MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 KOCAELİ ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

YAYIN SATIŞ VE KİTAP LİSTESİ

   · 

ÖNEMLİ EVRAKLAR

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 BOLU   KOCAELİ   SAKARYA   ZONGULDAK   BARTIN   KARABÜK   DÜZCE 
 

 
MİSEM BANNER
 
MİSEM DIŞI BANNER
 
ÜYELİK
 
ÜYELİKLE İLGİLİ BELGELER
 
İŞ VE ELEMAN ARAYANLAR
 
TEMSİLCİLİK ADRES VE TELEFONLARI
 
SMM
 
EĞİTİMLER
 
ÖLÇÜM VE BİLİRKİŞİLİK BAŞVURU FORMU
 
ŞUBEMİZDE SATIŞA SUNULAN KİTAP LİSTESİ
 
ÇALIŞANLAR OLARAK HAKLARINIZI BİLİYOR MUSUNUZ?
 
TÜRKİYE’DE MÜHENDİS-MİMAR-ŞEHİR PLANCISI PROFİL ARAŞTIRMASI
 
DERGİ 437. SAYI

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE KALİTESİ SEMPOZYUMU BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ



 
Elektrik Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi tarafından 23-24 Mayıs 2013 tarihlerinde Kocaeli Kartepe Green Park Otel` de Enerji Verimliliği ve Kalitesi Sempozyumu düzenlendi.
 

Ana teması Enerji Verimliliği ve Kalitesi olarak belirlenen Sempozyuma 300‘ ü aşkın kişi katıldı. Üniversite, sanayi, kamu ve oda temsilcilerini aynı platformda buluşturduğu bilimsel çalışmalar ve doğru politikaların üretildiği "5. Enerji Verimliliği ve Kalitesi Sempozyumu"‘ nda  "Led‘ li Yol Aydınlatması ve Enerji Verimliliği" başlıklı çağrılı bildiri sunumları düzenlendi.


Sempozyum boyunca gerçekleşen 12 oturumda  61 bildiri, 2 panel ve 1 adet çağrılı bildiri yapıldı. "Elektrikte Özelleştirme Sürecinin Değerlendirilmesi" ve "Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Üretimi Üzerine Yasal Düzenlemeler" konularını kapsayan 2 ayrı panel programlandı.

 

Enerji Verimliliği Ve Kalitesi Sempozyumu açılış töreninde; Şubemiz Yönetim Kurulu Başkanı H. Avni Haznedaroğlu açılış konuşmasında Enerjinin etkin ve verimli kullanılmasının dünyada barışa, demokrasiye ve istihdama katkı sağlayacağını belirtti. Avni Haznedaroğlu konuşmasına şöyle devam etti:

 

Sempozyumumuz; enerjinin etkin ve verimli kullanılması, ekosistem dengesini koruyan ve ekonomik kalkınmayı destekleyen sürdürülebilir enerji sistemine ulaşılması, alternatif enerji kaynaklarını arama çalışmalarının hızlandırılması, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımıza gereken önemin verilmesini amaçlamaktadır.


Yüzyılımızın ilk çeyreği yaşanırken enerji kaynaklarının sınırsız olmadığı bir kez daha görülmektedir. Yaşanan çevre felaketleri insan ve canlı yaşamını tehdit eder duruma gelmiştir. Insanlık sanayi devriminden bu yana elde ettiği ekonomik kazanımların çok daha fazlasını harcamak durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Geleneksel enerji kaynaklarının sınırlılığı ve çevreye olumsuz etkileri yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları maliyetleri ve yeni kaynakların bulunması zorluğu, önümüzde ciddi bir sorun olarak durmaktadır. Enerjinin etkin ve verimli kullanılması dünyada barışa, demokrasiye ve istihdama katkı sağlayacaktır.


