MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 DİYARBAKIR ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 AĞRI   BİNGÖL   BİTLİS   DİYARBAKIR   ELAZIĞ   HAKKARİ   MALATYA   MARDİN   MUŞ   SİİRT   TUNCELİ   ŞANLIURFA   VAN   BATMAN   ŞIRNAK 
 

 
KİTAPLAR
 
KİTAP
 
DİYARBAKIR KENT SEMPOZYUMU BİLDİRİLER KİTABI
 
PANEL
 
MEZOPOTAMYA ENERJİ FORUMU
 
ANKET
 
ELAZIĞ ENERJİ FORUMU
 
BATMAN ENERJİ FORUMU
 
MARDİN,ŞANLIURFA ENERJİ FORUMU
 
VAN ENERJİ FORUMU
 

EMO Diyarbakır Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 23

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

ELEKTRİK, ELEKTRONİK, HABERLEŞME VE BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ GÜNLERİ 2007 SONUÇ BİLDİRGESİ..


GÖRÜŞ / RAPOR

 
Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi tarafından Dicle Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle 8-9-10 Haziran 2007 tarihleri arasında düzenlenen Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği Günleri Sonuç Bildirgesi yayınlandı.
 

SONUÇ BİLDİRGESİ
  "Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği Günleri" TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi tarafından Dicle Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle 8-9-10 Haziran 2007 tarihleri arasında Diyarbakır‘da gerçekleştirilmiştir.
Etkinlik yürütme kurulu, sunulan bildiriler, yapılan tartışmalar ve katılımcıların katkıları ile, sürdürülen panel ve değerlendirmeleri eksen alarak, sonuç bildirgesini kamuoyu ve ilgililerin bilgisine sunmayı kararlaştırmıştır.
Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği meslek alanlarıyla ilgili gelişmeler bir yandan insan yaşamını kolaylaştırırken, bir yandan da toplumsal yaşamda ve doğada yarattığı maliyetlerle kamuoyunun gündemine oturmaktadır. Bunun örneklerini geleceğimizi ilgilendiren nükleer santral tartışmalarında,  tarihi, kültürel varlıklarımızın korunmasını ilgilendiren Hasankeyf (Ilısu HES) gibi barajların yapımlarında, elektrik-elektronik sistemlerin elektromanyetik etkilerinde, bilgi ve haber alma güvenliği gibi tartışmalarda görmekteyiz. Bilim ve tekniği insan hizmetine sunan mühendislerin, olumsuz etkilerin azaltılması anlamıyla topluma karşı sorumlulukları daha da artmaktadır.
Elektrik, elektronik, haberleşme ve bilgisayar meslek dallarındaki hızlı gelişmeler hayatımızın her alanında kendini hissettirmektedir. Bu meslek dallarının üreticileri, uygulayıcıları olan mühendislerin bölgemizdeki profillerinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu kapsamda Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan araştırmada çarpıcı sonuçlara ulaşılmıştır:
1. Bölgemizdeki meslektaşlarımızın yarısından fazlası (%57) kamuda çalışmaktadır. Bu durum bölgemizde meslektaşlarımızın çalışabileceği sektörlerin gelişmediğinin bir göstergesidir. Bölgemizdeki meslektaşlarımızın %43‘ü genç ve 5 yılın altında deneyimi olanlardan oluşmaktadır. Bu genç ve dinamik gücün üretime katkısının arttırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
2. Bölgemizdeki meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu bölge üniversitelerinden mezundur, dolayısıyla bölgenin eğitim olanaklarının geliştirilmesi, teknik elemanların niteliğinin de geliştirilmesine katkıda bulunacaktır.
