 |
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla savaşlara, işgallere, militarizme ve sömürüye karşı kalıcı barış çağrısıyla 1 Eylül 2026 tarihinde kitlesel bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu`nun da kortejiyle yer aldığı yürüyüşte, savaşın faturasının halka kesildiği vurgulanarak özgür, eşit ve adil bir toplumsal düzen temelinde kalıcı barış çağrısı yapıldı.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri‘nin çağrısıyla gerçekleştirilen 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinliklerine katıldı. Mimar, mühendis ve şehir plancıları İzmir Mimarlık Merkezi önünde bir araya geldi. Buradan oluşturulan kortejle TMMOB pankartı arkasında yürüyüşe geçen katılımcılar, ÖSYM Sınav Koordinatörlüğü önündeki kitlesel toplanma alanına ulaştı ve ardından basın açıklamasının yapılacağı alana doğru yürüyüşe devam etti. Alsancak`ta bulunan ÖSYM binası önünde 1 Eylül 2026 tarihinde toplanan yurttaşlar, "Savaşa hayır, barış hemen şimdi", "Savaşa değil eğitime bütçe" ve "Savaşa değil sağlığa bütçe" sloganları eşliğinde Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüdü. Burada kurumlar adına ortak basın açıklamasını okuyan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gamze Şimşek; Ukrayna, Filistin, Sudan, Yemen, Myanmar ve Kongo gibi dünyanın pek çok farklı bölgesinde halkların çatışmaların ve savaşların ağır sonuçlarıyla yüz yüze kaldığını belirtti. Savaşların yalnızca halklar arasındaki düşmanlıklarla, etnik veya dini farklılıklarla açıklanamayacağının altını çizen Şimşek, bu çatışmaların temelinde enerji kaynakları, pazarlar, silah ticareti, emperyalist güç mücadeleleri ve sermayenin sınırsız büyüme hırsının yattığını vurguladı. Dünyanın bir yanında milyonlarca insan açlık ve yoksullukla mücadele ederken diğer yanda silahlanmaya trilyonlarca dolar ayrıldığına dikkat çekilen açıklamada; savaşlardan en çok yoksulların, emekçilerin, kadınların ve çocukların zarar gördüğü, savaş ekonomisinden beslenen sermaye gruplarının ise büyümeye devam ettiği ifade edildi. Gerçek barışın salt silahların geçici bir süre susması anlamına gelmediğini belirten Şimşek, "Gerçek barış; insanların açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, sömürüye ve güvencesizliğe mahkûm edilmediği, halkların birbirine düşmanlaştırılmadığı, bütün insanların eşit, özgür ve onurlu bir yaşam hakkına sahip olduğu bir toplumsal düzeni gerektirir" dedi.
Demokratik Çözüm Vurgusu
Barış talebinin demokrasi ve sosyal adalet mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanarak, Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Rum, Laz, Çerkes, Abhaz ve bu coğrafyada yaşayan tüm halkların eşit ve özgür yurttaşlar olarak bir arada yaşamasının önemine dikkat çekildi. Türkiye`de yıllardır çözülemeyen çatışma ortamına ve Kürt sorununa barışçıl, siyasal ve demokratik bir çözüm bulunması gerektiği belirtildi. Gündemdeki "çerçeve yasa" tartışmalarının kalıcı barışın kurulması açısından önemli olduğu ancak barışın tek başına bir yasayla güvence altına alınamayacağı; toplumun bütün kesimlerinin sürece katılımının ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasının şart olduğu ifade edildi. Bölgede kalıcı barışın sağlanması için halkların tecritten kurtulması gerektiği vurgulanan açıklamada, derinleşen ekonomik kriz ile savaş politikaları arasında doğrudan bir bağ olduğu belirtildi. Silahlanmaya ve militarizme ayrılan kaynakların bedelini halkın ödediği ifade edilen açıklama; özgürlük ve eşitlik olmadan kardeşliğin kurulamayacağı ve sömürü düzeni devam ederken kalıcı barışın sağlanamayacağı vurgusuyla sona erdi. Basın açıklamasının ardından Gündoğdu Meydanı`na doğru yürüyüşe geçen kitle, barış ve yaşam hakkı anısına denize karanfiller bıraktı.

|
 |
|