Enerji politikalarının, sürdürülebilir bir enerji sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğu tüm dünya ülkeleri tarafından gittikçe artan bir şekilde kabul edilmektedir. Ülkemizde, enerjinin yoğun kullanıldığı endüstri, bina ve çevre aydınlatmasında verimlilik anlamında büyük oranda enerji tasarruf potansiyeli olduğu bilinmektedir. Ayrıca günümüz teknolojilerindeki hızlı gelişmeler sonucu daha kompakt, fonksiyonel ve hassas cihazların, hem sanayide hem de bütün tüketim aşamalarında kullanılması nedeniyle kaliteli enerjiye olan ihtiyaç artmıştır.


Sanayide verimlilik, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, enerji ölçüm ve etkinlik hesaplarının yapılması, verimli motorların tercih edilmesi, yalıtıma önem verilmesi ve endüstriyel süreçte kullanılan hammadde ve teknolojinin gözden geçirilmesi ile olacaktır.


Binalarda verimlilik, ısıtma ve soğutma sistemleri, aydınlatma ve ev aletlerinin kullanılmasında enerji verimliliği konusunda gereken bilincin gösterilmesi şeklinde olacaktır.


Ulaşımda ise bu durum petrol ürünlerinin doğrudan kullanımının getirdiği ekonomik ve çevresel tehditler nedeniyle alternatif enerji kaynakları tüketen araçlar ve toplu taşıma araçlarının kullanılmasıyla gerçekleşecektir.


Tüm bu uygulamalara alt yapı oluşturacak teknolojik yenilikler ve Ar-Ge çalışmaları üniversitelerin mühendislik bölümlerine, ileri teknoloji üretecek kuruluşlara önemli görevler vermektedir.


Madalyonun diğer tarafında ise yerli enerji kaynaklarına sahip çıkılması ve enerji özelleştirmelerinin önüne geçilmesi ile ilgili çalışmalarıyla meslek odaları ve enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında verimliliğinin artırılmasının desteklenmesine, enerji bilincinin geliştirilmesine, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasına yönelik usul ve esasları kapsayan "Enerji Verimliliği Kanunu" ile kamu kurumları bulunmaktadır.

 

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tarık Duru, sempozyumun düzenlenmesinden ve kalitesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Enerji ve çevrenin birleştiği yenilenebilir ve temiz enerji ile enerjinin verimli ve etkin kullanımı  noktalarında birleştiğini söyledi. Sürdürülebilir bir dünya için çevre bilincinin yükselmesi ve enerji verimliliği kavramı mühendislikte takip etmenin sorumluluğuna değindi. En ucuz çözümlerin umulduğundan daha pahalıya mal olabileceğini, bu yüzden tasarımlarda en uygun ürün tanımının, imalatında daha az karbon salınımı yapan, uzun süreçte enerji maliyetlerini aşağı çekebilen, geri dönüşümünde daha etkili teknolojiler barındıran olması gerektiğine dikkat çekti. Bu hususların öğrencilere mutlaka anlatılması gerekliliğini vurguladı. Enerji verimliliği ve tasarrufu konusunun suistimale açık bir yerde durduğunu ve örnek olarak enerji tasarrufu cihazlarının çıkarılmasını gösterdi. Bu konuda EMO‘ nun yaptığı çalışmaların önemine değinen Duru, bu tür çalışmaların devamını diledi.

 

SEDAŞ İcra Kurulu Başkanı  Bekir Sami Güven ise konuşmasında EMO ile Üniversitelerin Mühendislik Fakülteleri ile ortak çalışmalarından büyük fayda sağlandığı, kullanıcıya yansıyan verimlilik ve kalite açısından artı değerleri içinde barındırdığını ifade etti. Güven,  SEDAŞ ile EMO‘ nun etkin iletişim sağladığı ve Mesleki İşbirlikteliği Protokolu yaparak yürüttüğü sürecin, Türkiye de  EMO Şubeleri ile Dağıtım Şirketleri için örnek model oluşturduğunu ifade etti. Güven SEDAŞ‘ ın elektrik dağıtım sistem çalışmaları ve projeleri ile ilgili üniversiteler ile EMO‘ nun görüş ve önerilerinden yararlandığını ifade etti. Kocaeli de yapılan yeraltı trafo merkezleri konusunda projeleri paylaştıkları, Kocaeli ve Sakarya üniversitelerinin Mühendislik Fakültelerine ve EMO Yönetim Kuruluna teşekkürlerini iletti.  

