|
Aralarında Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin de bulunduğu TMMOB’ye bağlı ilgili meslek odalarının İzmir şubeleri ile İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergisi 2026, 17-18 Eylül tarihlerinde Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğin açılışında disiplinler arası ortak sorumluluk, tavizsiz denetim anlayışı ve robotik teknolojilerden tampon bölgelere uzanan önleyici çözümler dile getirildi.
İki gün süren sempozyumda, yangın güvenliğine ilişkin güncel konular; akademik çalışmalar, mevzuat ve saha deneyimi çerçevesinde ele alındı. Sempozyum süresince açık olan sergide ise yangın güvenliğine yönelik ürün, sistem ve teknolojiler sergilendi.
"Disiplinler Arası Ortak Sorumluluk" Sempozyumun açılışında etkinlik sekretaryası adına konuşan Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Haktan Karadeniz, yangınların doğal afetler içerisindeki en büyük tehditlerden biri olduğunu vurgulayarak sözlerine başladı. Karadeniz, konuşmasında yangın güvenliğinin çok bileşenli yapısına dikkat çekerek mimarlık, peyzaj mimarlığı ve mühendislik disiplinlerinin yanı sıra kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektörün ortak bir zeminde buluşmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Yangın güvenliğinin yalnızca tek bir meslek alanına indirgenemeyeceğini belirten Karadeniz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yangın güvenliği mimariden mühendisliğe, yapı güvenliğinden elektrik tesisatına, mekanik sistemlerden kimyasal süreçlere, çevre ve peyzaj düzenlemelerinden itfaiye hizmetlerine kadar çok sayıda uzmanlık alanının ortak sorumluluk taşıdığı bir konudur. Dolayısıyla ihtiyacımız olan şey, disiplinlerin kendi alanları içerisinde ayrı ayrı çalışmasından çok bilgi ve deneyimlerini ortak bir zeminde buluşturabilmeleridir. Sempozyumumuzu da esas olarak bu anlayışla düzenliyoruz." Sempozyumda akademik değerlendirmelerin ötesine geçilerek sahaya ve mevzuata somut katkılar sunulmasını hedeflediklerini ifade eden Karadeniz, yangın güvenliğinin henüz tasarım ve proje aşamasında ele alınması gerektiğinin altını çizdi: "Özellikle yüksek yapılar, toplu yaşam ve kullanım alanları, sanayi tesisleri, hastaneler, oteller ve benzeri yüksek risk taşıyan yapılarda yangın güvenliğinin proje aşamasından başlayarak ele alınması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Yangın çıktıktan sonra müdahale etmek elbette hayati önem taşımaktadır. Ancak asıl hedefimiz yangının meydana gelmesini önlemek ve olası bir yangının can ve mal kaybına dönüşmesini engellemektir. Bunun yolu ise bilimsel ve teknik gerekliliklerden taviz vermeyen bir planlama, etkin bir denetim sistemi, nitelikli uygulama ve ilgili tüm kurumların sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesidir. Yangın güvenliğinde yapılacak her yatırımın yaşanabilecek bir felaketin maliyetiyle karşılaştırıldığında ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz." Karadeniz, yangınların ardından sadece kayıpları konuşmak yerine önleyici politikaların güçlendirilmesi çağrısında bulunarak sempozyum ve serginin düzenlenmesine katkı sunan İzmir Büyükşehir Belediyesi, TMMOB bileşenleri, üniversiteler ve bilim kurullarına teşekkür etti.
