MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 İSTANBUL ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU TOPLANTILARI

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

İŞ VE ELEMAN ARAYANLAR

   · 

SMM NEDİR?

   · 

ÖLÇÜM VE BİLİRKİŞİLİK İÇİN BAŞVURU

   · 

YAYIN SATIŞ VE KİTAP LİSTESİ

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 EDİRNE   İSTANBUL   KIRKLARELİ   TEKİRDAĞ 
 

 
MİSEM EĞİTİMLERİ
 

EMO İstanbul Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 75

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

NÜKLEER KARŞITI BASIN AÇIKLAMASI


BASIN AÇIKLAMASI

 
EMO Genel Merkezi ile eşzamanlı olarak şubelerimizde yapılan Nükleer Karşıtı basın açıklamasının İstanbul ayağı bugün (26 Nisan 2006) saat 11:00'de EMO İstanbul Şubesi'nde yapıldı. İstanbul NKP olarak yapılan basın açıklaması EMO İstanbul Şubesi Başkanı Erol Celepsoy tarafından okundu. Akşam 19:00'da Galatasaray Lisesi önünde yapılacak İnsan Zinciri'ne çağrı yapıldı.
 

26.04.2006

 

BASIN AÇIKLAMASI


TÜRKİYE’NİNİN NÜKLEER ÇÖPLÜK OLMASINA

İZİN VERMEYECEĞİZ!

 


Bugün Çernobil Nükleer Santralı'nda meydana gelen kazanın 20. yıldönümü. 26 Nisan 1986’da meydana gelen kaza ile yaşamını yitiren insanlar, kullanılamayan binlerce kilometre tarım alanları, kirlenen yeraltı suları ve sonuçları uzun yıllara yayılmış bir yaşam.

Çernobil faciasının ardından yayınlanan 5 bin civarındaki tıbbi araştırmada kazadan sonra bölgedeki kanser oranının 20 kat, sakat bebek doğumlarının 2.5 kat, tüberküloz hastalığına yakalananların sıklığının ise 10 kat arttığı belirtiliyor. Kazanın ardından geçen 20 yıllık süre içinde bölgede yaşayan insanların vücutlarında hücre ölümü, bağışıklık sisteminde yetersizlikler ve genetik yapının bozulması ile orantılı olarak kanser oluşumunun hızlandığı araştırma sonuçları olarak dünya kamuoyuna yansıdı.

Tüm dünya bu kaza ile birlikte nükleer enerji santrallarını yeniden sorgularken, birçok ülkede mevcut santralların kapatılması ve yeni nükleer enerji santralı yapılmaması yönünde kararlar alınırken, AKP Hükümeti gerçekleri yansıtmayan talep tahminlerine dayanarak yarattığı enerjide kriz senaryolarıyla nükleer santralları bu topluma dayatmaktadır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Sinop’ta 1800 megavatlık bir santral kurulacağını açıklaması ve Enerji Bakanı Hilmi Güler'in şirketlerle/lobilerle görüşmeye başlaması, bilimsel veriler ve toplumsal duyarlılıklarla biraraya gelen biz meslek odaları, sendikalar ve duyarlı demokratik kitle örgütlerini üzerimize düşen sorumluluğun gereği olarak tavır almaya zorlamıştır.


Nükleer santral kurulması çabaları, yaratılan tek yanlı bilgilendirme ve kandırmaca ortamı içerisinde bir oldu-bitti anlayışı içerisinde kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.

 

 

NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!

 

AKP Hükümeti'nin nükleer santral kurulması için öne sürdüğü “gerekçelerin” hiçbiri doğru ve kabul edilebilir değildir.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türkiye'de özellikle son 20 yılda, ülke çıkarları doğrultusunda enerji sektörü karar-destek sistemleri oluşturulmayarak, rant üzerine kurulu kısa vadeli enerji yatırımları desteklenerek, rüzgar, jeotermal, biyokütle ve güneş gibi yenilenebilir ve temiz enerji seçenekleri görmezden gelinmiştir. Ayrıca ülkemiz su potansiyeli açısından çok şanslıdır ve 2005 yılı itibariyle sadece yüzde 25.1’lik bir kısmı değerlendirilmektedir.