 

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Kübülay Özbek, enerjiye olan bağımlılığın artışına dikkat çekti. Enerjiyi üretip tüketmenin dışında özellikle yaşanılabilir bir dünyayı sürdürebilmek için çevre faktörleri ve enerjinin toplumsal maliyetinin önem kazandığını belirtti. Ülkemizde verimlilik ve tasarrufla ilişkili eş görülen anlamların yanlışlığına değindi. Ülkemizde enerjinin hâlâ verimli kullanılamadığını ve bu konuda çok çalışmaya ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti. Bilimsel çevrelerden ve halktan saklanarak nükleer santral yapılma çalışmalarının yanlışlığını dile getirdi. Enerji verimliliğinde yapılacak ufak bir iyileştirmenin bile ülkemizin enerji yoğunluğunun azaltılması ile 2050‘ li yıllara dek enerji ihtiyacının karşılanabileceğini belirtti.

 

EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, sempozyum çalışmalarına katkıları nedeni ile EMO Kocaeli Şubesi‘ne Kocaeli ve Sakarya üniversitelerine teşekkür ederek, konuşmasına başladı. EMO Kocaeli Şubesi‘nin 15 Mart 2013‘de Kocaeli Enerji Forumu 2013 adı altına bir etkinlik daha gerçekleştirdiğini hatırlatan Göltaş, "Meslek alanımızda iki ayı geçmeden iki önemli etkinliği ardı ardına gerçekleştiriyor. Ne mutlu sözümüz sürekli kılınıyor, çıtamız hep yükseliyor. Bu işler sevgi, emek ve özveri ister. Kocaeli Şubemizi ve meslektaşlarımızı, örgütümüz adına yürekten kutluyorum" diye konuştu.

Enerji verimliliği ve kalitesinin önemine dikkat çeken Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çevresel, ekonomik, sosyal ve siyasal her yönden yaşamsal bir döngünün vazgeçilemez temel maliyetlerinden en önemlisini oluşturuyor enerji. Maliyeti bir yanıyla da bedel olarak ifade etmek gerekiyor. Bugün yaşadığımız yüzyıl, enerji yatırımları, kullanımları, uğruna sürdürülen savaş ve işgaller ile giderek büyüyen çevresel felaketler dikkate alındığında, gezegen açısından ağır bedellerin-maliyetlerin ödendiği bir yüzyıl. Böylesine çatışmaların ana ekseni olan bir konuda enerjinin verimli kullanılması insan ihtiyaçlarının ve tüketim alışkanlıklarının sorgulanmasını da gündeme getiriyor doğal olarak."