Tugay: Yeni Teknolojileri Sahaya Sürmeliyiz Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ise sempozyuma 13 ilden itfaiye teşkilatlarının, meslek odalarının, akademisyenlerin ve sektör temsilcilerinin katılım göstermesinin yaratacağı bilgi ve saha tecrübesi paylaşımının çok kıymetli olduğunu dile getirdi. İklim krizinin tetiklediği aşırı hava olayları ve kuraklık nedeniyle orman yangınlarının durdurulamaz boyutlara ulaştığını ifade eden Tugay, konuşmasında İzmir`in yangın geçmişine ve 1922 Büyük İzmir Yangını‘na dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "İzmir 1800‘lü yıllarda sadece Türkiye‘nin ya da Anadolu‘nun değil, o dönemde Osmanlı‘nın değil, bütün dünyanın ticaret açısından en aktif, en gelişmiş şehirlerinden biriyken Kurtuluş Savaşı‘nın bitiminde hepinizin bildiği o büyük İzmir yangınında yaşadığı felaket; aslında kentin gelişmesinin ve sahip olduğu zenginliğin kaybedilmesinin en önemli nedenlerinden biridir. 9 Eylül‘den hemen birkaç gün sonra başlayan yangın günlerce sürmüş, şehir merkezinin yarısından fazlası yanmıştı. Eski itfaiye binasındaki Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi‘nde tek bir tulumbalı itfaiye aracı sergilenir; o dönem sadece o araçla müdahale edilebilmişti. Birbirine bitişik ahşap yapılarla bütün şehir yandı ve İzmir on yıllar boyunca o felaketin tahribatını onarmaya çalıştı. Bugün merkezdeki İzmir, aslında o yangının ardından planlanmaya çalışılmış bir şehirdir. İzmir‘in yangınla ilgili böylesi acı bir deneyimi var."
"Robotik Teknoloji Kullanacağız" Göreve geldikleri günden bu yana en çok öncelik verdikleri birimlerin başında İtfaiye Dairesi Başkanlığı‘nın geldiğini vurgulayan Başkan Cemil Tugay, kent genelinde hem personel hem de teknik donanım kapasitesini hızla büyüttüklerini açıkladı. Tugay, teşkilatın sahadaki gücünü artırmak amacıyla yürütülen somut adımları şu sözlerle aktardı: "İtfaiye çalışanlarımızın sayısının yetersiz olduğunu gördüğümüz için kadromuzu genç ve titizlikle eğitilen arkadaşlarımızla büyütüyoruz. Yeni araç alımları için düğmeye bastık; yakında 34 yeni aracımız hizmete girecek. Bunların içerisinde klasik yerleşim birimlerine müdahale eden itfaiye araçlarının yanı sıra kırsal ve orman yangınlarına müdahale edecek 10 yeni aracı filomuza katıyoruz. Ayrıca özellikle sanayi yangınlarında görev yapacak sürücüsüz, robotik yangın söndürme araçlarını da envanterimize kazandıracağız. İstasyon sayımızı da 65`e çıkardık; çok yakında 4 yeni merkezle birlikte bu sayı 69`a ulaşacak. Yangına ilk müdahalede mesafe ve zaman en kritik unsurdur."
601 Yangın Tankeriyle Erken Müdahale Kırsal alanlarda yerel halkın ve gönüllülerin gücünü sürece dahil eden öncü bir modeli hayata geçirdiklerini kaydeden Tugay, İzmir‘in yaklaşık 600 köyü bulunduğunu ve köylere dağıtılan ekipmanların olası büyük faciaların önüne geçtiğini belirtti: "Kırsal bölgelerimizdeki muhtarlarımıza ve gönüllülerimize teslim edilmek üzere şu ana kadar 601 adet yangın söndürme tankerini teslim ettik. Köylülerimiz olağanüstü bir duyarlılıkla çalışıyor. Tarlalarda, bahçelerde ya da orman sınırında başlayan yangınlara bu tankerlerle anında müdahale ediyorlar. Yılda ortalama 1500 civarında yangına köylere dağıttığımız tankerlerle erken müdahalede bulunuluyor ve alevler büyümeden kontrol altına alınıyor. Tankerlerin periyodik bakımları ve gönüllülerin eğitimi aralıksız sürüyor. Bilinçli toplum ve doğru imkanlar bir araya geldiğinde umulduğundan çok daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyor."