Ülkemizde enerji tasarrufu ve verimliliği konularında da ciddi bir çalışma ve organizasyon eksikliği vardır. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, ülkedeki yüzde 30’lara varan enerji tasarrufu potansiyelinin yüzde 15’lik bölümü hiçbir harcama gerektirmeyen, sadece bilinçlenme ve planlama ile kazanılabilecek bir haldedir.

Bunun yanında, resmi rakamlara göre elektrik dağıtım şebekelerindeki kayıp-kaçak oranı yüzde 20’leri bulmaktadır. Bu hükümet, aynen kendinden önceki hükümetler gibi, özelleştirme politikaları ile enerji sistemlerini piyasanın insafına bırakmıştır.

Bütün bu kaynaklar dikkate alındığında ve gerekli yatırımlar yapıldığında görülecektir ki, merkezi planlama ve kamusal bir anlayışla oluşturulmuş bir enerji politikası ile bu ülke hiçbir zaman enerjisiz kalmaz.

 

Öz kaynaklar açısından elektrik enerjisi potansiyelimiz, 115-120 bin megavat kurulu güç ile üretilebilecek olan 482 ile 569 milyar kilovatsaattir. Türkiye'nin kendi potansiyelini değerlendirmesi durumunda bile önümüzdeki 30 yıllık sürecin talebini karşılayabilecek kaynağı mevcuttur.

Nükleer santrallar ucuz bir enerji kaynağı değildir. Hem kurulum, hem üretim-işletim, hem de güvenlik maliyetleri çok yüksektir. 35-40 yıllık ekonomik ömürleri içinde sıkça arıza yapmaktadırlar. Uzun (ortalama 15 yıl) yapım süreleri göz önüne alındığında acil bir enerji ihtiyacına çözüm olamazlar.

 

Nükleer santrallar aynı zamanda temiz ve güvenilir bir enerji kaynağı da değildir. Dünyada pek çok ülke nükleer enerjiyi terk etmektedir. Nükleer santralların en önemli sorunlarından biri olan radyoaktif atıklar, çözümsüz ve yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de tehdit altında bırakacaktır.

 

Henüz dünyanın hiçbir bölgesinde, nükleer atıkların saklanması için lisanslı, son depolama alanı bulunmamaktadır. Bu atıkların getireceği milyarlarca dolarlık ek maliyetler, nükleer santral taraftarlarınca hiç dile getirilmemektedir. Sadece Çernobil'de değil, Japonya'da da son 9 yılda meydana gelen kazalar, nükleer santralların güvenlik sorununun "eski teknoloji" masalıyla açıklanamayacağının en açık göstergesidir.

Çernobil nükleer santralında yaşanan facianın 20. yıldönümünde AKP Hükümeti'ni bir kez daha uyarıyoruz: Nükleer lobinin dayatmaları ile ülkemiz insanı ve yaşam
alanlarımızın tehdit altında bırakılmasına sessiz kalmayacağız.

 

AKP Hükümeti'ni, nükleer maceradan biran önce vazgeçerek, insan ve doğaya duyarlı temiz enerji kaynaklarına yönelmeye, ülkenin öz kaynaklarını kamusal bir hizmet anlayışı ile planlama kavramı içinde değerlendirmeye ve özelleştirme uygulamalarına derhal son vermeye çağırıyoruz.

 

Nükleer enerji santralleri dünyada terk edilmektedir ve Türkiye’nin nükleer santrallerin üreteceği elektrik enerjisine ihtiyacı yoktur.Bu tamamen nükleer lobilerin daralan pazarlarına yer açmak ve atıklarına depo bulmak ihtiyacından kaynaklanmaktadır.Türkiye’yi yeni facialara sürüklemeye ve nükleer lobilerin pazarı-çöplüğü yapmaya kimsenin hakkı yoktur.



NE SİNOP’TA NE DE ÜLKEMİZİN HERHANGİ BİR YERİNDE NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!

 

 

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM SEKRETERYASI

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI

 



TORBA YASA TEKLİFİNİ GERİ ÇEK

17.11.2020
 


Çok Okunanlar


Okunma Sayısı: 2097


Tüm Basın Açıklamaları

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2022 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ :

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.