Enerji verimliliği konusunun sınırsız tüketim alışkanlıklarını sorgulamadan, piyasacı kar anlayışının yarattığı yaşam biçiminin farkına varmadan yalnızca teknik bir konu olarak ele alınmaması gerektiğini kaydeden Göltaş, "İki gün boyunca üzerinde tartışacağımız Enerji verimliliği, 1970‘li yıllarda yaşanan enerji krizlerinin sonucu olarak dünya gündemine girmiş ve son yıllarda iklim değişikliği tehdidine karşı en önemsenen kavram haline gelmiştir" dedi. Enerji verimliğini "en genel tanımlamayla; binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve miktarının düşüşüne yol açmadan, birim hizmet veya ürün miktarı başına enerji tüketiminin azaltılması" olarak tanımlayan Göltaş, konuya ilişkin ilk çalışmaların 1980‘li yıllardan bu yana kapatılan Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) tarafından yürütüldüğünü belirtti. Konuya ilişkin mevzuat çalışmalarına ilişkin bilgi veren Göltaş, 2007 yılında Enerji Verimliliği Kanunu yayımlandığını ve 2008 yılının ise "Enerji Verimliliği Yılı" ilan edildiğin hatırlatarak, 2008 yılından itibaren ise konuya ilişkin ikincil mevzuat düzenlemeleri yapıldığını bildirdi. Yapılan düzenlemelerin neo-liberal politikaların etkisi ile yap-boz tahtasına dönüştüğünü ifade eden Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Her şeyden önce enerji verimliliğine ilişkin çalışmaların başarıya ulaşması için, konunun bütünlüklü bir ülke politikası olarak benimsenmesi ve çalışmaların koordinasyonuyla uygulanmasından sorumlu olan kuruluşun özerk olması büyük önem taşımaktadır. Bizler koordinasyondan ve özerklikten söz ederken 1980‘lerden bu yana enerji verimliliği çalışmalarını yürütmüş olan EİE‘nin bir gecede kapatılarak enerji verimliliğiyle ilgili kadroların da dahil olduğu bir yeniden yapılanma sürecine girilmesi ve kurumun yıllar boyunca elde ettiği bilgi birikiminin ve deneyiminin yok sayılması, öngörüsüzlük adına son dönemin en trajik öyküsü olmuştur. EİE‘nin kapatılması ve kapatılma şekli, enerji verimliliği konusuna politik bir desteğin ve bakış açısının bulunmadığını, meselenin ‘Dostlar alışverişte görsün‘ mantığıyla işletildiğini göstermektedir.

ENVER‘den Enerji Hanım‘a

Yine konu ile ilgili olarak anımsanacağı üzere Enerji Bakanlığı enerji tüketimi konusunda toplumu bilinçlendirmek için dört sene önce enerji verimliliğinin kısaltması olan ‘ENVER‘ isimli bir proje başlatmış, proje kapsamında yine aynı isimde sevimli bir karakter de yaratılmıştı. Bu yolla insanlara yalın mesajlar verilecek, tüketim alışkanlıklarımızı değiştirecek yeni bir toplumsal bilinç yaratılacaktı. Aradan dört yıl geçti. Bu geliştirilen proje ile hangi önlemlerin alındığı, enerji üretim ve tüketim projeksiyonlarında yaşanan değişikliklerle ne oranda bir kazanım sağlandığı ve toplumsal yaşamımızın geçen dört yıl içinde başlatılan proje kapsamında ne tür olumlu görünür değişikliklere uğradığı ve neticede ülke ekonomisinin bu proje ile ne kadarlık bir tasarruf sağladığı bilinmiyor. Daha doğrusu buna yönelik toplumu bilgilendirme ve geçen dört yılı değerlendirme sorumluluğu ile atılmış bir adım bile yok. Neticede maalesef enerjimizi yönetenlerin yaşam alanlarımıza ve insanımıza saygısı da yok.

 

Şimdi hiçbir şey olmamış gibi Enerji Bakanlığı aynı amaç için bu sefer de dalga geçer gibi bu yılın başında kadından değil aileden sorumlu yapılan Bakanımız ile birlikte ‘Enerji Hanım‘ projesini başlattı. Yeni proje, Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın eşi Emine Erdoğan ile Bakanlar Fatma Şahin ve Taner Yıldız‘ın katıldığı bir toplantı ile tanıtıldı.

 

‘Enerji, Verim ve Hanım‘ üçgeninde evlerimizde görünmez kılınan emek sömürüsünde amiyane tabirle kabak yine kadınlarımızın başına patlayacak gibi görünüyor. Mütedeyyin ev hanımlarımızın disiplini ile boş zamanlarını zararlı meşguliyetlerle geçirmeyecekleri ve evinin ekonomisini doğru kullandığı ev aletleri ile en üst seviyelerde tutarak kocasının yarı yardımcısı olacakları yeni bir rol modelimiz daha oldu hayırlısı ile. Ne diyelim, bu soygun ve yağma düzeninde egemenler alabildiğine kirletecek, tüketecek, enerji hanımlarımız da sigortaları atana, yani özgür yurttaş kimliği ile yaşamla buluşana dek ütünün, ampulün, buzdolabının, çamaşır makinasının sorumluluğunu üstlenecek gibi görünüyor. Şaka gibi geliyor insana, ama sorun bu kadar basit ve gerçek!"

