MERKEZ ADANA ŞUBE ANKARA ŞUBE ANTALYA ŞUBE BURSA ŞUBE DENİZLİ ŞUBE DİYARBAKIR ŞUBE ESKİŞEHİR ŞUBE GAZİANTEP ŞUBE İSTANBUL ŞUBE İZMİR ŞUBE KOCAELİ ŞUBE MERSİN ŞUBE SAMSUN ŞUBE TRABZON ŞUBE

   · ŞUBE Giriş Sayfası

 İZMİR ŞUBE

   · 

ŞUBE TARİHÇESİ

   · 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

   · 

ŞUBE DENETÇİLERİ

   · 

ŞUBE ÇALIŞANLARI

   · 

KOMİSYONLAR

   · 

ÇALIŞMA PROGRAMI

   · 

ÇALIŞMA RAPORU

   · 

TEMSİLCİLİKLER

   · 

HABERLER

   · 

DUYURULAR

   · 

GÖRÜŞLER-RAPORLAR

   · 

BASIN AÇIKLAMALARI

   · 

YAZILI BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

GÖRSEL BASINDA ŞUBEMİZ

   · 

BASINDAN SEÇTİKLERİMİZ

   · 

YİTİRDİKLERİMİZ

   · 

EVLİLİK DUYURULARI

   · 

YENİ DOĞAN DUYURULARI

   · 

İŞ YAŞAMI DUYURULARI

   · 

MİSEM EĞİTİMLERİ

   · 

EĞİTİMLER

   · 

YENİ ÜYELİK

   · 

YAYIN SATIŞ LİSTESİ

   · 

İNDİRİM YAPAN KURULUŞLAR

   · 

İSTATİSTİKLER

 
Şube Kapsamındaki İller:

 AYDIN   İZMİR   MANİSA 
 

 

EMO İzmir Şubesi
Haber Bülteni
SAYI: 433

Tüm Sayılar

· 

GENEL

· 

SMM

· 

ÜYELİK İŞLEMLERİ

· 

MİSEM

· 

EMO E-POSTA

· 

FERDİ KAZA SİG.

· 

İMZA YETKİSİ

· 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

· 

SORUN SÖYLEYELİM

· 

ENERJİ KİMLİK BELG.

· 

ENAZ (ASGARİ) ÜCRETLER

· 

YAPI DENETİM

· 

E-İMZA

· 

MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI

· 

LPG SORUMLU MÜDÜRLÜK

· 

EMBK

· 

KVKK

YANGIN RİSKLERİNE KARŞI GÜVENLİ KENT VE KIRSAL YAŞAM PANELİ DÜZENLENDİ


GÜNDEM  - 25.06.2026

 
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi, Orman Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve İzmir Kent Konseyi işbirliğiyle düzenlenen “Yangın Risklerine Karşı Güvenli Kent ve Kırsal Yaşam” paneli, 17 Haziran 2026 tarihinde EMO Hizmet ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kent ve kırsal alanlarda giderek artan yangın risklerine karşı çok boyutlu bir savunma hattı oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlikte; yangınların çıkış nedenlerinden hukuki yaptırımlara, enerji altyapılarındaki risklerden sivil toplumun sahadaki rolüne kadar pek çok başlık, sahanın bizzat içinden gelen uzmanlar ve muhtarların katılımıyla masaya yatırıldı.
 

Panelin açılış konuşmasını yapan EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Gülhan Gürler, iklim değişikliğiyle birlikte Türkiye‘nin yangınlara karşı daha kırılgan hale geldiğini vurgulayarak, meselenin sadece teknik değil, hayati bir koordinasyon işi olduğunu ifade etti. İklim krizinin etkilerine de değinen Gürler, elektrik kaynaklı yangınların önlenmesi için dağıtım şirketlerine ve denetim mekanizmalarına çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

"Yangın sadece itfaiyenin ya da orman işçilerinin omuzlarına yüklenebilecek bir yük değildir; planlamadan mühendisliğe ve uygulamaya kadar çok katmanlı bir koordinasyon gerektirir. Bugün burada yalnızca teknik bir konuyu tartışmak için değil, doğamızı ve geleceğimizi koruyacak bir savunma mekanizmasını ortak akılla inşa etmek için bir aradayız.

İklim değişikliği ile birlikte küresel sıcaklıkların artması, özellikle Akdeniz kuşağında yer alan ülkemizi ve kentimizi yangın risklerine karşı çok daha kırılgan hale getirmiştir. Ancak biz biliyoruz ki afetlerin büyüklüğü sadece doğanın dengesiyle değil, bizim ne kadar hazırlıklı olduğumuzla doğrudan ilgilidir; doğru mühendislik çözümleri üretildiğinde riskler elbette düşecektir. Elektrik Mühendisleri Odası olarak bizim bu alandaki en büyük sorumluluğumuz elektrik kaynaklı yangınların önlenmesi için çaba sarf etmektir.

