teşekkür ederim. Kongre kapsamında Aydınlatma Türk Milli Komitesi ile birlikte düzenlediğimiz XI. Ulusal Aydınlatma Sempozyumu ise yarın çalışmalarına başlayacak. Bu vesileyle Aydınlatma Türk Milli Komitesi`ndeki değerli hocalarımızın katkılarına da teşekkür ederiz. Etkinliğin tamamlanmasının hemen ardından sekizincisinin hazırlık çalışmalarına başlayacak olan arkadaşlarımıza, meslektaşlarımıza ve Odamızın emektarlarına şimdiden teşekkür ederiz."

Etkinlikte "Enerji Sektöründe Dijitalleşme", "Elektrikli Araçlar ve Şarj Teknolojileri", "Fotovoltaik Sistemler", "Yangın Algılama ve Alarm Sistemleri", "Enerji Mevzuatı", "Enerjide Depolama", "Yapı Elektronik Sistemleri", "Yıldırımdan Korunma", "Karbon Nötr Bina", "Ulusal Yeşil Sertifikası", "Neredeyse Sıfır Enerjili Binalar", "Hidrojen Depolama Teknolojileri", "Endüstriyel Bakım Teknolojileri", "Yapay Zeka ile Kestirimci Bakım", "Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik", "Sanal Gerçeklik Tabanlı Mesleki Eğitim", "Kesinti Yönetiminde Dijitalleşme", "Akıllı Şebekelerde Enerji Verimliliği" gibi konuların ele alınacağını hatırlatan Tamer, telekomünikasyonun geleceğinin ise beşinci ve altıncı nesil şebekelerin masaya yatırılacağı oturumlarda irdeleneceğine dikkat çekti.

Kongrenin deneyim aktarma köprüsü işlevini de gördüğüne vurgu yapan Tamer, Türkçe ve İngilizce olarak 3 salonda eş zamanlı sunum gerçekleştirileceğine dikkat çekti. Alanlarında uluslararası tanınırlığa sahip mühendislerin sunacağı bildirilere ilişkin de bilgi veren Tamer, bu yıl içerik olarak daha zengin, daha büyük bir organizasyon olacağını kaydetti. Kongre kapsamındaki 1647 metrekarelik olanda gerçekleştirilecek sergiye ulusal ve uluslararası ölçekte 59 firma, kurum ve kuruluşun katılacağını bildiren Tamer, şunları söyledi:

 "Firmaların geliştirdiği yeni teknolojiler ve çözümlerin, ülkemizin dört bir yanından katılımcılarla buluşturulmasını hedeflemekteyiz. Alanda faaliyet gösteren firmalar ile mühendisler ve diğer profesyoneller arasında iletişim olanağı yaratan sergide, güç kalitesi, otomasyon, AG-OG şalt malzemeleri, jeneratör, kesintisiz güç kaynakları, transformatör, kablo, güneş enerjisi ve exproof sistemleri, aydınlatma, otomasyon, yangın ve güvenlik ekipmanlarından, veri merkezi ve bina kontrol sistemlerine varıncaya kadar geniş bir ürün yelpazesi yer alacak. Ziyaretçilerimiz ayrıca sergi alanında ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Elektrik` başlığı altında düzenlenen bir fotoğraf sergisini gezme şansı da yakalayacaklar."

Mühendislik Yoksulluğun Panzehiri

EMO`nun "enerji" ve "bilgi iletişim teknolojileri" yoksulluğu ile mücadele ettiğine dikkat çeken Tamer, şöyle devam etti:

"EMO olarak düzenlediğimiz, kongre, sempozyum gibi bilimsel ve teknik çalışmaların yanında meslek içi eğitimlerle ülkemizdeki mühendislik hizmetlerinin seviyesini artırmak için sistemli bir çalışma yürütüyoruz. Özellikle genç meslektaşlarımızın bilgi ve deneyim eksikliklerini kapatmak için üniversitelerle birlikte yürüttüğümüz kolektif çalışmaların ışığında, ülkemizde Ar-Ge yapacak, katma değer üretecek, teknoloji geliştirecek mühendislik birikimi bulunduğunu vurgulamalıyım. Çocuklarımızın geleceği için çevreye, kentsel ve tarihsel dokuya saygılı, bilgi yoğun, teknoloji yoğun bir sanayileşme politikasını yaşama geçirilmeliyiz. Enerji yoğunluğunu ancak yüksek katma değerli, çevre dostu, yerli üretim teknolojilerine dönük bir Ar-Ge ve sanayileşme politikasıyla düşürülebiliriz.