 

Enerji Verimliliği Kanunu‘nun yayımlanmasından bu yana yaşanan sürece ilişkin veri bulunmadığına dikkat çeken Göltaş, kamu kurumları arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla kurulmuş olan Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu‘nun da işlevini yerine getiremediğini vurguladı. Göltaş, "Bu gerçekler ışığında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı koordinatörlüğünde hazırlanan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi 2012-2023‘e göre; 2023 yılında Türkiye‘nin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az yüzde 20 azaltılmasının çok olanaklı olmadığı görülüyor" diye konuştu.

 

Ankara‘da Eğitim Laboratuvarı Kurulacak


"EMO‘nun Enerji Verimliliği Kanunu ile ilgili olarak Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik kapsamında 2011 yılından itibaren enerji yöneticisi eğitimleri düzenlemekle yetkilendirildiğini kaydeden Göltaş, eğitim çalışmlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

 

"Üyelerimiz ve konuya ilgi duyanlara yönelik olarak enerji yönetimi, enerji verimliliği mevzuatı, binalarda enerji kimlik belgesi uygulaması gibi konularda seminerler ve eğitimler şube ve temsilciliklerimizde belirli aralıklarla düzenlenmektedir. Ayrıca organize sanayi bölgeleri, ilköğretim okulları gibi mekanlarda da enerji verimliliği konulu etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Yetki  kapsamında enerji yöneticiliği eğitimleri ve üyelerimize yönelik diğer uygulamalı eğitimlerin düzenlenmesi amacıyla Ankara‘da bir laboratuvar kurulması çalışmaları da halen sürdürülmektedir."

 

İthal Bağılılığı Sorunu Büyüyerek Devam Ediyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Tamer Yıldız‘ın "2020‘de ürettiğimiz enerji kaynaklarının en az yüzde 20‘sinin yenilenebilir enerjiden oluşması, üretiminden kaynaklı karbon ve sülfür salımı yüzde 20 düşürülmesi ve enerji verimliği ile yüzde 20 oranında tasarruf edilmesi" çeklinde hedefler sıraladığını hatırlatan Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İlk bakışta bu tespite katılmamak ve desteklememek mümkün değil elbette. Ama söylenenler ile yapılanlar birbirine uyumlu mu, sayın Bakan açıklamalarında samimi mi derseniz bizim gördüğümüz, kadarıyla durum hiç de öyle değil.

 

Enerjide yüzde 72 oranında dışa bağımlı olan ülkemizde, enerji verimliliği ayrı bir öneme sahiptir. Etkin enerji verimliliği politikaları aracılığıyla talep artışının dengelenmesi, dışa bağımlılığın daha trajik hale gelmemesi için en önemli koşullardandır.

 

Bizlerin yaptığı değerlendirmelere göre geçmiş yıllarda olduğu gibi 2012 yılı itibarıyla da ekonomide oluşan cari açığın en önemli etkenlerinden birini enerji ithalatının oluşturduğu bilinmektedir. Ülkemiz, birincil enerji kaynağı olan doğalgazda yüzde 98, petrolde de yaklaşık yüzde 93 dışa bağımlıdır. Buna karşın ikincil bir enerji kaynağı olan elektrik enerjisi üretiminde de 2012 yılı sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 56-57 seviyelerinde ithal kaynağa bağımlı bir politika izlenmiş ve elektrik üretimi için kullanılan ithal kaynağa yaklaşık 36 milyar dolar ödenmiştir.

