 |
Elektrik elektronik mühendisliğinin bugünü ve geleceğini aynı zeminde buluşturan `EEMKON 2026`, 14–15 Ocak 2026 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi`nde gerçekleşiyor. Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen kongre; yapay zekâdan dijitalleşmeye, yenilenebilir enerjiden siber güvenliğe uzanan geniş içeriğiyle elektrik ve elektronik mühendisliği alanındaki güncel gelişmeleri, teknolojik yenilikleri ve sektörel sorunları ele almak üzere akademi, sanayi ve kamu temsilcilerini bir araya getiriyor.
Kongre, EEMKON 2026 Düzenleme Kurulu Başkanı Tayfun İşbilen, EMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Burak Daşdemir ve EMO Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş‘ın açılış konuşmalarıyla başladı.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Ulutaş açılış konuşmasında, dünyanın ciddi bir altüst oluş süreci içinde olduğunu vurgulayarak küresel gelişmelere geniş bir perspektiften baktı. Suriye‘deki gelişmelerden İsrail‘in Filistin‘de uyguladığı soykırıma, Venezuela‘daki krizden İran‘daki toplumsal ayaklanmalara kadar pek çok örneği sıralayan Ulutaş, "Dünyada çok büyük bir dönüşümün ve altüst oluşun yaşandığı net bir biçimde görülebilir. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki artık hiçbir bahaneye ihtiyaç duyulmadan klasik emperyalist politikalar açıkça uygulanmakta, emperyalist sistem merkezi iktidarlar tarafından pervasızca dile getirilmektedir. Ulus-devletlerin işlevsizleştirildiği, sınırların yeniden şekillendirildiği bir süreç açık biçimde yaşanmaktadır. Bunlar bilinen gerçeklerdir; bugün içinde bulunduğumuz dünyada emperyalist sistem, kendisini beş temel tekelci kontrol alanı üzerinden sürdürmektedir. Bunlar: kitle imha silahları üzerindeki tekelci kontrol, kitle iletişim araçları üzerindeki tekelci kontrol, finansal sistem üzerindeki tekelci kontrol, teknoloji üretimi üzerindeki tekelci kontrol ve doğal kaynaklar başta olmak üzere enerji kaynakları üzerindeki tekelci kontroldür" dedi.
Özellikle Çin‘in hem kitle iletişim araçları hem de teknolojik dönüşümler alanında ciddi bir gelişim içinde olduğunu ve Rusya‘nın bu hiyerarşiye karşı alternatifler ürettiğini kaydeden Ulutaş, yapay zekâ devriminin bu süreçle eşzamanlı ilerlemesinin önümüzdeki döneme dair önemli ipuçları sunduğunu vurguladı. Ulutaş konuşmasını şöyle sürdürdü: "Korelasyon ile nedensellik arasındaki ilişkiye dair kafa karıştırıcı sorular, yapay zekânın daha çok bir istatistik devrimi ya da elektronik devrimi üzerinden ilerliyor olmasıyla birlikte karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, bir takım istatistiksel modellerin bizim için belirleyici sonuçlar ürettiğini görüyoruz. Günlük siyasi tartışmaların ve mevcut kalıpların ötesinde, bu altüst oluş süreci içerisinde ülkelerin ve coğrafyaların kendilerini yeniden tanımlamaları kaçınılmaz hale gelmektedir."
Teknolojik Bağımsızlık ve Kamusal Planlama Vurgusu
Ulutaş‘ın konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden biri, enerji ve telekomünikasyon gibi temel altyapı hizmetlerinin özelleştirilmesine yönelik eleştiriler oldu. Yıllardır bu özelleştirmelere karşı çıktıklarını hatırlatan Ulutaş, bugün bu durumun çok daha kritik bir boyut kazandığını söyledi: "Bu altüst oluş döneminde, temel altyapı hizmetlerimizin özelleştirilmiş olmasının yarattığı sorunlar yalnızca pahalılık ya da kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılmasıyla sınırlı değildir. Bunun ötesinde çok daha temel bir sorun vardır: Özelleştirme fikri, dünyanın yeniden şekillendiği bu dönemde ciddi bir kırılganlık faktörü yaratmaktadır."