3. Meslektaşlarımızın işsizlik oranı %5 gibi gözükmekle beraber, işsiz kalmamak için çalışan %14‘lük kesimin de 500-1000 YTL arasında çok düşük ücretlerle çalışmaya razı oldukları görülmektedir.  Bu durum işsizliğin, nispeten diğer meslek dallarına göre daha az oranlarda olmasına rağmen, ücretlerin insanca yaşama sınırının çok altında kaldığının da bir göstergesidir. Bölgemizde görev yapan meslektaşlarımızın %75‘i aldığı ücretlerin yetersiz olduğuna inanmaktadır.
"Elektrik, Elektronik , Haberleşme, Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan Elektrik Oturumunda,  enerji yatırımlarının tarihi, çevresel, kültürel etkileri, enerji politikaları ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile birlikte, özellikle bölgemizde yapılması planlanan Ilısu Barajı ve HES tartışılarak aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:
1. Ülkemizin enerji tüketim artış hızının OECD ve AB ülkelerine kıyasla, yaklaşık üç kat fazla olduğu gözlenmektedir.  Buna karşın ülkemizin enerji yoğunluğu endeksi 0,39 ile oldukça kötü seviyededir. Bu nedenle geliştirilmesi düşünülen sanayi kollarının ve bunların ülkenin GSMH‘na katkılarının irdelenmesi ve çimento, demir çelik gibi enerji yoğun alanlar yerine, bilişim, yazılım gibi enerji kullanımı düşük alanlarda gelişmenin hedeflenmesi gerekmektedir.
2. Dünyada ve ülkemizde fosil yakıtların bilinçsizce kullanımı, dünyayı küresel ısınma ve iklim felaketleri ile karşı karşıya bırakmıştır. Bu konuda toplumların bilinçlenmesi ve durumun ciddiyetini kavrayarak toplumsal refleksler geliştirmesi hayatın sürdürülebilir olması açısından son derece önemlidir. Bu konudaki tek çözüm yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesi ve özellikle güneş, rüzgar, mini HES, hidrojen, biyoenerji, jeotermal gibi alanlarda potansiyelin değerlendirilmesinde ciddi çalışmalar yapılmasıdır. Yenilenebilir kaynakların kullanımının teşvik edilmesi ve hatta zorunlu olması devlet politikası olarak benimsenmelidir.
3. Bölgemizde yapımı düşünülen Ilısu Barajı ve HES‘in  tarih, çevre, göç, turizm, verim, mevcut uygulamalar, alternatif enerji kaynakları açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.  Baraj yapımının sadece hidrolik potansiyel olarak ele alınması geri getirilemez kayıpların oluşmasına neden olabilecektir. Ilısu Barajı ve HES‘in yapımı ile başta Hasankeyf ilçesi olmak üzere, binlerce yıllık tarihe sahip eserler ve arkeolojik öneme sahip alanlar sular altında kalarak tahrip olacaktır. Aynı zamanda resmi verilere göre 55.000 kadar insanın evlerini bırakarak göç etmesi gerekecektir. On iki bin yıllık tarihi öneme sahip olduğu belirtilen ve dünyanın ilk yerleşim yeri olduğuna dair bulguları olan böylesine bir alanın yok olacak olması büyük tartışmaların doğmasına sebep olmuştur.
4. Ilısu Barajı ve HES‘in 1954‘ten bu yana süren  yapım hikayesinde devlet, konu üzerinde söz sahibi olması gereken yöre halkı, sivil toplum kuruluşları, bölge üniversiteleri, konuyla ilgili bilim adamları ile hiçbir fikir teatisinde bulunmamış ve yapım karşısındaki tepkileri yok saymıştır.
5. Ilısu Barajı ve HES‘in yapım sürecinden sorumlu devlet kurumlarının, barajın yapımı ile ilgili yeniden yerleşim planı  ve  projesinin yapım detaylarını, baraj yapımı ile ilgili kredi bulma süreçlerini ve benzeri işleri barajın yapımını üstlenen konsorsiyuma bırakması  devlet zafiyeti olarak gözükmektedir.
