|
Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 27 Ağustos 2026 tarihinde “Özelleştirme Masallarının İflası” başlıklı basın bildirisi yayınladı. “Özelleştirmelerle elden çıkarılan işletmelerden alınan vergiler azalmış, çalışanların iş güvencesi ortadan kalkmış, maliyet azaltma adı altında iş güvenliği önlemleri ihmal edilmiş ve sonucunda işçiler hayatını kaybetmiş ama kimin umurunda. Şimdilerde, bir yılı aşkın süredir bakanların kefil olduğu alacaklarını alamayan madenciler Ankara’da, özelleştirilen Çayırhan Termik Santrali maden sahasında yaşanan kaza, Soma’da, Ermenek’te ve onlarca maden ocağında yaşanan iş cinayetleri. Bunların hepsi özelleştirmenin bugüne yansıyan sonuçlarıdır.” denilen basın bildirisinin tamamı haberimizin devamındadır.
"Kömür müdür, yürek midir ocaklardaki Ağıt mıdır, figan mıdır bacalardaki" Hasan Hüseyin KORKMAZGİL ÖZELLEŞTİRME MASALLARININ İFLASI Ankara haftalardır 2 önemli mücadele hattının merkezi olmuş durumda. Bir yanda haklarını almak için pes etmeyen maden işçileri diğer yanda yine hak peşinde olan Er gaziler ve şehit yakınları. Bu en demokratik ve barışçıl hak arama yöntemlerine tahammülsüzlük ve müdahale yöntemleri ise bu kadarına pes dedirtecek ölçüde. Maden işçilerinin bir yılı aşkın süredir alacakları ve hakları için sürdürdüğü mücadeleyi görmek istemeyenler olsa da bu aslında 40 yılı aşan özelleştirme hayranlığının iflası, yani malumun ilanı. Kuruluşunda Odamız EMO`nun da bulunduğu Özelleştirme Karşıtı Platform (ÖKP) 90`lı yıllarda dönemin siyasi iktidarlarının özelleştirme hayranlığına ve yangından mal kaçırırcasına yapılan yağmalara karşı çıkmıştı. Bu doğrultuda açılan onlarca dava kazanılmış, zamanın iktidarları hukuka uymak yerine, hukuku sermayenin hırslarına göre uyarlamıştı. Gün geldi hukuken yapılacak hiçbir şey kalmadı kamu hazinesinden yapılan yatırımlarla ortaya çıkan enerji, iletişim, sağlık, ulaşım, gıda vb. mal ve hizmet üretim araçları birer ikişer yok pahasına elden çıkarıldı. Hazıra Dağ Dayanmaz Bir atasözümüzde belirtilen "sade pirinç zerde olmaz, bal da gerek kazana / ata malı tez tükenir, evlat gerek kazana" sözleri sahip olunan değerleri ve birikimleri korumanın önemine işaret eder. Cumhuriyet dönemi boyunca ortaya çıkarılan kamusal mülkiyetler zarar ettiği, kalitesiz ve verimsiz olduğu, arpalık olarak kullanıldığı gerekçelerine yaslanılarak mal ve hizmetleri rekabet yoluyla ucuzlatma, devletin sırtından kamburu alma, devlet süt mü satacak gibi söylemlerle paketlenerek sermaye transferi gerçekleştirildi. Gariptir ki zarar eden kamu iktisadi teşekkülleri satılacak diye çıkılan yolda en karlı ve doğal tekel konumunda olanlar öncelikle ve yok pahasına satıldı. Birer birer elden çıkarılan teşekküller bittikçe, madenler, nehirler, ormanlar, barajlar, lojmanlar, sosyal tesisler yani satılabilecek ne varsa hazineye gelir sağlamak amacıyla elden çıkarıldı. Özelleştirmelerle elden çıkarılan işletmelerden alınan vergiler azalmış, çalışanların iş güvencesi ortadan kalkmış, maliyet azaltma adı altında iş güvenliği önlemleri ihmal edilmiş ve sonucunda işçiler hayatını kaybetmiş ama kimin umurunda. Şimdilerde, bir yılı aşkın süredir bakanların kefil olduğu alacaklarını alamayan madenciler Ankara`da, özelleştirilen Çayırhan Termik Santrali maden sahasında yaşanan kaza, Soma`da, Ermenek`te ve onlarca maden ocağında yaşanan iş