|
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi, 2 Eylül 2026 tarihinde Elektrik Mühendisi Özcan Uğurlu’nun sunumuyla “Yağlı Tip Trafolarda Yangın Güvenliği: Mevzuat Karmaşası ve Güncel Çözümler” başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Seminerde; yürürlükteki mevzuatta yer alan boşluklar, sahada karşılaşılan çelişkili idari kararlar, teknik tasarım hataları ve sürdürülebilir koruma modelleri masaya yatırıldı.
Sunumuna sahadaki durumu özetleyerek başlayan Özcan Uğurlu, aynı teknik özelliklere sahip yağlı transformatörler için farklı kurumların tamamen zıt taleplerde bulunabildiğini vurguladı. Bir itfaiye teşkilatının gazlı söndürme sistemi zorunluluğu getirirken, bir başka teşkilatın yalnızca pasif yangın önlemlerini yeterli gördüğünü; üçüncü bir teşkilatın algılama isteyip söndürme aramadığını, dağıtım şirketlerinin ise tip onaylı şartnamelerinde hiçbir söndürme sistemi öngörmediğini belirten Uğurlu, mevzuatta bina içi, bitişik köşk, harici köşk ve açık saha ayrımına dair sayısal mesafe kriterlerinin bulunmamasının ciddi bir yetki ve takdir karmaşası yarattığını ifade etti. Sunumunda yangınların gelişim sürecine ve uluslararası istatistiklere de değinen Uğurlu, yalıtımın zayıflamasının aylar veya yıllar alabildiğini, iç ark oluştuktan sonra ise gaz ve basınç yükselmesinin saniyeler içinde tank yırtılmasına dönüştüğünü aktardı. Tank yırtılmasının ardından başlayan yangına dışarıdan müdahalenin son derece güç olduğunu belirten Uğurlu, saniyeler mertebesindeki tek etkili müdahalenin derhal enerjinin kesilmesi olduğunun altını çizdi.
Japonya Örneği Dünya genelinde transformatör başına yıllık yangın olasılığı binde bir civarındayken, Japonya`da bu oranın sıkı işletme disiplini sayesinde otomatik söndürme sistemi kullanılmadan yaklaşık 800`de birine düşürülebildiği kaydedildi. İstatistiklerin, arızaların trafo sargılarından ziyade yüzde 70-80 oranında yüksek gerilim kablo başlıkları ve buşinglerden kaynaklandığını gösterdiği; köşklerdeki karşılığının ise gevşek klemens bağlantıları ve alçak gerilim panolarındaki ark ve aşırı ısınma riskleri olduğunun değerlendirildiği aktarıldı. Mevzuat karmaşasının Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik`in 65. maddesindeki bent diziliminden kaynaklandığını ifade eden Uğurlu; maddede trafonun bina içinde konumlandırılması şartının yalnızca duman sirayetini düzenleyen bentte yer aldığını, otomatik algılama ve söndürmeyi düzenleyen bendin ise bağımsız bırakılması nedeniyle harici köşklerin de bu kapsama girdiği yönünde yanlış bir yorum doğduğunu belirtti. Bakanlığın yayımladığı Yangın Kılavuzu ve 17 Kasım 2025 tarihli resmî görüş yazısı ile açık alanlardaki trafoların otomatik söndürmeden muaf tutulup pasif önlemlerin yeterli görüldüğü hatırlatılsa da mevzuattaki bu boşluk nedeniyle itfaiye teşkilatlarının farklı kararlar almaya devam ettiği aktarıldı. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği`nin trafo hacimlerinde sürekli havalandırmayı şart koştuğuna işaret eden Uğurlu; sürekli açık menfezleri bulunan bir monoblok köşkte gazlı söndürme sisteminin sızdırmazlık ve gaz tutma süresini sağlamasının fizik kurallarına aykırı olduğunu, sahada sadece ruhsat alabilmek uğruna açık havaya monte edilmiş ve hiçbir zaman çalışmayacak çok sayıda çöp tesisatın türediğini fotoğraflar eşliğinde anlattı.
İşletme Sorumluluğunun Önemi "Hangi senaryoya karşı neyin hedeflendiğini" tanımlayan performans odaklı ve katmanlı bir koruma modeli benimsenerek ürün seçimi yapılması gerektiğini vurgulayan Uğurlu, işletme sorumluluğu hizmetinin önemine dikkat çekti. Aylık kontroller, yük altında termografik muayene, yağ testleri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı`nın yürürlüğe koyduğu periyodik kontrol formları doğrultusunda yapılacak mühendislik denetimlerinin yangını daha ortaya çıkmadan önleyeceğini anlattı. Sürekli havalandırılan, toz ve neme maruz kalan köşklerde geleneksel nokta tipi dedektörlerin işlevsiz kalacağına değinen Uğurlu, Hava Örneklemeli Duman Algılama sistemlerinin kullanılması gerektiğini vurguladı. Köşk içi mekanik tesisat uygulamalarında yapılan hatalara da değinen Uğurlu; monoblok köşklerin beton üst kapaklarının vinçle kaldırılabilen prefabrik elemanlar olduğunu, bu kapaklara yapılan dübelleme ve boru montajlarının hem TS EN 62271-202 tip testini ve su yalıtımını bozduğunu hem de ilk trafo bakımında tesisatın koparılmasına neden olduğunu ifade etti. Algılama borularının tavan oturma derzinin altından, iç duvar yüzeyinden geçirilmesi ve cihazın köşk dışındaki korumalı bir panoya yerleştirilmesi gerektiği şemalarla anlattı. Söndürme sisteminin ise ancak optik ark algılama ve koruma röleleri vasıtasıyla elektriksel kesme teyidi alındıktan sonra tetiklenecek bir kilitlemeyle devreye girmesi gerektiği kaydeden Uğurlu, harici köşkler için asıl çözümün çakıl dolgulu yağ çukuru ve yangın bölmeleri gibi pasif tedbirler olduğu belirti.

|