 

İthal kaynaklı elektrik üretiminde en önemli pay doğalgaz ile yapılan üretimdedir. Elektrik enerjisi üretiminde; 1999 yılı öncesinde yüzde 30‘un altında olan doğalgaz bağımlılığımız 2000 yılında yüzde 37‘ye, 2002 yılında yüzde 40,6‘ya, 2005 yılında yüzde 45,3‘e, 2008 yılında yüzde 49,7‘ye kadar çıkmış ve 2012 yılında da yüzde 43,5 olmuştur. Her ne kadar 2009 yılında yayımlanan Strateji Belgesi‘ne göre elektrik üretiminde doğalgazın payının yüzde 30‘a indirilmesi öngörülmüş olsa da Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu‘nun bugüne kadar verdiği ve halen inceleme aşamasında olan lisans işlemlerine bakıldığında siyasi iktidar tarafından belirlenen yüzde 30‘luk sınır sadece niyet beyanı olarak kalmıştır. Mevcut lisans başvurularının gerçekleşmesi halinde doğalgazın elektrik üretimindeki payı önümüzdeki yıllarda çok yükselmiş olacaktır.

 

Elektrik enerjisi üretiminde son yıllarda hızlı bir artış gösteren bir başka ithal kaynak ise ‘ithal kömür‘ dür. 2000 yılına kadar ithal kömüre dayalı elektrik üretimi yok iken 2001 yılında çıkan 4628 sayılı Yasa ile birlikte kamuya üretim yatırımlarından el çektirilmiş ve alan özel sektöre açılmıştır. Özel sektörün ithal kömüre yönelik tercihleri ve bu konuda herhangi bir kısıtlama olmaması sonucunda 2003 yılına kadar ülkemiz elektrik üretimi toplamı içindeki payı yüzde 1‘ler seviyesinde seyrederken, bu oran 2004 yılında yüzde 6,3‘e çıkmış ve artarak 2012 yılında da yüzde 12,2‘yi bulmuştur. Sonuç olarak söylenenlerin aksine son 10 yılda AKP iktidarında elektrik enerjisi üretiminde dışa bağımlılığımız katlanarak büyümüştür.
Böylesi bir politikanın sürdürülmesi mümkün değildir. Dışa bağımlı birincil kaynağa dayalı elektrik enerjisi üretimi, elektrik enerjisinin arz güvenliğinde tehdit oluşturduğu gibi ekonomik anlamda da bir dizi sorun yaratmaktadır. Girdi olarak kullandığınız birincil kaynakların uluslararası pazardaki fiyatları, döviz kurlarında yaşanan değişiklikler üretim maliyetlerini etkileyecek ve tarifeler de zamlanacaktır. Yapılan zamların da muhatabı her zaman olduğu gibi vatandaş olmaktadır."

 

İthal bağımlılığının doğurduğu pahalı tarifelerinin geniş toplumsal kesimleri elektrik yoksulluğuna sürüklediğini kaydeden Göltaş, "Özelleştirme ve piyasalaştırma esasına dayandırılmış elektrik sektörünü 2012 yılı için tüketiciler açısında değerlendirdiğimizde karşımıza karamsar bir tablo çıkmaktadır. Çünkü son bir yıl içinde zorunlu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak mal ve hizmet sektörlerinde yaşanan fiyat artışları ile elektrik tarifelerine yapılan zamlar göz önüne alındığında karşımıza her geçen gün artan oranda elektrik yoksulluğu çıkmaktadır" diye konuştu.

 

Göltaş‘tan Yoksulluk Uyarısı


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülke nüfusunun yüzde 16,1‘unun yoksulluk sınırı altında, yüzde 18,5‘inin ise sürekli yoksulluk riski altında olduğunu kaydeden Göltaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu gerçeği önümüze koyduğumuzda, elektrik yoksulluğu ile karşı karşıya kalan tüketici sayısında da her geçen gün artış olması kaçınılmazdır. Ulusal bir gazetenin 15 Haziran 2012 tarihli sayısında, 2010 yılı içinde elektrik faturalarını ödemeyen 7,8 milyon abonenin elektriklerinin kesilerek açma-kapama bedeli tahsil edildiği haberi, yaşanan durumu göstermesi açısından önemlidir.

