MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 DİYARBAKIR ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU TOPLANTILARI

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 AĞRI   BİNGÖL   BİTLİS   DİYARBAKIR   ELAZIĞ   HAKKARİ   MALATYA   MARDİN   MUŞ   SİİRT   TUNCELİ   ŞANLIURFA   VAN   BATMAN   ŞIRNAK 
 

 
KİTAPLAR
 
KİTAP
 
DİYARBAKIR KENT SEMPOZYUMU BİLDİRİLER KİTABI
 
PANEL
 
MEZOPOTAMYA ENERJİ FORUMU
 
ANKET
 
ELAZIĞ ENERJİ FORUMU
 
BATMAN ENERJİ FORUMU
 
MARDİN,ŞANLIURFA ENERJİ FORUMU
 
VAN ENERJİ FORUMU
 

EMO Diyarbakır Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 23

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

BU KENT VE KÜLTÜR KIRIMINA, DOĞAL YAŞAM ALANLARIMIZIN TALAN EDİLMESİNE KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ,BU MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ!


BASIN AÇIKLAMASI


 
Şubemizin de bileşeni olduğu TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu tarafından 21 Aralık 2022 tarihinde saat 12.30`da Şubemizde, UNESCO Heyeti tarafından kentimizde yapılan gezi ve toplantı hakkında bilgilendirme yapmak üzere bir basın toplantısı düzenlendi.Basın toplantısında yapılan açıklamanın metni için yazının devamını tıklayanız..
 

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Kadim Diyarbakır kenti, tarih boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu medeniyetler sayısız izler bırakmıştır. Bu medeniyetlerden bize kalan her bir miras öğesi paha biçilmez değerde kabul görmüş ve evrensel miras statüsü kazanmıştır. Bu bağlamda yapılan girişimler sonucunda Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri 2015 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi`ne dahil edilmiştir. Dünya Miras Listesine alındıktan sonraki tarihlerde, bölge illerinin birçoğunda olduğu gibi Diyarbakır Suriçi`nde de kent savaşları yaşanmış ve dünya miras alanı bu savaşlardan etkilenmiştir. Bir çok savaşa, saldırılara direnen Diyarbakır Kalesi her şeye rağmen günümüze ulaşmış, Hevsel Bahçeleri ise Babilin Asma Bahçelerinin kaderine inat tarihte olduğu gibi ve yakın zamana kadar, Suriçi kentini doğal ürünleri ile besleyerek insanlığa sonsuz bağışta bulunmuştur. Ancak zamanın yorgunluğuna direnen bu tarihi, kültürel ve evrensel miras, ne yazık ki ‘kendilerine koruma görevi verilen kişi, kurum ve idarelerin` eliyle yok edilme tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Kent savaşlarından sonra yok etmeyi, yıkmayı, yağmayı, talanı kendilerine misyon edinen kamu idareleri kültürel miras alanında geri dönüşü imkansız, sayısız tahribata sebep olmuştur. Bu tahribatları yaparken kanun, yönetmelik, ilke kararları vb. mevzuatlara uymayarak suç işlemiş; mülkiyet hakkını, yaşam hakkını görmezden gelerek, emir ve talimatlarla işlem yapmıştır. Koruma/Yaşatma kültürü, bilim, teknik, uzmanlık, katılımcılık yok sayılmış bütün aykırılıklara rağmen rant odaklı yöntemler tercih edilerek alan yandaşlara ve sermayeye peşkeş çekilmiştir. Bütün bunlarla birlikte evrensel değerler de yok sayılmıştır.

