MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 ANKARA ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 AFYONKARAHİSAR   ANKARA   ÇANKIRI   ERZİNCAN   ERZURUM   KASTAMONU   KAYSERİ   KIRŞEHİR   KONYA   NEVŞEHİR   SİVAS   TOKAT   YOZGAT   AKSARAY   KIRIKKALE 
 

 
HUKUKİ DESTEK
 

EMO Ankara Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 2025.3

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

ÇALIŞMA YAŞAMINDA MOBBİNG VE TACİZ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ


GÜNDEM  - 09.03.2026

 
EMO Ankara Şubesi tarafından 6 Mart 2026 tarihinde “Çalışma Yaşamında Mobbing ve Taciz” başlıklı etkinlik düzenlendi. Avukat Sanem Küçükarzuman’ın konuşmacı olarak yer adığı etkinlikte, ataerkil sistemin tarihsel kökenleri, kadın mücadele tarihi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik şiddet ile ilgili uluslararası ve ulusal düzenlemelerin tarihi ve Türkiye’deki ilerlemeler paylaşıldı.
 

 

Etkinliğin açılışını EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Yazman Üyesi Meltem Yılmaz yaptı. Konuşmasında kadın, erkek ayrımı gözetmeksizin tüm insanların eşit haklara sahip olarak doğduğunu ve bu hakların yaşam boyu kesintisiz olarak devam ettiğini söyleyen Yılmaz, 8 Mart`ın yalnızca bir takvim günü değil, hakları için mücadele veren, tarih boyunca emeği görünmez kılınan, sesi bastırılan, eşitlik arayan kadınların mücadele günü olduğunu belirti.  

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ülkemizde ve dünyada, yaşamın hemen her alanında acımasızca devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, "Bir yandan iş hayatında ayrımcılık ve sömürüyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan sokakta, evde ve iş yerinde şiddetin hedefi oluyor. Kadın cinayetleri her geçen yıl artıyor; taciz ve tecavüz vakaları cezasızlık politikalarıyla görünmez kılınmaya çalışılıyor. Bu tablo eşitsizliği ve ayrımcılığı yeniden üreten bir düzenin sonucudur." diye konuştu.

Kadınların özgürce yaşayabildiği ve eşit yurttaşlar olarak kabul edildiği bir toplumun temel şartının laiklik olduğunu, laikliğin zayıflatılmasının kadın haklarının da zayıflatılması anlamına geldiğini vurgulayan Yılmaz, "Laik ve demokratik hukuk devletini savunmak, kadınların eşit yurttaşlık mücadelesinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bugün yapılması gereken, eşitliği yalnızca söylemde değil, yasada ve uygulamada güvence altına almaktır. Taciz ve tecavüz gibi ağır suçların üzerinin örtülmediği, mağdurların susturulmadığı, faillerin cezasızlıkla korunmadığı bir düzen kurmak zorundayız. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, özgürce çalışabildiği ve haklarını savunabildiği bir toplum yaratmak bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur." dedi.

Konuşmasının sonunda Kadınların haklarını kazanmak için verdiği bu onurlu mücadeleyi ve dayanışmayı yürekten selamladığını bildiren Yılmaz, "Biliyoruz ki, yan yana durduğumuzda daha güçlüyüz, birlikte hareket ettiğimizde direncimiz katbekat artıyor. Bu inançla, 8 Mart‘ta omuz omuza vererek, emeğimizle, mücadelemizle ve dayanışmamızla geleceğe umutla bakıyoruz." diyerek sözlerine son verdi.

Önce "Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği"ni anlamalıyız

Kadına yönelik şiddet, mobbing ve taciz gibi kavramları konuşurken öncelikli olarak ataerkil düzeni, tarihsel kökenlerini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini anlamak ve tartışmak gerektiğini vurgulayan Sanem Küçükarzuman, insanlık tarihinin başlangıcından modern dünyaya kadar olan süreçte kadınların hemen her toplumsal düzen içinde baskıya ve şiddete maruz kaldığını ve hiçbir zaman erkeklerle eşit görülmediğini belirti.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ilk olarak 18. yy.`da, 250 yıl önce, Fransız Devrimi döneminde konuşulduğunu söyleyen Küçükarzuman, BM nüfus fonunun yaptığı araştırmalara göre şu an itibariyle her şeyi bir kenara bıraksak ve cinsiyet eşitsizliğini gidermek için uğraşsak bile tüm dünyada eşitliği sağlamak için 286 yıla ihtiyacımız var dedi.