Bugün ne yazık ki kırsal alanlarda ve orman sınırlarında başlayan yangınların çıkış nedenleri arasında eskiyen elektrik iletim hatları, bakımı zamanında yapılmayan trafolar, izolasyon eksiklikleri ve standartlara aykırı enerji altyapıları yer almaktadır. Ormanlardan geçen yüksek gerilim hatlarının periyodik kontrollerinin eksiksiz yapılması, enerji dağıtım şirketlerinin altyapı yenileme yatırımlarının hızlandırılması ve akıllı erken uyarı sistemlerinin enerji şebekelerine entegre edilmesi hayati bir önem taşımaktadır."


"İklim Değişikliğine Dikkat"

Ormanların insanlık için taşıdığı yaşamsal öneme değinerek konuşmasına başlayan Orman Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Altay Uğurgül ise konunun ekolojik tarafına değindi. İklim krizinin yarattığı yeni gerçekliğe dikkat çeken Uğurgül, panelin bu sıcak günlerdeki zamanlamasının önemini belirterek şunları kaydetti:

"Dünya genelinde ormanlar insanlığa 8 bin civarında ürün ve hizmet sunmaktadır. Ancak iklim değişikliği ile beraber orman yangınları çok büyük boyutlara ulaşmış durumda, hem can kaybına hem de mal kaybına neden olmaktadır. "


"Yangınları Nasıl Önleyebiliriz?"

İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topacı ise konuşmasına, afetlerle ancak toplumsal koordinasyon içinde mücadele edilebileceğine dikkat çekerek başladı. Zamanlamanın manidar olduğunu ve riskli mevsime girilmeden önce bu koordinasyonun sağlanmasının önemini belirten Topacı, yerel halkın ve muhtarların sürecin tam merkezinde olduğuna vurgu yaparak şöyle devam etti:

"Son yıllarda kentimizde, ülkemizde ve dünyada iklim kriziyle ve ölçeği son derece büyüyen afetlerle baş başayız. Bunlardan bir tanesi de orman yangınları. Bu afet hem maddi hem manevi hem de can kayıplarına sebep olmaktadır. Neden bu paneli gerçekleştirdik? Koordinasyon anlamında ne yapmalıyız, tüm kent olarak nasıl bir araya geliriz ve orman yangınlarını çıkmadan nasıl önleyebiliriz, bunu tartışmak istiyoruz.

Yangınların en fazla oluştuğu döneme girmeden önce birlikte karar almak için buradayız. İzmir Kent Konseyi kentin ve kentlinin hakkını koruyan bir kurumdur. Bu sebeple önce yangına maruz kalan köylerde neler yaşandığını öğrenmek için muhtarlarımızı dinlemek istedik. Ardından baromuz hukuki süreçleri, meslek odalarımız ve teknik uzmanlarımız yangınları nasıl önleyebileceğimiz konusunda bilgi sunacak. Bu bütünsel bakış açısıyla panelin tüm kentlerimize örnek teşkil edeceğini düşünüyorum."


"601 Söndürme Tankeriyle Hazırız"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay‘ı temsilen konuşan Mustafa Vatansever ise hekim kimliğiyle toplum sağlığı vurgusu yaparak konuşmasına başladı. İzmir‘in yangın gerçeğini rakamlarla ortaya koyan Vatansever, belediyenin kırsal mahallelerdeki hazırlıklarını şöyle anlattı:

"2023 yılında 210 adet ormanlık alan ve fidanlık yangını gerçekleşti; bunların 60‘ına başlangıç anında müdahale edilebildi, 13‘ü ise alanın tamamen yok olmasıyla sonuçlandı. 5.000 hektarlık bir orman alanını kaybetmiş bulunmaktayız.

İzmir‘de 600 kırsal mahallemiz var; yangın söndürme tankeri olmayan mahallemiz kalmasın diye uğraşılıyor, şu anda 601 adet söndürme tankeriyle döneme hazırız. İzmir‘de 1500‘e yakın personelle itfaiye hizmeti sürdürülmeye çalışılıyor, bu sayıların geliştirilmesi gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarıyla "Dirençli Köy" protokollerimiz var. Ayrıca TPER projesi kapsamında 10 adet orman tipi yangın söndürme aracının ihalesi tamamlandı. Her şeyin güzel olması için çok çalışmamız gerekiyor."


Muhtarların Deneyimleri 

İzmir Kent Konseyi Muhtarlar Temsilcisi Zuhal Arabacı moderatörlüğünde gerçekleşen ilk oturumun ilk bölümünde, yangın felaketini birebir yaşayan muhtarlar sahada karşılaştıkları hayati sorunları dile getirdi.