6. Ilısu Barajı ve HES‘in yapımı ile sular altında kalacak dokuz eserin taşınarak tarihi eser tahribatının önleneceği ileri sürülürken, bu taşımanın nasıl yapılacağı, taşımanın uygun olduğuna dair karar veren bilim insanlarının kimler olduğu kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Tarihi eserlerin bulundukları yerlerde korunması ve sergilenmesi konusunda 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası‘nda, Türkiye‘nin katıldığı ve imza koyduğu çeşitli anlaşma metinlerinde ifadeler bulunmaktadır. Taşıma işlemi ile tüm bu belgelere de karşı çıkılmaktadır. Ilısu barajı ve HES‘in tahrip edeceği alan sadece Hasankeyf ilçesi ile sınırlı değildir. Baraj gölü altında kalacak olan ve oldukça önemli tarihi değerlere sahip olan 300 kadar höyük de bu tahribattan etkilenecektir. Arkeologlar baraj gölü altında kalacak olan alanın ancak üçte birinin tarandığını daha taranması gereken çok büyük bir alan olduğunu belirtmektedirler. Söz konusu alanlarda yapılan arkeolojik çalışmalar oldukça yetersizdir.
7. Ilısu Barajı ve HES enerji verimliliği açısından irdelendiğinde, barajın aynı güçte olan Keban HES‘ne göre oldukça verimsiz olduğu görülmektedir. Yapılan hesaplamalar Ilısu HES‘in enerji veriminin %35 civarında olduğunu göstermektedir. Bu da bu barajı verimsiz barajlar sınıfına sokmaktadır.
8. GAP projesi kapsamında enerji yapılarının %80‘e yakını bitirilirken, sulama yapılarının %14‘ü bitirilmiştir. Entegre bir proje olan GAP‘ta bu yapım dengesizliği yatırımların doğru yerlere kanalize edilmediğini göstermektedir.  Sulamaya yapılacak yatırımlar ve doğru sulama tekniklerinin teşviki ile elektrik enerjisi ile yapılan sulamaların önüne geçilerek ciddi miktarda elektrik enerjisinden tasarruf edilebilecektir. Ilısu Baraj gölü altında kalan toprakların üçte biri sulanabilir nitelikte olan verimli topraklardır. Bu toprakların sular altında kalmasından dolayı kaybedilen ekonomik değerlerin de hesaplanması gerekmektedir.
9. Türkiye hidrolik potansiyelinin %35‘ini kullanmaktadır. Değerlendirilebilecek %65‘lik bir hidrolik potansiyel varken Ilısu ve benzeri çevresel ve kültürel etkileri maksimum olan projelerin öncelikli olarak ele alınması tamamen yanlış enerji politikalarının ürünüdür.
10. Bölgemizde daha önce yapılarak işletilmekte olan ve bölgenin enerji ihtiyacının fazlasını üreterek ülkenin ekonomisine katkıda bulunan başta Atatürk, Karakaya, Keban olmak üzere diğer HES‘lerin bölge halkının kalkınmasına tek başına katkıda bulunmadıkları açıktır. Dolayısıyla Ilısu HES‘in bölgeyi kalkındıracağı şeklindeki söylemler yerine bölgenin kalkınması için gerçekçi ve sonuç alıcı politikalar geliştirilmelidir.
11. Enerji tasarruf ve verimlilik politikaları ile Ilısu HES‘in sağlayacağı enerjiden çok daha fazlasını, çok daha az maliyetlerle elde edebilmek mümkündür. Bu politikaların devlet eliyle bir an önce yapılması gerekmektedir. Ilısu HES‘in yapımına aktarılacak kaynaklar yerine, bu kaynakların rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına aktarılması ile, bölgenin ciddi güneş ve rüzgar enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu yatırımların çok daha kısa sürede bitirilmesi mümkün olabilecektir.
12. Enerji üretiminin daima bir alternatifi vardır. Ancak, bir daha geri getirilemeyecek binlerce yıllık tarihi ve kültürel değeri olan Hasankeyf‘lerin alternatifi yoktur.
