MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 ANKARA ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

IBAN DUYURUSU

   · 

AİDAT ÖDEME

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 AFYONKARAHİSAR   ANKARA   ÇANKIRI   ERZİNCAN   ERZURUM   KASTAMONU   KAYSERİ   KIRŞEHİR   KONYA   NEVŞEHİR   SİVAS   TOKAT   YOZGAT   AKSARAY   KIRIKKALE 
 

 
HUKUKİ DESTEK
 

EMO Ankara Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 2019.2

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI KANUN TASARISI ÜZERİNE TMMOB GÖRÜŞÜ


GÖRÜŞ / RAPOR

 
Halen TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımı'na İlişkin Yasa Tasarısı", TMMOB tarafından değerlendirildi. TMMOB'nin konuya ilişkin görüşlerini yazımızın devamından okuyabilirsiniz.
 

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİ AMAÇLI KULLANIMI KANUN TASARISI ÜZERİNE TMMOB GÖRÜŞÜ

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımı"na ilişkin Yasa Tasarısı, TBMM gündemindedir. 28.06.2004 tarihinde TBMM Başkanlığı'na gönderilen tasarı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarında görüşülerek TBMM Genel Kurul gündemine alınmıştır.

Öncelikle belirtilmelidir: Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), yıllardır enerji sektöründe uluslararası sermaye odaklarının çıkarlarına hizmet eden politikalara, başta enerji kaynakları olmak üzere sektördeki dışa bağımlılığa, kamu kaynaklarının yağmalanmasına ve çevre sorunlarına dikkat çekmiş, bunlara karşı ulusal, kamusal ve çevreyle uyumlu, planlamaya dayalı, politika ve uygulamaların savunucusu olmuştur.

TMMOB, bu görüşlerinden hareketle, başta hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, biyokütle ve güneş enerjisi olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarının kamu ve toplum yararına etkin bir şekilde devreye girmesini öngören bir yasal düzenlemenin de savunucusudur.

Gündemdeki Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının kullanımına ilişkin tasarı, esas olarak AB Üyelik süreciyle şekillenmiş, 2001 yılı Ulusal Programı'nda 2003 yılının sonunda yasalaşması öngörülmüş, AB 2005 İlerleme Raporu'nda ise tasarının 2005'in ilk yarısında yasalaşması istenen yasal düzenlemedir.

Böyle bir süreçle gelişen konu, bilindiği üzere, "ulusal ve kamusal politikalar doğrultusunda temiz, ucuz, bol ve yerli enerjinin kullanıma sokulması amacı"nın dışına çıkartılmıştır. Taslak, AB üyeliği sürecinde, iç ve dış politik bir manevra olarak ve sadece teşvik süreleri ve miktarlarının tartışıldığı bir "lobiler/sermaye grupları tartışması" şekline dönüştürülmüştür.

Bilindiği üzere, mevcut "al ya da öde" esaslı doğalgaza dayalı ulusal ve uluslararası düzeydeki enerji ve elektrik anlaşmaları, kamu bütçesinde ciddi ölçüde olumsuz bir yük oluşturmaktadır. Bu süreçte Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kullanımı kapsamında devreye girecek yeni santrallerden elde edilecek elektrik enerjisi için yapılacak teşvikler çeşitli çevrelerce yeni bir bütçe açığı olarak değerlendirilmiştir. Ancak, enerji sektöründe yaşanan bu olumsuz sürecin kamusal yarar doğrultusunda çözümlenmesi yerine, mevcut durum aynen kabullenilerek, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye sokulmasının da bilinçli olarak geciktirilmiş olması her kesim tarafından kabul edilmektedir.

Tasarı, Yenilenebilir Enerji Açısından Yetersizdir!

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımı'na ilişkin Yasa Tasarısı, ne yazık ki, ülkemiz yenilenebilir enerji kaynaklarının gerçekçi, tutarlı ve sürdürülebilir bir şekilde kullanıma dahil edilmesi yönündeki taleplerin karşılamasında yetersizdir. Çünkü; ülkemiz koşulları göz önünde bulundurularak, sektörel planlama, bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme altyapısı kurulmaksızın, sadece bir teşvik mekanizmasına indirgenen mevcut yasa taslağı ile, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimine sokulması iddiası, kısa vadeli politik bir manevradan başka bir anlam ifade etmez.