Dünya miras listesine dahil edilen bu alanlarda gerçekleştirilen yıkımlar, aykırılıklar ve tahribatlar için hukuki girişimlere, sayısız basın açıklamasına, kurumlarla yapılan yazışmalara, uzmanlarca hazırlanan raporlara, ilimizdeki üniversite başta olmak üzere ülkedeki akademiye, UNESCO Türkiye Milli Komitesine, ICOMOS Türkiye Başkanlığına ve duyarlı bütün çevrelere çağrılar yapılmasına ve resmi yazışmalarla süreçler aktarılmış olmasına rağmen bütün girişimler sonuçsuz kalmıştır. Üniversitelerin akademik birimleri başta olmak üzere birçok uzman bu alanda gerçekleşen yıkımlar için hazırlanacak raporlara görüş bildirmemiş ve tespitler için katkı sunmaktan uzak kalmıştır. Evrensel değerlerin savunuculuğunu, tarihi, doğal ve kültürel mirasın korunmasını kendilerine görev edinen birçok kişi ve kurum Dünya Miras Alanında ve Kentsel Sit Alanı olan Suriçi özelinde gerçekleştirilen bu KENT KIRIM karşısında sessiz kalmayı tercih etmiştir. Bu körlüğe, sessizliğe karşı UNESCO Dünya Miras Merkezi`ne birden çok rapor iletilmesine ve çağrılar yapılmasına rağmen bu ziyaret ancak 7 yıl aradan sonra gerçekleştirilmiştir. UNESCO Dünya Miras Merkezi / ICOMOS Reaktif Gözlem Misyonu 28 Kasım – 2 Aralık 2022 tarihleri arasında Diyarbakır`a gelerek Dünya Miras Alanı ve Tampon Bölgeleri ile Kentsel Sit Alanında bir takım incelemeler yapmıştır. Ayrıca bu ziyaret kapsamında kentteki Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile toplantı talepleri olmuş ve bu program kapsamında 2 Aralık 2022 tarihinde görüşme gerçekleşmiştir.

Misyon, resmi kurumlar ‘rehberliğinde` 5 gün boyunca alanda incelemeler yapmıştır. Resmi kurumlarca planlaması yapılan söz konusu STK buluşması için ise 2 saatlik süre ayrılmıştır. Her ne kadar süre az olsun gerçekler aktarılmasın diye düşünülmüş olsa da bu süre içerisinde 7 yıllık bitmek bilmeyen yıkımların aktarımı raporlarla birlikte yapılmıştır. Toplantıya sadece aşağıda ismi yazılan sivil toplum örgütleri davet edilmiştir!

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası,

Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı,

TMMOB Mimarlar Odası Diyarbakır Şubesi,

TMMOB Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi,

Diyarbakır Kültür, Turizm ve Musiki Derneği,

Alipaşa Mahallesi Muhtarlığı,

Süleyman Nazif Mahallesi Muhtarlığı,

Cevatpaşa Mahallesi Muhtarlığı

Davetlilerden Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı ve Cevatpaşa Mahallesi Muhtarlığı toplantıya katılmamıştır.

Uzmanlıkları gereği ve alanın korunması için mücadele eden birçok TMMOB bileşeni meslek odasının, baronun, Ekoloji Dernekleri`nin ve diğer birçok STK`nın davet edilmediği, ayrıca savaşın yaşandığı ve neredeyse tamamının yok edildiği, zorunlu göçe tabi tutulan 26.084 nüfuslu 6 yasaklı mahallenin yerelde temsilcileri olan Cevatpaşa, Savaş, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Fatihpaşa ve Dabanoğlu mahalle muhtarlarının da bu toplantıya davet edilmediği aktarılmıştır. 7 yıllık süreçte mülk sahipleri başta olmak üzere meslek örgütleri, STK ve yerel temsilcilerin tamamen sürecin dışında tutulduğu, çok uzun süre boyunca da alana girişlerin yasak olduğu belirtilmiştir.

Tarihe bir daha not düşmek adına aşağıda belirtilen konu başlıkları çerçevesinde aktarımlar yapılmış ve birçok ayrıntı, fotoğraf, belge ve rapor İngilizce çevirileri ile birlikte misyona iletilmiştir.

·         Suriçi`nde yerinden edilen nufüs ve halkın yaşadığı mağduriyetler, mülkiyet hakkının gasp edilerek birçok mülk sahibine haklarının verilmediği,

·         Zorunlu göç eden on binlerce vatandaş için güncel yaşamlarını sürdürmeye yönelik destekleyici çalışmaların yeterince yapılmadığı ve yerel yönetimlerin kayyımlarca yönetilmesi sonrası halkın kaderine terk edildiği gerçeği,

·         Yıkımı yapılan binlerce yapıya karşı yeni yapıların 550 civarında olduğu ve bunun bazılarının hak sahiplerine verilmediği, dernek ve kurumlara tahsis edildiği,