"Elektrik, Elektronik , Haberleşme, Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan Elektronik Oturumunda, Türkiye‘de elektronik sektörünün durumu ve gelişimi, yangın, güvenlik algılama ve bina otomasyonu sistemleri, endüstriyel elektronik, endüstriyel-tarımsal otomasyon konuları tartışılarak aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.
  1. Ülkemizdeki elektronik malzeme üretimi genellikle montaj sanayisi üzerine kuruludur. Elektronik komponent üretiminin olmaması ve bu alanda dışa bağımlı olunması elektronik sektörünün gelişiminin önünde engel teşkil etmektedir. Devlet politikalarının elektronik sektöründe yatırım ve üretimi teşvik edici olması gerekmekte olup komponent üretiminde dışa bağımlılık asgari düzeye düşürülmelidir.
  2. Elektronik ve otomasyon sistemlerinin tarımsal sulamada kullanımı ile tarlalardan daha iyi ürün almak mümkündür. Aynı zamanda otomatik sulama sistemi aşırı sulamadan kaynaklı olarak toprak verimliliğinin azalmasına engel olacağı gibi; su ve elektrik tasarrufunda önemli ölçüde faydalı olacaktır.
  3. Yangın algılama-alarm sistemleri, güvenlik ve giriş kontrol sistemleri, gaz algılama-alarm sitemleri, acil durum aydınlatma sistemleri ile yapısal bina denetim ve izleme sistemleri ile tüm bu sistemlerin ve yüzlerce farklı uygulamanın birbirleri ile entegrasyonunun sağlanması; gelişen elektronik ve otomasyon teknolojilerinin kullanımı ile yönetimin tek bir merkezden kontrolünü de olanaklı hale getirmektedir.
  4. Konut ve binalarda elektronik sistem teknolojilerinin uygulanması ile doğan "akıllı binalar ve bina otomasyonu" kavramları ekonomik çözümleri beraberinde getirmekte, binaların konfor ve güvenliğini arttırarak insanların yaşam kalitesini yükseltmekte; yatırım,uygulama ve işletme safhalarında önemli ölçüde  enerji tasarrufu sağlamaktadır.
"Elektrik, Elektronik , Haberleşme, Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan Haberleşme Oturumunda, haberleşme sistemlerinin altyapı ve işletme sorunları, haberleşmede etik, güvenlik ve haberleşmenin hukuksal boyutu, haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler ve günlük yaşama etkileri, elektrik -elektronik sistemlerinin elektromanyetik etkileri
konuları tartışılarak aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.
  1. İnsanın olduğu her yerde var olan iletişim, yüzyüze olmaktan çıkıp araçlarla yapılmaya başladıktan sonra bireyselleşmenin gelişmesi sonucunu ve bireyin toplumsal yapıdan kopması riskini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle iletişim politikaları tüketici mantığıyla değil, hizmet amaçlı, toplumsal dayanışmayı geliştiren kamucu politikalar olmalıdır.
  2. Telekomünikasyon şirketlerinin rekabetten kaynaklanan nedenlerle tarife değişikliğine gitmiş olmasının yanlış olduğunu, telefon abone sayısındaki hızlı düşüş göstermiştir. Bununla birlikte internetin daha geniş ve dezavantajlı kesimler tarafından kullanılmasının önünü açmak amacıyla, ADSL aboneliği sabit telefon aboneliğinden bağımsız hale getirilmeli, geniş bant internet erişimi hizmeti bütün kullanıcıların yararlanabileceği şekilde ucuz ve erişilebilir olmalıdır.
  3. Baz istasyonlarının insan sağlığına etkileri konusunda ICNIRP, IEEE, BM, AB, WHO, ILO gibi örgütler çalışmalar yürütmektedir. Yapılan çalışmalardan bu güne kadar net bilimsel veriler elde edilmemiş olup 15 yıllık bir çalışma süresinin sonunda birtakım veriler elde edilebilmesi öngörülmektedir. Ancak çalışma yapan kurumlar tarafından tehlike sınır değerleri tespit edilmekte, bu değerler çalışmaların ilerlemesiyle birlikte değişkenlik arz edebilmektedir. Bütün bu veriler ışığında, oluşabilecek zararlı etkilerin azaltılmasını sağlamak amacıyla:
Cep telefonları ile kısa konuşmak, ihtiyaç halinde kullanmak, araç kiti gibi cihazlardan yararlanmak, vücuttan ve hassas organlardan uzak tutmak gibi tedbirler alınmalı; telefon erişiminin zayıf olduğu noktalarda görüşme yapmaktan kaçınılmalı, çocuk veya bebeklerin cep telefonlarını direkt kullanmaları kesinlikle engellenmeli, SAR (Vücut Soğurma Kapasitesi) değerleri düşük olan cep telefonları tercih edilmelidir. Ayrıca SAR değerlerinin cihaz ambalajları üzerinde okunabilir ve fark edilebilir boyutta bulundurulması, tehlike sınır değerlerinin yazılı olması kullanıcının doğru ürün tercihi açısından önemli bir gerekliliktir.
  1. İletişim teknolojileri 1980‘lerden günümüze gelindiğinde araç telefonlarından 3. nesil teknolojiye kadar evrilmiş; bu başdöndürücü hız sayesinde hayatımızın her alanında mobil teknoloji ile işlem yapma kolaylığı ortaya çıkmıştır.
  2. Hızlı teknolojik gelişmeler, karşımıza belirgin etik ve hukuksal problem alanları çıkarmıştır. Hukukun gelişim süreçleri itibariyle ağır işleyen bir mekanizmaya sahip olması, bir güvenlik kaygısı ortaya çıkarmıştır. Geçmişte "postada el koyma" gibi yanlış ya da eksik düzenlemelerle  denetleme çabalarının benzerleri internet denetimi, telefon dinleme gibi süreçlerle birey özgürlüğünü kısıtlayabilecek düzeye gelebilmektedir. Hukukta yer alan "düzenlenmemiş alan serbest alandır" ilkesinden ve "kanunların   çok   olduğu  yerde   özgürlükler   kısıtlıdır"   bakış  açısından  hareketle,            
yapılacak düzenlemelerin genel hükümlerle yapılması, özgürlükleri kısıtlamayan, kişi haklarını çiğnemeyen ve etik anlayışın oturmasını sağlayacak düzenlemeler olması gerektiği açıktır. Haberleşmede özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti iki temel insan hakkı olup yapılacak düzenlemelerin haklara saygı çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda iletişimin denetimi, kayıt altına alınması, takip edilmesi belli şartlara bağlanarak düzenleme getirilmişse de teknolojinin olanakları ile yapılan yasadışı dinlemelerin ve bu dinlemelerin sonradan çeşitli şekillerde kullanılmasının önüne geçmek için birtakım caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Ancak, ahlakın yasalarla sınırlanmasının mümkün olmadığı durumlarda insani değerler ve insan hakları kavramlarının geliştirilmesi ile etik problemlerin giderilebilme şansı ortaya çıkacaktır.
"Elektrik, Elektronik , Haberleşme, Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan Bilişim Oturumunda, yazılım sektörünün ülkemizdeki durumu ve bölgedeki geleceği, özgür yazılım, kurumsal alanda yurttaşlık hizmetlerinin internet üzerinden verilmesi (e-devlet, e-vatandaş, e-dönüşüm, e-imza), bilgisayar ve internetin hayatımızdaki yeri konuları tartışılarak aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.