Tasarı ile yenilenebilir enerji kaynakları alanında, kamunun yürütmesi gereken görevleri gözardı edilmekte ve süreç sadece çeşitli teşvikler sağlanarak tamamen piyasa aktörlerinin girişimlerine bırakılmış görünmektedir. Öngörülen teşvikler sadece en avantajlı bölgelerdeki rüzgar ve bazı hidroelektrik projeler için destek sunabilecektir. Ancak, Tasarı kapsamında öngörülen uygulamalarla, diğer Yenilenebilir Enerji Kaynakları seçeneklerinin (biyokütle, güneş ve jeotermal vb.) desteklenmesi ve bu sektörlerde herhangi bir gelişme yaratılması mümkün görünmemektedir.

Tasarıda yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğe alım zorunluluğunun, serbest tüketici dışındaki kesimlere getirilmiş olması dikkat çekicidir. Böylelikle, serbest tüketiciler (yıllık 7,8 milyon kWh ve üzeri elektrik kullanan tüketiciler) yenilenebilir enerjiden muaf tutularak, bu kaynakların yaygın bir şekilde kullanıma sokulması engellenmektedir. Bu durum, ortaya çıkan maliyetlerin bireysel tüketiciler tarafından karşılanacağı ve büyük elektrik tüketicilerinin gözetileceği izlenimini uyandırmaktadır.

Bunların yanı sıra Tasarı, AB uyumu adı altında, sadece 2001/77 sayılı AB Direktifinin dar bir anlayışla ulusal mevzuata kazandırılmasını hedeflemektedir. Oysa, AB'nin bugüne kadar geliştirmiş olduğu devlet politikalarının hiçbirisi dikkate alınmamıştır. Nitekim AB sırasıyla; öncelikle 1980'li yılların sonunda enerjide dışa bağımlılığını azaltmak ve seragazı salımlarını azaltmak yönünde devlet stratejisini geliştirmiş, ardından 1990'lı yılların başında araştırma projelerini başlatmış, daha sonra 1997 tarihli Beyaz Belge ile 2010 yılında toplam enerjinin %12sini yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etmeyi öngörmüş, süreç içerisinde ALTENER-I, ALTENER-II, SYNERGY ve INTELLIGENT Programlarıyla sanayisini yönlendirmiş ve teşvik etmiş, en sonunda 2001/77 sayılı direktifi ile elektrik sektöründe öncelikli sektörlerine göre piyasa kurallarını ortaya Avrupa çapında 2010 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin toplam elektrik tüketiminin %22.1'ine ulaşmasını hedeflemiştir. Siyasal iktidarın "dar anlayış" ile bu şekilde gündeme getirdiği yasa ayrıca düşündürücüdür.

Tasarı, Kamusal Varlıkların Tasfiyesi Açısından Son Derece Dikkat Çekici Yaklaşımlar Öngörmektedir!

Yasa tekniği açısından tutarsızlıklar gözlemlenmektedir:
Tasarının genelinde "düzenleme eksikliği" olduğu görülmektedir. Tasarı hemen hemen hiçbir noktayı esaslı biçimde düzenlememekte, yönetmeliklere atıfta bulunmaktadır. Tasarının 4.maddesinde, "... jeotermal kaynak alanlarının belirlenmesi, korunması ve kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir" ibaresinde olduğu gibi, bir yasa bunları düzenleme yapmak yerine, sadece yönetmeliğe yetki vermekle yetiniyorsa Anayasa'ya (Madde.7) aykırıdır ve benzer uygulamaların Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin çok fazla Anayasa Mahkemesi kararı vardır.

Tasarı, doğal kaynakların yağma ve talanının önünü açabilecek boşluklar doğurmaktadır:
4. maddede, kamu veya hazine arazilerinde bulunan kaynak alanları üzerinde bu alanlardaki toplam potansiyelin değerlendirilmesini kısıtlayacak, alanların kullanımını ve verimliliğini etkileyecek imar planlarının düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu hüküm, söz konusu yatırımların gündeme geldiği yerlerde, kamu yararı amaçlı imar planı düzenleme olanağını tümüyle ortadan kaldırmaktadır. Tasarıda öngörülen, "kaynak alanları" gibi bir anlatımın ne anlama geleceğinin şimdiden kestirilebilmesi mümkün değildir. Ayrıca, "... alanının verimliliği" yaklaşımı, ucu açık bir ifadedir ve esasen tanımlanamayacak bir yaklaşımdır. Bu nedenlerle, söz konusu uygulamalar, ülkemizde sıkça ve kolaylıkla karşılaştığımız keyfi ve kayırmacı tahsislere de neden olabilecektir.