 

Durum bu denli içler acısı bir seyir izlerken, geçtiğimiz günlerde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi 11. Olağan Genel Kurulu‘nda 19 Mayıs 2013‘de yaptığı konuşmada, ‘En son yayınlanan ve güncellenen fiyatlarla beraber, 27 AB üyesi ülkenin en ucuz elektrik fiyatlarının oluştuğu ilk 5 ülkedeyiz, en ucuz doğalgaz fiyatlarının olduğu birinci ülkeyiz‘ açıklamasını yaptı.

 

Sayın Yıldız, sanırız memleketinde olmanın verdiği coşkuyla rakamları birbirine karıştırmış ya da uzmanları kendisine yanlış istatistikler veriyor olmalılar.

 

En güncel veriler; AB‘nin ‘Avrupa‘nın Enerji Portalı‘ isimli İnternet sitesinde yer almaktadır. AB üyesi ülkelerin ‘çıplak fiyat, iletim ve dağıtım bedelleri, işletme giderleri ve vergiler dahil olmak üzere toplam elektrik fiyatları‘ birim başına mesken kullanıcıları ve sanayiciler için ayrı ayrı sunulmaktadır.

 

AB üyesi olmayan Türkiye‘yi bu sıralamaya dahil etmek için Türkiye İstatistik Kurumu‘nun (TÜİK) verilerine başvurduk. TÜİK‘in tüketici fiyatları endeksi kapsamında değerlendirmeye aldığı madde fiyatları içerisinde yer alan ve faturayı esas alan (yani vergi, fon vs. her türlü bedel dahil) elektrik fiyatı, kilovat saat başına 36 kuruştur. AB ülkeleri için en son açıklanan verinin Kasım 2012 olması nedeniyle Türkiye için de Kasım 2012 fiyat verisi, yine Kasım ayı ortalama Avro kuru (2.29 TL) üzerinden tabloya dahil edildiğinde, Türkiye AB Listesi‘ne 15.19 sentten (Avro) giriş yapması gerekmektedir. Bu durumda Türkiye iddia edildiği gibi en ucuz 5 ülkeden biri değil, ucuzluk sıralamasında 28 Avrupa ülkesi arasında 13‘üncüdür. Kişi başına düşen gelir düzeyleri ve satın alma güçleri yok sayılsaydı, ülkemizin 13‘üncü sırada yer alması yeterli olmasa da, anlamlı ve olumlu bir veri olarak değerlendirilebilirdi.

Satın Alma Gücü İstatistiği Ters Yüz Ediyor

Satın alma gücü paritesini dikkate alan verilere dayanan ülke sıralamasını ise çoğu gelişmiş AB ülkesinden oluşan OECD‘nin verileri içerisinde bulabilmek mümkün. Bu istatistikler ise Türkiye‘de konut kullanıcılarının 24 ülke içerisinde 2012 yılı itibariyle kilovat saat başına 30.51 sent (Dolar) fiyatla en pahalı elektrik kullanan 6. ülke olduğunu göstermektedir. Satın alma gücüne göre olmayan, TEDAŞ‘ın da elektrik dağıtım ve tüketim istatistiklerinde yer verdiği OECD sıralamasında ise Türkiye, yine 24 ülke içerisinde konut kullanıcılarına kilovat saat başına 18.47 sent (Dolar) fiyat üzerinden en ucuz elektrik sunan 6. ülke konumunda yer almaktadır. Yani satın alma gücünü dikkate almadığında en ucuz 6. ülke görünen Türkiye, satın alma gücüne vurulduğunda en pahalı 6. ülke oluvermektedir. Bildiğiniz gibi satın alma gücü, ülkeler arasındaki aynı ürünü almak için ödenmesi gereken fiyat farklılıklarını belli bir düzeyde eşitleyerek, yaşam standardı esasına göre verileri değerlendirme olanağı sunmaktadır.

Burada kişi başına düşen ulusal gelir farklılığı dikkate alınmadığı gibi gelir dağılımındaki adaletsizlik de söz konusu değildir. Tabii insanoğlu müjdeli haberler duymak ve vermek istiyor, ama bu halkımızı, kendi kendimizi ve dünyayı kandırmak biçiminde olmamalıdır. Ayaklarımızın yere basması; istatistik verilerini de teknoloji kullanımında olduğu gibi bilimsel etik anlayışla değerlendirmek ve insandan yana hizmet üretebilmek için kullanmamız gerekmektedir."