Oturumda konuşan Seferihisar Tepecik Mahallesi Muhtarı Azat Aktaş, yangının ilk anlarında yaşanan hataları şöyle aktardı:

"Orman yangınlarının ulaşılması zor noktalarında yangınlar genelde elektrik tellerinden kaynaklı çıkıyor. Biz muhtarlar olarak bunu dile getirdiğimizde TEDAŞ ve Orman Müdürlüğü sürekli birbirine top atıyor; çözüm bulunmayan her şeyin sorumluluğu ortaktır! Yangın başladığında hortumdan suyu açmaya çalıştık ama yangın esnasında ilk kesilen şey elektrik olduğu için sular akmıyordu. Ana su kuyularına yangın esnasında mobil jeneratörlerin hızlı bir şekilde ulaştırılması gerekiyor."

Aktaş, sahada kendi imkanlarıyla verdikleri mücadeleyi şu sözlerle anlattı:

"Muhtarlar olarak biz o bölgenin yollarını çok iyi biliyoruz ama önerilerimiz dikkate alınmıyor. Orman müdürüne yangın şeridini kesmemiz gereken bir yolu gösterdiğimde, ‘Ormana gelmeden müdahale etmem‘ cevabını aldım ve yangın maalesef büyüdü. Yangın esnasında şebeke ve şarj sorunu yaşadık. Dar yollara gıda ve su tedarikini motosikletli kuryelerle sağladık. Helikopterin kalkamadığı rüzgarda, arazide zakkum dallarıyla ateşi döverek ve karşı ateş tekniğiyle yangını durdurmaya çalıştık."


"Resmen Mahşeri Yaşadık"

Ödemiş Ortaköy Mahallesi Muhtarı Abdullah Gümüş ise yaşanan felaketi "mahşer" olarak tanımlarken, nasıl mücadele ettiklerini şöyle anlattı:

"Tosunlar ve Karadoğan köylerinin evleri yandı, Üzümlü köyünde dikili ağaç kalmadı. Köylerin ve hayvanların tahliyesini sağladık. Sabaha kadar hayvanları sırtımızda taşıyıp güvenli bölgeye taşıdık, kendi can güvenliğimizden önce onların canı önemliydi. İnisiyatif kullanarak yolu kapattım çünkü insanlar can derdindeyken, bazıları canlı yayın yapmak için bölgeye gelip trafiği tıkıyordu!"

Gümüş, koordinasyonsuzluğa dikkat çekerek, "Bürokratik engellerle karşılaştık: Orman itfaiyesine yanan eve su sıkmasını söylediğimizde ‘İç yönetmeliğimizde evi söndürme eğitimi yok‘ deyip müdahale etmediler! Gözümüzün önünde evler yandı. Orman itfaiyesi ile belediye itfaiyesinin kesinlikle aynı eğitimlerden geçmesi gerekiyor" diye konuştu.

Bu karanlık tablonun içinde halkın gösterdiği insanüstü dayanışmaya dikkat çeken Gümüş, şöyle devam etti:

"İnanılmaz bir yardımlaşma da gördük; hidrantlar boşaldığında mandıraların süt tankerleri ve beton mikserleri içlerini su doldurup yangına müdahale etmeye geldiler. İşin başlangıcı aslında köylerin mahalle olmasıyla ‘imece‘ usulünün kalmamasıdır. Küçükbaş hayvancılık eksilince orman tabanı tamamen kupkuru otla doldu. İşin sonunda Türkiye‘nin dört bir yanından, hayatında orman yangını görmemiş Rize itfaiyesinin, Zonguldak Çaycuma itfaiyesinin bizi kurtarmaya gelmesi beni resmen hüngür hüngür ağlattı; bu dayanışma çok kıymetliydi. İzmir Büyükşehir Belediyesi‘ne de köylerimize verdiği yangın tankerleri ve eğitimler için özel bir teşekkür sunmak istiyorum."


"Cezalar Ağır, Sorumluluk Büyük!"

Bu oturumun "Hukuki Sorumluluk ve Yaptırım Süreçleri" başlıklı ikinci bölümünde ise afetlerin ardından başlayan hukuki mücadeleler, cezai müeyyideler ve mağdur vatandaşların hak arama yolları mercek altına alındı. İzmir Kent Konseyi Gençlik Meclisi`nden Ilgaz Yaman‘ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, İzmir Barosu`nu temsilen Avukat Semiha Karadağlı emsal teşkil eden yasal süreçleri katılımcılarla paylaştı.