1. 1970‘li yıllarda başlanan ve 2002 yılında acil eylem planı ile hayata geçirilmeye çalışılan bir plan dahilinde e-devlet çalışmaları hızlanmıştır. e-Türkiye hedefinin gerçekleşebilmesi ise katılımcılık esasının yürütülmesine bağlıdır. Katılımcılığın sağlanabilmesi için, e-vatandaşın da eylem planında önemli bir yere sahip olması ve bu yönde çalışmalara hız verilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede; bilgiye erişim ve bilgiyi kullanmada özellikle bölgeler arası sosyal adaletsizliğin ve sayısal uçurumun giderilmesi amacıyla, bilgisayar okuryazarlığını arttırıcı yönde, yönetişim merkezli projelerin hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır. "Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planı" uygulanırken, dezavantajlı gruplar dikkate alınarak, bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesi, daha uzun vadeli projelerin ve planların gündeme alınarak bilgiye erişimde eşitlik ilkesinin sağlanması gerekmektedir
2. Internet ve bilgisayarın bir yandan yaygınlaşması ve geniş kesimlerce kullanılması yönünde planlamalar yapılırken; diğer yandan tehlike olabilecek bir diğer unsur olarak, Internetin sosyal ve psikolojik yönde olumsuz etkilerinin minimuma indirilmesi amacıyla; internetin "özgür" denilebilecek ruhuna uygun, hukuki önlemlerin dışında insan-çevre ilişkilerini ve sosyalleşmeyi artırıcı şekilde düzenlenmelidir. Aksi takdirde içinde yaşadığı toplumla tüm ilişkilerini bir ekran karşısında düzenlemeye çalışan insan toplulukları oluşacaktır.
3. Internetin kullanımı yönünde; genel ahlaki ve insani değerlerin dezenformasyonu dışında kalan düşünce beyan etme, kamuoyu oluşturma yönünde kullanımı önüne yasaları engel olarak çıkarmak, internetin kısmen de olsa "özgür" ruhuna aykırı bir durum teşkil etmektedir. Bu durumlarda, siteye erişimin engellenmesi yerine; site sahibi veya sorumlularının cezai yaptırımlara çarptırılmaları yönünde karar alınmalı ve uygulanmalıdır.
4. E-devlet, e-banka, e-vatandaş benzeri kullanımlarda, kişisel bilgiler kamuda veya özel sektörde kurum-kuruluş çalışanlarının erişimine açık olarak durmaktadır. Kişisel, özel bilgilerin saklanması ve gizliliğinin sağlanması açısından tüm güvenlik önlemleri alınmalı ve bu türden bilgileri sızdıran şahıslara cezai yaptırım uygulanmalıdır.
5. Bilgi ekonomisinin ve bilgi toplumlarının temelini oluşturan en önemli katma değeri, günümüzün en önemli konularından biri olan bilişim alanında, bilgi büyük bir öneme sahip olmakta ve korunması gerekmektedir. Bilgi güvenliğini sağlayacak en önemli unsurlardan biri olan e-imzanın, özellikle ilk olarak kamuda yaygınlaşabilmesi için fiyat düzenlemesine gidilmelidir. Akabinde genel olarak tüm bireysel kullanıcıların kullanımına uygun maliyetlerle sunulabilmesi gerekmektedir.
"Elektrik, Elektronik , Haberleşme, Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan Bilgi Temelli Kalkınma Modelleri, Diyarbakır‘a Uygulanabilirliği Panelinde yapılan tartışmalardan aşağıdaki sonuçlara varılmıştır.
  1. Bilim ve teknoloji, siyaset ve ideolojiden bağımsız gelişme ve değişim imkanına sahip olamamıştır. Bilgi edinmede toplumsal ve ekonomik eşitlik zarurettir. On binlerce yıllık insanlık tarihinin ortak ürünü olan bilginin metalaştırılıp tekellerin malı haline getirilmesine, yeni patent yasalarıyla endüstriyel üretimin denetimi altına alınmasına karşı olunmalıdır.
