MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

HEY ÇOCUKLAR! DALGALARLA DALGA GEÇMEYİN (TÜLAY ÇAĞLARER- EDİRNE YENİGÜN)


YAZILI BASINDA ODAMIZ


Küçük kızım 16-19 Mart 2017 tarihinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi‘nde düzenlenen WIN Otomasyon 2017(WIN EURASIA Automation 2017) fuarına Kırklareli Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Mekatronik Bölümü öğrencileriyle birlikte ziyarete gitmişti. Fuar dönüşünde getirdiği bir kitap dikkatimi ve ilgimi çekti. Kitabın adı "Hey Çocuklar! Dalgalarla Dalga Geçmeyin". Yazarı Prof.Dr.Süleyman Daşdağ.

Okumaya koyuldum. Burada adı geçen dalgalar, evimizdeki elektrikle çalışan aletleri, cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar gibi kablosuz araç ve gereçlerin yaymış olduğu ışınlar. Dolayısıyla elektromanyetik kirlilik.

Konuyu keşfedince daha da merakla okudum. Kısa kısa da notlar aldım. Anlatım tarzını beğendim. Bir aile ortamında bilgi nasıl paylaşılır, çocuklara oyunla nasıl bilgi öğretilir, bunun güzel bir örneğini gördüm.

Şimdi ben de dilimin döndüğünce kitabı sizlere hikâye edeceğim.

Kitabın kahramanları baba, anne, Ömer (oğul), Zeynep(kız), babaanne ve akrabalar.

Konu, evde kullanılan elektrikli aletlerle başlıyor. Bunlar saç kurutma makinesi, elektrikli diş fırçası, dizüstü bilgisayar, kablosuz internet, oyun konsolu.

Baba, bunların kullanımı ile ilgili aile fertlerine sık sık uyarı yapıyor.Annenin cep telefonu ile uzun konuşmalarına sık sık müdahale ederek kablolu telefonla konuşmasını istiyor. Çocuklarına da "cep telefonu bir sohbet aracı değil" deyip aynı tepkiyi gösteriyor. Çocuklar bilgisayar başından kalkarken onları "Bilgisayarı kapat ve fişi prizden çekmeyi unutma." diye ikaz ediyor.

Evde baba dışında herkes teknolojiye düşkün. Uzun telefon görüşmeleri yapıyor. O da aile üyelerinin farkında olmadığı bazı şeyleri fark etmeleri için çalışıyor. Sıcak bir havada serinlemek için göle gittiklerinde çocuklarına güneş gözlüklerini takmalarını söylüyor. Güneşin yararı üzerinde konuşuluyor. Bu sefer baba, yine uyarıyor. "Bakın çocuklar, her şeyin azı karar, çoğu zarar." diyor.

Arabayı park ederken, park görevlisi "Arabanızı yıkayalım mı?" diye sorunca baba, otomobiller çalışırken, motorun çalışmasından, lastik tekerleklerin sürtünmesinden ötürü elektrik ve manyetik alanların oluştuğunu, su ile toprağa akacağını söylüyor.

Uzun yolculuklarda sürücülerin ve araçta bulunanların aşırı yorgunluğunun nedenlerinden birinin belki de elektrik ve manyetik alanlar olacağını söyleyerek ELEKTRİK ve MANYETİK kelimelerini çocukların zihnine yerleştiriyor.

Eve dönüldüğünde çocuğun oyun konsolunun kumandasını eline alıp oynamasına fazla müsaade etmiyor. "Çocuklar kapatın bu oyunu, boşuna ışın almayın" diyor. Ömer bu sefer IŞIN kelimesiyle tanışıyor.

Yaz gelince baba dışında anne ve çocuklar denizde uzun süre kalmaktan hoşlanıyorlar. Ama baba buna karşı. Sabah saat 10‘dan önce ve akşamüstü 4‘ten sonra yüzün, cildinize zarar vermeyin." uyarısında bulunuyor, nedenini de şöyle anlatıyor: "Güneşten gelen ve mor ötesi (ULTRAVIYOLE) veya kızılötesi (INFRARED) olarak adlandırılan ışınlar kahverengi lekelere neden olurlar." bilgisini veriyor. Tatile giderken baba okumak için ‘Dalga Dalga Geliyorlar ve Siz Farkında Değilsiniz‘ adlı kitabı yanına alıyor ve "Bu kitabı her gün okuyup size anlatacağım" diyor.

Ömer kitabı karıştırdığında elektrik ve manyetik alanlar, mikro dalgalar, infrared(kızılötesi) ışınlar, ultraviyole(morötesi) ışınlar, lazer ışınları, x, gama, kozmik ve sağlık üzerine etkileri diye bilmediği kelime ve konularla karşılaşıyor.