Enerji dağıtımının ve temel hizmetlerin büyük ölçüde özel sektör eliyle yürütülmesinin, savaşların ve krizlerin yaşandığı bir dünyada ulusal egemenliği ve kamu yararını zayıflattığını belirten Ulutaş, "Özelleştirmelerin yanlış olduğunu her dönem kamusal bir anlayışla savunageldik ancak bugün bu durum çok daha kritik ve hayati bir boyut kazanmıştır" dedi. Ulutaş, ülkenin emperyalist hegemonyanın kurduğu bağımlılık zincirinden kurtuluşunun ancak kendi iktisadi ve siyasi bağımsızlığını sağlamasıyla mümkün olduğunu vurgulayarak, EMO olarak bu konuda siyaseten uyarı görevlerini yerine getirdiklerini söyledi.
Ulutaş konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Bu kırılgan dönemde bizler de son iki yıl içerisinde, bir meslek odası olmanın sorumluluğuyla "Bu konuda ne yapabiliriz?" sorusuna yanıt aradık. Eğitimlerimizi çeşitlendirmeye çalıştık, eğitim dokümanlarımızı güncelledik, yeni eğitim planlamaları yaptık. Sempozyumlarımızı ve akademik etkinliklerimizi, ülkemizin bilimsel ve teknik birikimine katkı sunacak şekilde örgütlemeye özen gösterdik. Bugün gerçekleştirilen EEMKON etkinliği de tam olarak böyle bir çabanın ürünü olup, örgütümüzün bu dönemdeki en önemli ve son etkinliğidir."
EMO İstanbul Şubesi Başkanı Burak Daşdemir, açılış konuşmasında EEMKON‘u yeniden düzenliyor olmanın mutluluğunu dile getirdi. İlkini 2015‘te, ikinci ve üçüncüsünü 2017 ve 2019 yıllarında gerçekleştirdiklerini belirten Daşdemir, uzun bir aradan sonra bu önemli buluşmayı tekrar hayata geçirmenin kendileri için çok kıymetli olduğunu vurguladı.
Kongrenin iki gün boyunca 5 ayrı salonda, 37 oturumda ve 188 konuşmacının katılımıyla gerçekleşeceğini aktaran Daşdemir, bu yıl kongrenin en önemli yeniliklerinden birinin İlk Bildiriler Konferansı‘nın programa dâhil edilmesi olduğunu söyledi. Daha önce herhangi bir bilimsel dergide ya da konferansta çalışması yayımlanmamış genç meslektaşların araştırmalarını ilk kez burada sunacaklarını belirten Daşdemir, bu heyecana ortak olmaktan gurur duyduklarını ifade etti.
Yapay Zekâ ve Mühendisliğin Toplumsal Sorumluluğu
Daşdemir, konuşmasında yapay zekâ konusuna da değindi ve Türkiye‘nin yetiştirdiği değerli bilim insanı Ord. Prof. Dr. Cahit Arf‘ı andı. 1958 yılında verdiği "Makine Düşünebilir mi?" başlıklı konferansında bugün yapay zekâ dediğimiz konunun özünü net bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Daşdemir, Arf‘ın altını çizdiği önemli bir noktaya dikkat çekti: "Makineler çok hızlı olabilir, çok büyük veriler işleyebilir. Ama insanı insan yapan şey; belirsizlikle baş edebilme, estetik yargılar ve özgür iradeye dayalı karar verebilme yetisidir." Yapay zekânın artık hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu ancak enerji tüketimi, çevresel etkiler, etik sorunlar, algoritmik önyargılar gibi ciddi riskleri de beraberinde getirdiğini vurgulayan Daşdemir, "Yapay zekânın kimlerin yararına, hangi amaçlarla ve hangi denetimlerle kullanılacağı sorusu, sadece teknoloji şirketlerinin değil, biz mühendislerin de sorumluluğudur" dedi.