Sözlerine doğa bilincinin önemine vurgu yapan bir şiirle başlayan Karadağlı, sorunun temelinde eğitimsizliğin yattığını belirterek, "Doğayı korumak her şeyden önce eğitimle ve sevgiyle başlar; insan sevdiği şeye zarar vermez. Ceza bir tedbirdir, tam bir ıslah yöntemi değildir" dedi. Karadağlı, cezaların ağırlığına şu sözlerle dikkat çekti:

"Orman yangınlarına sebebiyet vermenin 6831 sayılı Orman Kanunu ve Türk Ceza Kanunu‘nda (TCK) ciddi müeyyideleri vardır. Kasten orman yakmak Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanır ve 10 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası öngörür. Yangın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu çıkarsa 2 yıldan 7 yıla kadar ceza alınabilir."

Toplumdaki "yanlışlıkla oldu" algısını hukuki bir uyarı ile yıkan Karadağlı, Türk Ceza Kanunu‘ndaki "olası kast" kavramının altını çizdi. Sadece bir izmarit atmanın veya anız yakmanın bile kişilerin hayatını nasıl karartabileceğini şu çarpıcı ifadelerle özetledi:

"TCK‘daki ‘olası kast‘ kavramı önemlidir; ormana bilinçli olarak sigara izmariti atıp yangına sebep olmak olası kast kapsamında ‘kasten orman yakma‘ olarak değerlendirilir. Eğer yangında ölü veya yaralı varsa, kasten öldürme ve yaralama suçlarından da ayrıca davalar açılır. Anız yakmak ormana sıçramasa bile ‘genel güvenliği kasten tehlikeye sokma‘ suçundan mahkumiyet getirebilir."


Mağdurlar Ne Yapmalı?

Karadağlı, Orman İdaresi‘nin uyguladığı rücu işlemlerini hem de evi, aracı veya hayvanı yanan vatandaşın devlete karşı nasıl dava açabileceğini şöyle anlattı:

"Tazminatlar yönünden baktığımız zaman; Orman İdaresi, yangına sebep olan kişiye karşı yangın söndürme giderleri, orman örtüsü zararı ve ağaçlandırma bedelleri için tazminat davaları açar. Mağdur olan vatandaşlar ise, haksız fiili gerçekleştiren kişilere veya ormanları koruma yükümlülüğü olan devlete, Orman İdaresine karşı asliye hukuk mahkemelerinde tazminat davası açabilirler. Zarar gören araç, ev veya tarım arazileri için kaskonuzda/sigortanızda yangın klozları mevcutsa sigorta şirketlerinden de tazminat talep edebilirsiniz."

İlk oturumun üçüncü bölümünde ise "Orman Yangınlarının Çıkış Nedenleri ve Çözüm Yolları" tartışıldı. Orman Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Altay Uğurgül`ün moderatörlüğünü üstlendiği oturumda; Ege Ormancılık Araştırma Enstitüsü‘nden Dr. Coşkun Okan Güney ve Orman Mühendisi Koray Sarıkaya analizlerini katılımcılarla paylaştı.


"Kurumsal Yapı Zayıflatıldı"

Oturumun açılışını anayasal güvencelere dikkat çekerek yapan Prof. Dr. Altay Uğurgül, ormanların devlet kontrolünde olduğunu ve sınırlarının daraltılamayacağını hatırlattı. 

İklim krizinin yangınların şiddetini artırdığını belirten Dr. Coşkun Okan Güney ise yangınların yüzde 99‘unun erken müdahale ile söndürüldüğünü ancak asıl felaketin geriye kalan yüzde 1‘lik kısımda yaşandığını vurguladı:

"Ülkemizde yangın sayısı 1937‘den beri doğrusal bir artış gösterse de, hızlı haberleşme sayesinde yangınların yüzde 99‘u 50 hektarın altında tutulabilmektedir. Ancak 50 hektarın üzerindeki o yüzde 1‘lik mega yangınlar, toplam yanan alanın yüzde 80‘ini oluşturmaktadır.

Çıkış sebeplerine baktığımızda: yüzde 53 ihmal/kaza, yüzde 18 kasıt, yüzde 2 doğal (yıldırım) ve kalanı sebebi bilinmeyenlerdir; yani yangınların büyük çoğunluğu doğanın değil insanın eseridir. Sönmemiş sigara izmaritleri, anız yakma, çöplükler, arıcıların tütsüleri, kömür ocakları, havai fişekler, elektrik hatları ve seralardaki kaynak işlemleri en büyük ihmal nedenleridir. Kasıtlı yangınlar ise terör, savaş, izinsiz açmaları örtbas etme, arazi kazanma veya yabani hayvanları uzaklaştırma amacıyla çıkartılabilmektedir."

