 |
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler’inde içinde bulunduğu heyetle, sel felaketinden etkilenen Diyarbakır Çınar ilçesi, Bismil ve Batman'da 8-9 Kasım 2006 tarihinde incelemelerde bulundu.
Ankara‘dan 8 Kasım‘da Diyarbakır‘a giden 15 kişilik heyet, burada Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Semih Oktay tarafından karşılandı. Heyet, Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu temsilcileriyle birlikte Diyarbakır'ın Çınar ilçesine giderek selden zarar gören yatılı bölge okulu ve çevrede incelemelerde bulundu.
Heyet Batman Valisi Haluk İmga‘yı da ziyaret etti. TMMOB heyeti, daha sonra Bismil ve Batman‘a geçerek incelemelerini sürdürdü. Heyet, Batman İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ahmet Bülent Tekik‘le birlikte Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan‘ı ziyaret etti.
TMMOB heyeti, 8 Kasım akşamı Batman Belediye Salonu‘nda Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu ve Batman İl Koordinasyon Kurulu temsilcileriyle bir araya gelerek, bölge bileşenlerinin 31 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında yaşanan sel felaketiyle ilgili hazırladığı "Ön İnceleme ve Değerlendirme Raporu" üzerine görüştü. Heyet, 9 Kasım sabahı Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir‘i ziyaret etti.
Daha sonra, TMMOB bölge bileşenlerinin oluşturduğu Teknik İnceleme Komisyonları'nın hazırladığı "Ön İnceleme ve Değerlendirme Raporu", Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı tarafından düzenlenen basın toplantısında açıklandı. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı‘nın okuduğu "Ön İnceleme ve Değerlendirme Raporu": Değerli Basın Mensupları,
Acılı coğrafyalara yapılan ziyaretler hep bir burukluk yaratır insanın içinde. Bugün bizler Diyarbakır‘da bu duyguyla bulunuyoruz. Üzülüyoruz, içimiz buruk; çaresizlik ve isyanla örülmüş çelişkili bir ruh hali içindeyiz. Sel felaketinde kaybettiğimiz insanlarımız, çocuklarımız için yüreğimiz yandı. Hepimizin başı sağ olsun.Elbette mesleki açıdan yaşanan su taşkınlarını, su taşkınlarının onlarca insanımızın canına mal olmasına değineceğiz. Şimdiye kadar yapılmayanları, yapılması gerekenleri sıralayacağız.
Alınması gereken tedbirlerle ilgili mesleki bilgi ve deneyimlerimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Arkadaşlarımızın hazırladığı ön değerlendirme raporunu sizlerle paylaşacağız. Sağanak yağış sonrasında oluşan su taşkını Diyarbakır, Batman, Şırnak, Şanlıurfa ve Mardin‘de tam bir faciaya dönüşmüş, onlarca insanımız hayatını kaybetmiş, yüzlerce ev ve işyeri, binlerce hektarlık arazi ve kilometrelerce yol su altında kalmıştır.
Yoksulluk, sağlıksız kentleşme, altyapı eksikliği, barınma, yıllardan beri gelen, çözülmediği için büyüyerek bugünlere taşınan sorunlar arasındadır. Yukarıda sıraladığımız sorunların köyden kente göç olgusuyla, köy boşaltmalarıyla yakından ilgili olduğunu vurgulamak gerekir. Göçün, ekonomik gelişmelerin değil, son yirmi yıla damgasını vuran çatışma ortamının sonucu olduğuna dikkat çekilmesi gerekmektedir.Bu bölgedeki kentlerimiz, yorgun ve yoksuldur. Kentler bakımsız ve haraptır.
Nüfus yoğunluğu ve bunun artış hızı, yaşamı kelimelerle ifade edilmeyecek oranda zorlaştırmaktadır. Kentlerde, altyapıdan, sosyal donatı alanlarından, yeşil alandan, dere ıslah çalışmalarından, imar çalışmalarından, kentsel arsa üretiminden söz etmek mümkün değildir. Ya da en nazik ifadeyle ihtiyacı gidermekten uzaktır.Elbette yukarıda sıralanan olumsuzluklar yalnızca bu bölgeyle sınırlı değildir. Su taşkınları Diyarbakır ve çevre illerle beraber İstanbul‘u, Antalya‘yı, Mersin‘i, Muğla‘yı da vurmuştur. Yaşanan felaketlerin sorumluları bunlara karşı önlem almayan, alamayan, almak istemeyen merkezi ve yerel yönetimlerdir. Dikkat edilsin: Merkezi ve yerel yöneticiler yaşananları "doğal afet" gibi algılatmak ve sorumluluklarını unutturmak gayreti içindedir.
Oysa biliyoruz ki, yaşanan felaketler plansız ve çarpık kentleşmeden kaynaklanmaktadır. Kentlerimizin en önemli sorunlarından olan altyapı eksiklikleri ne yazık ki bugüne kadar tam olarak giderilememiş, merkezi ve yerel yönetimler tarafından yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır. Bugüne kadar tarım arazileri, dere yatakları ve kıyılar yerleşime açılmış, orman alanları yok edilmiş, kaçak ve sağlıksız yapılaşma önlenmemiştir. Olumsuzluklar bugün büyüyerek devam etmektedir. Kentler yaşam alanları gibi değil rant aracı olarak görülmektedir.
Ne yazık ki bütün bunların doğal sonucu depremler, yağışlar vb. doğa olayları, doğal afetlere dönüşerek can, mal ve toprak kaybına yol açmaktadır.Değerli Arkadaşlar,Bölgede yaşanan felaket sonucunda (bu metin hazırlandığında) 40 insanımız hayatını kaybetmiştir. Diğer zararlarla birlikte insanımızın yoksulluğu kat be kat artmış, zaten zor şartlarda sürdürülmeye çalışılan günlük yaşam içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
Depremler, toprak kaymaları, sel baskınları, kazalar kader değildir. Her bir olumsuzluğun nedeni bir bütün olarak ülkemizde insana verilen değerle ilgilidir. İnsan hayatı ne zaman öncelikler sıralamasında en baştaki yerini alır ve toplumsal hayatımız buna uygun düzenlenirse, yaşamı çekilmez kılan olumsuzluklardan kurtulmak için ilk adım atılmış olacaktır.Batman‘da merkezi yönetimin, insanlarımızın barınma sorununu kısmi olarak çözecek çadır kurma işinin felaketten bir hafta sonra yapılmaya başlaması tam bir komedidir, yara sarmada bile sınıfta kalma durumudur.
Batman derhal afet bölgesi olarak ilan edilmeli ve insanımıza sahip çıkılmalıdır.Bölgede yaşananlar, ülkemizin afetlere karşı acil eylem planı olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yerel ve merkezi yönetimin çalışmalarda koordinasyonsuzluğu bir kez daha açığa çıkmıştır.Doğa olaylarının doğal afetlere dönüşmesi takdir-i ilahi değildir.Doğa olaylarının doğal afetlere dönüşümü engellenebilir bir olgudur. Yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın.Biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının bilgi, birikim ve deneyimi, insan hayatının korunma ve sağlıklı devam ettirilmesi yolunda değerlendirilmelidir.
Biz bugün burada ülke kamuoyuna bunu deklere etmek üzere bir araya geldik. Merkezi ve yerel yönetimler insan odaklı politikaları vakit geçirmeden uygulamak yükümlülüğü ile karşı karşıyadır. Türkiye‘nin bu potansiyeli vardır. İş, bu potansiyeli açığa çıkartacak politik tercihleri belirleyici ve yönlendirici noktaya taşımaktan geçmektedir. (09.11.2006)
|
 |
|