|
Elektrik enerjisi alanı piyasa yapısı içinde teknik olarak dahi idare edilemez. Elektrik, alelade bir piyasa metası olarak değerlendirilemez; temel bir altyapı hizmeti ve bir insan hakkıdır.
Elektrik dağıtım şirketleri kamulaştırılmalıdır Mahir Ulutaş Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurula Başkanı Basına da yansıdığı üzere, geçtiğimiz günlerde Hatay‘da, yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuklar nedeniyle elektrik dağıtım şebekesinde meydana gelen kesintiler uzun süre giderilememiş, on binlerce vatandaşımız 48-72 saat elektriksiz, ısınmasız ve iletişimsiz kalmış, bebekler ve yaşlılar hipotermi riskiyle karşı karşıya bırakılmıştı. Depremin üzerinden üç yıl gibi bir süre geçmesine rağmen pek çok sorunun halen çözülememiş olması, şebekenin özelleştirme sonrası yatınm ve personel politikalannın sonucu olarak aşın yük, yatınm ve bakım eksikliği nedeniyle kırılganlığı bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Hiç kuşkusuz Hatay yakın dönemde şahit olduğumuz en yakıcı örnek; ancak bunun genelleştirilebilir sistemik bir krizin son dışa vurumu olduğu da bir o kadar açık. Dün İsparta‘da, Diyarbakır‘da, Mardin‘de ve İzmir‘de, bugün Hatay‘da belki yann henüz bilmediğimiz bir başka yerde; kışın yaygın kesintiler sonucu elektriksiz kalarak, yazın tanm alanlannda, ormanlık bölgelerde elektrik kaynaklı yangınlarla ya da yağmurlu havada bir su birikintisinden geçerken çarpılma sonucu yitirdiğimiz yaşamlarla her gün elektrik sistemi kaynaklı yeni bir felakete uyanıyoruz. Yaşadığımız birbiri ardına felaketler ve fiyaskolar, alanın yapısı hilafına zorla yaşatılmaya çalışılan piyasa yapısının semptomlandır. Her şeyden önce artık toplumun ciddi bir kesimi tarafından anlaşıldı ki, özelleştirme her durumda kamu kaynaklarının özel sektöre ve bir avuç zengine aktarılması demek. Özelleştirme, halkın ödediği vergilerle kamunun yaptığı yatınmlar sonucu oluşmuş devasa kurumların sermayeye bırakılmasından başka bir şey değil. Yine tüm çıplaklığı ile görüldü ki, verimliliğin mülkiyet sahipliği ile bir bağı yok. İyi yönetilen, liyakate uygun bir kadro yapısının olduğu bir kamu işletmesi verimli olabilirken, rekabet baskısına maruz kalan bir özel işletme pekala ayakta kalamayıp batabilir. Dahası özel sektörün verimlilik algısı ile kamu işletmesinin algısı birbirinden alabildiğine farklı, özel sektör kısa vadeli kârına bakarken ve kamu yaranna olabilecek pek çok şeyi sadece bir maliyet kalemi olarak görürken, halk yaranna çalışan bir kamu işletmesi gelir gider dengesinden çok daha geniş bir perspektifle halkın ve kamunun yararını önceleyerek kısa vadeli getirinin ötesini görebilme imkanına sahiptir. Ancak elektrik enerjisi alanı tüm bu genel doğruların ötesinde bir başka özelliğe daha sahiptir; bu alan piyasa yapısı içinde teknik olarak dahi idare edilemez. Elektrik, alelade bir piyasa metası olarak değerlendirilemez; temel bir altyapı hizmeti ve bir insan hakkıdır. Arz ve talep dengesinin eş zamanlı olarak kurulması gereken karmaşık bir maddi sistem olduğu için doğası gereği planlamayı zomnlu kılan bu alan, "doğal tekel" niteliğinde olup, tek elden merkezi bir planla ele alınmasının daha az bir maddi ve toplumsal maliyete neden olduğu bir yapıya sahiptir. Diğer yandan elektrik şebekesi bir ağ şeklinde örgütlenmiştir; bu nedenle sadece üretim santrallerini tüketim noktalanna bağlamaz, tüketim noktalannı da birbirine bağlar, yani akış tek yönlü değildir. Üretim santrallerinin ağdaki konumlan akışı çok yönlü hale getirmekle kalmaz, üretim santrallerinden tüketim noktalanna doğru üretilen enerji transfer edilirken, tüketim noktalan da örneğin harmonik "üretir" ve deyim yerindeyse "Şebekeye basar." Tüm bir coğrafyayı boydan boya kateden bu ağ, kendisini çevreleyen maddi dünyayla dinamik bir ilişki içindedir; mevsim koşullanndan etkilenir, kışın kar yükünü, yazın metalin ve bağlantı noktalannın esnemesini/ gevşemesini, yağmuru, çamuru hesaba katmanız gerekir. Bu nedenle belli bir yaygınlığa ulaşan her ağ gibi elektrik şebekesi de kendi dinamiğine sahip adaptif bir sistemdir. Küçük değişiklikler sistemde ancak bir bütün olarak görülebilen büyük etkiler yaratabilir. Zamanında aülmayan bir yük bütün bir ülkenin elektrik sistemini çökertebilir, yapılmayan bir bakım tüm bir kenti enerjisiz bırakabilir, mevsim koşullanna azami önem göstermeyen işletmecilik tüm bir ormanı yok edebilir, insanlan ve diğer canlılan teker teker veya toplu halde öldürebilir. Sermayenin 3-4 yıllık iş çevrimleri ile düşünmeye yazgılı miyopluğu ise, bu ağın sahip olduğu zamansallığı ve uzun vadeli stratejik planlama ihtiyacının altım oymakta ve kınlganlaştırmaktadır. Günlük kâr kaygısıyla hareket eden, gerekli bakımlan, teknik personel istihdamım, test-ölçüm ve denetim faaliyetlerini birer maliyet kalemi olarak gören; işletmekle yükümlü olduğu bu ağ yapısının yaşar-kalması için sürekli bir yenilenme ve gelişme zorunluluğu içinde olduğunu fark etmeyen, genç mühendislerin asgari ücret civannda ücret aldığı, herhangi bir teknik eğitim ve kurum kültürüyle donatılmadığı, az sayıdaki deneyimli kadronun ancak günü kurtarmaya çalıştığı özel dağıtım şirketlerinin elektrik dağıtım şebekelerini gereğince işletmesi mümkün değildir. Elektrik şebekesinin ihtiyaç duyduğu bakım, onarım, test, denetim ve yenileme faaliyetlerini hakkıyla yapabilecek, sistemi bütünsel olarak ele alıp yeniden yapılandıracak tek özne kamudur. Elektrik dağıtım şirketleri kamulaştırılmalıdır.
|