 |
Savaşla tetiklenen arz şoku petrol akışını durma noktasına getirirken enerji, üretim ve gıda zincirlerini sarsan çok katmanlı bir krize dönüştü. Yükselen fiyatlar ve daralan üretim, `uygarlık krizi` tartışmasını alevlendirdi.
ARZ KAYIPLARI VE ÜRETİM KESİNTİLERİ
Hürmüz Boğazı‘mn fiilen kapanmasıyla birlikte, Körfez ülkeleri üretimlerini sürdürememiş ve toplam petrol üretimlerini en az 10 mb/d oranında azaltmak zorunda kalmıştır. Bu kesintinin yaklaşık 8 mb/d‘si ham petrol, 2 mb/d‘si ise kondensat ve LNG kaynaklıdır.
Örneğin, Basra limanlarındaki yüklemelerin durması ve depolama kapasitesinin dolmasıyla Irak, üretimini kriz öncesine göre üçte iki oranında (yaklaşık 3 mb/d) azaltmıştır. Aynı şekilde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), onshore üretimini ADCOP boru hattı üzerinden Fujairah‘a yönlendirse de, herhangi bir boru hattı bağlantısı olmayan offshore alanlarında 1 mb/d‘den fazla üretimi durdurmuştur. Daha da önemlisi, Katar, Ras Laffan ve Mesaieed bölgelerine yapılan saldırılar sonrası LNG üretimini tamamen durdurmuş, bu durum kondensat ve LNG arzında büyük bir açık yaratmıştır.
Kriz sadece ham petrol arzını değil, aynı zamanda küresel işleme kapasitesini de vurmuştur. Mart ayında küresel rafineri üretiminin günlük 4,3 mb/d oranında daralması beklenmektedir. Suudi Arabistan‘daki Ras Tanura , Bahreyn‘deki Sitra ve BAE‘deki Ruwais rafinerileri doğrudan drone ve füze saldırılarına hedef olarak kısmen veya tamamen devre dışı kalmıştır.
Diğer yandan petrol ve doğalgaz arzında yaşanan daralma ve fiyat artışları sadece enerji ve ulaşımı değil; tarım ürünleri başta olmak üzere plastik sanayi, polietilen, deterjan, tıbbi aparatlar, yapıştırıcılar, asfalt vb başta olmak üzere doğrudan fiyat artışlarını tetikleyecektir. Ayrıca özellikle Katar‘da üretilen alüminyum, üre ve metanol gibi global tedarik zinciri için kritik önemdeki yarı mamullerin üretimlerinin durması geniş çaplı üretim duruşları yaratma riskini tetiklemektedir.
ALTERNATİF ROTALAR VE BYPASS KAPASİTESİ
Boğazı devre dışı bırakabilecek alternatif rotalar tam kapasiteyle kullanılsa bile toplam kaybın ancak küçük bir kısmını telafi edebilmektedir. Suudi Arabistan‘ın Doğu-Batı boru hattı (Petroline), kriz öncesi 2,1 mb/d olan akışını 9 Mart itibarıyla rekor bir seviye olan 5,9 mb/d‘ye çıkarmış; hattın acil durum kapasitesi olan 7 mb/d‘ye ulaşılması hedeflenmiştir. BAE‘nin 1,5 mb/d nominal kapasiteli ADCOP hattı ise Mart başında 1,8 mb/d‘lik maksimum zorlama kapasitesiyle sevkiyat yapmaya başlamıştır. Ancak, savaşın bölgeselleşme riski ve Yemen‘in İran‘ın yanında savaşa katılma olasılığı, Kızıldeniz rotasındaki Bab-el-Mandeb Boğazı‘ndaki güvenlik risklerini artırmakta ve dolayısıyla yükselen deniz sigortası primleri bu rotaların etkinliğini sınırlamaktadır.
KÜRESEL FİYAT HAREKETLERİ
Piyasadaki finansal panik, ham petrol fiyatlarında tarihin en büyük dalgalanmalarından birine yol açmıştır. Brent petrol fiyatları saldırıların başladığı 28 Şubat‘tan itibaren bir ay içinde ortalama 20 dolar artarak 92 dolara yükselmiş, fiziki piyasalarda ise 100 doların üzeri sıkça test edilmiştir. Her geçen gün artan fiyatların 120 dolar seviyelerini ve hatta daha da üstünü görmesi ciddiye alınması gereken bir olasılık olarak önümüzde durmaktadır. Özellikle ABD‘nin yaşamakta olduğu stratejik yenilginin daha büyük bir macerayı zorlaması ve kara savaşının başlaması durumunda fiyatın nerelere kadar yükselebileceği bilinmemektedir.