Tasarı, başta DSİ ve EİE olmak üzere enerji alanında kamu gelirlerini kısıtlamaktadır:
7. maddede DSİ veya EİE tarafından hazırlanan projelerden hizmet bedeli alınmaması, ticari amaçla çalışan özel sektöre yönelik bir kaynak transferi anlamına gelmektedir. Halbuki, tasarıda bu tür yatırımlara zaten teşvik getirilmiş durumdadır. Hangi amaçla olursa olsun, kurulan elektrik üretim tesislerinden kamu hizmet bedeli alınmalıdır. Yatırımlara tahsis edilen araziler için alınacak bedellerin Maliye Bakanlığı'na bırakılması da kayırıcı ve keyfi uygulamalara dayanak olabilecektir. Bu bedeller, yatırımın getirisiyle ilişkilendirilmelidir. Hazine arazilerinin ve bu kapsamda da orman arazilerinin söz konusu yatırımlar için kullandırılması kapsamında yatırım izni, kira, irtifak hakkı ve kullanma izni gibi birbirinden pek çok yönden farklı uygulamalardan söz edilmesi, keyfiliklere yol açabilecek bir düzenlemedir. Hangi durumlarda, her biri farklı anlamlara gelen bu "kolaylıklardan" hangisinin sağlanacağı, kimlerin hangi ölçütlerle karar vereceği; bu kararın uygunluğunun nasıl denetlenebileceği ve sorgulanabileceği belirsizdir.

Tasarı, kamunun denetim ve eşgüdüm rolünü dışlamaktadır:
9. maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi; "... girişimcilerin yenilenebilir enerji kaynakları sektöründe bir an önce yatırım yapmalarına yönelik kolaylıkların..." sağlanmasına hiçbir kamusal kısıtlama getirilmemiş olmaktadır. Yabancı Sermaye Kanunu, 4916 sayılı yasa vb düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde, bu "kolaylığı" yabancı sermayenin sınırsızca kullanabileceği kolaylıkla kavranabilir. Bu da enerji alanındaki bağımlığı bu kez "yenilenebilir enerji kaynakları" alanında da pekiştirebilecektir.

5. Maddede ilgili kurum ve kuruluşların söz konusu yatırımlara arazi tahsisleri sırasındaki "görüşlerinin alınması" yönündeki ifade bile yasa taslağından çıkartılmıştır, tüm yetki ve inisiyatif EPDK'ya bırakılmıştır. Tasarı, elektrik üretim tesislerinin özelleştirmelerine hazırlık amacıyla DSİ'nin inşa ettiği hidroelektrik santralların bedelsiz olarak EÜAŞ'ye devrini içermektedir. Tasarının görünürdeki amacı, ülkemizdeki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim kapasitesinin arttırılmasıdır.

Tasarının 12 maddesinde ise, DSİ'nin inşa ettiği santralların bedelsiz olarak EÜAŞ'ne devrini öngörülmektedir. Ancak bu uygulamanın, yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin kapasitenin arttırılması ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Söz konusu "bedelsiz" devire ilişkin maddenin, hidroelektrik santralların özelleştirilmesinin kolaylaştırılması ve mevcut "al ya da öde" esaslı anlaşmalar nedeniyle, özel sektörden devlet tarafından satın alınmak zorunda kalınan pahalı elektrik yüzünden zaten yükselen ortalama elektrik satış fiyatlarının daha da yükseltilmemesi için konulduğu izlenimini vermektedir. Bu uygulama, çok yakın bir geçmişte yaşanan diğer özelleştirme süreçleriyle benzerlik taşımaktadır.

Tasarı, yeni liberal politikalar ve paralelindeki "piyasa için devlet" anlayışı doğrultusunda, kamu kuruluşlarının, diğer yönetim faktörleri ile birlikte, mali yapılarının da özel sermaye grupları lehine güçsüzleştirilmesinin önünü açacaktır.

12. maddeye eklenen Ek Madde 1'de belirtilen yönetmeliğin hazırlanmasında bile DSİ'nin devre dışı bırakıldığı görülmektedir. Daha önce devre ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde DSİ var iken, bu tasarıda DSİ dışlanmaktadır. DSİ'nin inşa ettiği ve bakım onarımını yürüttüğü bu tesisleri, sadece ETKB ve Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle devretmek uygulamada sıkıntı doğmasına neden olabilecektir.