·         Tapu belgesi olmasına rağmen ticari yapıların hak sahiplerine verilmediği,  idare tarafından belirli firmalara kiralandığı,

·         Mülkiyet hakkının yok sayılarak bazı yapıların dernek ve idarelere tahsis edildiği,

·         Mülkiyeti vatandaşa ait olan tescilli yapıların restore edildiği ancak, süreçlere vatandaşların dahil edilmediği, yapılan harcamaların mülk sahiplerinden tahsil edileceği, ödeme imkanlarının olmaması durumunda da mülkün ellerinden alınacağı bu ve buna benzer bütün değişimlerin alanın öz ve bağlamından koparılmaya sebep olacağı,

·         Alanda bulunan ve tescilli iki okul yapısının birinin emniyet binasına çevrildiği, bir diğerinin ise kaymakamlık binası olarak kullandığı, alanın yakın çevresinde eğitim yapısının olmamasına bağlı olarak alanı insansızlaştırmaya yönelik bir planlama olduğu,

·          Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde gerçekleştirilen ‘kentsel dönüşüm` süreçleri ve halkın yaşadığı mağduriyetler,

·         Sur Belediyesi tarafından metruk yapı olduğu gerekçesi ile yıkılan ve yıkım kararı alınan 148 yapıya dair süreçler ve bu yıkımların özgün sokak dokusu üzerinde yaratacağı yok edici etkileri,

·         Kentsel Sit Alanının savaş öncesi durumunu, savaş sürecini, savaşın hemen sonrasını ve günümüze kadar gerçekleştirilen uygulamalar uydu görüntüleri ve fotoğraflarla aktarılarak, yıkımın neredeyse tamamının savaştan sonra iş makineleriyle yapıldığı,

·         Tescilli ve tescile değer yıkılan yapıları,

·         Yapı parsellerine ekilen çim ve çok yıllık köklü bitkilerin arkeolojik katmanlara vereceği zararları,

·         Kentsel Sit Alanı başta olmak üzere, Fiskaya Millet Bahçesi, Ben u Sen Peyzaj Düzenlemesi, Hz. Süleyman Camii Park Düzenlemesi, alt yapı çalışmaları, yıkım çalışmaları gibi bütün uygulamaların ağır iş makineleri ile yapılan kontrolsüz derin kazıların arkeolojik katmanlara zarar verilerek yapıldığı, kentin tarihsel derinliğine ışık tutacak arkeolojik verilerin yok edildiği,

·         Doğu surlarının hemen altında, Sur Koruma Bandı içerisinde ve Dünya Miras alanı sınırlarına inşa edilen ve kaçak yapı niteliğinde olan uygulamanın, basına yansıdıktan sonra Koruma Kuruluna müracaat edildiği, Millet Bahçesi proje ve uygulamalarının Koruma Kurulu onayı olmadan yapıldığı, bu alandaki çalışmaların denetimsiz yapıldığı, bu alanda surlara balkon eklendiği ancak heyetin ziyareti gündeme gelince söküldüğü,

·         On Gözlü Köprü çevresindeki Dicle Vadisi rekreasyon alanındaki düzenlemelerin kanuna aykırılığı, Şehir Plancıları Odasının dava açtığı ve yapılan bu düzenlemenin mahkemece kaçak olduğu karara bağlanmasına rağmen aykırılığın giderilmesine dair bir işlemin yapılmadığı,

·         On Gözlü Köprü başta olmak üzere Hevsel Bahçeleri`ndeki plansız, denetimsiz kaçak yapılaşmalar, bu yapılaşmalara göz yumulduğu, ilgili idarelerin bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir müdahalenin yapılmadığı, bu kaçak yapılaşmaların artarak devam ettiği,

·         Birçok nitelikli yapı öğesinin (taş, sütun, sütun başlığı, kaide, kabartma, yazı, kitabe, kapı, pencere vb.) korunmadan, ayrıştırılmadan yıkımlarla birlikte hafriyat kamyonlarına yüklenerek götürüldüğü,

·         Yıkımlardan çıkan hafriyatların miras listesindeki Hevsel Bahçelerine döküldüğü,