  2. Yoksulluğun yok edilmesi, gelişmiş ülkelerden daha az gelişmiş ülkelere resmi kalkınma yardımlarının aktarılması v.b amaçlarla kalkınma sorununa çözüm üretmek adına dünya ölçeğinde yapılan çok sayıda toplantılardan sonra  yoksul ülkelerin toplam borçlarının arttığı ortaya çıkmıştır. Asıl amacın serbest ekonomi, açık piyasalar ve küreselleşme ile uluslararası sermayenin yatırım alanlarını geliştirmek üzere az gelişmiş ve yoksul ülkelerin altyapı ve sosyal hizmet sektörlerinin paylaşımı olduğu ortaya çıkmaktadır. Dünyada 1.6 milyar insan ticari anlamda elektrik enerjisinden mahrum olup, dünya nüfusunun %20‘si toplam enerjinin % 60‘ını kullanmakta, gelişmekte olan 5 milyarlık nüfus ise %40‘ını kullanmaktadır. Kapitalizmin genel iktisat politikası içerisinde ihtiyaçların sürekli geliştiği, ve sınırı olmadığı yaklaşımını sorgulamadan, ne enerji kaynaklarının kullanımına ne de üretim ve tüketim politikalarına yeni bir yaklaşım geliştirmek, az gelişmiş ülkelerin kalkınma sorununa ve gelişmiş ülkelerin kalkınma sonrası sorunlarının çözümüne yanıt aramak mümkün değildir.
  3. Kişi başına düşen milli gelirin en düşük olduğu bölgemizde, bölgelerarası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılmasına yönelik yıllardır açılan paketler, teşvikler v.b. proje ve yatırım amaçlı kalkınma modelleri hedeflerine ulaşamamıştır.
  4. Bölgenin Türkçe, Kürtçe, Arapça gibi çok dilli, çok kültürlü sosyolojik yapısı ve bölgesel stratejik çekim konumu, turizm potansiyeli, yoğun genç nüfusa sahip olması (Diyarbakır‘da 7-14 yaş arası 370 bin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki 22 ilde ise 2 milyon 2 yüz bin nüfus) gibi durumları dikkate alındığında, Diyarbakır bölgesel ve küresel anlamda önemli bir merkez olmaya adaydır. Bu yoğun genç nüfusu özellikle yazılım sektöründe nitelikli işgücüne dönüştürebilmek için lise, yüksekokul, üniversite düzeyinde bölümler açılarak eğitime ağırlık verilmelidir.
  5. Bilgi temelli stratejileri geliştirmek üzere, konuyla ilgili devlet kuruluşları, eğitim kurumları, yazılım firmaları, yerel yönetimler, basın kuruluşları, meslek odaları ve STK‘ların koordinasyonuyla bölgemizde ve Diyarbakır‘da bir çalışma grubunun oluşturulması ve bu grubun projeler üreterek, bu projelerin hayata geçirilmesi konusunda takipçi olması bölgemizin gelişimi açısından son derece önemli bir model olacaktır.
  6. Bilgi temelli kalkınmanın temel bileşenlerinin nitelikli işgücü (emek), sektör (Kamu/Özel) ve ortam yani ilgili bölge coğrafyası olduğu bilinmektedir. Bölgedeki kalkınmanın itici gücü olarak görülen hizmet sektörünün bu temel saç ayakları üzerinde gelişmesi ancak sağlıklı bir ortamla olabilecektir. Bölge son 30 yıldır yaşanan çatışmalı ortamın, olağanüstü hal uygulamalarının ve şiddet sarmalının etkisi altındadır. Başta bilgi temelli olmak üzere her türlü kalkınma, ancak ve ancak bölgede huzurun geliştirilebileceği ve toplumsal uzlaşmanın sağlanacağı bir ortam ile gerçekleşebilecektir. Bu ortamın da ancak gerçek demokrasi ve barış tohumlarının duyarlı kesimler tarafından ekilmesi ve bu taleplerin siyasal ve egemen iktidara baskı unsuru oluşturması ile yaratılabileceği bedeli ağır olan deneyimlerden sonra açıkça görülmektedir.
"Elektrik, Elektronik, Haberleşme ve Bilgisayar Mühendisliği Günleri" kapsamında yapılan oturumlarda elde edilen sonuçların, ilgili tüm kişi ve kuruluşlara iletilerek, sorunların takipçisi olacağımızı ve ortaya çıkan olumlu düşüncelerin uygulanması konusunda elimizden gelen tüm çabayı göstereceğimizi bildiririz.
Etkinlik Yürütme Kurulu


Çok Okunanlar


Okunma Sayısı: 1384


Tüm Görüşler - Raporlar

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2020 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18


 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.