|
Danıştay 6. Dairesi, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi tarafından açılan dava sonucunda, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde yapılan ve belirli binalara paratoner takılmasını zorunlu kılan düzenlemeyi, mühendislik standartlarına ve bilimsel ilkelere aykırı bularak iptal etti. Yıldırımdan korunma sistemlerine ilişkin düzenlemenin `sivri` veya `yüksek` gibi yoruma açık ifadelerle değil, standartlara uygun risk analizleriyle belirlenmesi gerektiğine hükmedildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Resmî Gazete`de 11 Mart 2025 tarihinde yayımlanan değişiklik ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği`nin 27. maddesine bir fıkra eklenerek, "İçinde patlayıcı madde bulundurulan yerlerle, sivri ve yüksek bina ve tesislere Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gereği, TSE standardlarına uygun paratoner konması mecburidir" kuralı getirilmişti. Düzenlemeyi yargıya taşıyan Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi, uluslararası ve ulusal standartlara göre her yapı için "veriye dayalı risk değerlendirmesi" yapılması gerektiğine vurgu yaptı. Düzenlemede "sivri" veya "yüksek" gibi mühendislik dışı kelimelerle doğrudan zorunluluk getirildiğine dikkat çekilerek, bu düzenlemenin konuya ilişkin uluslararası standartlarla çeliştiği belirtildi. Ulusal ve uluslararası standartların (TS EN 62305 serisi), yapının yıldırımdan korunma ihtiyacını sadece yapının boyuna veya şekline göre değil; yapının geometrisi ve yüksekliği, bulunduğu coğrafi konum ve çevresel koşullar, yapı malzemesi ve içeriği (yangın/patlama riski), içindeki insan yoğunluğu ve ekonomik değeri, gibi birçok sayısal parametreyi içeren "binaya özel veriye dayalı risk değerlendirmesi" ile belirlenmesini şart koştuğu belirtildi. Söz konusu muğlaklığın, standart dışı olan aktif paratonerlerin kullanımını meşrulaştıracağına dikkat çekerek can ve mal güvenliği uyarısı yapıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise savunmasında yönetmelikte belirli bir teknolojiye işaret edilmediğini, düzenlemenin sadece TSE standardına uygunluk şartı getirdiğini belirtti. Bakanlık, "yüksek yapı" kavramının mevzuatta teknik bir karşılığı olduğunu ve yapılan değişikliğin kamu güvenliğini amaçladığını savunarak davanın reddini talep etti. Dosyayı inceleyen Danıştay 6. Dairesi, 3 Haziran 2026 tarihinde oy birliğiyle düzenlemenin iptaline karar verdi. Danıştay, paratonerin tek başına bir metal çubuk olmadığını; yakalama ucu, iletken kablo ve topraklama elektrodundan oluşan üçlü bir sistem olarak kurgulanması gerektiğini belirtti. Yönetmelikte sistemin diğer bileşenlerine yer verilmeksizin sadece "paratoner" ibaresinin kullanılması teknik açıdan eksik bulundu. TS EN 62305 serisine atıfta bulunulan kararda, bir binaya yıldırımdan korunma sistemi gerekip gerekmediğine sadece boyuna bakılarak karar verilemeyeceğine dikkat çekildi. Standartların yapının konumu, malzemesi, içeriği, çevresel koşulları ve insan yoğunluğu gibi çok sayıda parametrenin değerlendirilmesini şart koştuğu belirtildi. Kararda, yönetmelikteki "sivri ve yüksek bina" ibaresinin bu analiz kriterlerini karşılamadığı, net olmayan bu tanımın çelişkili uygulamalara yol açarak standartların göz ardı edilmesine ve can güvenliğinin tehlikeye düşmesine sebep olabileceği vurgulandı. Mahkeme, fıkrada yer alan "sivri ve yüksek bina ve tesisler" ile "paratoner" ibarelerinin hukuka aykırı olduğunu tespit etti. Sadece bu kelimelerin metinden çıkarılmasının cümlenin ve düzenlemenin bütünlüğünü bozacağı gerekçesiyle, eklenen fıkranın tamamının iptaline hükmedildi. Karar; düzenlemelerin, meslek örgütlerinin görüşleri alınarak bilimsel ölçütlere dayanması gerektiğine işaret ederken uluslararası mesleki standartlara aykırı bir düzenleme yapılamayacağını da ortaya koydu. Standartlara uygunluğu ve bilimsel etkinliği tartışma konusu olan ESE tipi (aktif) paratonerlerin oluşturduğu riskleri ortadan kaldırmak için de önem taşıyan bu karar, yönetmeliğin güncel TS EN 62305 standartlarına uygun bir şekilde yenilenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca yerel yönetimlerin ve ruhsat makamlarının onay işlemlerini, uzman elektrik mühendisleri tarafından hazırlanan "Yıldırım Risk Analizi Raporları" çerçevesinde yürütmesi gerektiği belirtiliyor.
Habere konu olan T.C. Danıştay 6. Dairesinin 2025/3082 Esas ve 2026/2977 Karar numaralı ilamının tam metnine ekler bölümünden ulaşabilirsiniz.

|