Teorik bilgilerin yanı sıra deneyimlerin de aktarılması için bir platform işlevini gören etkinliğimizin, ülkemizin mühendislik birikimini artırması ve bu birikiminin kamu yararına katma değere dönüşmesine vesile olmasını diliyoruz. Yoksulluğun panzehirinin teknoloji üretmek oluğunu vurgulayarak, uzun soluklu hazırlık çalışmalarını yürüten, 3 gün boyunca bildirileriyle bizleri bilgilendirecek tüm katılımcılara meslektaşlarımız adına teşekkür ederiz."

Ulusal Aydınlatma Sempozyumu

Tamer`in ardından kürsüye gelen Aydınlatma Türk Milli Komitesi (ATMK) Başkanı Prof. Dr. Rengin Ünver ise kongre kapsamındaki Ulusal Aydınlatma Sempozyumu`nun bu yıl 11. kez düzenlendiğini hatırlatarak, etkinliğin ilkinin 2001 yılında İzmir`de gerçekleştirildiğini belirtti. Sempozyumun EMO İzmir Şubesi ile birlikte uzun soluklu bir çalışma ile düzenlendiğine vurgu yapan Ünver, "Bu uzun soluklu verimli çalışmanın devam etmesini temenni ediyoruz" diye konuştu. Aydınlatma Türk Milli Komitesi`nin 80`i kurumsal, 178 üyesi olduğu bilgisini veren Ünver, komitenin 28 yaşına girdiğini kaydetti. Ünver, "Geleceğin Aydınlatma Sistemleri ve Dijitalleşme" ana teması altında düzenlenecek olan XI. Ulusal Aydınlatma Sempozyumu`nun programına ilişkin bilgiler aktararak, konuşmasını tamamladı.

Ulutaş: Tarihsel Bir Kırılmanın Eşiğindeyiz

Ünver`in ardından konuşan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş ise etkinliğin bilim dünyası ve mühendisleri buluşturduğuna değinerek, "Kongre ve sergimizde yeni teknolojilere ilişkin katılımcılar 3 gün boyunca bilgilendirilecek. Aramızdaki uluslararası uzmanlar da dünya genelinde oluşan mühendislik birikimini sunumlarıyla meslektaşlarımıza aktaracaklar. Bu uluslararası köprüyü bir kez daha oluşturmakta duyduğumuz mutluğu tekrar vurgulamak isterim. Kongremiz, bilim insanları, üreticiler, tasarımcılar, uygulayıcılar ile kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren ender etkinliklerden biridir. Bilimsel bildirilerin yanı sıra, uzman mühendisler tarafından gerçekleştirilecek uygulama ve proje sunumlarıyla, ülkemizin mühendislik birikiminin artırılmasına katkı sağlanacak" diye konuştu.

Ülkemizin tarihsel bir kırılmanın eşiğinde olduğunu ifade eden Ulutaş, konuşmasını söyle sürdürdü:

"Türkiye bu noktaya bir günde ve siyasal iktidarların iş bilmezliği nedeniyle gelmedi, dahası kimi özgünlükleri olsa da yaşanan ülkeye özel bir durum değil. 12 Eylül darbesiyle solun üzerinden silindir gibi geçen sermaye, dünya kapitalist sistemindeki büyük neo-liberal dönüşüme paralel olarak ve uluslararası emperyalist hiyerarşi içindeki "bağımlı" konumunu daha üst düzeyde yeniden üretecek bir azimle bu kaosu bile-isteye ve adım adım inşa etti. Öyleyse bugünü oluşturan yapısal dinamiklere kısaca da olsa bakmak ‘kaosun ardındaki düzeni` ve ‘sistemin kendi kendisiyle özdeş olmadığı çelişki noktalarını` görmemizi kolaylaştıracaktır."

