|
TMMOB, kıyı ve sahil şeritlerinin kiralanmasının önünü açan yeni yönetmelik değişikliğine tepki gösterdi. Değişikliğin kıyıların ticari işletmelere devredilmesine zemin hazırladığına vurgu yapılan açıklamada, “Kıyılar halkın ortak varlığıdır, satılamaz ve ticarileştirilemez” diyerek düzenlemenin iptali çağrısında bulundu. Düzenlemenin Anayasa’ya ve Yargıtay’ın emsal kararına aykırı olduğunu belirtilerek, uygulamanın derhal durdurulması istedi.
TMMOB‘un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar imzasıyla 11 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, Resmî Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğiyle kıyı ve sahil şeritlerinin ticarileştirilmesinin ve ranta açılmasının hedeflendiğini vurguladı. Kıyıların halkın ortak varlığı olduğuna dikkat çeken açıklamada, Anayasa`ya aykırı düzenlenin geri çekilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamasında Anayasa`nın 43`üncü maddesinde yer alan "Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir" hükmünü hatırlatılarak, hukuki kazanımların yönetmelik oyunlarıyla bertaraf edilmeye çalışıldığı söyle ifade edildi: "Kıyı alanlarında yararlanma konusunda öncelik kamuya verilmesine rağmen, son yıllarda gerek yerel, gerekse merkezi idarelerin basiretsiz tutumları nedeniyle ülkenin kıyı alanları ticari işletmeler tarafından işgal edilerek halkın kullanıma kapatılmış durumdadır. Bu hukuksuzluğa karşı bazı vatandaşlarımızın girişimleri sonucunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu (26.02.2025 tarih, 2022/82 E., 2025/98 K) tarafından verilen karar ile kıyı alanlarından toplumun yararlanmasını engelleyen kişilere karşı ceza davası açılabileceği yönünde karar vermiştir. Bu karar, toplumun geneli tarafından büyük bir kabul görmüştür. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun halka açık kıyı ve plajlara vatandaşların girişini engelleyen işletmelere karşı verdiği emsal kararın geçersiz hale getirilerek, kıyı alanların bugün olduğu gibi haksız işgallere, ranta ve talanına olanak sağlanması amacıyla 09 Ağustos 2026 tarihli ve 33335 sayılı Resmî Gazete`de; ‘Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik‘ düzenlemesi yayınlanmıştır." Gelir Paylaşımı Ranta ve Talana Hizmet Ediyor Yönetmelik değişikliğinin Anayasa`ya açıkça aykırı olduğuna vurgu yapılan açıklamada, söyle denildi: "Yapılan düzenleme ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ‘..uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ve bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari üniteler; hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle, bu alanların bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesi müdürlüğüne, bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların iştiraklerine düzenlenecek protokol ile kiraya verilebilir.` hükmü getirilmiştir. Yapılan bu yönetmelik düzenlemesi ile Anayasada ‘kıyıları çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir‘ hükmüne aykırı olarak... düzenleme yapılmıştır. Anayasaya aykırı yapılan bu düzenleme ile kıyı alanlarımız daha fazla ranta ve talana açılmaya devam edecektir. Bakanlığın, günümüze kadar sürdürdüğü ‘gelir veya hasılat` paylaşımı yoluyla girdiği ticari ilişkilerin doğru sonuçlar vermediği kamuoyu tarafından yakından bilinmektedir. Özellikle Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ., Emlak Konut GYO gibi ilgili ve ilişkili kurumların kamuya ait rantı yüksek arsa ve arazilerinin bazı ticari kuruluşlara nasıl devir edildiği tartışma konusudur. Benzer uygulamanın kıyı alanları üzerinden de yürütüleceğine ilişkin kaygılar bulunmaktadır." Kıyılara Erişim Ticarileşemez Kıyılardaki temel ihtiyaçların ticarileştirme gerekçesi yapılamayacağını ve yönetmelikteki muğlak ifadelerin suistimale açık olduğunu vurgulayan Çakar, şu tespitlerde bulundu: "Kıyılar herhangi bir idarenin gelir elde edeceği taşınmazlar değil, halkın ortak varlığıdır. Denizlere, göllere ve kıyılara erişim bir ayrıcalık ya da satın alınabilir bir hizmet değil, herkesin eşit biçimde yararlanması gereken kamusal bir haktır. Kıyılarda bakım, temizlik, güvenlik, duş, tuvalet ve benzeri ihtiyaçların karşılanması da kamusal bir hizmettir. Bu hizmetler kıyıların ticarileştirilmesinin gerekçesi olamaz. Kamunun görevi kıyıları korumak ve kamusal niteliğini güvence altına almaktır. Düzenlemede yer alan ‘Bakanlıkça uygun görülecek kıyılar‘ ve ‘zorunlu ticari ünite‘ gibi sınırları belirsiz ifadeler ise idarenin takdir alanını genişletmekte; kıyılar üzerindeki kamusal denetimin zayıflaması ve ticarileşmenin yaygınlaşması riskini büyütmektedir." Mücadele Vurgusu Açıklamada kıyıların korunması ve yönetimine dair temel ilkeleri sıralayarak iktidara ve ilgili bakanlığa çağrıda bulundu: "-TMMOB olarak yıllardır savunduğumuz kamucu anlayış açıktır: Kentlerimiz, ormanlarımız, meralarımız, su varlıklarımız ve kıyılarımız piyasanın kullanımına sunulacak rant alanları değildir. Ortak varlıklarımızın kullanımında esas olan gelir elde etmek değil, toplum yararı ve gelecek kuşakların haklarıdır. -Kıyıların yönetiminde esas alınması gereken; merkezi idarenin ticari tercihleri değil, bilimsel planlama, ekolojik koruma, yerel yönetimlerin ve meslek örgütlerinin katılımı, kamusal denetim ve toplum yararıdır. -Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle kıyıların ticarileştirilmesinin önünü açan bu anlayıştan derhal vazgeçilmeli; kıyıların kamusal kullanım hakkını göz ardı eden, Anayasa`ya ve kamu yararı ilkesine aykırı tüm düzenlemeler geri çekilmeli ve bu doğrultudaki mevcut uygulamalara son verilmelidir."
|