Bu kaosu yatıştırmak adına IEA (Uluslararası Enerji Ajansı) üye ülkeleri, 11 Mart‘ta tarihin en büyük toplu müdahalesi olan 400 milyon varillik acil durum stok tahliyesini başlatmıştır.
Ocak ayı sonu itibarıyla küresel gözlemlenen stokların 8.210 mb ile 2021‘den bu yana en yüksek seviyesinde olması, krizin ilk evresinde kritik bir tampon sağlamıştır. Özellikle Çin‘in elinde bulundurduğu 1,2 milyar varillik (yaklaşık 120 günlük ithalatı karşılayan) ham petrol stoku, Asya piyasaları için hayati bir güvence oluşturmaktadır. Diğer yandan ham petrol ihtiyacının %40‘ını ve LPG ithalatının %45‘inden fazlasını Körfez‘den karşılayan Hindistan, arz kesintisine karşı en savunmasız ülkelerin başında gelmektedir.
YAŞANAN BİR UYGARLIK KRİZİDİR
Arzın fiziksel olarak sınırlı olduğu bu dönemde IEA, petrol talebini düşürmek için 10 maddelik bir öneri paketi sunmaktadır. Bu önlemlerin tamamının uygulanması durumunda bile herhangi bir yapısal sonuç üretmeyeceği açık, ancak savaşın görece kısa sürmesi şartıyla ülkeleri ani ekonomik şoklardan koruma anlamında sınırlı da olsa işlevli olacağı umut edilmekte: • Otoyollarda hızın 10 km/s azaltılması • Haftada 3 güne kadar uzaktan çalışma • Büyük şehirlerde otomobil kullanım kısıtlaması • Toplu taşımanın teşviki • Büyük şehirlerde araçların yola çıkış günlerinin sınırlandırılması • Kaynak verimliliği için paylaşımlı araç kullanımı (car pooling) • Ticari araç verimliliğinin artırılması için teslimat optimizasyonu • İş amaçlı uçuşların en az %4o oranında dijital toplantılarla ikame edilmesi • Ulaşımdaki LPG‘nin evsel kullanıma önceliklendirilmesi • Petrokimya tesislerinde LPG yerine nafta kullanımına geçilmesi
Önerilerin en azından bir kısmı ne kadar pandemi dönemi uygulamalarına benziyor, değil mi? Yaşanan, bir yanıyla ABD‘nin gerileyen hegemonyasının ve petro-dolar sisteminin faizinin dışa vurumu olmakla birlikte diğer yandan tam teşekküllü bir uygarlık faizidir.
Enerji fiyatları hizmetlerin ve endüstrilerin sürekliliğini tehlikeye atacak seviyelere geliyor. Salgınlar, çevresel felaketler ve bölgesel savaşlar büyük çaplı göç dalgalarını tetikliyor; dünya savaşı ciddiye alınması gereken bir tehdide dönüşüyor; faşizm toplumsal huzursuzluğu düzen içine örgütlemenin bir aracı olarak yeniden görünür formlara bürünüyor. Bir milyar insan temiz su ve gıdadan yoksun bir şekilde günlük işlerde ömür tüketiyor; milyarlar açlık ve yoksulluk tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor ama sermaye makinası işlemeye, tüketmeye, tüm doğal ve kültürel varlığı çiğneyip posasını çıkarmaya devam ediyor.
Güncel emperyalist saldırı ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın, dünya son hızla yine non-lineer sistemler ve matematiksel kaos teorisinden bir analoji kullanırsak, bir "çatallanma noktasına" doğru gidiyor. Bu dönemleri söz konusu fiziksel sistemlerden biliyoruz; geri-dönüşü olmayan, tersinmez süreçlerdir ama daha da önemlisi en ufak müdahale bile etkisini üstel olarak gösterecek radikal sonuçlar doğurabilir. Sözün özü, artık gelen felaketi ve dünya savaşını önlemek için yeni bir uygarlık inşası gerekiyor. Bunun için öncelikle emperyalist bağımlılık ilişkilerden kopuşun programatik adımlarını tanımlamamız acil bir zorunluluk. Bu, IEA‘nın palyatif önerilerinin ötesinde, enerjide hızlı ve yaygın bir kamulaştırmanın beraberinde yatırımların yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelmesi, organik tarım, kamucu ulaşım politikaları ve endüstriyel yeniden yapılanma için bir plan anlamına geliyor.
|
 |
|