1970`li yıllarda sermayenin yaşadığı aşırı birikim krizinin emperyalist merkezlerde bir finansallaşma ve sanayisizleşme sürecinin eşlik ettiği neoliberal politikalarla çözülmeye çalışıldığını dile getirdi. Ulutaş, "Bunun sonucu olarak çok uluslu sermaye adına temel malları ve hizmetleri, Batı`daki tüketiciler içinse düşük maliyetli mallar ve hizmetleri üretmek amacıyla küresel üretim, "Güney"e, bağımlı ve/veya eski sömürge ülkelere kaydırıldı" dedi.

"Emperyalist merkezlere kalıcı bağımlılık…"

1980 sonrasında küresel üretim bağımlı ülkelere kayarken, merkez ülkeler için zorunlu olmadığı düşünülen otomotiv, gemi imalatı, tekstil ve demir-çelik gibi emek-yoğun, enerji-yoğun endüstrilerin güneye kaydırılarak, bu ülkelerin emperyalist merkezlere kalıcı surette bağımlı hale getirildiğini vurguladı. Türkiye`deki tekstil, çimento ve demir-çelik sanayilerinin bu dönemdeki hızlı gelişiminin ardında da bu küresel sürecin olduğunu belirten Ulutaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bağımlı ülkelerdeki işçi sınıfının, küresel sistem içindeki payını hızla %50`lerden %80`lere çıkaran bu dönüşüm, sermaye için düşük ücretli, güvencesiz, büyük oranda henüz yeni tarımdan kopartılmış devasa bir işçi sınıfı yaratmak amacıyla, IMF ve DB eliyle katı bir özelleştirme ve serbestleştirme programlarının ülkelere dayatılmasını mümkün ve gerekli kıldı. Neo-liberal finansallaşma çağında, 3.Dünya ülkeleri ya ekonomilerini küresel sisteme uyumlu hale getirmek ya da sistemden dışlanmak seçenekleri ile baş başa bırakılırken; işçi ve emekçi sınıfların bin bir emek ve mücadele ile kazanmış oldukları sosyal güvence, eğitim ve sağlık gibi temel altyapı alanları birer birer özelleştirilerek hem uluslararası sermaye için yeni kar alanlarına dönüştü hem de işçi sınıfı müthiş bir güvencesizlik sarmalına itildi. Ülkemiz de benzer süreci 1980 darbesi sonrası Özal iktidarının özelleştirme politikalara hız vermesiyle yaşamış ve günümüze kadar kamu kurumu adına ne kaldıysa hepsi birer birer özelleşmiştir."

Üretimin büyük oranda bağımlı ülkelere kaydırılmasıyla birlikte emperyalist hegemonyanın 5 alandaki tekelin korunması ve bir silah olarak kullanılmasıyla sürdürüldüğünü anlatan Ulutaş, bu 5 alanı "finansal sistem, kitle iletişim teknolojileri, kitlesel imha araçları, teknoloji üretimi ve enerji kaynakları başta olmak üzere madenler ve doğal kaynaklara erişim" olarak sıraladı. 1980`li yıllardan bu yana doğal kaynakların çıkarılmasına dönük sektörlerin gelişimi, uluslararası tekellerin ve yerli işbirlikçilerinin tonlarca rezerve el koyup kontrol altına almasını, doğal kaynakları çıkarma hakkını satmak zorunda kalan devletlerin ise kar payı karşılığında desteğini gerekli kıldığını kaydeden Ulutaş, şöyle konuştu:

"Büyük çaplı ekolojik felaketler ve çevresel yıkım pahasına yapılan bu tekelci el koymalar, verimli tarım arazilerini ve köyleri/kasabaları fiilen yok ederek güvencesiz işgücünü artıran bir etki yaratmanın yanında devletlerin bu süreçteki yeniden yapılanmasını da gösteren özlü birer örnek oldular."