"Yangın Hata Kaldırmaz" Konuşmasında sanayi bölgeleri, turistik tesisler ve toplu kullanım yapılarındaki denetim süreçlerine de değinen Başkan Tugay, güvenlik mevzuatının tavizsiz uygulanması gerektiğinin altını çizdi. İtfaiye Dairesi Başkanı Ahmet Karaman ve denetim ekiplerinin hassasiyetini desteklediklerini belirten Tugay, kuralların gevşetilmesine yönelik beklentilere net bir dille karşı çıktı: "İzmir‘de organize ve serbest bölgelerle birlikte 20‘den fazla sanayi bölgesi var. Sanayi tesislerinde, otellerde ya da kamu binalarında yaşanan yangınlar sadece maddi kayba yol açmıyor, ağır çevresel felaketler doğuruyor. Ruhsat ve denetim süreçlerinde işletmeler sıklıkla ‘yardımcı olunması‘ ve kuralların esnetilmesi yönünde iyimser bir yaklaşım bekliyor. Ancak yangın asla hata kaldırmaz. Daire Başkanımız ve mesai arkadaşlarımız bunun bir keyfiyet değil, zorunlu ve hayati bir güvenlik kuralı olduğunu kararlılıkla anlatıyorlar. Maalesef ülkemizde kuralları esnetmediğiniz zaman ‘zorluk çıkaran, kötü yönetici‘ gibi algılanabiliyorsunuz. Fakat hiçbir arkadaşımız doğrulardan taviz vermeyecek. Mimardan mühendise, işletmeciden mülk sahibine kadar herkes, çıkabilecek bir felaketin tüm şehre ve komşularına vereceği zararı düşünerek hareket etmek zorundadır." Tugay ayrıca Türkiye genelinde yangınla mücadelede klasik su püskürtme yöntemlerinin ötesine geçilerek dünya genelinde uygulanan kimyasal, biyolojik ve teknolojik modern söndürme metotlarının hızla benimsenmesi ve Ar-Ge yatırımlarının artırılması gerektiği yönünde samimi bir özeleştiri yaptı.
Tampon Bölge Uygulaması İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 2025 yılından itibaren İzmir genelinde rüzgâr, eğim, toprak yapısı ve bitki örtüsü gibi parametreleri içeren kapsamlı bir "Yangın Risk Haritası" çıkardıklarını ve haritanın risk tahminlerinde yüksek doğruluk sağladığını aktaran Tugay, yerleşim alanları ile orman hatları arasındaki plansızlığa karşı yeni bir planlama zorunluluğuna dikkat çekti: "Ormana bitişik yerleşim alanlarında yeterli koruma önlemleri alınmıyor. İnsanlar doğayla iç içe yaşamak istiyor fakat çıkan bir orman yangınının evleri ve yaşamı yok etmesini engelleyecek bir planlama anlayışı yangın kapıya dayanana dek gelişmiyor. Özellikle orman köyleri ile orman sınırı arasında kesinlikle bir ‘geçiş zonu‘ (tampon bölge) oluşturulmalıdır. Bu kuşakta ya yangına dirençli özel ağaçlandırmalar yapılmalı ya da alan tamamen çıplak bırakılarak yangın emniyet şeridi oluşturulmalıdır. Geçtiğimiz dönemlerde Ödemiş, Menderes ve Seferihisar civarındaki yangınlarda birçok köyümüzün ve evimizin zarar görmesinin temelinde bu plansızlık yatmaktadır." Yangınların ardından alanların kaderine terk edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Tugay, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) ile yürüttükleri bilimsel çalışmayı hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: "Yamanlar yangınının ardından pilot bir saha çalışması yaptık ve bunun rehber kitabını hazırladık. Yangın geçirmiş ağaçlara erken dönemde doğru budama, toprak bakımı ve bol su verildiğinde ağaçların yeniden yaşama tutunabildiğini tespit ettik. Alanı hemen terk etmek yerine doğru müdahaleyle ekosistemi yeniden kazanabiliriz."
Konuşmaların ardından sempozyum yürütme kurulu üyeleri, oda başkanları, belediye temsilcileri ve sektör paydaşlarının katılımıyla kurdele kesilerek Yangın Güvenliği Sergisi‘nin açılışı gerçekleştirildi. Katılımcılar, sergi alanında yer alan yerli ve uluslararası yangın güvenliği donanımlarını, erken uyarı altyapılarını ve söndürme teknolojilerini inceledi. 
|