|
EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, 18 Mayıs 2010 Salı günü Halk TV’ye telefon ile bağlanarak “Türkiye’deki enerji politikaları, nükleer santraller ve Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santral” konusunda Şube görüşlerini aktardı. Türkiye’de nükleer santral hikayesinin 40 yıl önceye dayandığını belirten Pektaş, “Nükleerciler nükleer santralden üretilecek elektriğin ucuz olacağını iddia ediyorlardı. Bundan iki yıl önce sözüm ona ihaleye giren firma kW başına 21.6 cent gibi fahiş bir fiyat önermişti. Aynı firma bugün benzer özelliklerdeki başka bir santral için kW başına 12.35 cent önermektedir. Bu durum göstermektedir ki başka pazarlıklar dönmektedir. Bugün atılmaya çalışılan adımlar bizim yıllardır nükleer santraller konusundaki söylediklerimizin haklılığını göstermektedir.” dedi.
Nükleer santrallerden üretilecek elektriğin sadece pahalı olmadığını, enerji kaynakları bakımından dışarıya bağımlılığın artarak sürmesi anlamına geldiğini anlatan Ramazan Pektaş sözlerini şöyle sürdürdü; "Nükleer santraller sadece ulusal kaynaklar açısından değil teknolojik olarak da dışa bağımlıdır. Türkiye`de üretilen elektriğin yüzde 48`i doğalgazdan üretiliyor ve doğalgazı büyük oranda Rusya`dan alıyoruz. Rusya`ya zaten doğalgaz bakımından bağımlılık varken bir de nükleer bağımlılık getirilmeye çalışılıyor. Nükleer santrali yapacak firmaya 15 yıl boyunca 12.35 centten toplam 51 milyar dolar ödeme yapılacak. Bu durumda kullanılan elektrik birim fiyatı da artacaktır. Devamında elektrik kullanan sanayi mallarının fiyatı artacak ve ekonomiye bir çok olumsuz etkisi olacaktır.Nükleer santraller risk faktörü en yüksek olan teknolojilerdir. Hiçbir sigorta şirketi taşıdığı risklerden dolayı nükleer santralleri sigortalamamakta. Nükleer santrallerin atık sorunu da çözülmüş değildir." Nükleer santrallerinin inşaat süresinin çok uzun olduğunu kaydeden Pektaş sözlerini şöyle sürdürdü; "Nükleer santrallerin devreye girerek elektrik üretmesi için en az 10 yıl geçmesi gerekmektedir. Bugün karar verilse Türkiye`de nükleer santral en erken 10 yıl sonra çalışmaya başlayabilir. Olayın pahalı elektrik üretimi boyutu kadar insanlar üzerindeki olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Nükleer santrallere sadece pahalı olduğu için, dışa bağımlı olduğu için değil insan sağlığı üzerindeki büyük olumsuz etkilerin ortaya çıkma riski nedeniyle de karşıyız. Ülkemizden yüzlerce kilometre uzakta bulunan Çernobil Santrali`nin patlamasının olumsuzluklarını insanlarımız hâlâ yaşıyor." Türkiye`nin yenilenebilir enerji kaynakları konusunda pek çok ülkeye göre daha şanslı durumda olduğunu, plânlamanın yapılmamasından kaynaklı olarak bu kaynaklardan yeterince yararlanılamadığını belirten Pektaş, "Türkiye, enerji konusunda yüzde 75 oranında dışa bağımlı durumda. Yenilenebilir kaynakları kullanarak bu oranı aşağı çekmek mümkün" diyerek şöyle konuştu, "Nükleer santral anlaşması yapılarak, enerji bağımlılığımızı azaltmak yerine artırmak yoluna gidilmiştir. Tarihi, kültürel ve doğal değerlerimize zarar vermeden enerji elde etmenin yolunu bulmalıyız. Elektrik üreteceğiz diye Hasankeyf`i yok etmemeli, Karadeniz`i Karadenizlilikten çıkartmamalıyız. Ayrıca üretimden, iletime, iletimden dağıtıma tüm yapının merkezi yapı olarak kurgulanması gerekiyor. Türkiye`de elektrik üretimi, dağıtımı ve iletimi parçalı yapı haline getirildi. Özelleştirilen dağıtım bölgelerinde problemler çığ gibi artıyor. Sektör sermayenin kâr hırsına terk edilmiş durumda. Enerji üretim, iletim ve dağıtımına kamu eliyle yatarım yapılmalı. Birkaç yıl sonra içinden çıkılmaz problemlerle karşı karşıya kalabiliriz."
|