Sonuç Olarak;

Yeni liberal politikalar doğrultusundaki "Piyasacı devlet" anlayışının önceki iktidarlardaki temsilcileri, geçmişte yaptıkları mevcut "al ya da öde" esaslı doğalgaza dayalı ulusal ve uluslararası düzeydeki enerji ve elektrik anlaşmaları ile ülke ekonomisini ve enerji sektörünü açmaza sokmuşlardır.

Aynı anlayışın bugünkü sürdürücülerinin, bu kez Yenilenebilir Enerji alanında, sadece teşvik mekanizmasına indirgenmiş olan yasa tasarısı ile, taraftar oldukları piyasacı anlayışa rağmen yeni bir "iyi işlemeyen piyasa" örneği ortaya koyacakları şimdiden bellidir.

Sektörel planlama, bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme altyapısı kurulmaksızın, sadece bir teşvik mekanizmasına indirgenen mevcut yasa taslağı ile ülkemizdeki elektrik üretim kapasitesi içindeki yenilenebilir enerji kaynaklarının payı arttırılamaz. Bu nedenle tasarı, kısa vadeli politik bir manevradan başka bir anlam ifade etmemektedir.

Aynı zamanda Tasarı'da, doğal kaynaklarımızın zarara uğratılmasına, arazilerin amaç dışı kullanımına, kamu hizmeti gören kuruluşlarımızın zayıflatılmasına neden olacak maddelerin yer aldığı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla, bu haliyle Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasa Tasarısı, yenilenebilir enerji kaynakları açısından varlığı yokluğundan daha büyük sıkıntılar yaratacak bir sürece doğru ilerlemektedir.

Bu çerçevede TMMOB, siyasal iktidarının, Sosyal Güvenlik "Reformu", Kamu Yönetimi "Reformu", sürecinde dayattığı politikalarının bir benzerini yenilenebilir enerji alanında da uygulamaya çalıştığını kamuoyuna duyurmaktadır.

TMMOB ülkemizde; enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve çevreyle uyumlu bir teknolojik yapılanmanın kurulması amacıyla, yenilenebilir enerji kaynaklarının hızlı bir şekilde devreye girmesini sağlanması gerektiği savunmaktadır.

TMMOB, yenilenebilir enerji alanına yönelik bir düzenlemenin amacından uzaklaştırılmaması ve beklentilerin boşa çıkartılmaması konusunda, başta yasa yapıcılar ve kamu kuruluşları olmak üzere toplumun tüm kesimlerini dikkatli ve duyarlı davranmaya davet etmektedir.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı



AVEO BİLİŞİM TEKNİK MÜDÜRÜ OSMAN SELAMİ BUDAK SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İŞLEME KONFERANSI’NDA “PROVEA HASSAS TARIM KARAR DESTEK SİSTEMİ”Nİ ANLATACAK

16.09.2019
 


Çok Okunanlar


SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İŞLEME KONFERANSI 2019 İÇİN ONLİNE KAYITLAR BAŞLADI!

ÇOCUKLAR İÇİN ROBOTİK KODLAMA EĞİTİMİ İLERİ BİR TARİHE ERTELENDİ

EŞLİ LATİN DANSLARI KURSU BAŞLADI

WEBINAR: FİBER OPTİK KABLONUN EV VE BİNA UYGULAMA PROJELERİ

SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İŞLEME KONFERANSI 5 - 6 EKİM 2019`DA ANKARA`DA

AYDIN YÖRESİ HALK OYUNLARI KURSUMUZ BAŞLIYOR

ODTÜ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF.DR.FATOŞ YARMAN VURAL’DAN SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İŞLEME KONFERANSI’NA KATILIM ÇAĞRISI

BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİKTE YENİ TEKNOLOJİLER WEBINAR DÜZENLENDİ

ÜYELERİMİZLE EYMİR’DE BULUŞTUK

BİLKENT ÜNİVERİSTESİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ.DR.SELİM AKSOY’DAN SİNYAL VE GÖRÜNTÜ İŞLEME KONFERANSI’NA KATILIM ÇAĞRISI

Okunma Sayısı: 5634


Tüm Görüşler - Raporlar

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2019 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18


 
 
KEY İnternet Hizmetleri