İlk hafta, ilk gün, yağmurlu bir havada gök gürlemesi üzerine baba, "Gök gürlemesi elektriksel bir olaydır. Yani doğal bir olaydır." diyerek iki çeşit elektrik ve manyetik alan olduğunu, bunların doğal elektrik ve manyetik alanlar, diğerinin yapay elektrik ve manyetik alanlar olduğundan söze başlayıp elektriğin, elektronların akışıdır, diyerek şeftali örneğinden hareketle atomu, çekirdeği, protonları, nötronları, iyonları öğretip radyasyondan bahsediyor.

İkinci gün baba, yine bir gezide, elektriğin kömürden, doğalgazdan, petrolden, sudan, rüzgârdan, güneşten ve nükleer enerji santrallerinden elde edildiğini, geldikleri baraj da incelenerek nasıl elektrik üretildiğini, gördüğümüz elektrik tellerinin etrafında elektrik ve manyetik alan oluştuğunu, o nedenle yüksek gerilim hatlarının hemen altına veya yakınma konut yapılamayacağını, bu kablolardan geçen elektrik akımlarının meydana getirdiği manyetik alanların sağlığa zarar verebileceğini çocuklarına anlatıyor.

Yollarda görülen yel değirmenlerinden de elektrik üretildiğini, bu tür elektriğe YENİLENEBİLİR ENERJİ dendiği bilgisini de çocuklarına veriyor.

Daha sonra ilkokuldan beri fen bilgisi, fizik derslerinde elektrik konusu işlenirken bize de gösterilen kehribar tespihine yün fanilaya sürerek, kuştüyüne yaklaştırıp tüyün kehribara yapışmasından yola çıkarak zıt yönde elektrik yükü çektiklerini, ayni elektrik yüklü cisimlerin birbirlerini ittiklerini, bu yüklerin (+), (-) olduğunu söylüyor.

"Elektrik akımından bahsediyorsak, elektronların kabloların içindeki hareketinden de bahsetmek gerekiyor. Elektronların davranışına bağlı olarak elektrikle çeşitlenir. Elektronların hareket etmemesi halinde ortamda oluşan elektriğe DURGUN(STATİK) elektrik, elektronların hareket etmesiyle oluşan elektriğe HAREKETLİ elektrik akımı denilir. Bu değişken elektrik akımının da iki türü vardır. Elektrik bir yerden başka bir yere taşınırken, elektriğin yönü ve şiddeti değişmiyorsa DOĞRU AKIM, değişiyorsa ALTERNATİF AKIM olarak adlandırılıyor.

Gerek durgun, gerekse değişken akımlar tellerden akarken, veya cihazlar çalışırken etrafta elektrik ve manyetik alanlar meydana getirirler." diyerek konuyla ilgili bilgiyi genişletiyor.

Baba eğitimine devam ediyor:

"Evdeki lambalar ve elektrikle çalışan araç ve gereçler doğru akımla çalışıyor. Fakat evlerimizde elektrikle çalışan bazı araç ve gereçler de statik elektrik ve manyetik alanlar oluşturuyor. Örneğin, televizyona yaklaşınca tüylerimizin dikleşmesi, uzaklaşınca eski haline gelmesi, statik bir alana girdiğimizin bir göstergesidir. Statik elektrik alanlar insan vücuduna girmezler ve vücudun dış yüzeyinde birikirler. Bazen bunlara dokunduğumuzda elektrik kıvılcımı oluşur. Bu dokunduğumuz aletin üzerinde biriken statik elektrik alanının vücudumuz üzerinden geçip toprağa akması anlamına gelir. Bu tür olayları önlemek için, yani evlerde biriken elektrik alanların toprağa akmasını sağlamak için, topraklama denilen bir işlem yapılarak statik elektrik toprağa akıtılır."

Bir gün baba Zeynep‘le parka gidiyor. Kızma plastikten yapılmış oyun parklarmdaki plastik oyuncakların üzerinde kayarken veya oynarken bir elektriğin oluştuğunu, bu nedenle bunlar kurulurken, oyuncaklar metal aksamla veya bir telle toprağa bağlandığını, böylece kayma sırasında kaydırakta biriken statik elektriğin toprağa aktığını anlatıyor. Böylece parkta da elektriğin varlığına dikkat çekiyor.

Sıra mıknatıs hakkında bilgi vermeye geldi. Baba bu konuda da maharetini gösteriyor. "Elektrik ve manyetik alanlar sürekli bir arada olurlar. Manyetik alan, bir tür mıknatıslanmadır. Mıknatıs, demir, nikel, kobalt gibi maddeleri çeken cisimlerdir. Doğada kendiliğinden var olan doğal mıknatıslar vardır. Doğadaki mıknatıslar, içinde manyetik adı verilen ve demir oksit bileşiği içeren kayalardır. Elektrik yardımı ile de mıknatıslar elde edilir, bunlara da elektromıknatıs denır.

Bizler günlük ihtiyaçlarımızın önemli bir kısmını elektrikle karşıladığımızdan dolayı elektrik ve manyetik alanlarla sürekli iletişim halindeyiz. Özellikle kablosuz internette yüksek elektromanyetik alan olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız.