"Mühendislik dönüşüme uğradı"

Bu sürecin sonucunda mühendislik eğitimi ve mesleğinin de büyük bir dönüşüme uğradığını anlatan Ulutaş, şunları söyledi:

"İthal-ikameci ve ulusal kalkınmacı dönemde büyük bir itibar gören, kalkınmanın ana öznesi olduğu için görece uluslararası standartta kaliteli bir eğitim almış olan, ülkenin gelişmişlik ve bağımlılık düzeyine uygun bir ulusal enerji, tarım, sanayi ve kent inşasını gerçekleştirebilmiş olan mühendisler, bu dönüşümün sonucu olarak bakım, montaj ve satış gibi alanlarda yoğunlaşmaya başlamış, teknik eğitimin düzeyi hızla düşmüş, mühendislik mesleğinin ana çekirdeğini oluşturan AR-GE, proje ve tasarım alanlarından hızla uzaklaştırılmışlardır.

Kısaca özetlenmeye çalışılan bu süreçle, Türkiye`de 1980 ve 90`lı yıllardaki ön-hazırlık aşamalarından sonra sermaye, AKP şahsında "mükemmel" öznesini buldu. 2002 sonrası Türkiye, orta düzeyde gelişmiş sermayesi ve dışa bağımlı ekonomisiyle, uluslararası konjonktürün etkisiyle ülke sermayesi için yeni pazarlar bulmaya dönük hırslı ve aceleci bir bölgesel politikanın itici gücüyle yaratılan, sıcak para girişine ve kentsel kültürel alanların ve doğanın talanına dayalı ekonomik büyüme modeli içerisinde kentleşme, tarım, enerji ve madencilik alanları başta olmak üzere hemen her alanda büyük bir yıkım yaşadı. Ulusal sanayiler ve kamu kurumları tasfiye edildi, mühendislik eğitimi değersizleştirildi, mühendisler tasarım sürecinden uzaklaştırıldı ve birbiri ardına plansız bir şekilde açılan üniversitelerle mühendis işsizliği büyük bir sorun haline geldi. Meslek alanlarımız, siyasi iktidarın yıllardır süregelen özelleştirmeye, piyasalaştırmaya, ranta dayalı politikaları sonucu hiç olmadığı kadar daraldı. Sanayi tesisleri, enerji santralları, iletişim altyapısı, demir-çelik ve petrokimya tesisleri, tarım arazileri haraç mezat satıldıkça ülkenin mühendislik-mimarlık alt yapısı ve üretim yeteneğimiz aşındırıldı."

"100. yılda yol ayrımındayız"

Cumhuriyetimizin 100. yılında bir yol ayrımında olduğumuza vurgu yapan Ulutaş, şu görüşleri dile getirdi:

"Ulusların ve coğrafyaların emperyalist bağımlılık zinciri içindeki konumlarının enerji, sanayileşme, tarım-gıda, kentleşme ve ulaşım politikalarına etkilerini tartışmadan yaşadığımız yoksullaşmayı ve mesleksizleşmeyi anlamak mümkün değil. Geldiğimiz noktada kamuda çalışan meslektaşlarımız düşük ve eşitsiz ücret, sözleşmeli istihdam, özlük hakkı kayıpları ve teknik personel ataması yapılmaması gibi sorunlarla yüz yüze. Serbest çalışan, küçük büro ve atölye sahibi meslektaşlarımızın pek çoğu artan maliyetler, iş hacminin azalması, artan borç yükü nedeniyle iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. Ücretli çalışan meslektaşlarımızın tamamına yakını yatırımların durması, projelerin iptal edilmesi, reel sektörün tıkanması; mühendis, mimar, şehir plancıları için asgari ücret denetiminin yapılmasını engellenmesi gibi sorunlardan etkilendiler. Yeni mezun meslektaşlarımızın yüzde 40`ı işsiz. Birçok genç meslektaşımız, mesleki, maddi ve sosyal tatminsizlik nedeniyle geleceğini yurt dışında arıyor. İşsizlik, esnek çalışma, güvencesizlik, sağlıksız çalışma koşulları ve reel ücret kaybı gibi sorunlar ise tüm meslektaşlarımızı tehdit ediyor."