Orman Mühendisi Koray Sarıkaya ise orman teşkilatının teknolojik donanımlarını ve hazırlık süreçlerini anlatırken, havacılık ve eğitim konularındaki eksiklikleri ise şöyle dile getirdi:

"Orman yangınlarına karşı hazırlıklarımız Yangın Mücadele Komisyon Kararları ve Yangına Dayanıklı Orman Projeleri (YARDOP) çerçevesinde yürütülmektedir. İzmir ve Manisa‘da 13.000 kilometreyi geçen orman yolumuz vardır. Bu yollar 5 metre genişliğinde tek şeritlidir çünkü her 1 kilometrelik yol, bir futbol sahası büyüklüğünde orman kaybı demektir. Orman arazözlerimiz 400 metre hortum uzatabilen, kendi kendini yağmurlayarak koruyan özel araçlardır ve ‘Arvento‘ adı verilen navigasyon takip sistemi ile yönetilmektedir.

Hava araçları konusunda maalesef kiralama yoluna gidiyoruz; filomuza Sikorsky helikopter ve Air Tractor uçakları kattık ancak amfibik uçakların alımı uzun zaman almaktadır. Ancak asıl yaramız eğitim. Eğitim konusunda eksiklerimiz var; Buca‘daki Uluslararası Yangın Eğitim Merkezimizi üniversiteye devretmek zorunda kaldık."


"Enerji Hatları ve Yangın Riski"

Panelin en çok dikkat çeken bölümlerinden biri, enerji altyapısının yangınlardaki rolünün ve alınması gereken tedbirlerin tartışıldığı üçüncü oturum oldu.

EMO İzmir Şubesi‘nden Mükremin Zülkadiroğlu‘nun moderatörlüğünü üstlendiği oturumda; EMO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Yazmanı Eren İpek, TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü‘nden Bülent Kavak ve GDZ Elektrik Dağıtım A.Ş.‘den Mustafa Akdağ, elektrik şebekelerinin orman yangınlarındaki payını, yapılan teknolojik yatırımları ve çözüm yollarını masaya yatırdı.


"Basit Bir Hata Ormanı Yok Ediyor"

Oturumda ilk sözü alan Eren İpek, elektrik kaynaklı yangınların bilançosunu çarpıcı istatistiklerle ortaya koydu. Teknik ihmallerin ve hatalı mühendislik uygulamalarının felakete nasıl davetiye çıkardığını detaylandıran İpek, acı tabloyu şu sözlerle özetledi:

"Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye‘deki orman yangınlarının yaklaşık yüzde 5 ila yüzde 10‘u elektrik kaynaklıdır; bu oran hesaplandığında son 30 yılda yaklaşık 48 bin hektarlık çok büyük bir alana tekabül etmektedir. Teknik sebeplere bakarsak; atan porselen Orta Gerilim (OG) sigortalarının yerine tel sarılması, kısa devre anında eriyen telin altındaki bitki örtüsünü tutuşturması en büyük etkenlerden biridir.

Ayrıca, rüzgara ve çekmeye dayanıklı zincir izolatör yerine sabit mesnet izolatör kullanılması sebebiyle hatların direğe çok yakın olması, kuşların kanat açıklığı nedeniyle kısa devre ve ark oluşmasına neden olmaktadır. İletim hatlarının yaklaşık yüzde 35‘inin 30 yaşın üzerinde olması ve hatalı mühendislik hesaplamaları da yangın riskini doğrudan artırmaktadır."

İpek, riskin önüne geçilebilmesi için şu çözüm önerilerini özetledi:

"-Özellikle tarımsal sulama trafolarında yasal zorunluluk olan ‘Yüksek Gerilim İşletme Sorumluluğu‘nun yerine getirilerek bakımların yaptırılması şarttır.

-Direk diplerine 5 metre yarıçapında beton dökülmeli ve ilk yatırım maliyeti yüksek olsa da, uzun vadede ormanları ve canları korumak adına hatlar yeraltına alınmalıdır.

-Hat güzergahlarında, İspanya ve Portekiz örneklerindeki gibi 7 metre sağ ve sol olmak üzere tüm yanıcı örtü temizlenmelidir.

-Dron teknolojilerinde hattın kendi elektriğinden şarj olarak 7/24 havada kalan ve termal kameralarla kestirimci bakım yapan otonom dronlar acilen kullanılmalıdır."


"Uzaktan Müdahale Ediyoruz"

Dağıtım şirketlerinin sahadaki operasyonlarını ve yenileme çalışmalarını aktaran GDZ Elektrik Dağıtım A.Ş.`den Mustafa Akdağ ise ormanlık alanlardaki bakım stratejilerini ve teknolojik dönüşümü anlattı. Yatırım bütçelerinin büyük bir kısmını kırsal bölgelere ayırdıklarını vurgulayan Akdağ, şöyle konuştu:

"İzmir ve Manisa illerinde toplam 47 ilçede elektrik dağıtım şebekesinin bakımını yürütüyoruz. Ormanlık alanlarda elektrik dağıtım hatlarındaki risklerin minimize edilmesi için öncelikle enerji nakil hatlarımızın altlarındaki bitki örtüsünün temizliğini, mineral toprağı açığa çıkaracak şekilde orman işletme müdürlükleriyle koordineli yapıyoruz.

