|
Türk Telekom'u hortumlamak-Haluk Geray Türk Telekom'un satılmasına yönelik ihalenin ilk adımını Lübnanlı Hariri ailesinin liderliğini yaptığı Saudi Öger konsorsiyumunun kazanmasından sonra başlayan kargaşa devam ediyor. Sendikalar ve Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi (KİGEM) çeşitli gerekçelerle satışın iptali için mahkemeye başvurmaya hazırlanıyorlar. Temel savlarından biri, satışta kamu yararının gerçekleşmemesi olacak herhalde. Çünkü, toplam 6.5 milyar ABD Dolarlık fiyatın ilk peşin ödemesi 1.3 milyar ABD Doları olacak, gerisi yıllara yayılacak.
Eğer Türk Telekom geçtiğimiz yıllardaki gibi ortalama 2 milyar dolar kazanmaya devam ederse, şu andaki Türk Telekom';un kazancıyla Saudi Öger kendi taksitlerini ödeyecek demektir. O halde Türk Telekom ilk peşinata satılmış oluyor! Yani 6.5 milyar dolara değil 1.3 milyar dolara! Dolayısıyla kamu yararı, devlet bütçesine katkı açısından bile gerçekleşmemiş oluyor. Sanırım, hükümet bu savlara, arabağlantı fiyatlarının Telekomünikasyon Kurumu tarafından yıllar içinde düşürüleceği ve sabit telefon hizmetine yeni oyuncuların girmesi nedeniyle Türk Telekom'un gelirlerinin düşeceği yolunda bir savunma yapacaktır. Bu savunmanın inandırıcı olacağını sanmıyorum. Neden böyle düşündüğümü açıklayayım. İhalenin tamamlanmasından sonra basında yapılan açıklamalar arasında en çarpıcı olanı Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer'den geldi. Acarer, bir gazetecinin, yıl sonra Türk Telekom'un malları, özelleştirmeyi alan firmanın mı olacak sorusu üzerine, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın, kurumun yüzde 55 hissesini malı ve mülkü ile sattığını ifade etmiş (www.nethaber.com) Acarer şöyle devam etmiş: Telekomünikasyon Kurumu olarak Türk Telekom'un arsaları ve binaları ile ilgilenmiyoruz, şebeke ve hizmetin devamı ile ilgileniyoruz, imtiyaz sözleşmesi sonrası bu hizmetin devamı nedir bunu takip ediyoruz. stratejik kontrol kaybediliyor Acarer'in, medyamızda pek yankı bulmayan, esas çarpıcı açıklamasıysa haberin şu bölümünde söyledikleri: Türk Telekom, teknolojisini geliştirmediği zaman ya da hizmet vermediği zaman yazılı uyarı verilir, olmazsa para cezası uygulanır, gene uyulmazsa şebekeye el konulur diyerek, Türk Telekom bugün hizmeti görev sözleşmesi kapsamında yapıyor, yani devlet yap diyor o da yapıyor. Özelleştirme sonrası devlet yap derse firma, ver paramı diyebilecek yanıtını veriyor. Okuyucular, çarpıcı olan noktanın, ağa el konması olduğunu düşünebilirler. Öyle değil. Hukuken öyle gözüküyor ama, uluslararası tahkim gibi oldukça çetrefil sorunlar çıkar. Açıklamada asıl çarpıcı olan nokta, Türk Telekom'un yeni yöneticilerinin devletin isteklerini para karşılığı -isterseyapacağını açıklaması. Telekomünikasyon Kurumu Başkanı'nın gazetecilerle yaptığı toplantıda söylediklerine dayanarak çıkan bu sözler, aynı toplantıyla ilgili olarak kurumun yaptığı basın açıklamasında yer almıyor. İlginç bir durum... Bu söylenenlerin özeti, özelleştirme sonrası nda kamunun Türk Telekom gibi stratejik bir kuruluşun kontrolünün kaybedileceğidir. Bu uyarıyı bizler geçmişte yapmıştık. Bizim dışımızda, bu işlerin kurdu olan Goldman-Sachs firması, Türkiye için hazırladığı Türk Telekom Raporu'nda 1999 yılında yapmıştı. Kimse aldırmadı. Uluslararası Para Fonu (IMF) baskısı altı nda 2001-2002 yıllarında bu kontrol kaybını yapısallaştırmak için, Türk Telekom İcra Heyeti adı altında hukuk dışı bir birim yaratıldı, çünkü yönetim kurulunda hisseniz kadar oy hakkınız olur, icra kurulunda yönetim kontrolü size geçer. Demek ki, hükümetin yukarıdaki savunmayı yapması doğru olmaz. Eğer bir kuruluşun yönetimindeki kontrolü, sadece düzenleyici kuruluşun genel yetkilerine kalacaksa, o kuruluşun ne kadar getiri elde edeceğini önceden saptamak mümkün değildir!
|