·         Alana girişler yasak olmasına rağmen alandaki birçok nitelikli yapı öğesinin ve yıkımı yapılan yapılara ait taşların alanda çalışma yürütenlerce ve yetkililerce çalınarak satıldığı,

·         Alanın/ mekanın sosyal ve gündelik yaşamdan koparılarak insansızlaştırıldığı,

·         Turizm ve Ticaret amaçlı bir planlama ile müdahale edildiği, yapılan bu müdahalelerin beraberinde getireceği ziyaretçi yükü ve yoğunluğunun miras alanında yaratacağı aşınma, yıpranma, yapı yorgunluğunun düşünülmediği,  

·         Her ne kadar kayyım yönetiminde olsa dahi alanın yakın zamana kadar yerel yönetimlerin yetkisinden çıkarıldığı,

·         Alan bütünü itibariyle birçok kültür varlığına sahip olmasına rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı`nın alandaki yetkilerinin yok sayılarak tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ idaresine devredildiği, bu idarelerin ilgili alanda yetkin olmadığının ve teknik yeterliliklerinin olmadan modern yapı yöntemleri ile alanda çalışma yürüttüğü,

·         Alanda yapılmış ve yapılması planlanan bütün uygulamalar için Etki Değerlendirme Raporunun hazırlanması ve çalışmaların bu raporun sonuçlarına göre yapılması gerektiği ancak bu raporun sunulmadığı, sözleşmeye taraf devletlerin koruma altındaki alanın "koruma durumu"nu veya "üstün evrensel değer"ini etkileyebilecek olağanüstü koşullara ve yürütülecek her türlü çalışmaya dair özel raporları sunmakla yükümlü olduklarını ama sunulmadığını,

·         31.03.2020 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ihale edilen ihale edilen SURİÇİ KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI VE KENTSEL TASARIM PROJELERİ İLE BELİRLENEN KULLANIM TÜRÜ VE YAPILAŞMA KOŞULLARI KAPSAMINDA GELİŞTİRİLEN PROJELER İLE DİCLE VADİSİ REKREASYON ALANI PROJESİ KÜLTÜR MİRASI ETKİ DEĞERLENDİRMESİ RAPORU`nun aradan geçen süreye rağmen yayınlanmadığı, raporun hazırlanması sürecinde gerçekleşen toplantılarda aktarılan görüşler ve aykırılıklar,

·         UNESCO`nun birden çok uyarısına rağmen 2012 Tarihli Suriçi Koruma Amaçlı İmar Planının Revize edildiği, yıkım süreci devam ederken, Aralık 2016`da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın Suriçi Koruma Amaçlı İmar Planı ile ilgili revize karar aldığını, planda yapılan değişikliğin temel gerekçesinin "güvenlik" gerekçesi olduğunu, 2012 KAİP planında tanımlanan yapıların ise hiçbir şekilde korunmadığı ve tamamen yok edildiği,

·         Tescilli yapıların korunacağı belirtilerek düzenlenen yeni imar planında geniş ve yeni yolların açıldığı,

·         Yeni Kapı sokakta gerçekleştirilen caddeye dönüştürme örneği, tescilli yapıların yıkılarak bu caddenin açıldığının geçmiş ve güncel belgeleri,

·         Yeni yapılan betonarme yapıların koruma amaçlı imar planına aykırı olarak yapıldığı, hatta bu aykırılıkları düzeltmek yerine Koruma Amaçlı İmar Planının uygulamalara göre revize edildiği,

·         2016 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan Suriçi Koruma Amaçlı Revize İmar Planında 6 adet karakol yapıldığını ve Suriçi`ne özgü dar sokak yapısının genişletildiği, ada, parsel ve sokak sınırlarının değiştirildiği, parsellerin taban alanı artırılarak ticari amaçlı yapıların inşasına olanak tanındığı, dolayısıyla kentsel sit alanı olan Suriçi`nin özgün sokak dokusunun, bütünlüğünün ve otantikliğinin tamamen yok edildiği,