En çok arıza yaşadığımız noktalardan olan ayırıcıları yeni teknolojik ‘recloser‘ dediğimiz malzemelerle değiştiriyor, kırsal alanlardaki ayırıcı direklerinin dibindeki betonlama işlemlerini yeniliyoruz. Havai hatlarda sıcaklık farkları ve rüzgardan kaynaklanan sehim bozulmaları nedeniyle tellerin birbirine çarpmasını engellemek için izolasyon çubukları ve çemberleri kullanıyoruz."

Eski dönemlerdeki yaya devriyeler yerine teknolojik olanakların kullanıldığını hatırlatan Akdağ, "LIDAR donanımlı insansız hava araçlarını kullanıyoruz. Böylece arızalı direkleri hızlıca tespit edebiliyoruz. SCADA altyapısı sayesinde ana merkezleri uzaktan kontrol edip, yangın esnasında AFAD talimatıyla elektriği uzaktan kesip açabiliyoruz" diye konuştu.


"Canlı Bakım Çözümü"

Enerji iletiminin can damarı olan yüksek gerilim hatlarının durumunu özetleyen TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü Temsilcisi Bülent Kavak ise konuşmasında dağıtım hatlarından çok daha karmaşık müdahale süreçlerini yürütmek zorunda kaldıklarını ifade etti. 2023 yılında İzmir‘de orman altı temizliğinde rekor kırdıklarını ifade eden Kavak, "İzmir‘de 1384 km yüksek gerilim hattımız var. Bir arıza ve ark çıkması durumunda yangına sebebiyet vermemek için orman bölge müdürlükleriyle işbirliği içinde hatlarımızın altını temizliyoruz; örneğin 2023 yılında tam 22 milyon metrekarelik bir alan temizledik" dedi. Kavak uyguladıkları yenilikçi canlı bakım hizmetlerini şöyle anlattı:

"Yüksek gerilimde elektriği anında kesemiyoruz, kesersek koca bir ilçe hatta şehir etkilenebiliyor, hastaneler ve altyapı durabiliyor. Bu yüzden ‘canlı bakım‘ ekipleri kurduk. Bu ekiplerimiz özel kıyafetlerle, enerji kesilmeden ısınma ve gevşeklik gibi arıza riski olan yerlere anında sıcak müdahale edebiliyor. Bu sayede hem kesinti yaşatmıyor hem de olası bir yangın riskini anında bertaraf ediyoruz."


"Eğitimsiz Kişiler Risk Doğuruyor" 

Oturumun "Yangınlarda Müdahale Aşamaları" başlıklı ikinci bölümünde söz alan AFAD Temsilcisi Mahir Aydın Aktaş ise sahada karşılaştıkları fiziksel engelleri ve kontrolsüz müdahalenin yarattığı riskleri anlattı. Ulusal Orman Yangınlarına Müdahale Planı‘nı özetleyen Aktaş, "Kanunların yetki verdiği kurumlar dışında, vatandaşların veya STK‘ların kontrolsüz şekilde müdahale etmesi çok tehlikelidir; yangının merkezinde kalarak hayatınızı kaybedebilirsiniz. Nitekim geçmiş orman yangınlarında 10 STK görevlimiz maalesef şehit oldu" diye konuştu. Müdahale ekiplerinin sahada karşılaştığı en büyük engelin kaçak yapılar ve temizlenmeyen araziler olduğunu belirten Aktaş, "En büyük sorunlardan biri hobi bahçeleri ve temizlenmeyen alanlardır. Etrafı çitlerle çevrili kaçak hobi bahçeleri yangına müdahale edecek arazözleri engelliyor, iş makinelerinin bölgeye gidip çitleri yıkması yangın anında bizim için çok ciddi bir zaman kaybına yol açıyor" dedi.

İhbarların değerlendirilme süreçlerine de değinen Aktaş, "İhbar geldiğinde Orman ve İtfaiye kurumları AFAD Afet Yönetim Merkezi‘ne bildiriyor. Öncü ekip gidip asılsız ihbar olup olmadığını denetliyor. Seviye 1 yangınları yerelde çözerken, Seviye 2 ve üstü çoklu yangınlarda tüm Türkiye‘deki illerden dozer, arazöz ve hava aracı takviyesi istiyoruz" dedi. İzmir`de aktif 66 gözetleme kulesi olduğunu aktaran Aktaş, kulelere ek olarak İHA‘ların gece gündüz takip yaptığını belirtti.