8 Mart`ın sadece kutlanacak bir gün değil dayanışmayı ve mücadeleyi büyütecek bir gün olduğunu söyleyen Küçükarzuman, "Tarihte hiçbir kazanım kadınlara altın tepsiyle sunulmadı, 8 Mart gibi. Biz 8 Mart`ta yine sokaklarda birbirimizin yanında olacak, dövizlerimizi açacak, şarkılarımızı söyleyeceğiz. Yalnız olmadığımızı sadece birbirimizin gözünün içine bakarak bile anlatacağız ama 8 Mart bize tarihte diri diri yakılarak katledilen kadınlardan miras. Tıpkı 25 kasımlarda Mirabel Kardeşler`in katledilmesi gibi biz hep bir kan dökülerek, eziyet, işkence ve zorbalıkla mücadele ederek kadınlar olarak kazandık bu haklarımızı." diye konuştu.

Uluslararası düzenlemelerde de kadına yönelik şiddetin uzun yıllardır sadece şiddet olarak tanımlandığını, CEDAW tarafından 40 yıl önce, kadınlar sadece evde şiddete maruz kalıyor gibi, ev içi şiddet olarak ayrıca tanımlandığını vurgulayan Küçükarzuman, şiddetin kadına yönelik bir problem olduğunu ve bunun bir kavramsal gerçeklik olduğunun ilk defa 15 yıl önce İstanbul Sözleşmesi`nde görüşüldüğünü söyledi. İstanbul sözleşmesinin kazanılmasında da yine bir kadının hukuki mücadelesinin, Nahide Opuz davasının, önayak olduğunu belirten Küçükarzuman, "2011 yılında 45 ülkenin katılımıyla İstanbul sözleşmesi imzalandı. Bize şu ana kadar bahşedildiği söylenen sanki altın tepsilerde sunulmuş gibi davranılan her şey bizim eserimiz o yüzden bizim dayanışma ve bir arada durma zorunluluğumuz var." dedi.

İşyerinde Kadına Karşı Cinsiyet Temelli Ayrımcılık ve Mobbing

Küçükarzuman, İşyerinde mobbing ve taciz nedir? Başlığı ile başladığı sunumunda, mobbing, taciz ve cinsiyet temelli tacizin tanımını yaparak, uluslararası sözleşmelerdeki cinsiyet ayrımcılığının engellemek için yapılan düzenlemeleri aktardı.

İşyerinde şiddet ve tacizi ele alan ve önleme çerçeveleri oluşturan ilk sözleşmenin ILO C190 olduğunu belirten Küçükarzuman "İşyerindeki dinlenme alanları, yemekhane ve soyunma odaları, işle ilgili seyahatler, eğitimler ve sosyal etkinlikler, bilgi iletişim teknolojileri aracılığıyla (e-posta, WhatsApp vb.) yapılan haberleşmeler, işe gidiş-geliş yolu sözleşme kapsamındadır. Kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın tüm çalışma dünyasını kapsar. Fakat Türkiye maalesef bu sözleşmenin imzacısı değildir." Dedi.

Bu kapsamada Türkiye`deki düzenlemelerin, "T.C. Anayasası (m.10, m.48), 4857 sayılı İş Kanunu (m.5), 6284 sayılı Kanun ve 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu" olarak sıralanabileceğini söyleyen Küçükarzuman, "Eşitlik ilkesi, cinsiyet ayrımcılığının yasaklanması uluslararası düzeyde, genel olarak insan haklarına ve özel olarak çalışanların sosyal haklarına yönelik olarak yapılan sözleşmelerde en önemli konulardan birini oluşturmuştur. İş Hukukunda eşit davranma ilkesi, işverene eşit davranma borcu yükleyen, keyfi davranışları yasaklayan bir niteliğe sahiptir. İşverenin yönetim hakkının ve sözleşme serbestisinin sınırını, işçinin insan olarak sahip olduğu temel hak ve özgürlükler çizer. Bu ilke bütün işçilerin hiç bir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini değil, gerçekten eşit durumda olan işçilerin farklı işleme tabi tutulmasını engellemeyi amaçlar." diye konuştu.