Akademi ve Sanayi Arasında Güçlü Bir Köprü
EEMKON 2026 Düzenleme Kurulu Başkanı Tayfun İşbilen ise konuşmasında, elektrik ve elektronik mühendisliğinin artık yalnızca teknik bir alan değil, toplumsal dönüşümün merkezinde yer alan stratejik bir disiplin olduğunu vurguladı.
İlk kez 2015 yılında düzenlenen EEMKON‘un, bugüne kadar on bini aşkın katılımcıyı ağırladığını ve akademiyi, sanayiyi ve kamuyu aynı platformda buluşturarak disiplinler arası güçlü bir etkileşim yarattığını belirten İşbilen, "EEMKON yalnızca teknik sunumların yapıldığı bir etkinlik değildir. Aynı zamanda mühendisliğin toplumsal sorumluluğunu, çevreyle ilişkisini, sürdürülebilirlik anlayışını ve kamu yararını tartışan bir düşünce alanıdır" dedi. Bu yıl EEMKON bünyesinde düzenlenen İlk Bildiriler Konferansı ile özellikle genç mühendis adaylarını ve üniversiteleri merkeze alan bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden İşbilen, gençleri geleceğin teknolojilerine bugünden hazırlamayı ve üniversitelerle kurulacak iş birlikleriyle genç mühendis adaylarını sürecin aktif bir parçası haline getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Açılışın ardından Ümit Alan, "Hibrit Zeka Tasarımcılığına Doğru: Yapay Zeka Çağında Mühendisliğin Değişimi" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Sonrasında ise Tayfun İşbilen‘in moderatörlüğünü üstlendiği "Akıllı Sistemler ve Bağlantılı Gelecek: Teknolojiyle Yeniden Şekillenen Dünya" başlıklı özel panelde; Turkcell Ürün Yönetim Başkanı Ömer Gazimihal, Siemens Energy Türkiye ve Orta Asya Şebeke Teknolojisi Satış Başkanı Elif Merve Bozer ile HPE Türkiye Hibrit BT Çözümleri Satış Direktörü Mert Sarıkaya, dijitalleşmenin ve bağlantılı teknolojilerin yarattığı dönüşümü ele aldılar.
EEMKON 2026‘nın bugün ve yarın gerçekleşen oturumları beş farklı salonda gerçekleştiriliyor. Biyomedikal Teknolojiler, Endüstriyel Dijital Dönüşüm ve IIoT, Mühendislik Eğitimi, Yenilenebilir Enerji ve Enerji Depolama ile Akademik Oturumlar programın başlıkları arasında yer alıyor. Biyomedikal alanda optoelektronik retina implantlarından giyilebilir sağlık teknolojilerine, endüstride dijital ikiz, 5G, yapay zekâ ve siber güvenlik uygulamalarından mühendislik eğitiminde proje tabanlı öğrenme ve akreditasyon süreçlerine kadar geniş bir içerik yelpazesi katılımcılarla buluşuyor. Yenilenebilir enerji ve enerji depolama oturumlarında ise net sıfır hedefleri, hidrojen teknolojileri, rüzgâr ve hidroelektrik yatırımlarının geleceği ele alınıyor. Yarın gerçekleşecek oturumlardan biri de akıllı şehirler ve binalar olacak.
Kongreyle eş zamanlı olarak düzenlenen EEMKON Fuarı, firmalara tanıtım imkânı; katılımcılara ise sektördeki güncel gelişmeleri yerinde görme fırsatı sunuyor. Kongrenin sonunda ayrıca meslekte 40, 50, 60 ve 70. yıllarını doldurmuş meslek büyüklerine teşekkür plaketleri takdim edilecek.
Elektrik-elektronik mühendisliğinin dönüşüm sürecini tüm boyutlarıyla ele almayı amaçlayan EEMKON 2026, mühendislik disiplinlerinin geleceğine merak duyan herkes için bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.
|
 |
|