"Yapay Zekayla İzliyoruz"

Bu oturumun son bölümüne katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi`nden Ferdi Gölcük ise yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerini ve kırsalda kurdukları "tanker savunma hattının" detaylarını paylaştı. Belediyenin yalnızca söndürme aşamasında değil, risk analizinde de aktif rol aldığını vurgulayan Gölcük, İzmir‘in bu konuda öncü bir adım attığını müjdeledi:

"İzmir‘de kurulan, Türkiye‘nin ilk ‘Orman ve Kırsal Alan Yangınları Müdahale Şube Müdürlüğü‘ öncülüğünde kırsal alanlara dağıttığımız 600‘ün üzerinde yangın tankeri var. Bu sistem sayesinde, geçen sene 23 ilçede başlayan 1018 yangına köylüler tarafından anında ilk müdahale yapılarak felaketler büyümeden engellendi. Biz yerel yönetimler olarak OGM‘ye destek veriyor ve insanlara temas eden noktalarda devreye giriyoruz. Orman yangınlarının etkilediği alanların risk haritalarını ve bitki örtüsü durumunu tespit ediyoruz."

Yangına en hızlı müdahalenin erken tespit ile mümkün olduğunu belirten Gölcük, kurduğu teknolojik altyapıyı şu sözlerle detaylandırdı:

"Teknolojiyi afet yönetiminin merkezine alıyoruz. Yapay zeka kameraları ile orman ara kesitlerinde çıkan dumanı tespit edip itfaiyeye anında otonom ihbar düşürebiliyoruz. Ayrıca Balçova‘da dağı gören termal ve yüksek çözünürlüklü kameralarımız aracılığıyla bölgeyi 7/24 kesintisiz izleme altında tutuyoruz."

"Afetlerde Engelliler Unutulmamalı"

Bu oturumun son bölümünde İzmir Kent Konseyi Engelli Meclisi`nden Tülin Erol afet anında engellilerin ve yaşlıların daha çok sorun yaşadığını ifade ederek, "Afet anında ilk feda edilenler yaşlılar, engelliler ve hastalardır. İzmir Büyükşehir Belediyesinin ‘Biz Varız` adlı engelli veri tabanı oluşturması çok önemli. STK‘ların afet öncesinde projeler yapıp çalışması gerekiyor. Engelli bireylerin tahliyesi, cihaz ve ilaçlarının toplanması, toplanma alanlarının erişilebilir olması çok mühim. Görme engelliler için sesli betimleme, işitme engelliler için işaret dili bilgilendirmeleri sağlanmalıdır" diye konuştu.

"Anında Müdahale Önemli" 

Son oturuma katılan İzmir Kent Konseyi Afetler Çalışma Grubu‘ndan Mutlu Paksoy ise İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin ve yerel yönetimlerin afet müdahale organizasyonunu katılımcılarla paylaştı. Büyükşehir Belediyesi‘nin, OGM, ilçe belediyeleri, TEİAŞ ve GDZ Elektrik ile iç içe, koordineli bir çalışma yürüttüğünü belirtti. Türkiye‘de ilk kez İzmir‘de "Orman ve Kırsal Alan Yangınları Müdahale Şube Müdürlüğü"nün kurulduğunu hatırlatan Paksoy, köylere dağıtılan 600‘ü aşkın yangın tankeri sayesinde geçen yıl 23 ilçede başlayan 1018 yangına anında müdahale edilerek faciaların önlendiğini açıkladı. Kırsal alan ile orman arakesitlerine yerleştirilen 19 adet yapay zeka destekli kameranın dumanı algılayıp itfaiyeye otonom ihbar gönderdiğini, Balçova‘da ise dağı 7/24 termal ve yüksek çözünürlüklü kameralarla izlediklerini belirtti. Ayrıca Tarımsal Hizmetler Dairesi‘nin 32 hayvan içme suyu göletini helikopterlerin su alabileceği şekilde genişlettiğini duyurdu.

Ekosistem Vurgusu

TEMA Vakfı İzmir Temsilcisi Özcan Gökoğlu ise orman yangınlarının yüzde 90‘ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekerek, vakfın odağına "eğitimi" aldığını ifade etti. Okul öncesinden üniversiteye kadar ekolojik okuryazarlık eğitimleri verdiklerini belirten Gökoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol sayesinde bugüne kadar yaklaşık 8 milyon öğrenciye ulaştıklarını açıkladı. Eğitimlerin sadece okullarla sınırlı kalmadığını, Aliağa ve Şakran cezaevlerindeki hükümlülere kadar toplumun her kesimine doğa bilinci aşıladıklarını belirtti. Kamuoyundaki "çam ağaçları kolay yanıyor, yerine başka ağaç dikelim" söyleminin yanlış olduğunu, çamın bölgenin orijinal türü olduğunu ifade etti. Ayrıca, bazı kurumların doğa katliamlarını meşrulaştırmak için kullandığı "100 ağaç kestik ama yerine 1000 fidan diktik" savunmasını sert bir dille eleştirerek, yok edilen şeyin yüzlerce yılda oluşan bir "orman ekosistemi" olduğunu ve bunun birkaç fidanla telafi edilemeyeceğini vurguladı.