Kadınların iş yaşamında karşılaştıkları başlıca ayrımcılık türleri;

Kadınların iş yaşamında karşılaştıkları başlıca ayrımcılık türlerini;

·       Kadın çalışanların daha geç terfi ettirilmesi ya da terfi ettirilmemesi,

·       Eşit işe eşit ücret verilmemesi,

·       Yıldırma amaçlı fazla mesailer ve gece çalışmalarının uygulanması,

·       İşten biri çıkarılacaksa kadın işçinin tercih edilmesi,

·       Evlilik ve hamileliğe karşı tutumlar,

·       İş seyahatlerine göndermeme, araç vermeme,

·       Görev tanımı dışında bulunması kaydıyla, ofis içi temizlik, mutfak işi gibi işlerin talep edilmesi,

·       Psikolojik baskı, ayrımcı dil (dün gece çocuk seni uyutmadı mı, vb) , hitap (kızım, tatlım vb) , etiketleme (menopozlu, çıtır, kezban vb) ve hatta cinsel taciz,

·       Taciz sonrası taciz uygulayanın değil tacize uğrayan kadının görev yerinin değiştirilmesi,

Olarak sıralayan Küçükarzuman İşten Çıkarılma ya da İstifaya Zorlanma Halinde "İşe iade talebi, Ayrımcılık tazminatı, Manevi tazminat, Sendikalar veya meslek odalarına şikayet" gibi hakların olduğunun altını çizen Küçükarzuman ayrıca ALO 170 hattında görevli psikologlar vasıtasıyla psikolojik tacize maruz kalan bireylere bilgilendirme, yardım ve destek sağlandığını, Cinsiyete dayalı mobbing/ayrımcılıkta ise Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna (TİHEK) da başvuru yapılabileceğini söyledi.

İşyerinde yaşanan psikolojik şiddet ve diğer çalışma alanı sorunları ile ilgili olarak Meslek Örgütlerinin rolüne de değinen Küçükarzuman "Cinsiyetçi söylem, mobbing ve tacize karşı sıfır tolerans politikası oluşturmak, şantiyeden ofise kadar tüm alanlarda eşitlik temelli iş kültürü inşa etmek. Kadın komisyonları ve dayanışma ağları kurmak, kadınların yaşadıklarını görünür kılmak, deneyim paylaşımını teşvik etmek. Toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet biçimleri, mobbing ve taciz konularında zorunlu eğitimler düzenlemek, kurumsal kültürü feminist bir perspektifle dönüştürmek. Şiddet gören veya ayrımcılığa uğrayan kadınlar için başvuru, rehberlik ve yönlendirme sistemleri oluşturmak, barolar, kadın örgütleri ve sivil toplumla işbirliği protokolleri geliştirmek. Sektördeki cinsiyet eşitsizliğini takip eden düzenli raporlar hazırlamak, ücret eşitsizliği, terfi engelleri ve kadın temsil oranlarını izlemek, Şiddetle mücadelede etkili kurumsal politikalar üretmek." meslek örgütlerinin bu alanda atacağı önemli adımlardır dedi.

 

 



ELEKTRİKLİ ARAÇLAR VE YANGIN GÜVENLİĞİ BAŞLIKLI WEBINAR DÜZENLENDİ

01.07.2024
 


Çok Okunanlar


ANITKABİR’İ ZİYARET EDİYORUZ

KARANLIĞI DAYANIŞMAYLA AYDINLATACAĞIZ!

2026 YILI EN AZ ÜCRET TANIMLARINDA GÜNCELLEME YAPILDI

ÇALIŞMA YAŞAMINDA MOBBİNG VE TACİZ FORUMU DÜZENLENİYOR

NÜKLEER CİN ŞİŞEDEN ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR

AFYONKARAHİSAR İL TEMSİLCİLİĞİ ZİYARET EDİLEREK ÜYE TOPLANTISI YAPILDI

EMO`DAN İZMİR ÜNİVERSİTELERİNE BPS ZİYARETİ

EMO`DAN BURSA ÜNİVERSİTELERİNE BPS ZİYARETİ

EMO DENİZLİ ŞUBESİNDE BPS 2026 HAZIRLIK TOPLANTISI

EMO KADIN KOMİSYONU`NDAN 8 MART AÇIKLAMASI: `KADINLAR SUSMAYACAK`

Okunma Sayısı: 63


Tüm Gündem

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2026 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ : emo.merkez@hs01.kep.tr

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.