 |
Ulusun ve tüm mazlumların yanında emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı duruşu, sömürüye karşı emeği, gericiliğe karşı bilimi, bölücülüğe karşı ulusal bütünlüğü, faşizme karşı demokrasiyi savunmayı yaşam felsefesi edinmiş Uğur MUMCU katledişinin 19. yıl dönümünde 24 Ocak 2012 tarihinde Samsun Uğur MUMCU parkında anıldı. Bir çok meslek odasının ve sivil toplum örgütünün katıldığı anma etkinliğinde yapılan basın açıklaması metni yazımız ekindedir.
BASINA VE KAMUOYUNA Bugün; Ulusunun ve tüm mazlumların yanında emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı duruşu, sömürüye karşı emeği, gericiliğe karşı bilimi, bölücülüğe karşı ulusal bütünlüğü, faşizme karşı demokrasiyi savunmayı yaşam felsefesi yapmış olan Uğur MUMCU‘ nun katledilişinin 19. yıldönümüdür. Uğur MUMCU, Türkiye‘ yi bekleyen tehlikelere işaret etti, haklı çıktı. O‘ nun sorduğu sorular bugün de güncelliğini korumaktadır. Siyaset-Ticaret-Medya ilişkisine karşı çıktı, haklı çıktı. Uğur MUMCU‘ nun köşesini devralan ve o köşeye layık olarak yazılarını sürdüren Mustafa BALBAY 3 yılı aşkın tutsaktır. Hiç düşündünüz mü? Uğur MUMCU sağ olsaydı bugünlerde köşesinde ne yazardı? Yıllardır, bilim insanlarının, gazetecilerin, yazarların, parti liderlerinin, askerlerin neden olduğu bilinmeden demir parmaklıklar arasında tutulduğunu yazardı. Emekçileri sokağa terk eden yönetim anlayışına karşı, emekçinin haklı direnişini yazardı. İllegal örgütlerin ipliğini pazara çıkaran araştırmalarını yazardı. Kemalizm‘ e ve Cumhuriyete saldıran haddini bilmezlerin suratına boş bir eldiven gibi fırlatacağı yazılar ile Kemalizm‘ e ve ulusal kimliği, bölünmez bütünlüğü, tam bağımsız karakteri ile laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olmasını istediği Türkiye Cumhuriyeti‘ ne sahip çıkan düşüncelerini yazardı. Yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesinin adalet için vazgeçilmez zorunluluğunu ve iktidarın kendi emrinde yargı ve yargıç yaratma çabasında olduğunu yazardı. Medreseleştirilen üniversiteleri, boş hurafelerin yerine akıl ve bilimin gerekli olduğunu yazardı. Türkiye Cumhuriyeti‘ ni bekleyen tehlikeleri, ihanet odaklarını, görevini yerine getirmekte acze düşen yurtseverleri yazardı. Son olarak ta Milli Eğitim Bakanlığının teşkilat yapısından Atatürk Devrim ve İlkelerine bağlı öğrenci yetiştirmenin çıkarıldığı ve aynı kurumun daha sonra da adını Mustafa Kemal ATATÜRK‘ ün sömürgeci devletlere karşı bağımsızlık savaşını başlattığı 19 Mayıs Atatürk‘ ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını alanlarda kutlamanın kaldırılmasıyla, beyinlerden Bağımsızlık ruhunun silinmeye çalışıldığını yazardı. Ne acıdır ki tüm bu yaşananlar ülkeye ileri demokrasi getiriyoruz iddiasıyla yapılmaktadır. Biz böyle ileri demokrasi istemiyoruz, gerçek demokrasi istiyoruz. Son yıllardaki yaşananlardan, yargı çözer diyerek seyredenler, TSK yetkilileri, aydınlar, yazarlar ve gazetecilerde sorumludur. Bu yaşananlar, laik demokratik Türkiye Cumhuriyetine, Cumhuriyet Devrimlerine ve değerlerine saldırıdır. Bu bir karşı devrimdir. Kendi kişisel çıkarlarımızı bir yana bırakarak, yabancılarla işbirliğine giren ve gücünü halktan almayan küçük bir azınlığın dışında tüm güçleri, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı Türkiye‘ miz için artık bir varlık sorunu haline gelen durum karşısında birleşmeye ve mücadeleye davet ediyor, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, eşitsizliğe artık son verilsin istiyoruz. 24.01.2012
|
 |
 |
Çok Okunanlar |
|
|
|