"Gönüllü Desteği Şart"

İzmir Mahalle Afet Gönüllüleri‘nden Ertan Köseoğlu, gönüllülerin sahada olmasının önemine dikkat çekerek başladığı konuşmasında şunları kaydetti: 

"21 yıllık bir orman yangını geçmişimiz var. Kendi ekibim 12 kişilik profesyonel bir gruptan oluşuyor. OGM bize eğitim desteği veriyor. Gönüllülerin orman yangınlarında çalışması son derece kritik. Ancak gönüllülerin eğitimi sadece su sıkmakla sınırlı kalmamalı; topografya, harita okuma ve koordinat belirleme konularında eksikler var."

Amerika ve Kanada‘da yangınlara gönüllülerin müdahale ettiğini hatırlatan Köseoğlu, gönüllülerin hızlıca organize olabilmesinin önemli bir avantaj oluşturduğunu belirtti. Gönüllülerin lojistik, tahliye ve hayvan ilk yardımı gibi konularda da aktif rol üstlenebileceğini vurgulayarak, eğitim ve akreditasyon sorunlarının çözülmesi gerektiğine işaret etti.

"Afet Yönetimine Gençler de Katılmalı"

İzmir Kent Konseyi Gençlik Meclisi`nden Düzgün Ali Varlı ise gençlerin sivil toplum örgütlerine üyelik oranının düşük olmasına rağmen afetlerle ilgili örgütlere daha fazla oranda üye olduklarına vurgu yaparak konuşmasına başladı. AFAD gönüllüsü olan 2 milyonu aşkın kişinin yüzde 55`inin gençlerden oluştuğunu ifade eden Varlı, "Gençler sahaya çıkmak istiyor ancak karar alma mekanizmalarında, mesela Kızılay veya AKUT‘un yönetim kademelerinde genç oranı yüzde 0. Gençlerin teknoloji, veri analizi ve kriz yönetimi gibi konularda daha çok sürece dahil edilmesi gerek" diye konuştu. Gençlerin afet yönetimine entegrasyonunun önemine vurgu yapan Varlı, "Biz Gençlik Meclisi olarak arama kurtarma dernekleriyle köprü kurup akreditasyon sağladık ve İzmir yangınlarında genç arkadaşlarımız itfaiye koordinasyonunda çalıştı" diyerek sözlerini tamamladı.



 



 



HALK ŞARKILARI KOROSU 2025-2026 DÖNEMİ BAŞLIYOR - KAYIT

25.09.2025
 


Çok Okunanlar


DAVET: SAHNENİN EŞİĞİNDE- EMO İZMİR ŞUBESİ TİYATRO TOPLULUĞU KISA OYUN YAZMA ATÖLYESİ SEÇKİSİ OKUMA TİYATROSU

TEKNİK GEZİ : WIN EURASIA FUARI 2026

SEMİNER: GÜNEŞ ENERJİ SİSTEMLERİ TESTLERİ

YANGIN RİSKLERİNE KARŞI GÜVENLİ KENT VE KIRSAL YAŞAM PANELİ

HUKUKSUZLUĞUN 1500`ÜNCÜ GÜNÜ

EMO İZMİR ŞUBESİ VE GDZ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. ARASINDA GENİŞ KATILIMLI KOORDİNASYON TOPLANTISI

EMO İZMİR ŞUBESİ TİYATRO TOPLULUĞU’NDAN ÖZGÜN OYUN YAZARLIĞINA İLK ADIM

MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ MEZUNİYET TÖRENİ

WIN EURASIA FUARI`NA TEKNİK GEZİ DÜZENLENDİ

GÜNEŞ ENERJİ SİSTEMLERİ TESTLERİ SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Okunma Sayısı: 16


Tüm Gündem

Sayfayı Yazdır



 
Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME
 

COPYRIGHT © 2005-2026 TMMOB ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZİ
IHLAMUR SOKAK NO:10 KIZILAY/ANKARA
TEL: +90 (312) 425 32 72 (PBX) - FAKS: +90 (312) 417 38 18

KEP ADRESİ : emo.merkez@hs01.kep.tr

 
 
Key Yazılım Çözümleri A.Ş.