cinayetleri. Bunların hepsi özelleştirmenin bugüne yansıyan sonuçlarıdır. Kaza Değil Cinayet Söz verilen ama hakları verilmeyen madencilerin hangi koşullarda ve ne pahasına çalıştıklarını aşağıdaki tabloda, son 20 yılda yaşanan kazalar listesinde görmek mümkün. Bir yanda patronların itibarı diğer yanda değer verilmeyen bu hakların hangi zorluklarla, hangi riskler altında kazanıldığının ibret tablosu. Yıl Yer Hayatını Kaybedenler 2006 Balıkesir/Dursunbey 16 madenci 2009 Bursa/Mustafakemalpaşa 19 madenci 2010 Balıkesir/Dursunbey 13 madenci 2010 Zonguldak/Kilimli 30 madenci 2011 Kahramanmaraş/Elbistan 11 madenci 2013 Zonguldak/Kozlu 8 madenci 2014 Manisa/Soma 301 madenci 2014 Karaman/Ermenek 18 madenci 2016 Siirt/Şirvan 16 madenci 2017 Şırnak 8 madenci 2022 Bartın/Amasra 22 madenci 2024 Erzincan/İliç 9 madenci 2026 Ankara/Çayırhan 1 madenci Tablo açıkça göstermektedir ki, madencilik çok risklidir, işçi sağlığı ve çalışma emniyeti maliyet azaltılacak kalemler değildir. Bu riskli işte çalışanların hakları ve alın terleri her şeyin üzerindedir. Deniz Tükendi! İnsan hakkı olan kamusal nitelikteki ürün ve hizmetler, toplumun ortak çıkarlarını önceleyenler açısından ticari meta olarak görülemez, sermayeye kaynak aktarımı olarak kullanılamaz. Hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan enerji başta olmak üzere elektrik, yakıt, iletişim, ulaşım ve eğitim fiyatlarının, yalnızca sermayenin kar alanı olduğuna inanan tamamen duygusal politikalar sonucunda, emekçilerin ve emeklilerin aldıkları ücretler erimiş, güvenceli çalışma yerine patronların insafına bırakılan güvencesiz istihdam modeline geçilmiştir. Enerji, ulaşım, eğitim ve sağlıkta kamusal tekeli reddeden neoliberal bakış açısı ile bu alanları özel sektörün kar hırslarına ve manipülasyonlarına terk eden yönetimler altın yumurtlayan tavukları kestiklerini bilmelidirler. EMO Ankara Şubesi olarak, aradan geçen bunca zaman sonra gelinen noktada neoliberal düşüncenin ambalajladığı özelleştirme adı altındaki sermayeye kaynak transferi politikalarının iflas ettiğini görüyoruz. Biliyoruz yol yakın değil, ancak; hak kayıplarını ve iş cinayetlerini durdurmanın, ucuz ve erişilebilir bir kamu hizmeti üretmenin tek çaresinin kamusal bir bakış açısı olduğunu bir kez daha yüksek sesle söylüyoruz. Aslında, finans kapitalin 2008 krizi sırasında zora giren sermaye şirketlerini kamusallaştırmayı düşünen neoliberal iktisat politikaları ve işbirlikçileri özelleştirmenin gerçek yüzünü itiraf etmişlerdi. Gerçek hala aynıdır, kamusal fayda; modern kamusal mülkiyet ve üretimdir. Modern kamusal mülkiyet, yalnızca siyasi iktidarların serbestçe/hoyratça karar verdiği değil, toplumsal kesimlerin de söz ve karar sahibi olduğu, liyakate dayalı şeffaf işletmeler olarak yeniden düşünülmek zorundadır. Pahalı ve kalitesiz hizmetlerin, ürünlerin, iş cinayetlerinde can kayıplarının, iş güvencesizliğinin, ucuz emek sömürüsünün, taşeronlaşmanın, sosyal güvencesizliğin, kamu hazinesinin vergi kaybının, toplumsal fakirleşmenin kök nedeni özelleştirmelerdir. EMO Ankara Şubesi olarak kamusal hizmetlerin sermayeye peşkeş çekilmesine, vatandaşların kamusal nitelikli hizmetlere erişiminin kısıtlanmasına, güvencesiz istihdam modeliyle emek sömürüsüne yol açan özelleştirme uygulamalarına karşı olduğumuzu bir kere daha belirtiyoruz. EMO Ankara Şubesi 28. Dönem Yönetim Kurulu
|