Elektrik ve manyetik alanların zararlı etkilerinden korunmak için, elektrik ve dolaysıyla manyetik oluşturan cihazlarla etkileşim süremizi kısaltmalıyız, bu tür araç ve gereçlerden belirli uzaklıkta olmalıyız.

Baba önemli bir konuya daha değiniyor. "Kalbimiz, gözlerimiz, kulaklarımız, kaslarımız, kemiklerimiz, hücrelerimiz, kısacası vücudumuz da elektrikle çalışır. Biz bunları biyoelektrik diyoruz. Bazı tıbbi yöntem ve tekniklerle beynimizin manyetik alanı incelenebilmektedir.

Cildimiz kuru iken direnci yüksektir. Yani elektriğe karşı az geçirgendir. Ancak elimizi ıslatırsak cildimiz elektriğe karşı olan direnci azalır, yani elektrik vücudumuzdan daha kolay geçer. O halde ellerimiz ıslak iken elektrik düğmelerine, elektrikle çalışan cihazlara dokunmayacağız."

Baba bu kadar bilgi ile çocukları bırakmıyor. Doğadaki bir elektrik olayı olan şimşek ve yıldırımdan, bunlardan nasıl korunabileceğinden, televizyon, radyo ve kablosuz internetin mikrodalgalar veya radyo frekanslar yardımıyla görüntü ve konuşmaların gerçekleşebildiği ışık hızından da bahsediyor.

Bir başka örnek daha "Çocuklar, uçaklar inerken ve kalkarken ve uçuş sırasında uçakların nerede olduğu radarlar tarafından izlenir. Bunların hepsi mikro dalgalar veya radyo frekanslar yardımıyla oluyor. " diyerek bu konuda da bilgilendiriyor.

Kitabı okumaya devam ettiğimde, bazı yeni bilgilerle de karşılaşıyorum. Örneğin; Güneşten Dünyamıza gelen elektromanyetik dalgalardan birinin ultraviyole ışınları olduğu, bunların da kendi aralarında A, B, C olmak üzere üç gruba ayrıldığını, en tehlikelisinin C ışınları, en az zararlı olanın ise A ışınları olduğunu, C ışınlarının tümünün, B ışınlarının yüzde 90‘ma yakın kısmının Dünyamızın etrafını saran ve atmosferde bulunan ozon tabakası tarafından engellendiğini, dolaysıyla ozon tabakasının özelliklerini ve ultraviyole ışınlarından korunma kurallarını da öğreniyoruz. Kitabı okuyup bitirdiğimde neler öğrendim, diye düşündüm. Bildiğimi zannettiğim elektrik ve elektronik alanındaki pek çok tanım hakkında pek de bir şey bilmediğimi gördüm. Zaten ortaokul ve lise yıllarında öğrendiğim fizik bilgilerinden de bir eser kalmadı. Bu nedenle kitaptan elektrik, elektromanyetik alanlar, doğru akımlar, alternatif akımlar, mikrodalgalar, infrared ışınlar, ultraviyole ışınlar, lazer ışınları, mıknatıslar, elektromıknatıslar, biyoelektrik gibi kavramlarının içlerini doldurdum. En önemlisi bunların sağlık üzerindeki etkileri ve zararlarından korunmak için yapmamız gerekenleri öğrendim.

Kitap ayrıca, ana babalara çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim kurmanın, faydalı zaman geçirebilmenin bir örneğini de veriyor.

Ben bu kitabı bütün ana babalara tavsiye ediyorum. Kitabın ilk sayfasında "Çocuğunuzu seviyorsanız ona bu kitabı armağan ediniz." yazıyor. Ben de aynı tavsiyede bulunuyorum.

Hatta ilköğretimin birinci kademesinde bu kitabın ders kitabı olarak okutulmasını öneririm.

Kitap TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası tarafından basılmış, yararlı katkılarından dolayı Odaya da teşekkürler.

(Edirne Yenigün; 19.04.2017)



KANAL B- ANA HABER

27.01.2017
 


Çok Okunanlar


GENÇ MÜHENDİSLER İŞSİZ

ANAYASA VE MÜHENDİSLER

GENÇ MÜHENDİSLER İŞSİZ

BİLGİ VE İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİNDE YOKSULLAŞMA SÜRECİ

EMO’DAN ÇOCUK KİTAPLARI SETİ

EMO’DAN ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE ZİYARET

EKONOMİ BAKANLIĞI’NA ZİYARET

İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU YAPILIYOR

BURSA`DA ELEKTRİKLİ ARAÇLAR ÇALIŞTAYI YAPILDI

ELEKTRİKLİ ARAÇLAR ÇALIŞTAYI BURSA’DA YAPILIYOR

Okunma Sayısı: 1


Tüm Yazılı Basında Odamız

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2017 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18



Diğer birimlerin iletişim bilgileri için tıklayınız

 
 
KEY İnternet Hizmetleri