Kocaeli Çarpık Sanayileşiyor

Kocaeli‘nde düzenlenen "enerji" konulu etkinliklerde kentin sanayileşme ve çevre sorunlarının da gündem geldiğini ifade eden Göltaş, şu bilgileri verdi:

"Yıllardır sanayi atıklarının, evsel atıkların ve gemilerin sintine sularının doğrudan Körfeze bırakıldığı bilinen bir gerçek. Sanayi tesislerinin Baca gazı arıtma ve toz tutma kapasitelerinin yetersiz oluşu çevre kirliliğini büyüten önemli bir etken. Körfezde bulunan 38 limana aylık ortalama 1200 gemi girip çıkmakta. TBMM Araştırma Komisyonu Raporu‘na göre sanayi tesisleri ve limanlardan kaynaklanan tehlikeli atıkların toplayıcı firmalar tarafında satın alındığı biliniyor ancak bu atıkların nasıl bertaraf edildiği belirsiz. Bu toplayıcı firmaların ‘Tehlikeli Atıkların Kontrolü‘ne ilişkin yönetmeliğe uygun faaliyet gösterip göstermediği ve bu firmaların lisanlı olup olmadığı da diğer belirsizlikler.

 

Özelleştirilen İZGAZ maliyet yüksekliği gerekçesiyle bazı bölgelere (İzmit İlçesi Akmeşe Bölgesi, Alikahya, Kullar, Yuvacık, İhsaniye ve Karamürsel Köyleri) halkın talebine rağmen doğalgaz bağlamayı reddetmekte, zaten hava kirliliği sorunuyla başbaşa olan halk bir de kömür yakmaya mecbur bırakılmaktadır.

 

Deprem Vergisi olarak bilinen vergilerle ne kadar toplandığı, bu vergilerin hangi amaçla nerelere harcandığı ve depremde zarar gören binalar için ne kadarının harcandığı konularında hala kafalarda soru işaretleri bulunmakta.

 

Sözlerime son verirken bir kez daha belirtmek isterim ki; Enerjiyi konuştuğumuz her yerde çevreyi, sanayiyi, kalkınmayı, ulaşımı ve bütünüyle yaşamı ve insanı konuşmaya devam edeceğiz.


Açılış konuşmalarının ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsünden Prof. Dr. Sermin Onaygil tarafından "LED‘ li Yol Aydınlatması ve Enerji Verimliliği" çağrılı bildirinin sunumu yapıldı.

 

Sempozyum çalışmaları, " Elektrikte Özelleştirme Sürecinin Değerlendirilmesi" konulu panel ile devam etti. EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş‘ın yönettiği panele ELDER‘ den Şadi Büyükkeçeci, Doçent Dr. Seyhan Erdoğdu, EMO‘ dan Olgun Sakarya ile Tüketici Hakları Derneği‘ nden Turhan Çakar katıldı.

 

Sempozyumun ikinci gününde ise "Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Üretimi Üzerine Yasal Düzenlemeler" başlıklı bir panel daha düzenlendi. EMO Kocaeli Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı H. Avni Haznedaroğlu‘ nun yönettiği panele, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yeşil, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü‘ nden Erdal Çalıkoğlu, Profesör Dr. Sermin Onaygil ile Enerji Yönetimi Derneği‘ nden Selman Ölmez katıldı.



TAŞINABİLİR UZATMA KABLOLARI

01.09.2021
 


Çok Okunanlar


MAVİGARD MAXLOGİC YANGIN ALARM SİSTEMLERİ FİRMASININ DÜZENLEMİŞ OLDUĞU SEMİNERE ÜYELERİMİZLE KATILIM SAĞLADIK.

Okunma Sayısı: 1457


Tüm Haberler

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2023 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ :

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.