|
EMO Ankara Şubesi tarafından düzenlenen `Biyomedikal Sistemlerde ve Verilerde Yapay Zekâ` başlıklı söyleşi, 5 Ağustos 2026 Çarşamba günü Elektrik Mühendisleri Odası Toplantı Salonu`nda gerçekleştirildi. Ağustos ayında yitirdiğimiz üyelerimiz Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşı, Gökçen Çapkıncı, Ahmet Altay Varol, Hasan Baycan ve Bingöl Erdumlu anısına düzenlenen etkinlik, EMO TV üzerinden canlı olarak yayımlandı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, Şube olarak bu dönem, aynı ay içinde farklı yıllarda yitirilen değerlerin anıldığı etkinlikler düzenlendiğini belirterek, bu etkinliklerde bir yandan meslek büyüklerinin anıldığını, diğer yandan gündemde olan ya da olması gereken konuların tartışmaya açıldığını ifade etti. Pektaş‘ın çağrısıyla yitirdiğimiz üyelerimiz anısına saygı duruşunda bulunulmasının ardından, beş üyemizin meslek yaşamlarını ve Odamıza katkılarını konu alan slayt gösterisi izlendi. Gösterimin ardından söz alan Pektaş, Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşı‘nın çalışkanlığına ve geniş uzmanlık alanına, Gökçen Çapkıncı‘nın güler yüzüne, EMO Onursal Başkanı Ahmet Altay Varol‘un etkinliklerdeki bağlayıcı değerlendirmelerine ve Hasan Baycan‘ın 20. Dönem Şube Yönetim Kurulu‘ndaki destekleyici duruşuna değinen Pektaş, Şubemizin kuruluş çalışmalarında yer alan Bingöl Erdumlu‘yu ise tanışma fırsatı bulamadan yitirdiklerini belirtti. Söyleşinin moderatörlüğünü Başkent Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü‘nden Doç. Dr. Onur Koçak üstlendi. Anılan üyelerimizin Şubemizin oluşumundaki katkılarına ve kendi mesleki yetişmelerindeki yerlerine değinen Koçak, yapay zekânın bugün herkesin gündelik yaşamında yer edindiğini, bu nedenle üretilen bilginin doğruluğunun ve bu bilginin hangi süreçlerle oluştuğunun sorgulanması gerektiğini vurguladı. Telatar: Yapay zekâ hekimin yerini almayacak, işini kolaylaştıracak İlk sunumu gerçekleştiren Başkent Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziya Telatar, sağlık alanındaki teknolojik gelişimi tarih öncesi dönemlerden başlayarak ele aldı. X-ray, elektrokardiyogram, diyaliz ve ultrason gibi teknolojilerden gen dizileme, telesağlık uygulamaları ve robotik cerrahiye uzanan süreci aktaran Telatar, sağlık sektörünün bugün artan nüfus, yaşlanan nüfus, sağlık personeli yetersizliği, yükselen sağlık harcamaları ve veri kısıtı gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. İnsan vücudunun başlı başına bir veri kaynağı olduğunu, görüntüleme, sinyal ve kimyasal ölçüm tabanlı verilerin hekimin yorumuna esas oluşturduğunu anlatan Telatar, yapay zekâ kavramına yönelik eleştirisini de paylaştı. Zekânın kendini geliştiren bir olgu olduğunu, bugün yapay zekâ olarak adlandırılan yapıların ise yalnızca eğitildikleri ölçüde sonuç üretebildiğini belirten Telatar, bu nedenle "oluşturulmuş zekâ" ya da "sentetik zekâ" gibi tanımlamaların daha yerinde olacağını ifade etti. Telatar, algoritmaların veri tabanında karşılığı bulunmayan bir durumla karşılaştığında yorum üretemediğini, bunun da yapay zekânın temel sınırı olduğunu vurguladı. Durmaz: Ürünü belirleyen model değil, veri altyapısı İkinci sunumu gerçekleştiren İstinye Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü‘nden Dr. Öğr. Üyesi F. Aytaç Durmaz, yapay zekânın tıp alanındaki elli yıllık gelişimini aktardı. 1970‘lerde Stanford‘da geliştirilen MYCIN yazılımından INTERNIST ve DXplain uygulamalarına, 1995‘te FDA onayı alan ilk yazılım olan PAPNET‘ten günümüzün derin öğrenme ve büyük dil modeli tabanlı sistemlerine uzanan süreci özetleyen Durmaz, FDA tarafından onaylanmış yaklaşık 1450 yapay zekâ destekli yazılım ve cihaz bulunduğunu, bunların yaklaşık dörtte üçünün radyoloji alanında yer aldığını, üretken yapay zekâ tabanlı bir medikal ürünün ise henüz onay almadığını belirtti. Teknolojinin hızla ilerlemesine karşın mevzuatın aynı hızda gelişmediğine dikkat çeken Durmaz, AB düzeyinde ilk uygulanabilir yapay zekâ mevzuatının 2025‘te devreye girdiğini, ayrıntılı düzenlemenin ise 2028‘i beklediğini aktardı. Ülkemizde e-Nabız ve MHRS gibi güçlü bir veri altyapısı bulunduğunu, ancak bu verinin yeterince kullanılamadığını belirten Durmaz, alandaki temel darboğazları veri kalitesi, açıklanabilirlik, entegrasyon, cihazlarla birlikte çalışabilirlik, siber güvenlik, mevzuata uygunluk ve akademik çalışmaların sürdürülebilir ürüne dönüştürülmesi başlıkları altında sıraladı. Durmaz, bir ürünü belirleyen unsurun modelin kendisi değil, doğru verinin elde edilmesi ve sistemin sağlık ekosistemine entegre edilmesi olduğunu vurgulayarak, alanın yerli geliştirmeler açısından geniş bir fırsat sunduğunu ifade etti. Salondan ve EMO TV üzerinden gelen soruların yanıtlanmasının ardından Doç. Dr. Onur Koçak, katılımcılara ve konuşmacılara teşekkür ederek oturumu kapattı. Söyleşinin tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir: https://www.youtube.com/live/Ux1w2tRrbT0
|