·         Revize plan kararlarında 2012 tarihli KAİP`ten farklı olarak yapı malzemesi değişikliği (bazalt yapılabilir ifadesi eklenmesi) çıkma, cunba, balkon, saçak, çatı,  avlu duvarı, plan ve cephe tiplojisi gibi değişiklikler ve uygulamalara yönelik ortaya çıkan tektip yapılar ve aynı cephedeki birden fazla farklı kemer tipolojileri,

·         Cezaevi tiplojisindeki yapı blokları, parsellerdeki fonksiyon değişiklikleri,

·         Suriçi`nin insansızlaştırılmasına bağlı olarak Miras alanlarından biri olan Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanında ekim işlerini yapacak insan olmaması sebebiyle özgün bitki türlerinin ve geleneksel yetiştiricilik yok olma tehdidi,

·         Koruma tedbirlerinin alınmaması ve tahribatlara bağlı olarak Dicle Nehri ve Hevsel Bahçelerindeki fauna ve floranın yok olma tehdidi ile karşı karşıya olduğu, sazlık ve bataklıkların tahrip edildiği, birçok canlının yaşam alanı yok edildiği; endemik türler ve yaban hayatının olumsuz etkilendiği,

·         Kurumlar eliyle yapılan ve yapılması planlanan rekreasyon çalışmaları, bunların beraberinde getireceği tahribatlar ve yok edici sonuçlar,

·         Hevsel Bahçelerine ve Dicle nehrine hafriyat ve çöp atıklarının boşaltılması,

·         Hevsel Bahçelerindeki kaçak yapılar, yangınlar, endüstriyel tarıma bağlı olarak ortaya çıkan tür değişimleri, doğal peyzaj alanının yok olma tehlikesi,

·         Silvan Yolu Köprüsünde DSİ tarafından yapılan nehir yatağına müdahaleler ve diğer alanlarda yapılan sözde nehir yatağını ıslah çalışmaları,

·         Alanda bütüncül kararlar yerine tekil; uzman görüşleri, bilimsel veriler, halkın beklentileri ve katılımcılık odaklı yöntemler yerine ise gelir geçer idarecilere ve merkezi taleplere göre uygulamaların yapıldığı,

·         Genel olarak yanlışta ısrarın devam ettiği ve kentten ayrıldıkları saat itibariyle koruma kültüründen uzak tahrip edici uygulamaların sürdürüleceği konusunda çekinceler aktarılmıştır.

Sonuç olarak ‘kentsel dönüşüm`, yeniden yapım, ‘tarihi yeniden inşa ediyoruz` gibi söylemler yapılanların bir kentsel müdahale olduğunu, siyasi saikler ile kararlar alındığını, dünyaya mal olmuş bir miras alanın kentsel dokusunda yapılan bu değişimlerin geri dönülemez kayıplar yarattığı dile getirilmiştir. Kentsel Sit Alanı Suriçi`nde yıkım ile başlayan ve yeni yapılaşma ile devam eden, Hevsel Bahçelerinde, Dicle Nehrinde yapılan bu uygulamaların kent kimliğine ve hafızasına, sosyolojik ve demografik yapısına bir saldırı olarak gördüğümüzü sunum, rapor ve belgeler ile heyete iletilmiştir.

Tanıklık ettiğimiz ve mücadele yürüttüğümüz 7 yıllık bu sürecin sonunda görüyoruz ki devlet kurumları kendilerine ait olmayan bir tarihi, kültürü ve mirası yok etmek için bütün imkanlarını seferber ediyor ve kurum yetkilileri alanın Dünya Miras Listesinden çıkarılması için her türlü aykırılığa, tahribata, yıkıma imza atıyor. Bütün yıkımlara, tahribatlara rağmen dünyaya mal olmuş bu evrensel değerlerden tek parça kalsa dahi o parçayı korumanın mücadelesini vereceğiz. Bu kent ve kültür kırımına, doğal yaşam alanlarımızın talan edilmesine karşı sessiz kalmayacağız, bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!

21.12.2022

TMMOB AMED İL KOORDİNASYON KURULU

 


 

 

Dosyalar

basın açıklaması metni (26 KB)


Çok Okunanlar


YAŞAM ALANLARIMIZIN RANT UĞRUNA SATILMASINA, GASP VE TALAN EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

Okunma Sayısı: 20


Tüm Basın Açıklamaları

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2023 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ :

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.