Bütün bu süreci tersine çevirmek için ikinci yüzyılında Cumhuriyetimizin, bir Emekçi Cumhuriyeti haline gelmesi gerektiğini belirten Ulutaş, şöyle konuştu:

"Bu içi boş ve kitabın orta sayfasından bir slogan değil, yaşamsal bir zorunluluk. Toplumun yararını esas alan, halkın ve endüstrilerin özgül koşullarının ve ihtiyaçlarının tanımlandığı ve belirlendiği; eşit, özgür, adil, dayanışmayı önemseyen demokratik bir toplum ve refah içinde yaşanacak bir ülkeye ulaşmak için; büyüme ile istihdamı ve adil bölüşümü kurgulayan, bölgeler arasındaki eşitsizliği ve toplumdaki gelir dağılımı arasındaki dengesizliği gidermeyi amaçlayan, temel bilimleri, teknoloji geliştirmeyi ve nitelikli üretimi temel alan bir sanayiyi geliştirmeyi; eğitim, sağlık, enerji, ulaşım, konut vb. hizmetlerin kamu eli ile verilmesini öngören bir kalkınmayı gerçekleştirebilecek planlı bir ekonominin inşası."

Mühendislik Eğitimi Gözden Geçirilmeli

"Endüstri 4.0" ya da "Nesnelerin İnterneti" diye adlandırılan gelişmelerin ülkemiz için büyük önem taşıdığını vurgulayan Ulutaş, şimdiden bu gelişmeleri yakından takip edip, bizzat yaratıcı üretici ülkeler arasına girebilmek çaba harcanması gerektiğini kaydetti.  Ancak bunun için ihtiyaç duyulan mühendis kaynağına yönelik hiçbir planlama olmadığı gibi her geçen gün artan mezun sayısına paralel olarak işsizlik oranının da yükseldiğine dikkat çeken Ulutaş,  Türkiye`de mühendislik eğitiminin de yeni baştan gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.  Ulutaş, "Ülkemize dayatılan dar mühendislik tanımını kırmamız, mühendislik tanımının esasını oluşturan yaratıcılığı devreye sokabilmemiz zorunlu. Bunu yaparken en önemli kriter toplumsal yarar olmalıdır" dedi.

Fikirlerin gelişimi ve ekonomik olarak değerlendirilmesi noktasında "insani bir düzene" geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Ulutaş, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Dünya genelinde oluşan bilgi birikiminin ve deneyimlerin de ülkemizdeki meslektaşlarımıza ulaşmasında aracılık eden bu etkinliğimiz geleceğin mühendisliğinin şekillenmesi anlamında kritik önemdedir. Binlerce meslektaşımızın katkısıyla bilim ve mühendisliğin gelişiminin ivmelenmesine vesile olan İzmir Şubemizin değerli yöneticilerini, çalışanlarını kutlar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen tüm meslektaşlarımıza şükranlarımızı sunarız."

Konuşmaların ardından açılış töreni kurdele kesimiyle tamamlandı.



TELE 1- SABAH PUSULASI

28.03.2024
 


Çok Okunanlar


EMO 49. DÖNEM KURULLARI TÖRENLE GÖREVİ DEVRALDI

EMO 49. ÇALIŞMA DÖNEMİ BAŞLADI

YENİLENEBİLİR ENERJİ TEKNOLOJİLERİ SEMPOZYUMU

OKTAY FIRAT’I KAYBETTİK…

EMO 49. ÇALIŞMA DÖNEMİ BAŞLADI

AKDENİZ’DE YEŞİL ENERJİ SİSTEMLERİ VE ENTEGRE TEKNOLOJİLER KONULU PANEL DÜZENLENDİ

“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ” LAİKLİK DÜŞMANI, BİLİMİ VE FENNİ DIŞLAYAN GERİCİ BİR EĞİTİM-ÖĞRETİM MODELİDİR! KABUL ETMİYORUZ !

10.YILINDA BİR KEZ DAHA SÖYLÜYORUZ... BİR DAHA BU ACILARI YAŞAMAYALIM!

HAVACILIKTA AVİYONİK SİSTEMLER KONUŞULDU (MİLLİ İRADE)

EMO MERKEZ YÖNETİM KURULU SAYMANI ENDER KELLECİ `ESKİŞEHİR HAVACILIKTA ÖNEMLİ BİR MERKEZ` (İSTİKBAL)

Okunma Sayısı: 241


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2024 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ : emo.merkez@hs01.kep.tr


Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.