 |
Günümüzde Silikon Vadisi`nden yükselen yapay zekâ rüzgarı, sanki maddi dünyadan kopuk, kendinden menkul bir `akıl` gibi pazarlanıyor. Ancak John Bellamy Foster, Monthly Revievv dergisinin Mayıs 2026 sayısında yayımlanan The Fetishism of Al (Yapay Zeka Fetişizmi) isimli önemli makalesinde (1) bu teknolojik parıltının ardındaki gerçeği Marx`ın meta fetişizmi teorisi aracılığıyla deşifre eder: Karşımızda duran şey kaçınılmaz bir teknolojik ilerleme değil, `tekelci finans kapitalin` yeni ve en saldırgan evresidir.
Foster`a göre YZ, sermayenin kâr hırsını ve toplumsal tahakkümünü gizleyen modern bir maskedir.
650 MİLYAR DOLARLIK FİNANSAL KUMAR
Foster, günümüz teknoloji dünyasını "YZ‘nin Büyük Haneleri" (Microsoft, Amazon, Google ve Meta) üzerinden tanımlar. Bu dört dev şirket, 2026 yılına kadar veri merkezlerine 650 milyar dolar harcamayı planlıyor; bu rakam, ABD‘nin en büyük 21 sanayi devinin toplam yatırımının neredeyse dört katıdır.
Foster, bu süreci 19. yüzyıldaki demiryolu patlamasına benzeterek, bu devasa büyümenin gerçek kârlardan ziyade kredi-borç sistemi ve Keynes‘in "hayvani içgüdüler" dediği spekülatif beklentilerle beslendiğini vurguluyor. Toplumsal servet, neoliberal politikalar aracılığıyla tarihin en dar milyarder grubunun elinde toplanmaktadır.
BÜYÜLÜ BELİRLENİMCİLİK
Yazıda Kate Cravvford‘ın "enchanted determinism" (büyülü belirlenimcilik) kavramına atıfta bulunan Foster, YZ‘nin neredeyse ruhani bir "bulut" gibi sunulmasının bir aldatmaca olduğunu belirtir.
Cravvford‘a göre YZ, aslında gezegeni saran devasa bir lojistik ve küresel sömürü ağıdır. (2) Bir ton lityum üretmek için 2 milyon litre su buharlaştırılmakta, bu da yerel su tablalarını tehdit etmektedir. Kongo‘daki kobalt madenlerinde işçiler küreklerle, günde sadece 1 -2 dolara insanlık dışı koşullarda çalıştırılmaktadır. Aynı şekilde ChatGPT gibi sistemlerin "temizlenmesi" için Kenya ve Hindistan gibi ülkelerde saatte 2 dolardan az kazanan "hayalet işçiler", çocuk istismarı ve şiddet içeren binlerce görseli etiketlemektedir. Jeff Bezos‘un alaycı bir şekilde "yapay yapay zeka" dediği bu sistem, aslında insan emeğinin makineler ardına gizlenmesidir.
DİJİTAL PANOPTİKON
YZ, sadece bir verimlilik aracı değil, tüm toplumu hedef alan bir gözetim ve disiplin rejimidir. Oracle CEO‘su Larry Ellison‘ın "Vatandaşlar her an izlendikleri için en iyi davranışlarını sergileyecekler" sözü, bu teknolojinin aslında modern bir panoptikon olduğunu kanıtlamaktadır. Foster, bu gözetim rejiminin savaş alanındaki korkunç yansımasına da dikkat çeker: Project Maven gibi projelerle YZ, drone videolarını tarayan bir arama motoruna dönüşmüştür. 2026‘da israil ve ABD‘nin operasyonlarında, YZ modellerinin saniyeler içinde binlerce hedef belirleyerek "öldürmeyi otomatikleştirmesi", teknolojinin askeri-endüstriyel kompleksle olan göbek bağını göstermektedir. Geçtiğimiz günlerde gündem olan Palantir‘in "Teknolojik Cumhuriyet" manifestosu da bu göbek bağını emperyalist bir yeniden yapılanma çağrısına yükselten bir program olarak dikkat çekmektedir.
EKOLOJİK YARILMA VEAIOTOFAJİSİ
Foster, Marx‘ın "metabolik yarılma" kavramını kullanarak YZ‘nin doğa üzerindeki yıkımını da vurgular. Veri merkezlerinin soğutulması için günde milyonlarca galon su tüketilmekte ve 2030 yılına kadar YZ‘nin elektrik ihtiyacının ABD toplam enerjisinin %25‘ine ulaşacağı öngörülmektedir.
Daha da vahimi, Foster‘ın "Al otofajisi" (kendi kendini yeme) olarak adlandırdığı süreçtir: YZ sistemleri, gerçek insan verisi bittiğinde internetteki kendi ürettiği "sentetik verileri" sindirmeye başlamakta, bu da bilginin düzleşmesine ve "model çöküşüne" yol açmaktadır.
ÇİN BİR ALTERNATİF OLABİLİR Mİ?
Foster, ABD‘nin bu "yağmacı" modeline karşı Çin‘in yaklaşımını belli sınırlılıkları olsa da görece rasyonel bir seçenek olarak sunar. Çin, YZ gelişimini "insan merkezli" biryola sokmak için katı düzenlemeler getirmiştir: Şirketlerin algoritmalarını devlete kaydettirmesi zorunludur. Deepfake içeriklerin belirgin şekilde etiketlenmesi şarttır ve belki de hepsinden önemlisi YZ, spekülatif "süper zekalar" yerine doğrudan imalat, sağlık ve kamu hizmetlerine odaklanmıştır.
Foster, makalesini Marx‘ın "genel zeka" (general intellect) kavramına atıfta bulunarak bitirir.
"Marx, Grundrisse‘deki "Makineler Üzerine Fragman"da, insan bilgisinin ve faaliyetlerinin -yani insan emeğinin özünün- otomasyon yoluyla makinelere aktarılmasının, aslında "toplumsal bireye" ve Kapitalde açıkladığı gibi "kolektif işçiye" ait olan ve onu temsil eden toplumun "genelaklının"makinelerde somutlaşmasına nasıl yol açtığını yorumlamıştır.
Bu genel zekanın kapitalistin mülkiyeti olarak tekelci bir şekilde sahiplenilmesi, onun yalnızca tek bir amaç için kullanılacağı anlamına geliyordu: çok az kişiye fayda sağlayacak şekilde sermaye birikimi. Marx‘a göre, genel zekanın sermaye içinde yer alması, sermayenin kendisi için ölümcül bir çelişkiydi. Kapitalistlerin genel zekayı kendi dar, birikime yönelik amaçlar adına kullanma girişimleri, kriz üstüne kriz yaratacaktı.... Bu durum, günümüzde yapay zekâ sermayesinin yaratıcı emek tarafından üretilen tüm bilgiyi ve dijitalleşmiş dünyayı kendi içine alarak robotik bir beden üretmesini, yapay zekâ otofajisine ve model çöküşüne yol açmasını temsil edebilir."(1)
Bilgi ve teknolojinin, bir avuç azınlığın mülkü değil, kolektif bir zenginlik olduğunu idrak etmek çözüm yönünden atılacak ilk adımdır. Eğer YZ, sermayenin elinden alınıp demokratik bir planlama ile toplumun ve doğanın yararına kullanılamazsa finansal, sosyal ve ekolojik bir çöküş kaçınılmazdır. Foster‘ın da vurguladığı üzere çözüm, teknolojinin kendisinde değil, toplumsal ilişkilerin devrimci dönüşümündedir.
(1) https://monthlyreview.org/ articles/the-fetishism-of-ai/ (2) Kate Cravvford, Mapping Empires: Povver, Politics, and the Planetary Costs of Artificial Intelligence (New Haven: Yale University Press, 2021)
|
 |
|